Yerel Haberler
İstanbul
21 Mart 2026 Cumartesi - 18:37 Ümraniye’deki Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinde 7 kişi daha gözaltına alındı Ümraniye’de Kars36 Spor futbolcusu Kubilay Kaan Kundakçı’nın araç içerisinde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada, Kundakçı’nın eski sevgilisi Aleyna Kalaycıoğlu’nun ardından 7 şüpheli daha gözaltına alındı. Olay 19 Mart saat 23.00 sıralarında Ümraniye Tatlısu Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı ve yanındaki iki arkadaşının park halindeki bir araçta oturduğu esnada, olay yerine iki farklı araçla şüpheliler geldi. Araçlardan inen şahıslardan biri, Kundakçı’nın bulunduğu araca kurşun yağdırdı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan genç futbolcu, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yürütülen teknik ve saha çalışmaları sonucunda maktulün eski kız arkadaşı olan şahsın yeni erkek arkadaşıyla birlikte olay yerine geldiği; yeni erkek arkadaşın araçtaki maktulü fark etmesi üzerine aşağı inerek silahını ateşlediği tespit edildi. Silahı ateşlediği değerlendirilen A.K. (28) ile birlikte olayla bağlantılı olduğu tespit edilen Aleyna Kalaycıoğlu (A.T.), M.R. (52), H.C.A. (25), M.K. (59), E.T. (63), A.Ö. (46) ve Z.K. (50) isimli toplam 8 şüpheli gözaltına alındı. Öte yandan olayda kullanılan suç aleti silah da ele geçirildi. Emniyetteki işlemleri devam eden şüpheliler sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edileceği aktarılırken, olayla ilgili geniş çaplı tahkikatın sürdüğü belirtildi.
Pendik’te anne ve bebekler aynı minderde jimnastik yapıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:34 Pendik’te anne ve bebekler aynı minderde jimnastik yapıyor Pendik Belediyesince düzenlenen anne ve bebekleri aynı ortamda sporla buluşturan proje, erken yaşta fiziksel gelişimi güçlendirmeyi ve aile temelli sağlıklı yaşam kültürü oluşturmayı hedefliyor. Pendik’te erken yaşta sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması amacıyla hayata geçirdiği "Anne-Bebek Jimnastiği ile Sağlıklı Nesiller Projesi" ile anneler ve bebekleri aynı çatı altında sporla buluşturuyor. Türkiye’de Pendik Belediyesi tarafından ilk kez uygulanan proje kapsamında 12-36 ay arası bebekler ve anneleri, uzman eğitmenler eşliğinde özel olarak hazırlanan jimnastik ve temel hareket egzersizlerine katılıyor. Programda bebeklerin denge, koordinasyon, kas gelişimi ve ritmik hareket becerileri oyun temelli etkinliklerle desteklenirken, güvenli ve eğlenceli ortamda motor gelişimlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Anneler ise doğru duruş, bebek taşıma teknikleri ve günlük yaşamda ergonomi konularında bilgilendirilerek hem fiziksel sağlıklarını koruyor hem de bilinçli hareket alışkanlığı kazanıyor. Aile odaklı spor anlayışıyla tasarlanan proje, çocukların erken yaşta sporla tanışmasına katkı sunarken ebeveynlerin de aktif yaşama katılımını teşvik ediyor. Öte yandan Anne-Bebek Jimnastiği programına katılmak isteyenler başvurularını Pendik Belediyesine ait internet sitesi üzerinden gerçekleştirebiliyor. "Gruplar anneli, çocuklu etkinliklerimize katılabiliyorlar" Antrenör Şeyda Genç, "Pendik Belediyesi olarak 12-36 aylık arası çocuklarımıza yönelik hareket eğitimi etkinliklerimiz başladı. Çocuklarımızın erken dönemde kazanımlarını desteklemek amacıyla burada çok güzel çalışmaya imza atmış olduk. Etkinlik seanslarımız 12-18, 18-24, 24-36 aylık olarak belirlendi. Burada çocukların dokunarak, eğlenerek öğrenmesini amaçlıyoruz. Gruplar anneli, çocuklu etkinliklerimize katılabiliyorlar. Tırmanma, dokunarak öğrenme, zıplama, yuvarlanma ve jimnastik etkinlikleriyle gelişimlerine katkı sağlıyoruz. Oyun temelli etkinlikler ile sosyal bir ortamda anneleriyle kalıcı öğrenmelerine destek sağlıyoruz" dedi. "Burada diğer aileler ve çocuklarla sosyal güzel bir ortam var" Etkinliğe katılan Elif Çise, "Pendik Belediyesinin bu etkinliği çocuğumun gelişimi için çok önemli zihinsel ve bedensel anlamda uzman eğitmenler eşliğinde öğrenci becerileri artıyor. Burada diğer aileler ve çocuklarla sosyal güzel bir ortam var. Güzel bir uygulama, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi
08 Şubat 2026 Pazar - 11:33 Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi Olumsuz çevresel etkiler nedeniyle Akdeniz çanağının genelinde çok az kalan ve deniz ekosistemi için çok önemli yeri olan pina ve deniz çayırları Tuzla’da görüldü. Konuyla ilgili bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Tuzla’da muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık, çok şaşırdık" dedi. Tuzla’da Postane Mahallesi’nde bulunan Tuzla Yelken ve Su Sporları Kulübü iskelesinden dalış yapan ekipler, Marmara Denizi’ne özgü olan Zostera marina türü deniz çayırı ve pinalar buldu. 