Yerel Haberler
İzmir
10 Mayıs 2026 Pazar - 15:47 MHP İzmir İl Başkanlığı’ndan anlamlı Anneler Günü kutlaması Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İzmir İl Başkanlığı günlerin en güzelinde en anlamlı kutlamayı yaptı. İl Başkanı Veysel Şahin Şehit Annelerinin Anneler Gününü kutlayarak, "Balçova’da düzenlediği Şehit Aileleri Kahvaltısında her zaman önceliğin ‘Şehitlerimiz ve Aileleri’ olduğu vurgulandı. Türk Milleti için vazgeçilmez bir değer olan Şehit Aileleri ve Şehit Annelerinin "Anneler Günü" MHP İzmir il Başkanlığı tarafından düzenlenen kahvaltılı programla kutlandı. Balçova Termal Tesislerinde gerçekleştirilen programa Şehit Aileleri, Şehit ve Gazi Anneleri katıldı. MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin yaptığı konuşmada, Şehit Ailelerinin ve Şehit Annelerinin Türk Milliyetçileri ve Türk Milleti için önemini vurgulayan bir konuşma yaptı. Şahin konuşmasında "bir milletin duasını omuzlarında taşıyan, acısını sabırla yoğurup vatana adayan, evladını toprağa verip Türk Milletine metanet öğreten yüce gönüllülerimizin huzurundayız" diyerek başladı. Kahraman analarımız Şehitlerimizin aziz hatıraları her an yanımızda diyerek sözlerini sürdüren İl Başkanı Veysel Şahin, "Bugün burada; Vatan sağ olsun derken yüreği kor gibi yanan, ama gözyaşını içine akıtıp devletinin yanında duran, evladını ay yıldızlı bayrağa emanet etmiş kahraman analarımızın huzurundayız. Ve inanıyorum ki; Bu salonda yalnızca anneler yoktur. Bu salonda şehitlerimizin aziz hatırası vardır. Dualar vardır. fedakârlık vardır vatan sevgisinin en saf, en temiz hali vardır. Kıymetli analarım Anne, Bir evladın ilk öğretmenidir. Duasıdır, sığınağıdır, merhametidir. İnsan konuşmayı annesinden öğrenir, sevmeyi annesinden öğrenir, vicdanı annesinden öğrenir, imanı annesinden öğrenir. Ama şehit anneliği Tarifi kelimelere sığmayan kutlu bir makamdır." dedi. MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bizler; ‘Cennet anaların ayakları altındadır’ buyuran Peygamber Efendimizin ümmetiyiz. İşte o cennetin kapısını aralayan anneler; Evladını kınalayıp vatana gönderen, ‘önce vatan’ diyebilen, acısını içine gömüp dimdik ayakta duran şehit anneleridir. Bu milletin anaları, gerektiğinde kendi yüreğini vatana siper edecek kadar büyük yürekli insanlardır. Onun için bu milletin tarihinde kahramanlık varsa arkasında mutlaka bir anne duası vardır. Şehitlerin canı, anaların duası Türk Milletinin tarihi varyantlarının her alanında Annelerin olduğunu da sözlerine ekleyen MHP İzmir İl Başkanı Şahin, "Çanakkale’de vardır. Sakarya’da vardır. Bugün sınır boylarında nöbet tutan Mehmetçiğin arkasında yine bir annenin duası vardır. Aziz şehit annelerimiz, Bugün bu topraklarda ezan okunuyorsa, bayrak dalgalanıyorsa, çocuklarımız huzur içinde uyuyabiliyorsa, bunda en büyük pay; şehitlerimizin fedakârlığında, sizlerin duasında ve sabrındadır. Türk milletinin geleceği Çünkü sizler yalnızca evlat yetiştirmediniz. Bir milletin istikbalini yetiştirdiniz. Sizler yalnızca çocuk büyütmediniz; adam yetiştirdiniz, iman yetiştirdiniz, Ahlak yetiştirdiniz, vatan sevgisi yetiştirdiniz. Bir milleti ayakta tutan sadece tankı topu değildir. Asıl güç; inançlı evlatlardır. Asıl güç Asıl güç; vatan için gerektiğinde can vermeyi göze alan yüreklerdir. Ve o yürekleri yetiştirenler de annelerdir. Kıymetli misafirlerimiz, Dünya bugün hiç olmadığı kadar çalkantılı bir süreçten geçmektedir. Coğrafyamız adeta bir ateş çemberiyle kuşatılmıştır. Her sabah yeni bir çatışmaya, yeni bir krize, yeni bir gözyaşına uyanıyoruz. Mazlum milletlerin üzerine ölüm kusulurken, Türk umut demektir Uluslararası hukuk suskun, vicdanlar yorgun, insanlık ise büyük bir imtihanın içerisindedir. Böyle bir dönemde Türkiye’nin güçlü kalması bir tercih değil mecburiyettir. Birliğimizi korumak İç cephemizi sağlam tutmak bir tercih değil mecburiyettir. Çünkü bu coğrafyada güçlü bir Türkiye yalnızca kendi vatandaşları için değil; mazlum milletler için de umut demektir. Şehit ve gaziler onurumuzdur İşte bunun için şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak zorundayız. İşte bunun için kardeşliğimizi büyütüp, ayrılığa kapılarımızı kapatıp birlik olmak zorundayız. Çünkü şehitlerimizin bizlere bıraktığı en büyük emanet; Bayraktır, vatandır, kardeşlik hukukudur. Hiç kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın Şehitlerimiz bizim baş tacımızdır. Gazilerimiz bu milletin yüz akıdır. Şehit analarının duası Terörle mücadelede destan yazan kahramanlarımız; milletimizin ebedî şeref levhasına isimlerini altın harflerle yazdırmışlardır. Ve biz biliyoruz ki; Şehit analarının duası alınmadan hiçbir millet güçlü olamaz. Sizler yalnızca bir evlat değil; bir milletin geleceğini yetiştirdiniz. Sizler yalnızca can vermediniz; Bu milletin ayakta kalmasına güç verdiniz. Şehitlerimiz bayrağımızdır Şunu da özellikle ifade