Yerel Haberler
İstanbul
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:38 Türk Hava Yolları, Antalya Havalimanı özel yolcu salonunu hizmete açtı Türk Hava Yolları, Antalya Havalimanı’nda özel yolcu salonunu hizmete açtı. Yaklaşık 2 bin 30 metrekare büyüklüğünde projelendirilen özel salon, 270 yolcu kapasitesiyle hizmet verecek şekilde tasarlandı. Yolcu konforunu ön planda tutulan yeni salonda modern mimari anlayışı ve kullanıcı odaklı tasarımıyla dikkat çekiyor. Türk Hava Yolları, misafirlerine sunduğu ayrıcalıklı seyahat deneyimini geliştirmeye yönelik yatırımlarına devam ediyor. Antalya Havalimanı’nda hayata geçirdiği yeni özel yolcu salonunu hizmete açan THY, yolcu konforunu ön planda tutarak bu yeni salonda modern mimari anlayışı ve kullanıcı odaklı tasarımıyla dikkat çekiyor. Yaklaşık 2.030 metrekare büyüklüğünde projelendirilen özel yolcu salonu, 270 yolcu kapasitesiyle hizmet verecek şekilde tasarlandı. Yaklaşık 150 iş gününde tamamlanan proje kapsamında; toplantı odaları, sessiz görüşme alanı, VIP odası, aile odası, çocuk oyun alanı, yolcu giyinme odaları ve farklı kullanım ihtiyaçlarına yönelik dinlenme bölümleri yer alıyor. Antalya’nın doğal yapısından ilhamla tasarlandı Antalya’nın falezleri, kıyı topografyası ve tarihi dokusundan ilham alınarak tasarlanan projede; doğal taş dokuları, sıcak tonlu ahşap yüzeyler, bronz detaylar ve dolaylı aydınlatma unsurları ön plana çıkıyor. Farklı oturma alanları, çalışma bölümleri ve yarı özel dinlenme alanları ise akışkan bir mekânsal kurgu ile bir araya getiriliyor.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:37 "Eski akciğer ve karın filmleri skolyoz teşhisinde ipucu olabilir" Çocukluk ve ergenlikte görülen skolyozun çoğu zaman belirgin ağrı oluşturmadan ilerlediğine dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kadir Abul, "Türkiye’de e-Nabız sistemi üzerinden daha önce çekilmiş görüntülerin (filmlerin) tekrar kontrol edilmesi, skolyozun erken teşhis edilmesinde faydalı olabilir. Bazen başka nedenlerle çekilmiş akciğer grafileri ya da karın filmlerinde skolyoza ait erken bulgular bulunabiliyor. Erken tanı sayesinde bazı çocuklarda cerrahiye ihtiyaç kalmadan takip ve korse tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabilir" dedi. Liv Hospital Ulus Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kadir Abul, skolyozun her zaman çocukluk çağından itibaren belirgin şekilde görülmeyebileceğini belirtti. Ailelerin çoğu zaman skolyozun yıllardır var olan bir durum olduğunu düşündüğüne dikkat çeken Dr. Abul, "Oysa bazı çocuklarda erken çocukluk döneminde hiçbir belirti olmayabilir. Özellikle ergenlik dönemindeki hızlı büyüme atağı sırasında skolyoz yeni başlayabilir ya da çok kısa sürede belirgin hale gelebilir" diye konuştu. Skolyozun özellikle ergenlik döneminde sessiz ilerleyebildiğini ifade eden Dr. Abul, "Bu süreçte çocukta belirgin bir ağrı, hareket kısıtlılığı ya da günlük yaşamı etkileyen ciddi bir şikayet olmayabilir. Eğrilik ilerlediği halde aile uzun süre bunu fark etmeyebilir" dedi. "Küçük duruş değişiklikleri önemsenmeli" Skolyozun en yanıltıcı yönlerinden birinin ağrı oluşturmadan ilerlemesi olduğunu belirten Abul, ailelerin yalnızca ağrı şikayetine odaklanmaması gerektiğini söyledi. Abul, "Bir omuzun diğerinden daha yüksek olması, kürek kemiklerinden birinin daha belirgin görünmesi, bel oyuntularında eşitsizlik olması, kalçalardan birinin yukarıda görünmesi ya da gövdenin hafif yana kaymış gibi durması skolyoz açısından önemli ipuçları verebilir" ifadelerini kullandı. Ergenlik dönemindeki çocukların fiziksel değişimlerinin aileler tarafından her zaman kolay fark