1992’den beri tüm Akdeniz’de sayıları her geçen gün azalan pina ve deniz çayırlarının önemine vurgu yapan Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Deniz çayırları sağlıklı, Tuzlalılar çok şanslılar. Burası İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi, böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans" dedi. Prof. Dr. Sarı, Tuzla’daki gönüllü dalgıçların bölgede deniz çayırı canlılığı olduğunu bildirmesi üzerine ekibiyle beraber bölgeye geldiklerini belirterek, "Muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki bir su altı canlılığı var. 25 ila 30 metrekarelik bir alan" ifadelerini kullandı. "Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var" Prof. Dr. Sarı, bölgede yaptıkları dalışın ardından yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle geçen yıl 2 büyük proje yürüttük. Birisi MAR-ÇAYIR, diğeri MAR-PİNA idi. Derdimiz Marmara Denizi’nin bütün kıyısal alanlarındaki deniz çayırı ve pina alanlarını tespit etmek ve bunları haritalandırmaktı. Geçen yıl Adalar dahil, bin 300 kilometrelik bütün kıyı şeritlerini tarayarak bunları tespit ettik. Bu yıl, bunların ’ÇAYIR-İZ’ ve ’PİNA-İZ’ adıyla 2 büyük proje kapsamında izlemesine başladık. Marmara’nın tamamını temsil edecek şekilde istasyonlarımız var. Bu istasyonlarda düzenli olarak dalıyoruz. Deniz çayırlarının sağlık durumlarını inceliyoruz. Pinalar sağlıklı mı, yeni birey katılımı var mı, karasal baskılar ne durumda? Kıyıdan ve karadan gelen baskılar zarar veriyor mu, etkisi nedir diye görmeye çalışıyoruz. Memnuniyetle söyleyebiliriz ki, Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var. 4 tür deniz çayırı bulunuyor. En yaygın olan Cymodocea nodosa dediğimiz tür. Her tarafta bulunuyor. Kıyıdan itibaren en fazla 8.5 metre derinliğe kadar. İkinci tür Zostera marina, üçüncü tür Zostera noltii ve dördüncüsü Akdeniz’in endemik türü Posidonia oceanica. O Çanakkale’ye ve Erdek Körfezi’ne yakın bölgelerde bulunuyor." "Gönüllüler Tuzla’da deniz canlılığı olduğunu söylediler" Prof. Dr. Sarı, Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinaların hem deniz çayırlarının var olduğunu dile getirerek, "Üzüldüğümüz şey şu, Marmara’nın kuzey kıyılarından, Silivri’den başlayıp; İzmit Körfezi’ne kadar neredeyse deniz çayırı alanı kalmadı, baskı altında. Buraları kötü kullanmışız, kirletmişiz, doldurmuşuz. Deniz çayırları zarar görmüş buralarda. Pina alanları deniz çayırına göre daha iyi ve çok az, parça parça deniz çayırı yeri kalmış. Bu bölgedeki gönüllü dalgıç arkadaşlarımız dediler ki; ‘Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinalar, hem deniz çayırı var.’ Bize bildirdiler, biz de ekibimizle beraber geldik. Daldık ve muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki çok canlı bir su altı canlılığı var. Ayrıca çok küçük bir alan olsa da deniz çayırı alanı var. 25-30 metrekarelik bir alan. Zostera marina türü burada var. Onlar da gayet sağlıklı gözüküyorlar onun için çok mutlu oldum. Arkadaşlarımızla beraber bugün bu güzellikleri gördüğümüz için çok mutluyuz. Aşağıda gördüğümüz pinalar, büyük ve yavru pinalar da var ve hepsi çok sağlıklı. Deniz çayırları da çok sağlıklı. Tuzlalılar çok şanslılar. İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi burası. Böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans. Tuzlalı yöneticilerimize, Tuzla’da yaşayan insanlarımıza bu güzelliklere sahip çıkmalarını tavsiye ederiz, aman denizinize sahip çıkın! Çünkü soluduğumuz havanın içerisindeki oksijenin yarısı denizlerden geliyor. Dünyanın dörtte üçü karalarla kaplı, bütün karalar orman olsa, şu anda soluduğumuz havanın içerisindeki oksijeni üretmeye yetmiyor. Denizdeki fitoplanktonlar üretiyor ve deniz çayırları üretiyor." "Bu bölgede artık deniz çayırı var" Deniz çayırlarının deniz ekosistemi için önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, "Bir metrekare deniz çayırı alanı bir günde 10 litreden fazla oksijen üretir. Deniz canlılarına üreme, beslenme, barınma, saklanma alanı oluşturur. En önemlisi karbonu tutar. Tropik ormanlardan 35 kat fazla karbon tutar deniz çayırları. Neden karbon tutmanın altını çiziyoruz; ’iklim değişikliği’ dediğimiz büyük bir felaketle karşı karşıyayız. Atmosferdeki artan karbondioksit yüzünden sürekli dünya ısınıyor. İşte bu karbondioksiti absorbe edecek bitkisel organizmalara ihtiyacımız var. Deniz çayırıyla kaplı bir alan düşünün, hemen yanında olmayan bir alan düşünün olmayan alana göre 40 kat daha fazla canlılık barındırıyor. Eğer kıyısal alanda deniz çayırı varsa erezyonu önlüyor. Bu yönüyle saymakla bitiremeyeceğimiz kadar deniz ekosistemine katkısı var. Biz tüm bunları dikkate alarak Marmara’nın tamamında deniz çayırlarının korunmasını istiyoruz. Pinaların korunması istiyoruz. Deniz çayırları plajlarda bulunduğunda insanlar istemiyorlar, ayağımıza değiyor diyorlar ve korkuyorlar. Çimle kaplı bir alan görsek ayakkabılarımızı çıkarıp çıplak ayakla basmak isteriz. Eğer plajımızda deniz çayırı varsa plajı berraklaştırır. Deniz çayırından kaygımız varsa deniz ayakkabısı giyelim ve çayırlar ayağımıza değmesin. Marmara’nın kuzey kıyılarını dikkate aldığımızda çok az yerde, bu bölgede artık deniz çayırı var. Karşıda Adalar’ın etrafı tamamen deniz çayırı ama burada karasal baskılar yüzünden çok az kalmış. Tuzla’da şu anda küçük de olsa bir alan var. Burayı genişletmemiz, büyütmemiz var olanı korumamız lazım. Onun için bugün çok mutluyum. Burada bulunan tür nesli tehlike altında olan bir tür değil ama deniz çayırının neslinin tehlike altında olması gerekmiyor önemli olması için. O kadar kıymetli bir tür ki bu, bunu korumamız lazım" şeklinde konuştu.