etmek isterim ki; şehitlerimiz bir bayrak gibi bu milletin gökyüzünde dalgalanmaya devam edecektir. Şehit annelerimizin döktüğü her damla gözyaşı ise; bu milletin birlik ve beraberlik harcına karışmış mukaddes bir emanettir. Bizlere düşen görev; şehitlerimizin hatırasına layık olmak, Devletimize sahip çıkmak, milletimizi bir ve beraber tutmaktır. MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin son olarak, "Bu duygu ve düşüncelerle; aşta aziz şehit annelerimiz olmak üzere tüm annelerimizin Anneler Günü’nü yürekten kutluyorum. Ahirete irtihal etmiş annelerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla yâd ediyorum." diyerek sözlerine son verdi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 12:24 Göztepe, Avrupa umudunu son haftaya taşıdı Trabzonspor’un Türkiye Kupası’nı kazanması halinde Süper Lig’i beşinci sırada tamamlayan takım da Avrupa kupalarında mücadele etme hakkı elde edecek. Bu senaryoda Göztepe, Gaziantep FK galibiyetiyle önemli bir avantaj yakalarken, son haftada Samsunspor’u mağlup etmesi durumunda ligi beşinci sırada tamamlayacak. Göztepe, Avrupa hedefiyle başladığı sezonda yoluna emin adımlarla devam ediyor. Trendyol Süper Lig’in 33. haftasında sahasında Gaziantep FK’yi ağırlayan İzmir temsilcisi, taraftarı önünde rakibini 2-1 mağlup ederek kritik bir galibiyete imza attı. Bu sonuçla puanını 55’e yükselten sarı-kırmızılı ekip, RAMS Başakşehir’in de kazandığı haftada beşinci sıradaki yerini korudu. Avrupa kupalarına katılım yolunda avantajını sürdüren Göztepe, ligin son haftasında Samsunspor’u mağlup etmesi halinde, Başakşehir’in sonucuna bakmaksızın sezonu beşinci sırada tamamlayacak. İzmir ekibinin Avrupa kupalarına katılıp katılamayacağı ise Trabzonspor’un Türkiye Kupası performansına bağlı olacak. Trabzonspor, yarı finalde Gençlerbirliği ile karşı karşıya gelecek. Bordo-mavililerin finale yükselmesi halinde rakibi Konyaspor olacak. Trabzonspor’un kupayı kazanması durumunda ise Süper Lig’i beşinci sırada tamamlayan takım Avrupa kupalarına katılım hakkı elde edecek. Bu nedenle Göztepe, Samsunspor karşısında alacağı galibiyetle Avrupa hayalini gerçeğe dönüştürmek için önemli bir adım atmış olacak.
Bu alışkanlıklar menopoza davetiye çıkarıyor
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:47 Bu alışkanlıklar menopoza davetiye çıkarıyor Yaşam süresi uzadıkça menopoz yaşı da daha fazla gündeme gelirken; menopozun geciktirilip geciktirilmeyeceği merak ediliyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Aşkın Doğan, kadınların menopoza girmelerinin sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla geciktirilebileceğine vurgu yaparak, "Menopozdan kaçınmak mümkün olmasa da daha sağlıklı bir yaşam ve toksinlerden uzak durarak menopoza erken girmenin önüne geçilebilir" mesajını verdi. Menopoz, son yıllarda kadınların yaşam süresinin uzamasıyla beraber daha fazla gündemde yer alıyor. Hal böyle olunca kadınlar da menopoza girişin evrelerini, menopozu nasıl erteleyebileceğini ve bu süreçte ne yapması gerektiğini daha fazla araştırıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aşkın Doğan, menopozla ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Kadınların yüzde 80’ini sıcak basıyor Menopoz öncesi dönemde kadınlarda en sık görülen semptomun sıcak basması olduğunu aktaran Doç. Dr. Aşkın Doğan, "Kadınların yüzde 80’ine kadarında menopoz öncesi dönemde sıcak basmaları ortaya çıkmaktadır. Bu bulgular vazomotor semptomlar olarak da adlandırılır. Genellikle gövdenin üst kısmında başlayan ve yüzde hissedilen bu ataklar 2-4 dakika sürer; ardından terleme ve üşüme ile sonlanır. Anksiyete de eşlik edebilir. Günde 7’den fazla atak yaşayan kadınlarda uyku, konsantrasyon, ruh hali ve cinsel aktivitede bozulma görülebilir" dedi. Depresyon riski artabilir Öte yandan menopoza geçiş dönemindeki kadınlarda, menopoz öncesi dönemlere kıyasla depresyon riskinin belirgin bir şekilde artabileceğini aktaran Doç. Dr. Aşkın Doğan, geçiş döneminde gözlemlenen diğer belirtilere değindi: "Adet düzeninde de değişiklikler olur. Eski adet düzenine göre iki adet arasındaki süre 7 günden fazla olacak şekilde önce sıklaşır, daha sonra uzamaya başlar. Adet kanama miktarında ise kademeli bir azalma görülür. Genellikle yağ kütlesi artar, yağsız kütle azalır ve bel çevresinde yağlanma daha belirgin hale gelir." Menopoz yaşında bir numaralı etken: Aile Menopoz yaşını etkileyen en önemli faktörlerden birinin genetik yatkınlık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Aşkın Doğan, "Ailede erken menopoz öyküsü varsa risk artar. Ayrıca otoimmün hastalıkları bulunan bireylerde de risk yüksektir. Geçirilmiş yumurtalık cerrahisi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler menopoza geçiş sürecini hızlandırabilir. Öte yandan genç bireylerde erken menopoz riskini değerlendirmek için ailede erken menopoz öyküsü