edilemeyebileceğini anlatan Abul, "Çocuk büyüdükçe mahremiyet duygusu artıyor. Bu nedenle ailelerin çocuğu detaylı gözlemlemesi zorlaşabiliyor. Hafif asimetriler çoğu zaman duruş bozukluğu ya da büyüme sürecinin doğal bir parçası sanılarak gözden kaçabiliyor" dedi. "Hızlı büyüme döneminde risk artıyor" Skolyozda ’sessiz ilerleme’ kavramının önemine dikkat çeken Abul, hızlı büyüme dönemlerinde riskin belirgin şekilde arttığını belirtti. Abul, "Çocuk hızlı büyürken omurga da hızlı uzar. Eğer omurgada skolyoza ait bir eğrilik başlamışsa, bu eğrilik de aynı dönemde hızla artabilir. Özellikle birkaç ay içinde belirgin boy uzaması olan çocuklarda omurga dikkatle takip edilmelidir" diye konuştu. Kız çocuklarında adet öncesi ve sonrası dönemin, erkek çocuklarında ise hızlı boy uzamasının olduğu yılların skolyoz açısından kritik dönemler olduğunu dile getiren Abul, düzenli gözlem ve kontrollerin önem taşıdığını söyledi. "Daha önce yoktu’ düşüncesi yanıltabiliyor" Ailelerin çoğu zaman ’Daha önce hiçbir sorun yoktu’ şeklinde düşündüğünü kaydeden Abul, şu bilgileri paylaştı: "Küçük eğrilikler uzun süre fark edilmeyebilir. Skolyoz başlangıç aşamasında ağrı yapmayabilir. Kıyafetlerin altında fark edilmesi zor olabilir. Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda gözden kaçması oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Erken fark edilmeyen eğrilikler zamanla ileri seviyelere ulaşabilir. 60 dereceye ulaşan skolyoz çoğu zaman bir anda oluşmaz. Başlangıçta küçük olan eğrilik, düzenli takip yapılmadığında hızlı büyüme döneminde ilerleyebilir." "e-Nabız’daki eski filmler, erken teşhiste önemli ipuçları verebilir" Türkiye’de ailelerin e-Nabız sistemi üzerinden daha önce başka nedenlerle çekilmiş görüntüleri hekimlerine tekrar kontrol ettirmelerinin erken teşhis konusunda faydalı olabileceğini belirten Abul, "Bazen başka nedenlerle çekilmiş akciğer grafileri ya da karın filmlerinde skolyoza ait erken bulgular bulunabiliyor. Ancak bu durum o dönemde aileler tarafından fark edilmemiş olabiliyor. Bu yüzden eski görüntülerin uzman hekim tarafından değerlendirilmesi, eğriliğin ne kadar süredir var olduğu ve ilerleme gösterip göstermediği konusunda önemli bilgiler sağlayabilir" dedi. "Korse tedavisi ameliyat riskini azaltabiliyor" Korse tedavisinin doğru hastada etkili sonuçlar sağlayabildiğini hatırlatan Abul, "Her skolyoz hastasının korse adayı olmayabilir. Korse tedavisi özellikle büyümesi devam eden, eğriliği ilerleme riski taşıyan ve orta dereceli skolyozu bulunan çocuklarda uygulanır. Buradaki amaç çoğu zaman eğriliği tamamen ortadan kaldırmak değil, büyüme tamamlanana kadar ilerlemesini durdurmaktır. Korse tedavisi yalnızca teknik bir uygulama olarak görülmemelidir. Çocuğun yaşı, büyüme potansiyeli, eğriliğin tipi, Cobb açısı ve tedaviye uyum birlikte değerlendirilmelidir" açıklamasında bulundu. "Tedavide hasta uyumu büyük önem taşıyor" Bilimsel çalışmaların korse kullanım süresi ile tedavi başarısı arasında doğrudan ilişki olduğunu gösterdiğine değinen Abul, şunları söyledi: "Korse yapılmış olması tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan korsenin önerilen süre boyunca düzenli kullanılabilmesidir. Ergenlik dönemindeki çocuklar için korse kullanımı psikolojik ve sosyal açıdan zorlayıcı olabilir. Okul hayatı, kıyafet seçimi, arkadaş çevresi ve beden algısı bu süreci etkileyebilir. Bu nedenle ailelerin baskıcı değil destekleyici yaklaşması gerekir." "Cerrahi tedavi kişiye özel planlanıyor" Skolyozda cerrahi tedavinin genellikle ileri dereceli eğriliklerde gündeme geldiğini belirten Doç. Dr. Abul, Modern cerrahi yöntemler artık çok daha güvenli