Aktaş bu hafta ilk kez hakim karşısında konuşacak
08 Şubat 2026 Pazar - 11:32 Aktaş bu hafta ilk kez hakim karşısında konuşacak Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davanın görülmesine yarın devam edilecek. Bu hafta duruşmada, Aziz İhsan Aktaş’ın da bulunduğu 167 tutuksuz sanık savunma yapacak. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. 2 haftalık sürede tutuklu sanıkların savunmaları tamamlandı Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsünde bulunan büyük duruşma salonunda görülen davanın iki haftalık sürecinde, , Beşiktaş Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve 113 yıldan 337 yıla kadar hapsi istenen tutuklu sanık Rıza Akpolat ile tutuklu diğer belediye başkanlarının da bulunduğu 33 sanığın savunmaları tamamlandı. Aziz İhsan Aktaş ilk kez savunma yapacak Yargılamada yarın 3’üncü haftaya girilirken, bu hafta görülecek olan duruşmada, iddianamede 187 yıldan 450 yıla hapsi istenen ve örgüt lideri olarak aktarılan, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 4 Haziran 2025 tarihinde tahliye olan tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş başta olmak üzere 158 tutuksuz sanığın savunmaları alınmaya başlanacak. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 578 sayfalık iddianamede, Beşiktaş, Avcılar ve Esenyurt belediyeleri ile İstanbul Asfalt Fabrikaları Sanayi Ticaret A.Ş., İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü ‘suçtan zarar gören’ sıfatıyla yer aldı. Ayrıca, aralarında örgüt lideri olduğu öne sürülen Aziz İhsan Aktaş, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın da bulunduğu 200 kişi ‘şüpheli’ sıfatıyla, 19 kişi ise ‘mağdur’ sıfatıyla yer aldı. Aktaş, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında tahliye edilmişti Soruşturma kapsamında sanık Aziz İhsan Aktaş, 30 Nisan 2025 ve 11 Mayıs 2025 tarihlerinde ek ifade vermişti. Aktaş, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı gerekçesiyle 4 Haziran 2025 tarihinde ise ‘konutu terk etmemek’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması şartıyla tahliye edilmişti. Örgüt liderine 450 yıla kadar hapis talebi Hazırlanan iddianamede, şüpheli Aziz İhsan Aktaş’ın ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, 42 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, 4 kez ‘edimin ifasına fesat karıştırma’, 5 kez ‘resmi belgede sahtecilik’, 21 kez ‘özel belgede sahtecilik’, ‘kamu kurum kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, 10 kez ‘rüşvet verme’, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ ve ‘gerçeğe aykırı fatura düzenleme’ suçlarından toplamda 187 yıldan 450 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Utku Caner Çaykara’nın 2 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve ‘rüşvet alma’ suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, Ahmet Özer için 2 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve 2 kez ‘özel belgede sahtecilik’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Sanıklar Oya Tekin, Kadir Aydar, Zeydan Karalar ve Abdurrahman Tutdere için ‘rüşvet alma’ suçundan 4’er yıldan 12’şer yıla kadar hapis cezası talep edilirken, şüpheli Rıza Akpolat’ın ise ‘suç örgütüne üye olma’, 26 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, 3 kez ‘resmi belgede sahtecilik’, 19 kez ‘özel belgede sahtecilik’, ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, 4 kez ‘rüşvet alma’, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ ve ‘haksız mal edinme’ suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
TFF Fair Play Kurulu, şubat ayı ödüllerini açıkladı
08 Şubat 2026 Pazar - 11:30 TFF Fair Play Kurulu, şubat ayı ödüllerini açıkladı Fenerbahçe Kulübü, Bursaspor Kulübü, Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke ve polis memuru Cengiz Yiğit, Türkiye Futbol Federasyonu Fair Play Kurulu tarafından Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görüldü. Türkiye Futbol Federasyonu Fair Play ve Sosyal Sorumluluk Kurulu, Fair Play’in teşvik edilmesi, yaygınlaştırılması ve bu konuda farkındalık oluşturulması amacıyla verdiği Fair Play ve Sosyal Sorumluluk Ödülleri’nin şubat ayı kazananlarını açıkladı. Mehmet Nuri Yazıcı başkanlığında; Prof. Dr. Sedefhan Oğuz, Av. Kürşat Ahmet Ünal, Bilgehan Okumuş, Adnan Cevher, Ömer Üründül, Av. Tarık Emre Ekşi, Prof. Dr. Burhanettin Hacıcaferoğlu ve Banu Yelkovan’dan oluşan kurulun şubat ayı değerlendirmesi sonunda 4 farklı ödülün sahibi belirlendi. Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görülenler şöyle: Fenerbahçe Kulübü TFF Fair Play ve Sosyal Sorumluluk Kurulu, "Geleceğe Umut" projesiyle yapacağı transferlerde oyuncunun maaşlarının yüzde 1’ini dezavantajlı çocukların eğitim, gelişim ve geleceğine katkı sunacak özel programa ayırma kararı alan Fenerbahçe, ortaya koyduğu bu yaklaşımla, sporun yalnızca saha içi başarılarla sınırlı olmadığını; toplumsal sorumluluk bilinciyle birleştiğinde çok daha güçlü bir etki oluşturabildiğini göstermiştir. Bu kararı alan Fenerbahçe Kulübü’ne Sosyal Sorumluluk Ödülü verilmesi kararlaştırılmıştır. Bursaspor Kulübü Bursaspor Kulübü, TFF 2. Lig Kırmızı Grup 22. hafta müsabakası öncesinde rakibi Adanaspor’un Bursa’daki konaklama sorununu çözerek, rekabetin dostlukla daha da güzelleştiğini bir kez daha göstermiştir. Zor bir süreçten geçen rakip kulübe koşulsuz destek sunan Bursaspor yönetimi; dayanışma, empati ve sporun birleştirici gücünü ön plana çıkaran bu örnek davranışıyla Fair Play ruhunu en üst düzeyde temsil etmiştir. Fatih Tekke (Trabzonspor Teknik Direktörü) Galatasaray ile Trabzonspor arasında 5 Ocak Pazartesi günü oynanan Turkcell Süper Kupa Yarı Finali öncesinde yaptığı açıklamada futbolun bir oyun olduğunu hatırlatarak, sporun insanları bir araya getiren ve keyif alınması gereken yönüne vurgu yapan Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke; kullandığı dil ve verdiği mesajla tribün kültüründe saygı ve sağduyunun önemine dikkat çekmiştir. Sahadaki rekabetin ötesinde, sporun birleştirici gücünü öne çıkaran bu yaklaşımıyla Fair Play ve sosyal farkındalık açısından örnek teşkil ettiği değerlendirilmiş, Tekke Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görülmüştür. Cengiz Yiğit (Polis Memuru) Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü ile 12 Bingölspor arasında Malatya Stadyumu’nda oynanan TFF 3. Lig 18. Hafta maçında görevli polis memuru Cengiz Yiğit’in soğuk havada ayakları üşüyen bir çocuğa kendi çorabını vererek gösterdiği duyarlılık; insanî değerlerin, paylaşmanın ve toplumsal sorumluluk bilincinin en güzel örneklerinden biri olmuştur. Bu anlamlı davranış, sporun yalnızca sahadaki rekabetten ibaret olmadığını, aynı zamanda vicdan ve merhametle bütünleştiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu örnek davranışı nedeniyle Cengiz Yiğit, Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görülmüştür.