olup olmadığına bakılır. Ayrıca kemoterapi, radyoterapi veya yumurtalık cerrahisi geçiren kişilerde AMH (Anti-Müllerian Hormon) düzeylerinin ölçülmesi fikir verebilir. Buna ek olarak, ultrasonla yumurta sayımı ya da adet döngüsünün 3. gününde bakılan hormon değerleri de bilgi sağlar" dedi. Menopozu ertelemek mümkün değil Menopozu ertelemenin mümkün olup olmadığı konusuna da açıklık getiren Doç. Dr. Aşkın Doğan, sözlerine şöyle devam etti: "Menopozu tamamen ertelemek mümkün olmasa da, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve toksinlerden uzak durmak; örneğin sigara ve alkol kullanmamak erken menopoza girişi geciktirebilir. Sağlıklı beslenme de önemlidir: antioksidan, omega-3, D vitamini, folat ve B12 alımı genel olarak önerilir. Ayrıca stres yönetimi de önemlidir. Çünkü stres, kortizol üretimini artırarak yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir." Semptomları hafifletmekte etkili olabilir Menopozu ertelemek ya da geciktirmek için uygulanan tedavilerin sağlık üzerindeki etkileri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Aşkın Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Menopozu geciktirmek tam anlamıyla mümkün olmasa da, erken menopoz durumlarında hormon replasman (yerine koyma) tedavileri uygun hastalarda semptomları hafifletmede etkili olabilir. Özellikle 40 yaş altında, AMH değerleri düşük ve ileride çocuk sahibi olma isteği bulunan hastalarda oosit (yumurta) dondurma işlemi önerilir. Bu işlem menopozu geciktirmese de doğurganlık (fertilite) kapasitesini koruma açısından önemlidir. Uygun hastalarda (meme kanseri öyküsü olmayan, tromboemboli, inme, koroner kalp hastalığı veya aktif karaciğer hastalığı bulunmayan bireylerde) hormon replasman tedavisi semptomatik hastalarda önerilebilir. Kısa vadede sıcak basmaları ve vajinal kuruluk gibi şikayetleri azaltırken, uzun vadede bilişsel fonksiyonlar, kemik sağlığı ve idrar kontrolü üzerine olumlu etkiler sağlayabilir. Deneysel olarak PRP (Platelet Rich Plasma) gibi bazı yöntemler menopozu ertelemeye yönelik olarak araştırılmaktadır. Ancak şu anda bu amaçla bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntem bulunmamaktadır."
Mirnas’tan İzmir’in mimari estetiğine iki dev yatırım
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:08 Mirnas’tan İzmir’in mimari estetiğine iki dev yatırım Ege’nin incisi İzmir, 25 yıldır eğitim başta olmak üzere farklı sektörlerde yatırımlarıyla ön plana çıkan Mirnas Grup tarafından yapımına başlanan, kentin silüetini değiştirip simge haline gelecek "Bronz Kule ve "Azur Ofis" projeleriyle buluşmaya hazırlanıyor. Yedi milyarlık dev yatırımla hayata geçecek iki projeyi kente kazandıracak olan Mirnas Grup’un Eğitimci Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Atlıhan, "En güçlü referansımız, geçmişte yaptığımız başarılı işler. Eğitim sektöründe yaptığımız nitelikli işlerin devamını inşaat sektöründe de fazlasıyla yaparak güzel İzmir’imizi, yeni buluşma noktası olacağına inandığımız hak ettiği en güzel iki dev projeye kısa sürede kavuşturacağız" dedi. 2002 yılından bu yana başta eğitim olmak üzere inşaat ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Mirnas Grup, hem ülke hem de İzmir ekonomisi ve sosyal yaşamına yaptığı yeni yatırımlarla ön plana çıkıyor. Yönetim Kurulu Başkanlığını, Eğitimci Fırat Atlıhan’ın yaptığı Mirnas Grup, yola çıktığı 25 yıldan bu yana, hizmet verdiği sektörlerde güven temelinde inşa ettiği yaklaşımlarla adından sıkça söz ettiriyor. Bünyesinde Manisa’daki üç, Van’daki bir Bahçeşehir Koleji, İzmir’deki Narlıdere-Güzelbahçe Uğur Okulları, Kıbrıs’taki bir otel, bir restoran ve en son Turgutlu’daki 560 lüks konut projesi bulunan Mirnas Grup, yüksek memnuniyet ve yaşama kaliteli değer katma vizyonuyla faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Yenilikçi, modern ve akılcı yaklaşımlarla binin üzerinde uzman çalışanı, beş bine yakın öğrencisiyle büyük bir aileye sahip Mirnas Grup, geçmişteki tecrübesi ve başarılı çalışmalarını, şimdilerde de İzmir Bayraklı’daki "Bronz Kule" ve Konak Mersinli’de inşa ettiği "Azur Ofis" projelerine taşıyor. İzmir’deki ofis yaşamında eşsiz yenilik: Mirnas Azur ile dört duvar arasında değil, denize karşı gökyüzünün altında çalışın Konak Mersinli’de Mistral GYO ile iş birliği yapan Mirnas Grup tarafından yapımına başlanan, 26 kat ve 25 bin metrekare toplam inşaat alanından oluşan Azur Ofis Projesi, İzmir’de, benzeri olmayan yenilikçi özellikleriyle dikkat çekiyor. 