Yerel Haberler
İzmir
İnsülin direnci tartı ile ölçülemez 01 Mayıs 2026 Cuma - 10:29:53 En temel tanımıyla vücuttaki şeker (glukoz) trafiğini yöneten insülin hormonu, kandaki şeker seviyesini düzenlemeye ve vücudun ihtiyacı olan enerjiyi almasına yardımcı olur. Ancak bazı kişilerde bu durum olması gerektiği gibi işlemeyebiliyor. Bu noktada da insülin direnci denilen tıbbi bir tablo oluşuyor. Genellikle kilolu bireylerde görüldüğü düşünülen söz konusu tabloya ilişkin Medicana Sağlık Gurubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, zayıf kişilerde de insülin direnci görülebileceğine dikkat çekti. Hücrelerin insülin sinyaline gereken yanıtı vermemesi sonucu kan şekerinin yükselmesiyle oluşan tablo insülin direnci olarak adlandırılıyor. Bu tablonun oluşmasında çeşitli nedenler olabileceği gibi genetik faktörlerin de olabildiğini aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncinin neden olduğu hastalıklara dikkat çekti. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir" diyerek uyardı. İnsülin direnci metabolik bir bozukluktur İnsülin direnci, hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalması sonucu ortaya çıkan metabolik bir bozukluk olduğunu aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu durumda insülin, kandaki glukozu hücre içine taşımakta yetersiz kalır. Özellikle kas ve yağ dokusunda insülinin etkisinin azalması, hücre içine glukoz alımını düşürür. Bunun sonucunda hücreler enerji üretimi için gerekli glukozu yeterince kullanamazken, glukoz kanda birikerek kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, hücre içi düzeyde göreceli bir enerji eksikliği ile birlikte sistemik hiperglisemiye yol açabilir" dedi. İnsülin direnci sonucu karaciğer yağlanması, hızlı ya da aşırı kilo alma ve bel çevresinde kalınlaşma gibi sorunlarla karşılaşılabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Ayrıca sık tatlı yeme isteği ve karbonhidrat tüketimi sonrası ortaya çıkan uyku hali ve yorgunluk da önemli belirtiler arasındadır. Bu bulguların birlikte görülmesi, insülin direnci açısından değerlendirme yapılmasını gerektirebilir" sözlerini kaydetti. Zayıf kişilerde de insülin direnci görülebilir Sadece kilosu olan kişilerin karşılaştığı bir sorun olarak görülen insülin direncinin zayıf kişilerde de görülebildiğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir. Bu kişiler dışarıdan zayıf görünse bile, metabolik olarak risk taşıyabilir. Bu nedenle sadece kiloya bakarak değerlendirme yapmak yeterli değildir; gerekli durumlarda kan testleriyle insülin direnci araştırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Öte yandan insülin direncinin neden olabileceği hastalıkları sıralayan Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "İnsülin direnci, karaciğerin normalden fazla yağ (VLDL kolesterol) üretmesine yol açar. Bu durum hem karaciğer yağlanmasına (MASH) hem de kanda LDL (kötü kolesterol) seviyesinin artmasına neden olabilir. Kandaki LDL’nin yükselmesi ise damar duvarlarında plak oluşumunu hızlandırabilir. Bu plaklar zamanla damarların daralmasına yol açarak ateroskleroz gelişimini tetikleyebilir ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) riskini artırabilir" açıklamasını yaptı. Günlük kalori alımını azaltın İnsülin direncine karşı günlük kalori (kcal) alımını 300- 500 kcal azaltmanı faydalı olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Günlük kalori alımını azaltmak, uzun vadede kilo kontrolünü sağlayarak insülin direncini düşürebilir. Kilo kaybı, trigliserid düzeylerinde yüzde 20-30 oranında azalma ve HDL-kolesterolde artış sağlayabilir. Özellikle kilolu veya obez bireylerde vücut ağırlığında yüzde 5 civarında bir azalma bile insülin direncini azaltmak için yeterli olabiliyor. Bu nedenle diyabet riski taşıyanlara kilo verme önerilir. Sağlıklı beslenme, haftada 25-30 kilometre yürüyüş veya eşdeğeri aerobik hareketler; aşikar diyabeti olanlarda ise farmokolojik tedaviler, insulin direncini geri döndürebilir" dedi. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direnci tanısının nasıl konulduğuna ilişkin de bilgi vererek, şu sözleri kaydetti: "İnsülin direncinin değerlendirilmesinde en sık açlık kan şekeri ve açlık insülin düzeyi ölçülür; gerekli durumlarda şeker yükleme testi (OGTT) yapılır. Ayrıca HbA1c (son 3 aylık ortalama kan şekeri) ile kolesterol ve trigliserid gibi kan yağları da tabloyu desteklemek amacıyla incelenir. Sonuç olarak tanı; laboratuvar testleri ile birlikte hastanın kilo durumu, bel çevresi ve klinik belirtileri birlikte değerlendirilerek konur."