Pendik’te anne ve bebekler aynı minderde jimnastik yapıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:29 Pendik’te anne ve bebekler aynı minderde jimnastik yapıyor Pendik’te belediye tarafından düzenlenen, anne ve bebekleri aynı ortamda sporla buluşturan proje, erken yaşta fiziksel gelişimi güçlendirmeyi ve aile temelli sağlıklı yaşam kültürü oluşturmayı hedefliyor. Pendik’te erken yaşta sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması amacıyla hayata geçirdiği "Anne-Bebek Jimnastiği ile Sağlıklı Nesiller Projesi" ile anneler ve bebekleri aynı çatı altında sporla buluşturuyor. Türkiye’de Pendik Belediyesi tarafından ilk kez uygulanan proje kapsamında 12-36 ay arası bebekler ve anneleri, uzman eğitmenler eşliğinde özel olarak hazırlanan jimnastik ve temel hareket egzersizlerine katılıyor. Programda bebeklerin denge, koordinasyon, kas gelişimi ve ritmik hareket becerileri oyun temelli etkinliklerle desteklenirken, güvenli ve eğlenceli ortamda motor gelişimlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Anneler ise doğru duruş, bebek taşıma teknikleri ve günlük yaşamda ergonomi konularında bilgilendirilerek hem fiziksel sağlıklarını koruyor hem de bilinçli hareket alışkanlığı kazanıyor. Aile odaklı spor anlayışıyla tasarlanan proje, çocukların erken yaşta sporla tanışmasına katkı sunarken ebeveynlerin de aktif yaşama katılımını teşvik ediyor. Öte yandan Anne-Bebek Jimnastiği programına katılmak isteyenler başvurularını Pendik Belediyesi’ne ait internet sitesi üzerinden gerçekleştirebiliyor. "Gruplar anneli, çocuklu etkinliklerimize katılabiliyorlar" Antrenör Şeyda Genç, "Pendik Belediyesi olarak 12-36 aylık arası çocuklarımıza yönelik hareket eğitimi, etkinliklerimiz başladı. Çocuklarımızın erken dönemde kazanımlarını desteklemek amacıyla burda çok güzel çalışmaya imza atmış olduk. Etkinlik seanslarımız 12-18, 18-24, 24-36 aylık olarak belirlendi. Burada çocukların dokunarak, eğlenerek öğrenmesini amaçlıyoruz. Gruplar anneli, çocuklu etkinliklerimize katılabiliyorlar. Tırmanma, dokunarak öğrenme, zıplama, yuvarlanma ve jimnastik etkinlikleriyle gelişimlerine katkı sağlıyoruz. Oyun temelli etkinlikler ile sosyal bir ortamda anneleriyle kalıcı öğrenmelerine destek sağlıyoruz" dedi. "Burada diğer aileler ve çocuklarla sosyal güzel bir ortam var" Etkinliğe katılan Elif Çise, "Pendik Belediyesi’nin bu etkinliği çocuğumun gelişimi için çok önemli zihinsel ve bedensel anlamda uzman eğitmenler eşliğinde öğrenci becerileri artıyor. Burada diğer aileler ve çocuklarla sosyal güzel bir ortam var. Güzel bir uygulama, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi
08 Şubat 2026 Pazar - 10:54 Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi Olumsuz çevresel etkiler nedeniyle Akdeniz çanağının genelinde çok az kalan ve deniz ekosistemi için çok önemli yeri olan pina ve deniz çayırları Tuzla’da görüldü. Konuyla ilgili bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Tuzla’da muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık, çok şaşırdık" dedi. Tuzla’da Postane Mahallesi’nde bulunan Tuzla Yelken ve Su Sporları Kulübü iskelesinden dalış yapan ekipler, Marmara Denizi’ne özgü olan Zostera marina türü deniz çayırı ve pinalar buldu. 1992’den beri tüm Akdeniz’de sayıları her geçen gün azalan pina ve deniz çayırlarının önemine vurgu yapan Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Deniz çayırları sağlıklı, Tuzlalılar çok şanslılar. Burası İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi, böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans" dedi. Prof. Dr. Sarı, Tuzla’daki gönüllü dalgıçların bölgede deniz çayırı canlılığı olduğunu bildirmesi üzerine ekibiyle beraber bölgeye geldiklerini belirterek, "Muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki bir su altı canlılığı var. 25 ila 30 metrekarelik bir alan" ifadelerini kullandı. "Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var" Prof. Dr. Sarı, bölgede yaptıkları dalışın ardından yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle geçen yıl 2 büyük proje yürüttük. Birisi MAR-ÇAYIR, diğeri MAR-PİNA idi. Derdimiz Marmara Denizi’nin bütün kıyısal alanlarındaki deniz çayırı ve pina alanlarını tespit etmek ve bunları haritalandırmaktı. Geçen yıl Adalar dahil, bin 300 kilometrelik bütün kıyı şeritlerini tarayarak bunları tespit ettik. Bu yıl, bunların "ÇAYIR-İZ" ve "PİNA-İZ" adıyla 2 büyük proje kapsamında izlemesine