2027 yılı Mart ayında teslimi planlanan proje, "Burada sizi gökyüzü, prestij ve deniz bekliyor" sloganıyla eşsiz bir yaşam sunmaya hazırlanıyor. İş dünyasına ve çalışanlara sadece bir ofis değil, ayrıcalıklı bir yaşam ve çalışma deneyimi sunulurken, hiç kapanmayacak panoramik eşsiz deniz manzarası, projenin en dikkat çekici özelliklerinden biri. Teknolojiyle entegre, yüksek tavanlı, akıllı ofis sistemlerine sahip projede, geleneksel kapalı ofis alanlarının aksine daha fazla metrekareye sahip teras balkonlar, dört duvar arasında değil, gökyüzünün altında, deniz manzarası ve havası eşliğinde huzurlu çalışma ortamları sunacak. Kentte, eksikliğinin hissedilmesi nedeniyle ilk defa diğer kulelerden farklı olarak balkonlu konseptiyle inşa edilen ofisler, İzmir’in iş yaşamında gökyüzü kadar geniş bir vizyon, deniz kadar huzurlu bir atmosfer ve güçlü bir statü arayan herkesin yeni adresi olacak. İzmir’deki bir rezidans projesinde ilk kez: Health Center (sağlık merkezi) "İzmir’de Asaletin Rengi Artık Bronz Kule" sloganıyla temelleri atılan Mirnas Bronz Kule Rezidans Projesi de, kentin yeni iş merkezi Bayraklı’da, toplam 41 bin metrekare alanda yükselmeye başladı. 28 katlı Bronz Kule, her noktasından, İzmir Körfezi manzarasına hakim, ferah, kullanışlı, modern çizgilere sahip mimarisi ve içerdiği sosyal donatılarla prestijli bir yaşamı vadeden ödüllü mimarlık ofisi "TAGO Mimarlık" tarafından tasarlandı. Şehrin kalbinde, konutların yanında ilk defa bünyesinde 14 adet teraslı dubleks "Health Center" adıyla seçkin doktor kliniklerinin de yer alacağı Bronz Kule de sağlığı ve konforu bir arada barındıran prestijli bir yaşam sunulacak. "İzmir, dünyanın ekolojik harikası" İki projenin tanıtımıyla ilgili Mirnas Grup’un Bayraklı’daki ofisinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Fırat Atlıhan, "Henüz 27 yaşında Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları çatısı altında eğitim sektörüne girdim. Bir eğitimci olarak amacım her zaman, topluma, ülkemize faydalı bireyler yetiştirmek oldu. Bugün eğitim sektöründe geldiğimiz noktada, binlerce öğrencimiz ve velimizle büyük bir aile olduk. Eğitim sektöründe güven temelinde çok güzel işler yaptık ve hepsiyle gurur duyduğum öğrencilerimizin çok güzel başarılarına hep birlikte imza attık. Ülkesine sevdalı bir vatandaş olarak, her sektörde hizmet etmeyi kendime bir görev bildim. Bu uğurda yıllar geçtikçe farklı sektörlerde farklı yatırımlarla faaliyet yelpazemizi genişlettik. Geçmişteki başarı işlerimiz, en büyük referansımız oldu. Geçmişten gelen başarılarımızı, tecrübemizi ve bizlere olan güveni inşaat sektörüne taşımaya karar verdik. Şimdilerde de ayrı bir gurur ve heyecan içerisindeyiz. Gayri menkul sektöründeki yatırımlarımızı, Turgutlu’nun ardından İzmir’e taşıyoruz. İzmir, gerek insanı, gerek coğrafyası anlamında dünyanın ekolojik bir harikası. Ben de ömrüm vefa ettikçe hayatımın sonraki kısmını bu şehirde devam ettirmek isterim. İzmir’de hayata geçirdiğimiz güzel projelerle, eserlerle anılmak isterim. Dolayısıyla eğitim sektöründe yaptığımız nitelikli işlerin devamını inşaat sektöründe de fazlasıyla yaparak güzel İzmir’imizi, yeni buluşma noktası olacağına inandığımız hak ettiği en güzel iki dev projeye kısa sürede kavuşturacağız" dedi. "Ekonomiye büyük katkı sağlayacağız, güvenlik olmazsa olmazımız" Mirnas Grup altındaki Bronz Kule ve Azur Ofis ile ilgili bilgiler veren Atlıhan, "İzmir dünyanın en güzel iklimi, en güzel coğrafyalarından biri. Ama mimari anlamda gelişmeye maalesef ki çok muhtaç. Yeni yatırımlarla atacağımız her adım İzmir’in kentsel gelişimine, kentsel dönüşümüne büyük katkı sunacak. İki projemiz ile kentin mimari estetiğine inanılmaz destek olacağız. Bu süreç, İzmir’in yanında ülkenin ekonomisine de ciddi bir katkı sağlayacak. İki projenin maliyetine bakacak olursak, yaklaşık 7 milyarlık bir rakamdan söz edeceğiz" diye konuştu. İki projenin de İzmirlilerin iş ve özel yaşamına ayrıcalıklı fırsatlar sunacağını söyleyen Atlıhan, kentteki deprem gerçeğini de göz ardı etmeden hareket ettiklerini, her türlü izinlerin alınmasının ardından, alt ve üst yapı anlamında tüm önlemlerin yerine getirilerek inşaatların yapıldığını, kendileri için güvenliğin olmazsa olmaz olduğunun altını çizdi. "İzmirliler en güzelini hak ediyor" İki projenin aynı anda belki de kent tarihinde ilk defa çok hızlı şekilde bitirileceğini ve teslim tarihi olarak 2027 yılının ilk çeyreği olarak belirlediklerini söyleyen Atlıhan, "Hayalimiz, hedefimiz, bu iki projenin de İzmirlilerin yeni buluşma noktası olması. Bugüne kadar yaptığım hiçbir işte mahcubiyet yaşamadım. İnsanların beklentilerini göz önünde tutup hep çıtayı yükselttim. Burada da bizimle ilgili beklentilerini çok yüksekte tutsunlar. İzmirlilerin beklentilerinin çok üstünde kaliteli bir yaşam onları bekliyor. İzmirliler ve İzmir, her ne alanda olursa olsun her şeyin en güzelini hak ediyor. Biz de bunu karşılamak için var gücümüzle çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
‘Bisiklet Taksi’ye Şoförler Odası’ndan şartlı destek