hale gelmektedir. Günümüzde skolyoz cerrahisinde üç boyutlu planlama yapılıyor. Sadece eğriliği düzeltmek değil, omurganın dengeli yapısını korumak da hedefleniyor. Modern cerrahide pedikül vidası sistemleri, nöromonitörizasyon ve seçici füzyon teknikleri kullanılır. Amaç yalnızca röntgen görüntüsünü düzeltmek değil, uzun vadede dengeli, güvenli ve sağlıklı bir omurga yapısını koruyabilmektir" dedi. "Evde basit gözlemler erken farkındalık sağlayabilir" Ailelerin evde yapabilecekleri basit gözlemlerin erken teşhis açısından önemli olabileceğini dile getiren Abul, "Çocuklar belirli aralıklarla gözlemlenmelidir. Çocuk dizlerini bükmeden öne eğildiğinde sırtın bir tarafında belirgin yükseklik, kaburga çıkıntısı ya da bel bölgesinde asimetrik kabarıklık görülüyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi gerekir. Evde yapılan gözlemler tanı koymak için yeterli olmaz. Bu gözlemler yalnızca farkındalık sağlar. Kesin değerlendirme mutlaka uzman muayenesiyle yapılmalıdır. Skolyozda erken teşhis tedavi başarısını artırır. Erken tanı sayesinde bazı çocuklarda cerrahiye ihtiyaç kalmadan takip ve korse tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:36 Esenyurt’ta kapsamlı bahar temizliği Esenyurt Belediyesi, "Esenyurt’a Bahar Temizlikle Geliyor" kampanyası çerçevesinde Osmangazi Mahallesi’ndeki sanayi bölgesinde kapsamlı temizlik çalışması gerçekleştirdi. Kaçak moloz döküm alanları temizlenirken, cadde ve sokaklar yıkama araçlarıyla hijyenik hale getirildi. Esenyurt Belediyesi, ilçe genelinde sürdürdüğü "Esenyurt’a Bahar Temizlikle Geliyor" kampanyasına aralıksız devam ediyor. Belediye Başkan Vekili Can Aksoy’un talimatları doğrultusunda sahaya inen Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, bu kez çalışmalarını Osmangazi Mahallesi’ndeki sanayi bölgesinde yoğunlaştırdı. Çalışmalara Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Nurhan Demir ile Osmangazi Mahalle Muhtarı Selda Güleş de katıldı. Bölgede gerçekleştirilen çalışmalarda ana cadde ve sokaklarda biriken atıklar toplanırken, çevre kirliliğine neden olan kaçak moloz döküm alanları da iş makineleri ve tırlarla kaldırıldı. Belediye ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında sanayi bölgesindeki kötü görüntüler ortadan kaldırılarak çevrede kapsamlı temizlik çalışması yapıldı. Yıkama araçlarıyla cadde ve kaldırımlar detaylı şekilde temizlenirken, bölge daha düzenli ve hijyenik bir görünüme kavuştu. Park ve yeşil alanlarda da bakım ve temizlik çalışmaları gerçekleştiren ekipler, mahalle genelinde kapsamlı bir mıntıka temizliği yaptı. Belediye yetkilileri, daha temiz ve sağlıklı bir çevre oluşturmak amacıyla ilçenin farklı noktalarında temizlik faaliyetlerinin devam edeceğini belirtti. "Daha temiz çevre daha temiz insan" Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü Koordinasyon Merkez Amiri Eyyüp Bingöl, daha temiz bir çevre oluşturmak amacıyla var güçleri ile çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ederek, "Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü olarak, Belediye Başkan Vekilimiz Can Aksoy’un talimatları doğrultusunda ilçemizde başlattığımız bahar temizliği kampanyasını aralıksız sürdürüyoruz. Bugün de Osman Gazi Mahallesi’nde, özellikle sanayi bölgesinde ana caddeler üzerinde oluşan kötü görüntülerin ortadan kaldırılması amacıyla çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. JCB araçlarımız, tırlarımız ve ekiplerimizle birlikte çevre kirliliğine neden olan atıkların bertarafını sağlıyor, ana arterlerde kapsamlı mıntıka temizliği yapıyoruz. Amacımız hem daha temiz bir çevre oluşturmak hem de vatandaşlarımıza daha sağlıklı