başladık. Marmara’nın tamamını temsil edecek şekilde istasyonlarımız var. Bu istasyonlarda düzenli olarak dalıyoruz. Deniz çayırlarının sağlık durumlarını inceliyoruz. Pinalar sağlıklı mı, yeni birey katılımı var mı, karasal baskılar ne durumda? Kıyıdan ve karadan gelen baskılar zarar veriyor mu, etkisi nedir diye görmeye çalışıyoruz. Memnuniyetle söyleyebiliriz ki, Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var. 4 tür deniz çayırı bulunuyor. En yaygın olan Cymodocea nodosa dediğimiz tür. Her tarafta bulunuyor. Kıyıdan itibaren en fazla 8.5 metre derinliğe kadar. İkinci tür Zostera marina, üçüncü tür Zostera noltii ve dördüncüsü Akdeniz’in endemik türü Posidonia oceanica. O Çanakkale’ye ve Erdek Körfezi’ne yakın bölgelerde bulunuyor." "Gönüllüler Tuzla’da deniz canlılığı olduğunu söylediler" Prof. Dr. Sarı, Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinaların hem deniz çayırlarının var olduğunu dile getirerek, "Üzüldüğümüz şey şu, Marmara’nın kuzey kıyılarından, Silivri’den başlayıp; İzmit Körfezi’ne kadar neredeyse deniz çayırı alanı kalmadı, baskı altında. Buraları kötü kullanmışız, kirletmişiz, doldurmuşuz. Deniz çayırları zarar görmüş buralarda. Pina alanları deniz çayırına göre daha iyi ve çok az, parça parça deniz çayırı yeri kalmış. Bu bölgedeki gönüllü dalgıç arkadaşlarımız dediler ki; ‘Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinalar, hem deniz çayırı var.’ Bize bildirdiler, biz de ekibimizle beraber geldik. Daldık ve muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki çok canlı bir su altı canlılığı var. Ayrıca çok küçük bir alan olsa da deniz çayırı alanı var. 25-30 metrekarelik bir alan. Zostera marina türü burada var. Onlar da gayet sağlıklı gözüküyorlar onun için çok mutlu oldum. Arkadaşlarımızla beraber bugün bu güzellikleri gördüğümüz için çok mutluyuz. Aşağıda gördüğümüz pinalar, büyük ve yavru pinalar da var ve hepsi çok sağlıklı. Deniz çayırları da çok sağlıklı. Tuzlalılar çok şanslılar. İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi burası. Böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans. Tuzlalı yöneticilerimize, Tuzla’da yaşayan insanlarımıza bu güzelliklere sahip çıkmalarını tavsiye ederiz, aman denizinize sahip çıkın! Çünkü soluduğumuz havanın içerisindeki oksijenin yarısı denizlerden geliyor. Dünyanın dörtte üçü karalarla kaplı, bütün karalar orman olsa, şu anda soluduğumuz havanın içerisindeki oksijeni üretmeye yetmiyor. Denizdeki fitoplanktonlar üretiyor ve deniz çayırları üretiyor." "Bu bölgede artık deniz çayırı var" Deniz çayırlarının deniz ekosistemi için önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, "Bir metrekare deniz çayırı alanı bir günde 10 litreden fazla oksijen üretir. Deniz canlılarına üreme, beslenme, barınma, saklanma alanı oluşturur. En önemlisi karbonu tutar. Tropik ormanlardan 35 kat fazla karbon tutar deniz çayırları. Neden karbon tutmanın altını çiziyoruz; ’İklim değişikliği’ dediğimiz büyük bir felaketle karşı karşıyayız. Atmosferdeki artan karbondioksit yüzünden sürekli dünya ısınıyor. İşte bu karbondioksiti absorbe edecek bitkisel organizmalara ihtiyacımız var. Deniz çayırıyla kaplı bir alan düşünün, hemen yanında olmayan bir alan düşünün olmayan alana göre 40 kat daha fazla canlılık barındırıyor. Eğer kıyısal alanda deniz çayırı varsa erezyonu önlüyor. Bu yönüyle saymakla bitiremeyeceğimiz kadar deniz ekosistemine katkısı var. Biz tüm bunları dikkate alarak Marmara’nın tamamında deniz çayırlarının korunmasını istiyoruz. Pinaların korunması istiyoruz. Deniz çayırları plajlarda bulunduğunda insanlar istemiyorlar, ayağımıza değiyor diyorlar ve korkuyorlar. Çimle kaplı bir alan görsek ayakkabılarımızı çıkarıp çıplak ayakla basmak isteriz. Eğer plajımızda deniz çayırı varsa plajı berraklaştırır. Deniz çayırından kaygımız varsa deniz ayakkabısı giyelim ve çayırlar ayağımıza değmesin. Marmara’nın kuzey kıyılarını dikkate aldığımızda çok az yerde, bu bölgede artık deniz çayırı var. Karşıda Adalar’ın etrafı tamamen deniz çayırı ama burada karasal baskılar yüzünden çok az kalmış. Tuzla’da şu anda küçük de olsa bir alan var. Burayı genişletmemiz, büyütmemiz var olanı korumamız lazım. Onun için bugün çok mutluyum. Burada bulunan tür nesli tehlike altında olan bir tür değil ama deniz çayırının neslinin tehlike altında olması gerekmiyor önemli olması için. O kadar kıymetli bir tür ki bu, bunu korumamız lazım" şeklinde konuştu.