14 Ekim 2025 Salı - 16:00 ‘Bisiklet Taksi’ye Şoförler Odası’ndan şartlı destek İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde gündeme gelen ‘Bisiklet Taksi’ uygulaması önergesi kentte tartışmaya neden oldu. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, projeye "şartlı destek" vereceklerini ifade etti. ‘Taksi’ ibaresinin kaldırılmasını isteyen Özkan, "Bu uygulama ’İz Bisiklet’ olarak adlandırılsın" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Ekim ayı olağan meclis toplantısında gündeme gelen ‘Bisiklet Taksi’ uygulaması önergesi, oylama sonucunda Ulaşım ve Esnaf Komisyonlarına havale edildi. Proje, mecliste ve kent kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, tartışmaların odağında İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan’ın açıklamaları yer aldı. Endişe büyük oranda giderildi Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Erkan Özkan, İzmir’deki trafik yoğunluğuna dikkat çekerek, "Biz yeniliklere açık bir meslek kuruluşuyuz. Ancak bu yeniliğin neler getirip neler götüreceğine bakmak gerekiyor. İzmir’in şu anda en büyük sorunlarından biri trafik yoğunluğu. Hele hele ana arterlerde, Alsancak, Basmane, Konak gibi bölgelerde trafik sabah ve akşam saatlerinde çile haline geldi. Bu sorun halledilmemişken böyle bir projenin hayata geçirilmesini çok doğru bulmuyorum" dedi. Özkan, ilk etapta odaya gelen bilgilere göre projeye temkinli yaklaştıklarını ancak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın mecliste yaptığı açıklamaların ardından endişelerinin büyük oranda giderildiğini belirtti. "Şartlı destek veririz, toplu ulaşıma alternatif olmasın" Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay’ın projeyi detaylı şekilde anlattığını söyleyen Özkan, "Sayın Tugay’ın açıklamalarını dinledik. Kendisi, bu uygulamanın şehrin ana arterlerinde toplu ulaşıma bir alternatif olmayacağını, daha çok turistik bölgelerde, sahil şeritlerinde, yaşlı vatandaşlarımızın veya ziyaretçilerin nostaljik bir ulaşım aracı olarak kullanabileceğini belirtti. Bu yaklaşımı destekliyoruz. Biz de bu projeye şartlı destek veririz, ama kesinlikle toplu ulaşıma alternatif bir ‘taksi’ gibi lanse edilmemeli" diye konuştu. "Kültürpark, Sasalı ve İnciraltı gibi alanlarda uygulanabilir" Projenin nerelerde uygulanabileceğine dair örnekler veren Özkan, "Kültürpark içerisinde geçmişte nostaljik bir kara tren vardı. Aynı mantıkla, Kültürpark, Sasalı Doğal Yaşam Parkı veya İnciraltı alanı gibi yerlerde turistler veya yaşlı vatandaşlarımız için bu proje güzel bir hizmet olabilir. Ancak şehir merkezinde ticari taksi faaliyeti gibi sunulmasına karşıyız" dedi. "Taksi ibaresi esnafı rahatsız ediyor" Özkan, projenin ismindeki "taksi" kelimesinin taksici esnafını rahatsız ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Taksi kelimesi maalesef son zamanlarda herkes tarafından çok farklı alanlarda kullanılmaya başlandı. Bu da mesleğimizin itibarı üzerinde olumsuz bir algı oluşturuyor. Esnafımız bundan psikolojik olarak rahatsız. Sayın Başkan da bu konuda duyarlılık gösterdi ve ‘taksi ibaresi tartışılabilir’ dedi. Biz de bu projenin İz Bisiklet ya da İzmir Bisiklet adıyla yürütülmesini istiyoruz. Belediyemizin İzulaş, İzsu, İzbeton gibi iştirakleri var, bu da aynı şekilde değerlendirilebilir." "Esnafın tepkisi anlaşıldı, duyarlılık gösterildi" Özkan, Başkan Tugay’ın gösterdiği sağduyudan dolayı teşekkür ederek, "Sağ olsun Sayın Tugay, bizim hassasiyetlerimizi dikkate aldı. Projenin toplu ulaşımın bir parçası değil, nostaljik ve çevreci bir uygulama olduğunu açıkladı. Esnafımız da bu açıklamalardan sonra rahat bir nefes aldı. Zaten hayat şartlarının ağır olduğu, taksici esnafının ekonomik olarak zorlandığı bir dönemdeyiz. Bu nedenle mesleğimize alternatif oluşturacak projelere temkinli yaklaşıyoruz. Ama bu proje ticari değil, turistik amaçlı olacaksa biz buna karşı değiliz" ifadelerini kullandı. Tugay’dan çevre dostu vurgusu, Tuncay Özkan’dan "kölelik" tepkisi Mecliste tartışmalara neden olan önergeye ilişkin açıklamalarda bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, projenin çevreci yönüne dikkat çekti. Tugay, "Londra, Milano gibi şehirlerde buna benzer bisiklet taksi uygulamaları var. Şehrin belli bölgelerinde özellikle turistlerin çevreyi izlemelerini sağlayan bir ulaşım şekli bu. Taksiler elektrikli olacak, muhtemelen sezonluk olarak kullanılacak. En temel amaç, şehre egzozuyla havayı kirletmeyen, turistler için keyifli bir gezi imkânı sunan bir alternatif oluşturmak" dedi. Ancak CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, projeye sert tepki göstererek, "Kölelik 100 yıl önce kalktı. Atatürk sayesinde bu topraklardan. Bisikletli versiyonunu İzmir’de kim hortlatmak isterse karşısındayım" ifadelerini kullandı. Tugay, bu eleştirilere üstü kapalı yanıt vererek, "Taksilerin alternatifi görülmemesi gerek. Kölelik diye yorumlar okudum, çok anlamsız bir eleştiri. Bu elektrikli bir araç, bisiklet yollarından ve yayalaştırılmış bölgelerde gidebilen bir araç olacak" açıklamasında bulundu.