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:28 Gençlerden ‘akıllı egzersiz’ makinesi İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mühendislik Fakültesi öğrencileri, yaşlıların ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin fiziksel egzersiz yapmalarını kolaylaştırmak amacıyla ‘Active Machine’ adlı özel bir makine geliştirdi. Proje, Burdur’da düzenlenecek Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde (ÜNİFEST) ‘Sağlıklı Bireyler ve Bağımlılıkla Mücadele’ kategorisinde finale kaldı. İEÜ Mühendislik Fakültesi öğrencileri, yaşlıların ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin fiziksel egzersiz yapmalarını kolaylaştırmak amacıyla ‘Active Machine’ adlı makine geliştirdi. Ortasında geniş bir ekranın bulunduğu, prototipi de hazırlanan cihaz, sağ ve sol kısmındaki kol makaraları ve alt kısmında sürekli dönen el çarkları sayesinde tek başına rahatlıkla kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Çok kademeli yükseklik ayarı ve sabitlenen taban tasarımı ile dikkat çeken makinenin patenti için başvuru aşamasına gelindi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileri Berk Fevzi Yoğurtçuoğlu, Muhammet Polatlı, Sude Rüdar, Ayça Selimoğlu, Duru Karaçelik, Emir Gül ve Alperen Yılmaz’dan oluşan 7 kişilik ekip, proje üzerinde yaklaşık iki ay çalıştı. Elektrik-elektronik, endüstri, mekatronik, makine ve biyomedikal gibi farklı alanlarda eğitim alan İEÜ Engineering For Good Kulübü’nden gönüllü gençler, projeyi en ince ayrıntısına kadar tasarladı. Genç mühendislerin projesi, 5-7 Mayıs tarihleri arasında Burdur’da düzenlenecek Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde (ÜNİFEST) ‘Sağlıklı Bireyler ve Bağımlılıkla Mücadele’ kategorisinde de finale kaldı. "Güvenle kullanılabilir" Projeye ilişkin bilgiler veren İEÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Sude Rüdar, "Yaptığımız saha ziyaretleri ve ihtiyaç analizleri sonucunda yaşlı bireylerin günlük hareketleri yeteri kadar yapamadığını tespit ettik. Çalışmaya başlarken temel amacımız, yaşlı bireylerin ve hareket kabiliyeti kısıtlı kişilerin güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir şekilde fiziksel egzersiz yapabilmelerini desteklemekti. Bu doğrultuda yaşlıların güvenli ve bağımsız bir şekilde kullanabileceği mekanizmayı tasarladık. Sistemimiz, elektrik gerektirmeyen şarjlı ekran yapısı, çok kademeli yükseklik ayarı ve sabitlenen taban tasarımı ile hem yatalak hem de yatalak olmayan bireylerin güvenle kullanabileceği bir yapı sunuyor. İlerleyen zamanlarda projeyi yapay zeka ile birleştirerek daha da geliştirmeyi, fonksiyonel hale getirmeyi planlıyoruz" diye konuştu. "Düşük maliyetli ve erişilebilir" Makineyi kendileri üzerinde deneyerek mekanik güvenliği ile ergonomik uygunluğu doğruladıklarını dile getiren Rüdar, "Düşük maliyetli ve erişilebilir bu sistemin yaşlılarımızın bağımsız yaşam becerilerini desteklemesi, en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Biz, bu makine sayesinde fiziksel hareketleri oyunlaştırarak eğlenceli bir hale getirdik. Sisteme kişinin hareketleri yaptıkça puanlar kazanacağı, aşama kaydedeceği bazı oyunlar da ekledik. Makinede el koordinasyonunu sağlayan iki kol mekanizması var. Makinenin alt kısmında da komut verdikçe dönebilen diskler, hareketi sağlayabilen çarklar mevcut. Kullanıcı, makinenin karşısına geçerek bu sayede el, kol ve omuzların gelişimine yönelik fiziksel aktiviteleri kolaylıkla yapmış oluyor. Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı’nın (ÜNİDES) desteğiyle hayata geçirdiğimiz bu proje, yaşlı bireylerin ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin motivasyonunu, enerjisini güçlendirecektir" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:19 İzmir’deki taksiciler müşteri memnuniyeti için eğitimden geçiyor İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası tarafından kent içi ulaşımda kalite standartlarını yükseltmek ve müşteri memnuniyetini artırmak amacıyla taksi şoförlerine yönelik kapsamlı bir eğitim programı hayata geçirildi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nda 11 Ocak tarihinde gerçekleştirilen genel kurulun ardından büyük bir destek ve yüksek oy oranıyla başkanlığa seçilen Erkan Özkan liderliğinde başlatılan dönüşüm süreci, oda bünyesinde her geçen gün daha belirgin şekilde hissedilmeye devam ediyor. Bir şoförün mesaiye başladığı ilk andan mesai bitiminde kontak kapattığı ana kadar gün içinde yaşayabileceği tüm detayları barındıran eğitim programı oldukça geniş bir müfredatı kapsıyor. Program çerçevesinde şoförlerin kişisel kılık kıyafet düzeninden başlayarak, yolcuyu araca alma ve güvenli bir şekilde indirme kuralları ile güler yüzlü müşteri karşılama gibi mesleki nezaket adımları titizlikle işleniyor. Seyahat esnasındaki iletişim süreçlerinin de aktarıldığı eğitim sürecini başarıyla tamamlayan şoförlere özel bir katılım belgesi takdim ediliyor. Bu belgeye sahip taksilerin, kent içi ulaşımda kalite standartlarını en üst seviyeye taşıyarak İzmirlilere daha güvenli, saygılı, huzurlu ve vizyoner bir seyahat deneyimi sunması, böylece kent ulaşımında yepyeni bir dönemin başlatılması amaçlanıyor. "Sektör üzerindeki kötü algı ortadan kalkacak" Taksicilik sektöründe bir ilki gerçekleştirdiklerini vurgulayan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "İzmir, ilklerin şehri olarak yine bir ilke imza atıyor. Bazı çıkar gruplarının son birkaç yıldır sektörümüze yönelik yürüttüğü negatif politikalara ve oluşturulan algıya rağmen, taksicilerin toplumun aynası olduğunu, eğitime ve yeniliklere açık olduklarını göstermek için bu çalışmayı başlattık. Amacımız, zedelenen taksici imajının yerine halkla ilişkileri kuvvetli, pozitif ve enerjik bir profil inşa etmektir. Anlaştığımız eğitim kurumu aracılığıyla esnafımıza müşteri diyaloğu, kişisel bakım ve araç temizliği gibi konularda 45 ve 45 dakika şeklinde dersler veriyoruz. Bu süreci kararlılıkla devam ettireceğiz. Temel gayemiz, hem müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkararak olumsuz algıyı kırmak hem de taksici esnafımızın kazancını artırarak ekmeğini büyütmektir" dedi. "Tüm Türkiye’ye örnek olacak" Düzenlenen eğitimin İzmir’den bütün ülkeye örnek olacağını belirten eğitmen Mehmet Nur Yıldız ise, "2026 yılında başkanımız Erkan bey ile birlikte başladığımız eğitimle üyelerimizi geliştirmek, sahada daha etkin hale getirmek ve taksicilik hizmetinin ne kadar değerli bir sektör olduğunu herkese anlatmak için buradayız. Eğitimin içeriğinde taksimizin nasıl olması ve hangi kurallara uyması gerektiği, taksi şoförlerinin etik kuralları, müşterinin ağırlanması ve uğurlanması, hitabet, görünüm ile aracın temizliği yer alıyor. Yeni vizyon bütün Türkiye’deki taksi şoförü arkadaşlarımıza öncülük etmiş olacak. Herkes kendi prestijinin ve öneminin çok daha iyi farkında olacak ve bu eğitim taksicilik sektörünü daha da yükseltecektir" ifadelerini kullandı.