Fenerbahçe ile Gençlerbirliği 96. randevuda
08 Şubat 2026 Pazar - 10:10 Fenerbahçe ile Gençlerbirliği 96. randevuda Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig’de karşılaşacağı Gençlerbirliği ile lig tarihinde 96. kez karşı karşıya gelecek. Trendyol Süper Lig’in 21. haftasında Fenerbahçe, yarın saat 20.00’de Gençlerbirliği’ni konuk edecek. Sarı-lacivertliler ligde oynadığı 20 karşılaşmada 13 galibiyet, 7 beraberlik alırken mağlubiyet yaşamadı ve 46 puanla 2. sırada yer alıyor. Kırmızı-siyahlılar ise 20 maçta 6 galibiyet, 4 beraberlik ve 10 mağlubiyetle 22 puan toplayarak 11. sırada bulunuyor. Fenerbahçe, Başkent ekibini yenerek ligde zirve yarışında hata yapmak istemiyor. Süper Lig’de 96. randevu İki ekip arasında lig tarihinde bugüne kadar 95 maç yapıldı. Sarı-lacivertliler 48 müsabakada galibiyete ulaşırken, kırmızı-siyahlılar 16 maçta hanesine 3 puan yazdırdı. 31 karşılaşmada ise eşitlik bozulmadı. Fenerbahçe’nin 172 golüne, Gençlerbirliği 101 golle karşılık verdi. Sezonun ilk yarısında Ankara’da oynanan maça Zeki Murat Göle yönetiminde çıkan sarı-lacivertliler, sahadan 3-1’lik galibiyetle ayrıldı. Son 10 maç Fenerbahçe ile Gençlerbirliği arasında 9’u lig, 1’i Türkiye Kupası olmak üzere oynanan son 10 maçta sarı-lacivertliler, 5 galibiyet elde etti. Kırmızı-siyahlılar 1 kez kazanırken, 3 mücadele ise beraberlikle tamamlandı. Gençlerbirliği rekabetteki son galibiyetini Kadıköy’de oynanan son lig maçı olan 14 Mart 2021’de aldı. En farklı galibiyetler Fenerbahçe, Gençlerbirliği karşısında ligde en farklı galibiyetlerini 1993-1994 sezonunda 5-0, 2011-2012’de de 6-1’lik skorlarla aldı. Kırmızı-siyahlı ekip ise Fenerbahçe karşısında en farklı galibiyetlerini, 1990-1991 ve 1997-1998 sezonlarında 3-0, 1996-1997’de de 4-1’lik sonuçlarla elde etti. İki ekip arasındaki en gollü karşılaşmalarda ise 7 gol atıldı. 1959-1960 sezonunda Fenerbahçe, 1992-1993’te ise Gençlerbirliği 4-3’lük galibiyetlerle sahadan ayrıldı. Fenerbahçe’nin evinde 2011-2012 sezonundaki 6-1 ve 2019-2020 sezonunda 5-2’lik skorlu galibiyetler en gollü karşılaşmalar olarak kayıtlara geçti. İç saha karnesi Fenerbahçe, bu sezon iç sahada 9 karşılaşmaya çıktı. Sarı-lacivertliler, bu süreçte 6 galibiyet, 3 beraberlik elde etti. Kanarya, ligde Kadıköy’de oynadığı maçlarda 20 gol atarken, kalesinde 8 gol gördü. Tedesco’nun öğrencileri evinde en son Göztepe ile 1-1 berabere kaldı. Skriniar ve Alvarez cezalı Fenerbahçe, Ankara temsilcisi ile oynayacağı maçta Milan Skriniar ve Edson Alvarez’den yararlanamayacak. Takım kaptanı Milan Skriniar, Kocelispor maçı sonrası Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’ndan (PFDK) 2 maç men cezası aldı. Alvarez ise aynı maçta gördüğü sarı kartla cezalı duruma düştü. Tedavileri devam eden Archie Brown ile Levent Mercan, bireysel çalışmalarını sürdürüyor. Bu iki isim de kadroda olmayacak. Yeni transfer N’Golo Kante’nin maç kadrosuna alınması beklenirken, Sidiki Cherif’in ise son durumu maç günü netlik kazanacak. Kerem Aktürkoğlu ve Musaba, kart sınırında Kanarya’nın Kocaelispor ile oynadığı karşılaşmada sarı kart gören Kerem Aktürkoğlu, sarı kart ceza sınırına ulaştı. Ara transferde takıma katılan Anthony Musaba’nın da ligin ilk yarısından 3 sarı kartı bulunuyor. Kerem ve Musaba, yarınki mücadelede kart görmeleri halinde gelecek hafta deplasmanda oynanacak Trabzonspor maçında cezalı duruma düşecekler. En golcü Talisca Sarı-lacivertlilerin Brezilyalı forveti Anderson Talisca, bu sezon attığı 11 golle takımının en golcü ismi. Bu sezon tüm kulvarlarda 19 golü bulunan 31 yaşındaki futbolcu, Süper Lig’de son 5 maçta 7 gollük katkı sağladı. Talisca, 3 gün önce oynanan Ziraat Türkiye Kupası maçında Erzurumspor FK filelerini de 2 kez havalandırdı. Metin Diyadin, Fenerbahçe’ye karşı 4 maçı da kaybetti Gençlerbirliği Teknik Direktörü Metin Diyadin, bir kez daha eski takımı Fenerbahçe’ye rakip olacak. Futbolculuk kariyerinde 1998-2000 yılları arasında sarı-lacivertli formayı giyen Diyadin, teknik adamlık kariyerinde 4 kez rakip oldu. Metin Diyadin, Orduspor, Gençlerbirliği, Giresunspor ve Ankaragücü’nü çalıştırdığı dönemlerde Fenerbahçe ile oynadığı maçlarda 4 mağlubiyet aldı. 57 yaşındaki teknik adam, Kırmızı Kara’lara aralık ayında göreve gelirken 4 maçta 7 puan topladı. Türkiye Kupası’nda ise 2 galibiyet, 1 beraberlik elde etti. Ali Şansalan düdük çalacak Fenerbahçe ile Gençlerbirliği arasında oynanacak müsabakayı hakem Ali Şansalan yönetecek. Şansalan’ın yardımcılıklarını Kerem Ersoy ile Osman Gökhan Bilir yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise Süleyman Bahadır olacak.