yaşam alanları sunmak. Bu vesileyle tüm Esenyurtlu hemşehrilerimizden de çevre temizliği konusunda duyarlılık bekliyoruz. "Daha temiz çevre, daha temiz insan" anlayışıyla lütfen çevremizi temiz tutalım" dedi. "Sahada görev yapan tüm çalışanlara teşekkür ediyorum" Osmangazi Mahalle Muhtarı Selda Güleş, belediyenin sağlamış olduğu temizlik çalışmalarından oldukça memnun olduğunu ifade ederek, "İlçemizde sanayi bölgesinin yoğunlukta olması nedeniyle temizlik çalışmalarını oldukça önemsiyoruz. Esenyurt Belediyesi’nin sanayi bölgelerini de kapsayan kapsamlı bir temizlik çalışması yürütmesi mahallemiz adına çok kıymetli. Bu kapsamda Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy’a, Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerine ve sahada görev yapan tüm çalışanlara teşekkür ediyorum. Emek veren herkese kolaylıklar diliyorum. Şu anda belediye ekiplerimizle birlikte mahallemizde kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştiriliyor. Mahallemizin daha temiz ve düzenli bir görünüme kavuşması adına çalışan tüm ekiplerin emeğine sağlık diliyorum" diye konuştu.
Miras anlaşmazlıklarında arabuluculuk
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:53 Miras anlaşmazlıklarında arabuluculuk Miras gibi birçok dava uyuşmazlıklarında arabuluculuğun hem zaman hem de maliyet açısından büyük avantaj sağladığını belirten Avukat Filiz Metin, "Arabuluculuk tarafların süreçleri kendi yürüttüğü bir yasal düzenleme. Taraflar mahkemeye gitmeden kısa sürede uzlaşabiliyor. Arabuluculuk yoluyla tarafların istediği sonuç elde ediliyor" dedi. Miras gibi birçok dava uyuşmazlıklarında yaşanan anlaşmazlıkların uzun yıllar süren davalara ve aile içi kırgınlıklara yol açabildiğini belirten Avukat Filiz Metin, arabuluculuğun bu sorunlara etkili bir çözüm sunduğunu vurguladı. Metin, arabuluculuk sayesinde mirasçıların kısa sürede, düşük maliyetle ve dostane bir ortamda anlaşabildiğini, imzalanan tutanakların ise mahkeme kararı niteliği taşıdığını ifade etti. "Arabuluculukta tarafların istediği sonuç elde ediliyor" Arabuluculuğun önemine değinen Filiz Metin, "Vefat eden kişilerin, son arzusu mirasçılarının birbiriyle düşman olmadan miras paylaşımı olmasıdır. Bu sürecin sağlıklı yürütülmesi çok önemli. Miras hukuku alanında arabuluculuk mümkün. Yasalarımız bunu sağlıyor. Kardeşlerin ve akrabaların birbiriyle mahkemelik olması hem kırıcı oluyor hem de uzun soluklu dava sürelerine neden oluyor. Arabuluculuk yoluyla ise bunları çözebiliyoruz. Arabuluculuk sayesinde mirasçılar birbiriyle oturup çay kahve içip miraslarını çözebiliyor. İmzaladıkları tutanak mahkeme kararı niteliğinde oluyor. Bu durum tarafları rahatlatırken, uzun soluklu davaları da ortadan kaldırmış oluyor. Bazı durumlarda 3-4 yıl süren davalar oluyor. Bu süreçte düşmanlıklar bile ortaya çıkabiliyor. Arabuluculukta bu durum 3-4 hafta sürüyor sadece. Arabuluculuk her geçen gün ülkemizde daha çok tanınıyor. Arabuluculukta tarafların istediği sonuç elde ediliyor. Mahkemede ise bu durum tam tersi hakimler karar verir" şeklinde konuştu. "Arabuluculuk ücretleri avukat ücretleri gibi yüksek değildir" Mahkemeye başvurulduğu zaman belirli harçların olduğunu vurgulayan Metin, "Mahkemede başvurulduğu zaman avukatlık ücretleri ve bilirkişi raporları gibi birçok masraf çıkmakta. Mahkemeyi tercih etmek hem zaman hem de maliyet açısından bir avantaj sağlamaz. Neticede mahkemenin kararı ise satış oluyor. Gayrimenkul satılarak paylaştırılıyor. Sonucu belli olan durumda dava açmakta çok mantıklı değil. Özellikle bu durumda icradan da satılması söz konusu olunca değerinin altında satılması gibi durumlar olabiliyor. Arabuluculukta