Öğrencilerine evinde temizlik yaptıran öğretmene gözaltı
09 Ocak 2026 Cuma - 09:43 Öğrencilerine evinde temizlik yaptıran öğretmene gözaltı İzmir’in Bornova ilçesinde, kız öğrencileri ders saatlerinde okuldan çıkararak kendi evinde temizlik işlerinde çalıştırdığı öne sürülen öğretmen hakkında İzmir Valiliği tarafından idari soruşturma başlatılarak görevden uzaklaştırıldı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ise "İnsan ticareti" suçlamasıyla başlattığı soruşturma kapsamında öğretmeni gözaltına aldı. Edinilen bilgiye göre olay, 4 Kasım 2025 tarihinde Bornova ilçesinde bulunan bir Mesleki Eğitim Merkezi’nde meydana geldi. İddiaya göre, okulda görevli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni D.T., yaşları 16 olan Ş.A., E.K., D.D., A.Y., E.N.K. ve N.K. isimli 6 kız öğrenciyi, okul yönetimi ve velilerin bilgisi haricinde ders saatleri içerisinde okul dışına çıkardı. Öğrencilerin, güvenlik kameralarının görüş açısı dışında kalan bir noktadan özel araca bindirilerek öğretmenin yeni taşındığı eve götürüldüğü öne sürüldü. Öğretmen açığa alındı Olayın 8 Ocak 2026 tarihinde basına ve sosyal medyaya yansımasının ardından İzmir Valiliği harekete geçti. Valilikten yapılan açıklamada, iddialar üzerine idari soruşturma başlatıldığı belirtilerek, "Soruşturma kapsamında, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni D.T. görevden uzaklaştırılmış, ilgili hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur" ifadelerine yer verildi. "İnsan ticareti" suçlamasıyla gözaltına alındı Valiliğin suç duyurusu ve başlatılan adli süreç neticesinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı. Başsavcılık talimatıyla, öğrencileri evine götürüp temizlik işlerinde çalıştırdığı iddia edilen öğretmen D.T., "İnsan ticareti" suçlamasıyla polis ekiplerince gözaltına alındı. Öğrencilerin alkollü ortamda bulunduğu iddiası dosyada Soruşturma dosyasına giren detaylara göre; öğrencilerin gün boyu öğretmenin evinde koli taşıma, eşya toplama ve temizlik gibi işlerde çalıştırıldığı, gün sonunda ise yiyecek veya ulaşım imkanı sağlanmadığı belirtildi. Öğrencilerin iş bitiminde Bayraklı TOKİ bölgesinden Şehir Hastanesi istikametine kadar yürüdükleri, daha sonra kendi imkanlarıyla evlerine döndükleri öğrenildi. Ayrıca velilerin şikayet dilekçelerinde, öğretmenin evinde çekildiği iddia edilen ve öğrencilerin bulunduğu ortamda sigara ve alkol şişelerinin yer aldığı fotoğraflar da delil olarak sunuldu. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
İzmir’de otomobil apartmanın bahçesine uçtu: 1’i ağır 6 yaralı
08 Ocak 2026 Perşembe - 16:41 İzmir’de otomobil apartmanın bahçesine uçtu: 1’i ağır 6 yaralı İzmir’in Ödemiş ilçesinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil, park halindeki araçlara çarptıktan sonra bir binanın bahçesine uçtu. Güvenlik kameralarına yansıyan feci kazada 1’i ağır 6 kişi yaralandı. Kaza, saat 13.30 sıralarında Zafer Mahallesi Turan Emeksiz Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İ.G. (18) yönetimindeki 35 TDU 55 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı. Savrularak yol kenarında park halinde bulunan 35 AB 9839 plakalı otomobil ile 35 AFS 983 plakalı ticari araca çarpan otomobil, ardından bir apartmanın bahçesine uçtu. Kaza sırasında kaldırımda yürüyen Rabiye Yıldırım savrulan aracın çarpması sonucu ağır yaralanırken, yanındaki diğer yaya ise son anda kaçarak ezilmekten kurtuldu. Kazada otomobil sürücüsü İ.G. ile araçta yolcu olarak bulunan S.Y. (18), Ü.C. (17) ve S.B. (17) de yaralandı. Çevredeki vatandaşların yardımıyla araçtan çıkarılan yaralılar, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla Ödemiş Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Kaza anı kamerada Öte yandan kaza anı, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde, hızla gelen otomobilin park halindeki araçlara çarptıktan sonra savrularak apartman bahçesine düştüğü ve o esnada yaralıların yere savrulduğu anlar yer aldı.