Barış Göktürk: "Fenerbahçe’nin 120. yılı olan 2027 genel kurulu için hazırlanıyoruz"
08 Şubat 2026 Pazar - 10:06 Barış Göktürk: "Fenerbahçe’nin 120. yılı olan 2027 genel kurulu için hazırlanıyoruz" Eski Fenerbahçe Futbol A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Barış Göktürk, her yıl seçim yapmanın kulübün menfaatine olmadığını belirterek, "Bizim hazırlığımız, Fenerbahçe’nin 120. yılı olan 2027 genel kurulu içindir. Arkadaşlarım ve ben, Fenerbahçe’nin geleceğine ışık tutacak kalıcı bir sistem için çalışıyoruz" dedi. Fenerbahçe’nin eski yöneticilerinden Barış Göktürk, Balıkesir’de düzenlenen Fenerbahçeliler buluşmasında yaptığı konuşmada sarı-lacivertli kulübün geleceğine dair değerlendirmelerde bulundu. Fenerbahçe’nin 2027 yılında 120. yaşını dolduracağını hatırlatan Göktürk, kulübün artık geçici başarılar yerine kalıcı ve sürdürülebilir bir sistem reformuna ihtiyaç duyduğunu söyledi. Göktürk, "Kulübün temel probleminin kişilere bağlı yönetim anlayışı olduğunu ifade eden Barış Göktürk, "22 yıllık periyotta Fenerbahçe sadece 4 kez şampiyon oldu. Sonra Aziz Yıldırım geldi önemli reformlar yaptı. 1998-2002 arasındaki yaptıklarıyla 2001-2011 yılları arasında 5 kez şampiyon olduk, UEFA’da yarı final oynadık. Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynadık. İşte bu sistem kurarak oldu. Son 3 başkanla da çalışma fırsatım oldu. Fenerbahçe’nin sorunlarını biliyorum. En büyük sorunumuzun şahıslara odaklı sistem yapmak olduğu ve bir türlü kalıcı sportif başarıyı yakalayamadığımız olduğunu görüyorum. Bizim bir sisteme ihtiyacımız var. Profesyonel futbol komitelerine, seçilmişlerden değil profesyonellerden oluşmuş bir futbol aklına ihtiyacımız var. Ben şahıslardan bağımsız bir Fenerbahçe hayal ediyorum. Avrupa’da kupa kaldıran bir Fenerbahçe hayal ediyorum. Fenerbahçe Holding A.Ş.’yi kurmalıyız. Eski yöneticilik modelini bir kenara bırakarak yeni yüzler ve yeni figürlerle Fenerbahçe kalkınma programını hazırlıyoruz. Yalnızca para ve bolluk dönemlerinde gelen geçici şampiyonluklar yerine, kalıcı başarılara odaklanmalıyız. Fenerbahçe’nin şahıslardan bağımsız, kurumsal bir sisteme ihtiyacı var" ifadelerini kullandı. Plansız harcamaların kulübün geleceğini ipotek altına aldığını belirten Göktürk, "Astronomik ücretlerle yapılan transferler, abartılı maaşlar ve sonunda yine şampiyon olamayan bir Fenerbahçe. Ben artık aynı filmi izlemekten sıkıldım" diye konuştu. Seçim tartışmalarıyla ilgili görüşünü de aktaran Barış Göktürk, olağanüstü bir durum olmadığı sürece 2026 yılında aday olmayacaklarını söyledi. Göktürk, "Her yıl seçim yapmak Fenerbahçe’nin menfaatine değildir. Yönetimler görev sürelerini tamamlamalıdır. Bizim hazırlığımız, Fenerbahçe’nin 120. yılı olan 2027 genel kurulu içindir. Arkadaşlarım ve ben, Fenerbahçe’nin geleceğine ışık tutacak kalıcı bir sistem için çalışıyoruz" dedi.
Çatalca’da dere taşkını vatandaşları yıllardır mağdur ediyor
08 Şubat 2026 Pazar - 10:04 Çatalca’da dere taşkını vatandaşları yıllardır mağdur ediyor Çatalca’da kış aylarında taşan ve üzerinde o bölgede köprü bulunmayan dere nedeniyle mahalle sakinleri evlerine ulaşmakta zorlanıyor. Büyük risk alarak derenin üstündeki taşlara basarak karşıya geçmeye çalışan vatandaşlar, soruna çözüm bulunmasını istiyor. Çatalca Karamandere Mahallesi’nde, yağmur ve kar sularıyla seviyesi yükselen dere, mahalle sakinlerinin yaşamını olumsuz etkiliyor. Bölgede araç ve yaya geçişi için bir köprü bulunmaması, vatandaşların özellikle kış aylarında, derenin diğer tarafındaki evlerine geçişini zorlaştırıyor. Bölge sakinleri, daha önce derenin ortasına konulan büyük taşların üzerine basarak karşıya geçmeye çalışıyor, su seviyesinin yükseldiği dönemlerde evlerinin bulunduğu alanda mahsur kalıyor. Geçtiğimiz günlerde yaşanan kar yağışı sonrası dere yeniden taşarken, bazı vatandaşlar 5 gün boyunca karşıya geçemediğini söyledi. Mahallede yaşayan öğrenciler okula gitmekte güçlük çekerken, çocuklarını sırtında ya da kucağında taşıyarak karşıya geçirmeye çalışan vatandaşlar, yaşanan tehlike nedeniyle endişe duyuyor. Karamandere Mahallesi sakinleri, can güvenliklerinin tehlikede olduğunu belirterek, yetkililerden kalıcı bir çözüm ve köprü yapılmasını istiyor. "Araçların zaten geçmesi mümkün değil, biz çocukları genelde sırtımıza alıyoruz" Mahalle sakinlerinden Yavuz Eren, "19 yıldır mahalle sakini olduğunu ve sonbaharda su seviyesinin yükseldiğini belirterek, "Çocukların da okula başlama zamanları o zamanlara denk geldiği için burada çocuklar geçemiyorlar. Okula gitmek için de bu dereyi kullanmak zorunda kalıyoruz. Bazen çok büyük tehlikeler de atlatıyoruz. Maalesef çocukları kucağımıza götürdüğümüz için çocuklar da biz de düşebiliyoruz. Market alışverişlerimizi karşı tarafta komşularımız var, onların yardımlarıyla ip atarak temel gıdaları alabildik. Beş gün boyunca mahsur kaldık. Çocuklar okula da gidemediler. Biz de maalesef işe gidemedik. Araçların zaten geçmesi mümkün değil. Biz çocukları genelde sırtımıza alıyoruz. Tek tek geçirmeye çalışıyoruz. Okula gidebilmeleri için de buradan dereden geçmeleri yeterli değil. Bir de burada ormanın içerisinden yaklaşık bir kilometre ana asfalta yürümek zorunda kalıyorlar. Çünkü servis buraya kadar gelmiyor. Bakın mesela şu anda karşıdan geçmeye çalışan biri var. Çocukları kucağında. Nasıl geçeceğini düşünüyor şu anda. Gerçekten mağduruz. Basit bir köprü bile yapılabilse en azından, çok büyük bir köprüye de ihtiyacımız yok. Ufak bir köprü bile yapılsa en azından arabalarla geçemesek bile yürüyerek geçip temel ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğiz" şeklinde konuştu. "Bir komşumuzun ayağı kırıldı" Merve Eren isimli vatandaş, "Bu böyle şu an su seviyesi inmiş hali. Hastaneye gidemiyoruz zaten. Ayrıyeten üç gündür de çocuğumu okula gönderemedim ben. Bugün daha yeni böyle bu şekilde su seviyesi indiği için okula gidebildi, o da zor şartlar altında. Geçenlerde bir komşumuzun ayağı kırıldı geçerken taştan kaydı düştü. O yüzden mağduriyetimiz var. Giderilmesini talep ediyoruz. Yani en azından bir köprü, araç geçişi olmasa bile yaya geçişi olan bir köprü bizi kurtarabilir" dedi. Mahalleli Veysel Özcan, "Buradaki mağduriyetimiz bu dereden dolayı, yağmur, yağış olduğu zaman bu dereden karşı tarafa geçemiyoruz. Ben emekliyim. Benim çocuğumun bir tanesi okula gidiyor. Okula gittiğinden dolayı çocuğumu buraya getiremiyorum. Dolayısıyla benim ailem de yanında kalmak zorunda kalıyor. O yüzden ben burada tek başıma kalıyorum, bir de kira veriyorum. Kendi evim var burada ama kira vermek zorunda kalıyorum, o da bizim her türlü mağduriyetimiz oluyor. Yol yok, köprü yok. Çocukları mecburiyetten göndermek zorunda kalıyoruz. Burada çok sıkıntılar yaşadık. Geçen sene ben bu suda az kalsın boğuluyordum. Şişme botlarla karşıya geçmeye çalıştık ekmeğimizi almak için su yükseldi ve şişme bot devrildi. Az kalsın boğuluyordum. En azından burada bir köprü yapılmasını istiyoruz" dedi. Ali Akyüz ise "Market alışverişinden geliyorum. Bu dereden biraz sonra geçmeye çalışacağım. Benim hastalarım var, bir türlü bu dereden karşıdan karşıya gelip geçemiyoruz. Yani Allah aşkına buraya bir köprü yapalım. Kaçıncı asırda yaşıyoruz? Bu bir rezillik. Dereden geçsem aracım gider. Geçen arkadaşımızın aracı uçtu buraya, dört gün suyun altında kaldı orada. Kendisini jandarma geldi kurtardı. Araç geçmez. Şimdi aldım üç günlük ihtiyacımı gidiyorum. Üç gün sonra tekrar getireceğim. Bu havaya bak. Belki üç gün sonra daha büyük yağmurlar yağacak" diye konuştu.