ise bu durum tam tersi. Arabuluculukta harç söz konusu değildir, başvurmak çok kolaydır. Mahkemeden de başvurabilirsiniz. Kendiniz araştırıp da bulabilirsiniz. Süreç sonunda arabuluculuk ücretleri avukat ücretleri gibi yüksek değildir. Dolayısıyla hem mutlu olursunuz hem de az maliyet ödersiniz" ifadelerini kullandı. "Arabuluculuk tarafların süreçleri kendi yürüttüğü bir yasal düzenleme" Tarafların arabuluculuk seçme konusunda özgür olduklarını vurgulayan Metin, "Arabuluculuk tarafların süreçleri kendi yürüttüğü bir yasal düzenleme. Dava açmak istiyorsanız mahkemeye gitmek zorundasınız. Arabuluculuk seçme konusunda istediğiniz arabulucuyu seçebilirsiniz. Süreç içerisinde birkaç arabulucuda olabilir. Her adliyede arabuluculuk büroları var. Adliyeden başvuru yapıp o şekilde başvuru yapabilirsiniz. İnternet üzerinden de sonucu takip edebilirsiniz" diyerek sözlerini tamamladı.
Aksa Enerji’nin Gana Kumasi Santrali’nin ilk fazı basit çevrimde 130 MW kurulu güce ulaştı
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:39 Aksa Enerji’nin Gana Kumasi Santrali’nin ilk fazı basit çevrimde 130 MW kurulu güce ulaştı Aksa Enerji’nin Gana’da inşa ettiği Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin 179 MW’lık ilk fazı basit çevrimde 130 MW kurulu güce ulaştı. İki fazdan oluşan santral toplamda 350 MW kurulu güce sahip olacak ve Gana’da enerji arz güvenliğine katkı sağlayacak. 7 ülkede 11 santral operasyonu yürüten ve 3.000 MW’ı aşan kurulu güce sahip Aksa Enerji, Gana’daki Kumasi Santrali yatırımında önemli bir eşiği daha geride bıraktı. İlk faz çalışmaları kapsamında Aralık 2025’te kısmi ticari üretime başlayan santral, basit çevrimde 130 MW kurulu güce ulaştı. Toplam 350 MW kurulu güce sahip olarak tasarlanan Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin, 2026 yılının ilk çeyreğinde 179 MW kapasiteyle kombine çevrim modunda devreye alınması hedefleniyor. Santral, Gana’nın artan elektrik talebine uzun vadeli ve sürdürülebilir bir çözüm sunmayı hedefliyor. Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemil Kazancı, gelişmeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Gana Kumasi santralimizde kısmi ticari üretimin ardından 130 MW kurulu güce ulaşmamız, bu stratejik yatırımın planlanan şekilde ve yüksek bir operasyonel disiplinle ilerlediğini gösteriyor. Aksa Enerji olarak bulunduğumuz ülkelerde enerji arz güvenliğini güçlendiren, uzun vadeli ekonomik değer oluşturan ve şebeke istikrarına katkı sağlayan altyapılar geliştiriyoruz. Gana’da attığımız bu adım, entegre yatırım ve işletme modelimizin sahadaki başarısının güçlü bir göstergesidir." Uzun vadeli anlaşma, güçlü altyapı, kademeli büyüme Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali, 20 yıl süreli ve ABD doları bazlı garantili satış anlaşması kapsamında hayata geçirilirken; santralin finansmanı, inşası, işletmesi ve bakım süreçleri tamamen Aksa Enerji tarafından üstleniliyor. Bu entegre yapı, yatırımın hem operasyonel sürekliliğini hem de uzun vadeli finansal öngörülebilirliğini destekliyor. Basit çevrimde 130 MW’a ulaşılmasıyla birlikte Kumasi Santrali, Gana’nın ulusal şebekesindeki arz güvenliğine katkı sunarken; ilerleyen süreçte iki fazda tam kapasiteyle devreye girecek kombine çevrim santrali yüksek verimlilik ve sürdürülebilir üretim sağlayacak. Proje, aynı zamanda yerel istihdama ve bölgesel kalkınmaya sağladığı katkıyla da öne çıkıyor. Aksa Enerji, Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalarda küresel büyüme stratejisini sürdürüyor. Kumasi Santrali’nin, şirketin bu yaklaşımının Afrika’daki önemli yapı taşlarından biri olarak konumlandığı aktarıldı.