Feci kaza kamerada: Kontrolden çıkan otomobil apartman bahçesine uçtu: 1’i ağır 6 yaralı
08 Ocak 2026 Perşembe - 16:38 Feci kaza kamerada: Kontrolden çıkan otomobil apartman bahçesine uçtu: 1’i ağır 6 yaralı İzmir’in Ödemiş ilçesinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil, park halindeki araçlara çarptıktan sonra bir apartmanın bahçesine uçtu. Güvenlik kameralarına da yansıyan feci kazada 1’i ağır 6 kişi yaralandı. Kaza, saat 13.30 sıralarında Zafer Mahallesi Turan Emeksiz Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İ.G. (18) yönetimindeki 35 TDU 55 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı. Hızla savrulan araç, önce yol kenarında park halinde bulunan 35 AB 9839 plakalı otomobil ile 35 AFS 983 plakalı ticari araca çarptı, ardından bir apartmanın bahçesine düşerek durabildi. Kaza sırasında kaldırımda yürüyen Rabiye Yıldırım, savrulan aracın çarpması sonucu ağır yaralanırken, yanındaki bir diğer yaya ise son anda kaçarak ezilmekten kurtuldu. Kazada, otomobil sürücüsü İ.G. ile araçta yolcu olarak bulunan S.Y. (18), Ü.C. (17) ve S.B. (17) yaralandı. Çevredeki vatandaşların yardımıyla araç içerisinden çıkarılan yaralılar, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla Ödemiş Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Kaza anı kamerada Öte yandan kaza anı, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde; hızla gelen otomobilin park halindeki araçlara çarptıktan sonra savrularak apartman bahçesine düştüğü ve o esnada yaralıların yere savrulduğu anlar yer aldı.
İzmir’de 4 katlı binanın çatısı uçtu
08 Ocak 2026 Perşembe - 15:29 İzmir’de 4 katlı binanın çatısı uçtu İzmir’in Karşıyaka ilçesinde etkili olan fırtına nedeniyle 4 katlı bir binanın metal çatısı uçtu. Şans eseri yaralananın olmadığı olayda, çevredeki binalarda maddi hasar meydana geldi. Olay, sabah saat 07.00 sıralarında Karşıyaka ilçesi İnönü Mahallesi 6737. Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kentte sabah saatlerinde etkisini artıran fırtına hayatı olumsuz etkiledi. Fırtına sırasında 4 katlı bir binanın metal çatısı yerinden sökülerek uçtu. Rüzgarın etkisiyle savrulan çatı, yan tarafta bulunan boş arazi ve evlerin bulunduğu alana doğru yöneldi. Çatı parçaları çevredeki binaların dış cephelerine çarparak durabildi. Olayda tek katlı bir evin çatısında ve başka bir evin dış cephesinde asılı olan klima ünitesinde maddi hasar oluştu. Olayın erken saatlerde yaşanması ve o sırada sokakta kimsenin bulunmaması muhtemel bir faciayı önlerken, herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadı. İhbar üzerine bölgeye İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Ekipler, tehlike oluşturan ve binalara zarar veren çatıyı vinç ve halatlar yardımıyla bulunduğu yerden kaldırdı. Öte yandan, rüzgarın şiddetine dayanamayarak uçan metal çatının yaklaşık bir ay önce yapıldığı öğrenildi. "Gürültüyle uyandık" Sabah saat 07.00 sıralarında çatının koptuğunu ifade eden ev sahibi Rüştü Kaplan, "Bir anda gürültüyle uyandık ev üstümüze mi uçuyor, deprem mi oluyor diye düşündüm ve hemen balkona fırladım. Baktığımda çatının aşağıda, komşunun avlusuna düştüğünü gördüm. Zarar ufak tefekti; komşunun klimasını koparmış, duvarını yıkmıştı. Bizim tarafta ise garajın duvarında bazı hasarlar oluştu. Çatının yapılmasının üzerinden bir ay geçti, çatıyı da yeniden kuracağız." dedi. "İşçilik hatasından kaynaklı" Olayın yaşandığı Karşıyaka İnönü Mahallesi’nin Muhtarı Turgut Kaya, yaşanan tehlikenin işçilik hatalarından kaynaklandığını belirterek, "O şiddetli rüzgarda, yapılan işin işçilik açısından tam ve sağlam olmaması, pabuçların yeterince sağlam yapılmayışı ve çakılan çivilerin uygun olmaması bu duruma neden olmuştur. Yüzde 100 profil kullanılması gerekirken, işi yapan şahısların özensiz ve hatalı çalışmasından kaynaklı olarak yapı rüzgarın etkisiyle altından patlayarak yan tarafa uçmuştur. Allah muhafaza, iyi ki yol tarafına düşmemiş ve arsa bölgesine düşmüştür. Burada ufak çaplı bir maddi hasar oluşmuş olsa da, bu durum hem insan canı hem de mal güvenliği açısından ciddi bir tehlike oluşturabilirdi. Neyse ki can kaybı yaşanmamıştır, şükürler olsun" ifadelerini kullandı.