İzmir’de 6.6 büyüklüğünde depreme, helikopterle müdahale tatbikatı
14 Ekim 2025 Salı - 14:18 İzmir’de 6.6 büyüklüğünde depreme, helikopterle müdahale tatbikatı İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı tatbikat programı kapsamında, Manisa merkezli meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki deprem senaryosuna dayanan, bölgesel masa başı ve saha tatbikatı İzmir’de gerçekleştirildi. AFAD’ın düzenlediği tatbikatta, deprem senaryosu üzerinden ilerlenerek enkazdan yaralı tahliyesi ve helikopter destekli kurtarma çalışmaları yapıldı. İzmir İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) tarafından muhtemel bir depreme hazırlık amacıyla geniş kapsamlı bir tatbikat düzenlendi. Masa başı ve saha uygulamalarından oluşan tatbikat, Manisa merkezli 6.6 büyüklüğünde bir depremin ardından yapılacak müdahaleleri konu aldı. Senaryo gereği depremin hemen ardından, aralarında emniyet, jandarma, sağlık ve belediye ekiplerinin de bulunduğu kurum temsilcileri, AFAD İl Müdürlüğü’nde toplanarak kriz masası oluşturdu. Masa başı koordinasyonun ardından arama kurtarma ekipleri sahada görev aldı. Yıkılmış bina enkazlarında yapılan çalışmalarda, arama kurtarma köpekleri ve ileri teknolojik cihazlar kullanıldı. Enkaz altında yaralı olarak senaryoya dahil edilen cansız mankenler, ekipler tarafından yürütülen çalışmalar sonucu çıkarıldı. Çatıya çıkartılan yaralı cansız manken Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait kara helikopteriyle gerçeği aratmayan bir operasyonla kurtarıldı. İzmir özelinde Vali Dr. Süleyman Elban sevk ve idaresinde gerçekleştirilen tatbikatta; afet ve acil durumlara müdahale hazırlıklarının tatbikatlar yoluyla denenmesi, Ege Bölgesi’nde meydana gelebilecek muhtemel bir depremde Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında destek illerin intikali, il ve ilçe AFAD Yönetim Merkezleri’nin 0. (sıfırıncı) dakikadan itibaren, özellikle afet yönetiim süreçlerine katılımı amaçlandı. İl Afet müdahale planında görevli tüm paydaş kamu ve özel kurum ve kuruluşların müdahale kapasitesi ile koordinasyon içerisinde çalışma kabiliyetlerini geliştirmeyi ve planlarda görevli personelin eğitilmesini de amaçlayan tatbikatta, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinden elde edilen tecrübeyle kamu ve özel sektör kaynaklarının etkin kullanılması, tüm müdahale gruplarının afet yönetim süreçlerine katılımı, afet gruplarının imkân ve kabiliyetlerinin ihtiyaçlara göre ölçülmesi hedeflendi. Tatbikata, İzmir İli Afet Müdahale Planı’nda yer alan İzmir AFAD Merkezi başta olmak üzere, senaryoya konu depremden etkilenen İzmir ilçelerinin de dahil edildiğini kaydeden Vali Dr. Süleyman Elban, "Tatbikat esnasında; Karşıyaka, Bornova, Bayraklı, Çiğli, Menemen, Aliağa, Kemalpaşa, Buca, Karabağlar, Konak, Gaziemir, Torbalı, Balçova, Menderes, Narlıdere, Bayındır, Tire, Foça, Bergama ve Kınık olmak üzere 20 ilçemizin ilçe AFAD yönetim merkezleri faaliyete geçirildi. İzmir İli Yerel Düzey 23 Afet Grubu ile birlikte fiili saha tatbikatımızı icra ettik. İl Afet ve Acil Durum Müdürü’müz Nazif Ekinci’den deprem senaryosuna göre ilk gelen bilgiler doğrultusunda genel durum hakkında bilgi aldıktan sonra, depremden etkilenen 20 ilçemizin kaymakamlarına video konferans ile canlı bağlantı kurarak ilçelerindeki son durumu öğrendik. Değerlendirmelerimizi yaptık. Tatbikatın sahadaki kısmında ise Menemen ilçemizde 2 enkaz, Bornova ilçemizde 1 enkaz ve Kemalpaşa ilçemizde 1 enkaz ve Akdeniz Kimya Fabrikası’nda; Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer (KBRN) tehditler tatbikatı fiilen icra ediliyor" dedi. Tatbikata bin 299 personel 230 araç ve ekipman katılıyor Tatbikatta, ilgili tüm kurum ve kuruluşların, önceden üzerlerine yüklenen görev ve sorumluluklar doğrultusunda hareket ettiğini vurgulayan Vali Elban, AFAD akrediteli sivil toplum kuruluşlarının da tatbikata dahil edildiğini belirterek, "Saha tatbikatına İzmir AFAD Arama ve Kurtarma Birliği, AFAD tarafından akredite edilen 18 kamu ve sivil toplum kuruluşu ekibiyle eğitimlerini tamamlamış 6 STK fiilen katılıyor. Tatbikatı 82 kurum ve kuruluştan bin 299 personel ve biri helikopter olmak üzere 230 araç ve ekipmanın fiilen katılımıyla icra ediyoruz" şeklinde konuştu. Ülkemizin deprem başta olmak üzere bir dizi doğal afet riskiyle her an karşılaşabileceğini hatırlatan Vali Dr. Süleyman Elban, AFAD Başkanlığı tarafından hayata geçirilen ve geliştirilen Türkiye Afet Müdahale Planı’nın (TAMP), muhtemel afetlerde tüm vatandaşlarımızı doğrudan ilgilendiren oldukça önemli bir çalışma olduğunu ifade etti. Vali Elban: "Afetlere karşı hazırlıklı olmalıyız" İzmir’in deprem bakımından yüksek risk grubunda olduğunu anımsatan Vali Dr. Süleyman Elban, "Afetlerle mücadelede en etkili yöntem, risk gerçekleşmeden önce harekete geçmektir. Bu anlayışla hareket eden kamu kurumlarımız, akredite sivil toplum