Türksat ve Vodafone’dan fiber altyapıda stratejik iş birliği
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:36 Türksat ve Vodafone’dan fiber altyapıda stratejik iş birliği Türksat ile Vodafone, Türkiye’nin dijital altyapısını güçlendirmek ve fiber internet erişimini yaygınlaştırmak amacıyla stratejik bir iş birliği protokolüne imza attı. Türkiye’nin dijital dönüşüm hedefleri kapsamında kamu ve özel sektörün fiber yetkinliklerini birleştirecek olan "Toptan Seviyede Veri Akış Erişimi Hizmeti, TV Hizmeti ve Destek Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi Ek Protokolü", Türksat Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay ve Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy tarafından imzalandı. İmzalanan anlaşma çerçevesinde Vodafone, Türksat’ın fiber altyapısını kullanarak 1,3 milyon haneye daha fiber internet hizmeti ulaştırmaya başlayacak. Bu stratejik adım ile Vodafone’un fiber altyapı üzerinden erişim sağladığı toplam hane sayısı 23,7 milyona yükselecek. Atılan imzalarla birlikte mükerrer yatırımlar önlenerek mevcut fiber kaynaklar daha verimli kullanılacak ve dijital erişimin kapsayıcılığı artırılacak. Kamu-özel sektör ortaklığının bu modeli ile Türkiye’nin dijital altyapı ekosisteminde yeni bir dönem başlayacak. Ayrıca iş birliği kapsamında yüksek hız ve düşük gecikme süreli fiber teknolojisi daha geniş kitlelere ulaştırılacak. Altyapı paylaşım modeli sayesinde Türksat’ın bugüne kadar gerçekleştirdiği fiber yatırımların etkinliği de artırılacak. Türksat Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay, Türksat ve Vodafone arasında kurulan bu iş birliği ile Türkiye’de hanelerin ve kurumların dijitalleşme sürecinin hız kazanacağını belirterek, "Türksat’ın güçlü fiber altyapısını Vodafone’un hizmet ağıyla birleştirerek, Türkiye’nin dijitalleşme vizyonuna stratejik bir katkı sunduk. Mükerrer yatırımların önüne geçen bu model sayesinde teknolojik kaynaklarımızı yüksek verimliliğe dönüştürecek ve ülke ekonomimize doğrudan katma değer sağlayacağız. Bu iş birliği, sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye’nin en büyük iletişim ve teknoloji firmaları arasındaki ortaklığın en güçlü örneklerinden biri olacak" dedi. Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy da fiber internet ağının genişlemesinin Türkiye’nin dijital geleceği için taşıdığı önemi vurgulayarak, "Vodafone olarak, müşterilerimize en iyi deneyimi sunma taahhüdümüz doğrultusunda, Türksat gibi güçlü bir yerli teknoloji ortağıyla bir araya gelmenin mutluluğu içindeyiz. Bu stratejik iş birliği, Türksat ile Vodafone arasında artarak devam eden internet altyapı iş birliklerinin de katkısıyla, müşterilerimize daha hızlı, güvenilir ve yüksek deneyim sunan fiber internet hizmeti vermemizi sağlayacak. Fiber internet erişim ağımızı artırarak daha fazla ev ve işyerine kesintisiz, yüksek hızlı internet sunacağız. Böylece, Türkiye’nin dijitalleşme vizyonuna önemli katkı sağlayacağız. Aynı zamanda, bu anlaşmayla, fiber internet teknolojisini Türkiye’de en fazla sayıda haneye verme imkânına sahip telekom operatörü olacağız. Bu değerli iş birliği için Türksat yetkililerine teşekkür ediyor; önümüzdeki sürecin her iki taraf için de hayırlı olmasını diliyoruz" diye konuştu.