İzmir’de sağanak ve fırtına hayatı felç etti, yollar göle döndü
08 Ocak 2026 Perşembe - 12:53 İzmir’de sağanak ve fırtına hayatı felç etti, yollar göle döndü İzmir’de sabah saatlerinde etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış ve fırtına, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Özellikle Karşıyaka ilçesinde fırtına nedeniyle çok sayıda ağaç devrilirken, vatandaşlar altyapı yetersizliğine isyan etti. İzmir genelinde sabah saatlerinde başlayan sağanak yağış ve şiddetli rüzgar, hayatı durma noktasına getirdi. Karşıyaka ilçesi Mavişehir ve MaviBahçe bölgesinde fırtınanın şiddetiyle çok sayıda ağaç kökünden sökülerek devrildi. Devrilen ağaçlar tramvay yolunu kapatırken, caddeler ve otoparklarda bulunan araçlarda maddi hasar meydana geldi. Yağış nedeniyle yolların göle döndüğü bölgede, işe ve okula gitmek için evlerinden çıkan vatandaşlar zor anlar yaşadı. Ulaşımda aksamalar yaşanırken, tramvay seferleri de ağaç devrilmeleri nedeniyle sekteye uğradı. Her yağışlı havada ve fırtınada benzer manzaralarla karşılaştıklarını belirten bölge halkı ise duruma tepki gösterdi. Sürekli mağduriyet yaşadıklarını dile getiren vatandaşlar, İzmir’in en çok vergi veren semtlerinden birinde ikamet etmelerine rağmen belediyelerden bekledikleri hizmeti alamadıklarını savundu. Çevre sakinleri, yaşanan olumsuzluklar nedeniyle Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni eleştirerek, gerekli önlemlerin alınmadığını ve çalışmaların yetersiz kaldığını öne sürdü. Bölge havuza döndü Mavişehir bölgesinde yaşayan vatandaşlardan Enis Topçuoğlu, yaşanan sıkıntıyı defalarca İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karşıyaka Belediyesi yetkilileriyle görüşmelerine rağmen kalıcı bir çözüm üretilemediğini belirterek, "Sahilde bu suyun tahliyesi için yapılmış iki adet pompa bulunuyor ancak bu pompaların her yıl düzenli bakımının yapılması gerekiyor. Bakım yapılmadığı için suyun gidebileceği bir yer kalmıyor. Bölge deniz seviyesinin yaklaşık 90 santimetre altında ve deniz tarafında da yaklaşık 2 metre yüksekliğinde duvarlar olduğu için burası adeta bir havuz haline geliyor. Bu nedenle suyu dışarı atabilecek tek sistem bu pompalar ve ben sabahtan beri takip ediyorum, pompalar ancak şimdi çalıştırılmaya başlandı. Eğer sabah saatlerinden itibaren çalışmış olsalardı bu bölgede yaşananlar olmazdı" dedi. "Altyapı yetersiz" Durumun herkes tarafından bilinen ve 2-3 yılda bir tekrar eden bir sorun olduğuna dikkat çeken Topçuoğlu, Mavişehir bölgesinde deniz kıyılarının doldurulmasının tek başına bir çözüm olmadığını ve bölgenin ciddi bir altyapı sorunu bulunduğunu ifade ederek, "Özellikle su baskınları ile ağaç devrilmeleri bu sorunun bir sonucu. Biz belediyeye Türkiye’nin en yüksek vergilerinden birini ödüyoruz ancak aldığımız hizmet bunun karşılığını vermiyor. Çoğu zaman biz de çözüm için destek olmaya hazır olduğumuzu söylüyoruz fakat bugüne kadar bir mutabakat sağlanamadı. Oysa sorunu da çözümünü de biliyoruz ve defalarca anlatıyoruz. Burada milyonlarca lira değerinde araçlar ve evler var, yaşanan su baskınları nedeniyle bu varlıkların değeri de düşüyor. İnsanlarda ’burayı sürekli su basıyor’ algısı oluşuyor ve bu da bölgeye ciddi zarar veriyor" ifadelerini kullandı. Kuryeler mağdur Yağışlı havada yollarda biriken su nedeniyle motosikletinin elektrik aksamında sorun oluşan