Yarım asrı aşan evlilikler gençlere örnek oldu
08 Şubat 2026 Pazar - 09:38 Yarım asrı aşan evlilikler gençlere örnek oldu Büyükçekmece’de düzenlenen programda, 50 yıl ve üzeri evli çiftler bir araya gelerek gençlere evlilikle ilgili tavsiyelerde bulundu. Programa katılan Osman Yurtkulu, "73 yaşındayım, 56 senedir evliyim. İyisiyle kötüsüyle şimdiye kadar bu evliliği sürdürdük. Hiçbir zaman için birbirimizi kırmadık. Bu evliliğin devamı da saygı, sevgidir" dedi. Büyükçekmece Kumburgaz Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir dernek, 50 yıl ve üzeri evli kalan çiftler için anlamlı bir buluşma düzenledi. Programda, yarım asırdan fazla süredir evliliklerini sürdüren çiftler bir araya gelerek tecrübelerini paylaştı. Uzun yıllardır aynı yastığa baş koyan katılımcılar, evliliklerinde sevgi, saygı, sabır ve anlayışın en önemli unsurlar olduğunu vurguladı. Gençlere tavsiyelerde bulunan çiftler, iyi günde de kötü günde de birlikte hareket etmenin evliliği ayakta tuttuğunu ifade etti. Son yıllarda boşanma oranlarının artmasından duydukları üzüntüyü dile getiren katılımcılar, evliliğin emek, fedakârlık ve karşılıklı hoşgörüyle yürütülebileceğini belirterek küçük sorunların büyütülmemesi gerektiğini, konuşarak ve anlayışla her zorluğun aşılabileceğini aktardı. "Evliliğin devamı saygı, sevgidir" Programa katılan Osman Yurtkulu, "73 yaşındayım, 56 senedir evliyim. İyisiyle kötüsüyle şimdiye kadar bu evliliği sürdürdük. Hiçbir zaman için birbirimizi kırmadık. Bu evliliğin devamı da saygı, sevgidir. Şimdi günümüzdeki, boşanmalar hep şu yönden oluyor, bunlar hep hazırcı oluyor, biz kendimiz kazandık, kendimiz çalıştık, kendimiz bu hale geldik. Şimdikiler tabii ki araba, ev, yat, kat istiyorlar. O yönden boşanmalar oluyor. Onlarda pek saygı, sevgi, yeni çiftlerde yok zannediyorum. Birbirine sarılmalı, iyi günde kötü günde beraber olmaları lazım. Birbirlerinin yanında olmaları lazım" dedi. Osman Yurtkulu’nun eşi Medine Yurtkulu ise "Çok güzel geçti evliliğimiz Çok şükür, hiçbir kötülüğümüz olmadı, her zaman iyiydik iyi olduk, birbirimizi saydık sevdik. Çok şükür yalan konuşmadık. Sevgimiz, saygımız bu yaşa kadar gitti çok şükür. İyi olsunlar, birbirlerine saygıları olsun, büyüklerini küçüklerini bilsinler. Ömür boyu mutlu olsunlar" şeklinde konuştu. Adıgüzel Çalışkan isimli bir başka katılımcı ise, "78 yaşındayım, 58 yıl 20 gündür evliyim. Çok iyi geçti, maddi durumumuzun iyi olduğu zaman da oldu kötü olduğu zaman da oldu. Vara hamdettik, yoka da şükrettik. Elhamdülillah bugünlere kadar gelmiş bulunuyoruz. Boşanmalar konusuna gelince, boşanmalar çok çoğaldı. Ben şunu tavsiye ediyorum gençlerimize, bir insan varlığa şükrederse, yoksulluğa da şükrederse, elhamdülillah aşamayacağı hiçbir engel olmaz. Hep beraber gönül gönüle, sırt sırta verdiğimiz müddetçe aşılmayacak hiçbir engel olmaz" ifadelerini kullandı. "Sabah kahvaltısı yapmadan kocalarını işe göndermesinler" Katılımcı Cemal Rıza Türker ise, "1967 yılında evlendik. Görücü usulü evlendim. Hanımlar kocalarına hizmet etmiyorlar. Sabah kahvaltısı yapmadan kocalarını işe göndermesinler. Eve gelince güzel muamele yapsınlar. En fazla bundan oluyor. Görücü usulüyle evlenenlerin yüzde sekseninde hiçbir ayrılık yok. Sevip de ayrılanlara ben kızıyorum" dedi. Gülsüm Türker ise "Çok güzel bir evliliğimiz oldu. Çok mutluyum. Bu zamana kadar bizim gibi evli olan yoktur" diye konuştu.