Paslanmaz çeliğe ilişkin Adnan Demirci’den uyarı
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:25 Paslanmaz çeliğe ilişkin Adnan Demirci’den uyarı Makina mühendisi ve sanayici Adnan Demirci, Türkiye’nin paslanmaz çelik üretiminde dışa bağımlılığının ekonomi ve ulusal güvenlik açısından ciddi bir risk oluşturduğunu belirterek, devlet öncülüğünde yatırım çağrısında bulundu. Adnan Demirci, paslanmaz çeliğin yalnızca sanayi girdisi değil, aynı zamanda bir beka meselesi olduğunu vurguladı. Türkiye’de yıllık ortalama 700 bin ton paslanmaz çelik uzun mamul tüketildiğini belirten Adnan Demirci, bu miktarın tamamının ithalat yoluyla karşılandığını ve bunun ülke ekonomisine yaklaşık 3 milyar dolarlık maliyet oluşturduğunu söyledi. Demirci, bu tablonun cari açığı derinleştirdiğini ifade etti. Türkiye’nin sıvı çelik üretim kapasitesinde dünyada 8’inci, Avrupa’da ise Almanya ile başa baş konumda olduğunu hatırlatan Adnan Demirci, buna rağmen paslanmaz çelik üreten ülkeler arasında yer alınmamasını stratejik bir eksiklik olarak değerlendirdi. Demirci, Türkiye’nin dünya krom rezervlerinde üçüncü sırada yer aldığını ve yüksek kaliteli krom cevherine sahip olduğunu belirterek, buna rağmen üretilen ferrokromun tamamının ihraç edilmesini eleştirdi. Kullanılmış paslanmaz çelik hurdasının dahi yurt dışına satıldığını vurgulayan Demirci, katma değerin ülke dışında bırakıldığını söyledi. Paslanmaz çeliğin savunma sanayii için hayati öneme sahip olduğunu dile getiren Demirci, jet motorları, roket sistemleri, top namluları, denizaltılar, radar ve sensör sistemleri gibi kritik alanlarda bu malzemenin vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Olası bir savaş ortamında tedarik zincirlerinin kesilmesinin savunma sanayiini doğrudan felç edeceğini ifade etti. Böylesine stratejik bir yatırımın ancak devletin öncülüğünde hayata geçirilebileceğini söyleyen Adnan Demirci, uluslararası ortaklık seçeneğine de dikkat çekti. Çin Halk Cumhuriyeti’nin mevcut üretim gücü ve anti-damping baskıları nedeniyle Türkiye’de yatırım yapmaya sıcak bakabileceğini belirtti. Türkiye’nin lojistik avantajları, gümrük birliği ve serbest ticaret anlaşmaları sayesinde Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarlarına hızlı ve düşük maliyetli ihracat yapılabileceğini ifade eden Adnan Demirci, Türkiye’de üretilecek paslanmaz çeliğin anti-damping vergilerinden daha az etkileneceğini söyledi. Demirci, paslanmaz çelik üretimine geçilmesi halinde ithalatın cari açık üzerindeki etkisinin ortadan kalkacağını, aynı zamanda yüksek katma değerli ürün ihracatıyla ekonomiye güçlü katkı sağlanacağını belirterek, bu yatırımın sanayileşme tarihinde yeni bir sayfa açacağını sözlerine ekledi.