kuruluşlarımızla koordineli bir şekilde çalışarak, afet müdahale planlarını sürekli olarak gözden geçirip güncellemektedir. Hedefimiz, herhangi bir afet durumunda can ve mal kayıplarını en aza indirmek ve toplumun tüm kesimlerini bu sürecin aktif bir paydaşı haline getirmektir. Zira afetler sadece yıkıcı olaylar değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığımızı sınayan ciddi birer sınavdır. Afetler gerçekleşmeden alınacak önlemlerin, afet sırasında gösterilecek refleksler kadar hayati olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle tüm kurumlarımız, muhtemel felaketlere karşı her an hazırlıklı olma bilinciyle sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmektedir. Temennimiz, güzel İzmir’imizin ve Aziz Milletimizin bir daha böylesi acı deneyimlerle karşılaşmamasıdır. Vatandaşlarımızdan da bu süreçte duyarlı davranmalarını, afetlere karşı hem bilinçli hem de hazırlıklı olmalarını özellikle rica ediyorum" şeklinde konuştu. Çorumluoğlu: "Gerçeğini aratmayan bir tatbikat oldu" Menemen ilçesindeki tatbikatın ardından açıklamalarda bulunan İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, "Bildiğiniz gibi, bugün Manisa merkezli bir bölgesel tatbikat icra ediliyor. Bu Manisa merkezli bölgesel tatbikattan İzmir olarak 20 ilçemiz de etkileniyor. Bu ilçelerden 3 tanesinde canlı tatbikat planladık. Bunlar Menemen, Bornova, Kemalpaşa’dır. Biraz önce Kemalpaşa ilçemizde kimyasal bir tatbikat yaptık. Burada da kara havacılığın helikopteriyle bir kurtarma ve enkaz tatbikatını gerçekleştirdik. Gerçeği aratmayan bir tatbikat oldu. Ne kadar hazırlıklı olunduğunu da burada bir kez daha görmüş olduk. Şüphesiz ki biz İzmir’de bu çalışmaları yürütürken, kamu kurumlarının haricinde, sivil toplumdaki derneklerimiz ve kurtarma ekiplerimizle bir bütün olmaya çalışıyoruz. Çünkü Kahramanmaraş merkezli depremde gördük ki, geniş kapsamlı bir depremde ya da afette, yalnızca bizim birliklerimiz yeterli gelmiyor. Dolayısıyla, diğer kurtarma birliklerimizi ve ekiplerimizi akredite ediyoruz. Bu meyanda, hazırlıklarımızı en üst seviyeye çıkartmaya çalışıyoruz. Buradan da vatandaşlarımıza bir uyarıda bulunmak istiyorum. Bizim yapmak istediğimiz ve yaptığımız bütün bu çalışmalar, değerli arkadaşlar, afetin sonrasına yöneliktir. Afetten önce binalarımızın ve personelimizin hazırlıklı olması gerekiyor. Bu nedenle, vatandaşlarımızın da depreme hazırlıklı olmalarında büyük fayda görüyorum. İnşallah böyle büyük bir afet yaşamayız" diye ekledi.
Ege Üniversitesinde Türk dünyasının dil birliği konuşuldu
14 Ekim 2025 Salı - 12:29 Ege Üniversitesinde Türk dünyasının dil birliği konuşuldu Türkiye ve Kazakistan arasında köklü tarihî, kültürel ve dilsel bağlara dayanan akademik ilişkiler, karşılıklı ziyaretler ve bilimsel etkinliklerle güçlenmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Ege Üniversitesi ile L.N. Gumilev Avrasya Millî Üniversitesi (Kazakistan) arasındaki ikili ilişkiler çerçevesinde önemli bir akademik buluşma daha gerçekleştirildi. Filoloji Fakültesi Kazak Dilbilimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Dili ve Lehçeleri Anabilim Dalı’nı ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Prof. Dr. İbrahim Şahin moderatörlüğünde ve tercümesinde, "Tarihî Dilcilik ve Türk Birliğinin Dil Modeli" başlıklı bir konferans düzenlendi. "Türk birliği dil birliği ile mümkündür" Konferansta Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı, Türk Dünyasının ortak değerlerini birleştirmede dil birliğinin merkezi önemine dikkat çekti. Türk Birliği’nin ancak ortak bir dil modeli üzerine inşa edilebileceğini vurgulayan Abdualıulı, konuşmasında antroponimlerin (kişiadları) ve toponimlerin (yeradları) tarihî dil bilimi açısından taşıdığı önemi örneklerle açıkladı. Kazakistan’daki dil çalışmalarının Türk Dünyası genelinde yürütülen ortak dil araştırmalarıyla ilişkilendirilmesinin, bilimsel iş birliğini güçlendireceğini belirten Prof. Dr. Abdualıulı, Türk dillerinin kök birliğine ve tarihsel sürekliliğine dair örneklerle dinleyicilere zengin bir perspektif sundu. "Geleceğe yönelik bilimsel adımlar paylaşıldı" Ziyaret sırasında Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyeleriyle yapılan görüşmelerde, iki kurum arasında ortak araştırma projeleri ve ortak yayın çalışmaları ele alındı. Ayrıca, Türk Dünyası üniversiteleri arasında dil, kültür ve tarih alanlarındaki ortak çalışmaları geliştirmeye yönelik yeni iş birliği planları gündeme getirildi. Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü yetkilileri, Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı’nin ziyareti vesilesiyle iki kurum arasındaki akademik ilişkilerin daha da güçleneceğini ifade ettiler. "Ortak kültürel miras bilimsel temelde korunuyor" Ege Üniversitesi ile L.N. Gumilev Avrasya Millî Üniversitesi arasındaki bu akademik temas, Türk Dünyasının ortak kültürel ve dilsel mirasını bilimsel düzlemde koruma ve geliştirme yönünde atılmış önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Aile şirketlerinde sürdürülebilirlik için güç birliği