ve çalışamayan moto kurye Mustafa Murat, belediyenin altyapı konusundaki eksikliklerine dikkat çekerek, "Yani belediyenin bu konuda altyapı çalışmalarını biraz daha ilerletmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu durum sadece bizim için değil, trafikteki herkes ve yayalar için de sıkıntılı. Çok mağdur durumdayız ve şu an çalışamıyoruz." dedi. Yaşanan aksaklıklar nedeniyle müşterilere hizmet veremediklerini ve günlerinin boşa gittiğini belirten Murat, "Pakete çıkıyorum ama gidemiyorum, bu yüzden müşteri şikayet edecek ve bir de onlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Gerçekten kötü ve zor bir gün. Dediğim gibi, su birikintileri yüzünden hiçbir yere gidemiyoruz ve bu sebeple kayma, düşme gibi kazalar da çok oluyor. Müşteri bekliyor ama paket atamıyoruz, dolayısıyla bütün günümüz boşa gidiyor" diye ekledi.
Selçuk’ta fırtına yol kenarında dev panoları yola savurdu
08 Ocak 2026 Perşembe - 12:40 Selçuk’ta fırtına yol kenarında dev panoları yola savurdu İzmir’in Selçuk ilçesinde fırtına nedeniyle büyük reklam panoları ve demir konstrüksiyonlar anayola devrildi. O esnada yoldan geçen herhangi bir aracın bulunmaması muhtemel bir kazanın önüne geçti. Selçuk ilçesinde etkili olan şiddetli fırtına, Kuşadası yolu üzerindeki Efes Antik Kenti yakınlarında inşaatı devam eden Efes Karşılama Merkezi panolarını yıktı. Selçuk-Kuşadası kara yolunda bulunan ve Efes Karşılama Merkezi inşaatının çevresini kapatan büyük reklam panoları ve demir konstrüksiyonlar, rüzgârın etkisiyle anayola devrildi. "Geleceğe Miras: Sonsuz Efes Projesi" kapsamında hayata geçirilmesi planlanan karşılama merkezi inşaat alanını çevreleyen dev panoların fırtınaya dayanamayarak yola savrulması, bölgede ulaşımı bir süre olumsuz etkiledi. Olayın ardından kara yolunda trafik kontrollü olarak tek şeritten sağlanmaya başlandı. İnşaat alanında yer alan, 180 otobüs kapasiteli otopark ve 61 dükkândan oluşması planlanan merkez çevresinde yaşanan olay sonrası polis ekipleri ve yüklenici firma personelleri bölgeye geldi. Yolda geniş güvenlik önlemleri alınırken, devrilen panoların kaldırılması için çalışmalar başlatıldı. Facia kıl payı atlatıldı Yetkililerden alınan bilgiye göre, panoların devrildiği sırada yoldan geçen herhangi bir aracın bulunmaması muhtemel bir kazanın önüne geçti. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmaması teselli oldu. Temizlik ve kaldırma çalışmalarının tamamlanmasının ardından yolun yeniden tamamen trafiğe açılacağı bildirildi. Yetkililer, bölgede rüzgârın etkisini sürdürebileceğini belirterek sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Önlem alınmazsa 50 yıl içinde deniz suyu Basmane’ye kadar ilerleyebilir
08 Ocak 2026 Perşembe - 11:35 Önlem alınmazsa 50 yıl içinde deniz suyu Basmane’ye kadar ilerleyebilir Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’de yeraltı sularının kontrolsüz kullanımıyla kentin çöküşe sürüklendiğini ifade ederek, önlem alınmazsa 50 yıl içinde deniz suyunun Basmane’ye kadar ilerleyebileceği uyarısında bulundu. Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu üyeleri, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar ile bir araya gelerek İzmir ve Türkiye’nin giderek büyüyen su ve enerji krizini masaya yatırdı. Platform Başkanı Yunus Karakaya, yöneticiler Oktay Karaçelik, Tekin Alptekin ve Cem Şeker ile birlikte gerçekleştirilen toplantıda, özellikle İzmir’i tehdit eden kuraklık, yer altı suyu kullanımı ve çökme riski konusunda çarpıcı değerlendirmeler yapıldı. Toplantıda konuşan Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’in uzun vadede karşı karşıya olduğu en büyük tehlikenin "çökme" olduğunu vurgulayarak, bugüne kadar kentin bu gerçeği görmezden geldiğini söyledi. Ahmet Piriştina’dan bu yana göreve gelen belediye başkanlarının su tasarrufu ve Körfez konularında yeterli adım atmadığını dile getiren Yaşar, Aziz Kocaoğlu, Tunç Soyer ve Cemil Tugay ile görüşme imkânı bulamadığını, uyarılarını mektup yoluyla iletmek zorunda kaldığını ifade etti. 42 yıldır denizler ve İzmir Körfezi üzerine çalışan bir akademisyen olduğunu hatırlatan Yaşar, Körfez’le ilgili en kapsamlı bilimsel çalışmayı 1998 yılında yaptıklarını, 1999’dan bu yana da kamuoyunu sürekli uyardığını söyledi. Büyük Kanal Projesi sonrasında Körfez’in temiz suyla beslenmesi halinde yüzülebilir hale geleceğini ancak derelerin betonlanması ve yanlış çevre uygulamaları nedeniyle bunun mümkün olmadığını vurguladı. İzmir’in çok ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğunu belirten Yaşar, 2000 yılında yüzde 60 olan su kayıp-kaçak oranının yıllar içinde düşürülmesine rağmen halen yüzde 35 seviyesinde olduğunu söyledi. Kentte kullanılan suyun yaklaşık yüzde 80’inin yer altı kuyularından çekildiğine dikkat çeken Yaşar, kuyu derinliklerinin 600 metreden 1200 metreye kadar indiğini, bunun Manisa Ovası başta olmak üzere tüm bölgenin altını boşalttığını ifade etti. Kuraklığın yalnızca çevresel bir sorun olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, "Enflasyon, ekonomik kriz, enerji krizi, balıkların yok oluşu ve hatta savaşların temelinde kuraklık yatıyor" dedi. Tarihî süreçte büyük göçlerin ve toplumsal kırılmaların da kuraklık dönemlerinde yaşandığını hatırlattı. "Deniz suyu Basmane’ye kadar gelebilir" İzmir’de çökme sürecinin sessiz ama sürekli ilerlediğini belirten Yaşar, çarpıcı bir uyarıda bulunarak, "İzmir’in en büyük sorunu ne ulaşım ne Körfez’in kokması ne de kirlilik. Uzun vadede tek bir sorun var: Çökme. Eğer önlem alınmazsa 50-60 yıl sonra deniz suyu Basmane’ye kadar gelebilir. Alsancak’ta bugün hissedilen kanalizasyon kokularının nedeni de boruların deniz seviyesinin altına inmeye başlamasıdır" diye konuştu. Cakarta ve Mexico City örneklerini veren Yaşar, bu kentlerde yılda 10-15 santimetre çökme yaşandığını, çözüm olarak bazı bölgelerin tamamen boşaltıldığını söyledi. Yer altı sularının stratejik bir rezerv olduğuna dikkat çeken Yaşar, kaçak kuyuların mutlaka engellenmesi gerektiğini, Türkiye genelinde tahminen 550 bin kuyu bulunduğunu, bunların 120 bininin kaçak olduğunu ifade etti. Toplantıya ilişkin değerlendirmede bulunan Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu Başkanı Yunus Karakaya, uyarıların artık görmezden gelinemeyecek noktaya geldiğini söyledi. Karakaya, "Bu mesele siyasi tartışmaların ötesindedir. İzmir’in altı boşalıyor ve biz hâlâ günü kurtarmaya çalışıyoruz. Bilimin söylediğini dikkate almazsak, çocuklarımıza yaşanabilir bir şehir bırakamayacağız" dedi. Karakaya ayrıca, suyun plansız kullanımının sadece bugünü değil, geleceği de ipotek altına aldığını vurgulayarak, "Bugün atılmayan her adım, yarın çok daha ağır bedellerle karşımıza çıkacak" ifadelerini kullandı.