Kısa vadeli dış borç stoku Kasım ayında 163,7 milyar dolar oldu
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:25 Kısa vadeli dış borç stoku Kasım ayında 163,7 milyar dolar oldu Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında azalarak Kasım ayı itibarıyla 163,7 milyar dolar oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı Kasım ayı Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri’ni paylaştı. Buna göre, Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında azalarak Kasım ayı itibarıyla 163,7 milyar ABD doları oldu. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 224,0 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 0,4 oranında artarak 73,8 milyar ABD doları olurken, Merkez Bankası yükümlülükleri yüzde 8,7 oranında azalarak 25,2 milyar ABD doları oldu. Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, bir önceki aya göre yüzde 1,7 oranında artarak 8,2 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Yurt dışı yerleşik bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 2,3 oranında azalışla 18,9 milyar ABD doları oldu. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 1,0 oranında azalışla 20,9 milyar ABD doları olurken, TL cinsinden mevduatları yüzde 3,4 oranında artarak 25,7 milyar ABD doları oldu. Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 0,1 oranında azalarak 64,7 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri, yüzde 0,9 oranında azalarak 58,7 milyar ABD doları olurken, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 8,4 artarak 6,0 milyar ABD doları oldu. Döviz kompozisyonu incelendiğinde, KVDB stokunun yüzde 34,2’sinin ABD doları, yüzde 27,2’sinin Euro, yüzde 24,0’ünün Türk lirası ve yüzde 14,6’sının diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü. Kalan vadeye göre KVDB stokunda, bankalar ve diğer sektörlerin kredi ve tahvil yükümlülükleri yaklaşık 67,5 milyar dolara yükselirken, Merkez Bankası ve Genel Yönetim yükümlülükleri 31,7 milyar dolara düştü.
Arnavutköy’de kar küreme aracından çocuklara çay ikramı
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:20 Arnavutköy’de kar küreme aracından çocuklara çay ikramı İstanbul’da etkili olan kar yağışıyla birlikte Arnavutköy’de hem tebessüm ettiren hem de iç ısıtan anlar yaşandı. Arnavutköy Belediyesi’nde görevli kar küreme aracı şoförü Bünyamin Özkan, kendisine kar topu atan çocuklara kızmak yerine onları yanına çağırarak termosundan çay ikram etti. Olay, Arnavutköy İstiklal Mahallesi’nde meydana geldi. Kar yağışı sonrası sokakta kar topu oynayan çocuklar, yoldan geçen kar küreme aracına kar topu attı. Aracı kullanan Bünyamin Özkan ise aracı durdurarak çocukları yanına çağırdı. Özkan, araç içerisinde bulunan termosundaki sıcak çayı çocuklara ikram etti. O anlar çevrede bulunan bir vatandaşın cep telefonu kamerası tarafından saniye saniye görüntülendi. "Çocukların mutluluğu beni daha çok mutlu ediyor" Kar küreme aracı şoförü Bünyamin Özkan yaşananlarla ilgili, "Bu aslında benim o mahallede sürekli karşılaştığım bir olay. Oraya ben de çok severek gidiyorum. İlk geçtiğimde çocuklar bana kar topu attılar. Ben de onlara bir şeyler ikram etmek istedim. Tekrar oradan geçerken yine kar topu atınca onları yanıma çağırdım. Çay ikram ettim ve ‘Bakın hızınız biraz yavaşlamış, çay için gücünüz yerine gelsin’ dedim. Onlar da çok güzel karşıladılar" dedi. "Ben kışın o bölgenin sorumlusuyum" Kış aylarında o bölgede görev yaptığını ifade eden Özkan, "Ben kışın o bölgenin sorumlusuyum, bu araçta çalışıyorum. Gündüz çalışan bir arkadaşım da var. Yaptığım bu hareketi aslında tüm iş arkadaşlarım adına yaptım. Çocukların sokakta oynaması, kar topu atması, o mutlulukları beni de çok mutlu ediyor" diye konuştu. "İçimizdeki çocuğu kaybetmeyelim" Kar yağdığında işi daha eğlenceli hale getirmeye çalıştığını söyleyen Özkan, "Eşim bazen bana evden erken çıkıyorum diye kızıyor ama kar yağdığında bu işi biraz daha eğlenceli hale getirmeye çalışıyorum. Hatta bazen tuzlamam gereken sokaklarda çocuklar oyun oynuyorsa bırakıyorum, sabaha karşı trafik durumuna göre gelip tuzluyorum. Yeter ki mutlu olsunlar. Çünkü bu anlar çok nadir yaşanıyor. Herkes sevgiyle kalsın, içimizdeki çocuğu kaybetmeyelim" ifadelerini kullandı. Kar küreme aracı şoförünün sempatik tavırları ve çay ikramının ardından çocuklar kar topu oynamaya devam ederken, yaşanan o anlar izleyenlerin yüzünde tebessüm oluşturdu.