14 Ekim 2025 Salı - 12:08 Aile şirketlerinde sürdürülebilirlik için güç birliği Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) ile TAİDER Aile İşletmeleri Derneği, aile işletmelerinin sürdürülebilirliğine ve kuşaklar arası başarı aktarımına katkı sağlamak amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. "Aile İşletmelerinde Kurumsallaşma ve Nesiller Arası Devir" başlıklı özel panel, EGİAD Dernek Merkezi’nde, TAİDER ve EGİAD üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinliğin moderatörlüğünü, Güres Grup Yönetim Kurulu Üyesi, EGİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TAİDER Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Güres üstlenirken; Kanat Boya Kurumsal İletişim Yöneticisi, EGİAD Sanayi ve Sürdürülebilirlik Komisyonu Başkan Vekili, TAİDER Üyesi Beril Kanat ve Tellioğlu Yem Gıda Yönetim Kurulu Üyesi, EGİAD Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Komisyonu Üyesi, TAİDER Üyesi Mert Tellioğlu panelist olarak deneyimlerini paylaştı. Aile şirketlerinin küresel ekonomideki ağırlığı Etkinlik, EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı ve TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Aile şirketlerinin dünya ekonomisinin omurgasını oluşturduğuna dikkat çeken EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, "PwC’nin araştırmasına göre, küresel ekonominin yaklaşık yüzde 70’i aile işletmelerinden oluşuyor. Ernst & Young’un verileri ise dünyanın en büyük 500 aile şirketinin yıllık toplam cirosunun 8,8 trilyon dolar seviyesine ulaştığını ve 25 milyon kişiye istihdam sağladığını ortaya koyuyor. Bu ölçek, aile şirketlerini adeta dünyanın üçüncü büyük ekonomisi konumuna taşıyor." dedi. Bu güçlü ekonomik varlığın sürdürülebilirliğinin planlı bir yönetim anlayışıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Özhelvacı, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Yapılan araştırmalar, aile şirketlerinin yalnızca yüzde 30’unun ikinci nesle, yüzde 12’sinin üçüncü nesle ulaşabildiğini gösteriyor. Dördüncü nesle geçebilenlerin oranı ise yüzde 3 civarında. Bu tablo, kurumsallaşma ve nesiller arası planlamanın aile işletmeleri için ne kadar kritik olduğunu açıkça ortaya koyuyor." Kurumsallaşma, aile şirketlerinin yaşam sigortasıdır EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, EGİAD’ın genç kuşak iş insanlarını sadece bugünün değil, geleceğin rekabet ortamına hazırlamayı amaçladığını belirterek, kurumsallaşmanın bu süreçte temel bir unsur olduğunu dile getirerek, "EGİAD olarak hedefimiz, üyelerimizi sadece bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren girişimciler değil; aynı zamanda geleceğe yön verecek vizyoner liderler olarak yetiştirmektir. Bu nedenle, aile işletmelerinde kurumsallaşma ve nesil planlaması konularını stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Üyelerimizin şirketlerini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturabilmeleri, kurumsal yönetim ilkelerine hâkim olmalarıyla mümkün. Bu panel, iş dünyasının geleceğini şekillendirecek genç kuşakların bilgi, deneyim ve vizyon kazanması açısından son derece kıymetli." diye konuştu. TAİDER ve EGİAD arasında stratejik iş birliği protokolü Panelin sonunda EGİAD ve TAİDER arasında "Aile İşletmelerinde Sürdürülebilirlik İş Birliği Protokolü" de imzalandı. Protokol kapsamında; iki derneğin üyeleri karşılıklı olarak ortak eğitim, araştırma ve mentorluk programlarından yararlanabilecek. Ayrıca, aile işletmelerinin kurumsallaşması ve melek yatırımcılık alanında ortak projeler geliştirilmesi de hedefleniyor. İş birliğinin, yalnızca iki derneğin üyelerine değil; bölgesel ve ulusal ölçekte ekonomik sürdürülebilirliğe de katkı sağlayacağını belirten Özhelvacı, şu ifadeleri kullandı: "EGİAD ve TAİDER’in bilgi birikimi ve vizyonlarının birleşmesiyle, aile işletmelerine yönelik daha güçlü, sürdürülebilir ve yenilikçi bir ekosistem inşa etmeyi hedefliyoruz." İki kurum, ortak bir geleceğe yürüyor TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin, konuşmasında, aile işletmelerinin sürdürülebilirliğini destekleyen bu iş birliğinin ülke ekonomisi açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. EGİAD ve TAİDER’in birlikte yürüttüğü bu süreç, genç kuşakların aile işletmelerinde aktif roller üstlenmesini, profesyonelleşmeyi ve yenilikçi yönetim anlayışlarının gelişmesini teşvik edecek. Etkinlik, moderatör Mustafa Güres ile panelistler Beril Kanat ve Mert Tellioğlu’nun aile şirketlerinde kurumsallaşma deneyimlerini paylaştıkları interaktif oturumla devam etti. Katılımcılar, nesiller arası devirde yaşanan zorluklar, aile anayasalarının önemi, kurumsal yönetişim modelleri ve sürdürülebilir büyüme stratejileri üzerine fikir alışverişinde bulundu.