Yerel Haberler
İzmir
Karaburun ve Mordoğan kültürü 9. Geleneksel Yemek Festivali’nde yaşatılacak 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:32:10 Karaburun yarımadasının kültürel mirasına sahip çıkan önemli etkinliklerden biri olan "9. Geleneksel Yemek Festivali", Müesser Aktaş Etnografya ve Tarih Evi Koruma ve Yaşatma Derneği tarafından 16-17 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Yarımadanın köklü kültürünü yaşatmayı amaçlayan festival, iki gün boyunca ziyaretçilerine hem lezzet hem de kültür dolu unutulmaz bir hafta sonu sunacak. Festival kapsamında yöresel yemek yarışmaları, kültürel söyleşiler, geleneksel el sanatları tanıtımları ve destansı halk oyunları gösterileri düzenlenecek. Karaburun ve Mordoğan’ın geçmişten günümüze uzanan yaşam kültürünü tanıtacak etkinlikler, bölgenin kültürel değerlerini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Yarımada kültürüne gönül veren isimlerden biri olan Müesser Aktaş tarafından 2008 yılında kurulan yerel kültür evi ise festivalin en önemli simgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. Kültür evinde; el sanatları ürünleri, geleneksel köy odası, yöresel kıyafetler, eski mutfak eşyaları ve geçmiş yaşamı yansıtan birbirinden değerli eserler sergileniyor. Karaburun yarımadasının unutulmaya yüz tutmuş kültürel mirasının korunması adına büyük emek veren Müesser Aktaş’ın çalışmaları, yıllardır bölge halkı ve ziyaretçiler tarafından takdirle karşılanıyor. Yarımadanın tarihine ışık tutan birçok nadide eser, bu kültür evinde yaşatılarak günümüze taşınıyor. Bu yıl dokuzuncusu düzenlenecek olan yöresel yemek festivali de, bu kültürel mirası daha geniş kitlelerle buluşturarak adeta taçlandırıyor. Festival boyunca ziyaretçiler yalnızca yöresel lezzetlerle buluşmayacak; aynı zamanda Karaburun’un tarihini, yaşam biçimini ve geleneklerini yakından tanıma fırsatı da bulacak. Bölgenin doğal güzellikleri ve kültürel dokusuyla birleşen etkinlik, İzmir ve çevre illerden gelecek misafirler için de önemli bir kültür buluşması niteliği taşıyor. Festivale katılanlara ayrıca, mitolojide Echo efsanesiyle anılan ve Narcissus hikâyesine konu olduğu söylenen tarihi Nargisus Çeşmesi’ni ziyaret etmeleri de öneriliyor. Yarımadanın mistik atmosferini yansıtan bu tarihi nokta, bölgenin kültürel zenginliğini tamamlayan önemli değerlerden biri olarak öne çıkıyor. Karaburun ve Mordoğan kültürünün yaşatılması adına büyük önem taşıyan festival, geleneksel değerlerin korunmasına katkı sunarken aynı zamanda yarımada turizmine de canlılık kazandıracak. Kültür, tarih, gastronomi ve halk oyunlarının bir araya geleceği bu özel etkinlik, güzel bir hafta sonu geçirmek isteyenler için kaçırılmayacak bir organizasyon olacak.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:26 Böbrekleriniz size küsmeden, siz tuza veda edin Mutfakların vazgeçilmezi, sofraların "beyaz altını" tuzun, aslında vücudun sessiz kahramanları böbrekler için büyük bir yük olduğu konusunda uyarıda bulunan İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, "Vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu. Böbrekleriniz size küsmeden, siz tuza veda edin" dedi. 11 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası’ sebebiyle bir açıklama yapan Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, tuz bağımlığına dikkat çekti. Ural, "Çoğumuz yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzanırız. Peki, neden? Bu durum, bir damak tadı tercihinden ziyade beyindeki bir ’ödül mekanizması’. Tuz tüketimi beyinde dopamin salınımını tetikleyerek, zamanla daha fazlasını isteyen bir döngü oluşturuyor. Özellikle stresli anlarda kortizol seviyelerini düşürüp geçici bir rahatlama hissi verdiği için vücudumuz bizi yanıltarak tuzlu gıdalara yönlendiriyor. Oysa gerçek şu ki; vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu." dedi. Sessiz ve derin hasar: Glomerüler Hiperfiltrasyon Vücudun arıtma tesisi olan böbreklerin kanımızdaki tuzu dengelemek için olağanüstü bir çaba sarf ettiğini anlatan Uzman Dr. Orçun Ural, şöyle devam etti: "Ancak bu çaba, ’Glomerüler Hiperfiltrasyon’ denilen bir sürece yol açarak böbreğin o meşhur filtrelerini (nefronları) yoruyor ve zamanla sertleşmelerine neden oluyor. Böbrekler genellikle sessizce mücadele eder. Sağlıklı hissetmeniz, hasar oluşmadığı anlamına gelmez; sadece böbreğinizin henüz bu yükü tolere edebildiğini gösterir. Belirtiler başladığında ise genellikle iş işten geçmiş oluyor." Sadece tansiyon hastaları mı risk altında? Tuzun sadece yüksek tansiyonu olanlara zararlı olduğu büyük bir yanılgı olduğunu belirten Dr. Ural, normal kan basıncına sahip bireylerde bile aşırı tuzun böbrek dokusuna doğrudan zarar verdiğini vurguladı. Ural, tuzun damar sağlığından bağımsız olarak böbrek hücrelerini doğrudan etkileyerek kronik hastalıkların temelini atabildiğini söyledi. Tuzu kesmek için sadece masadaki tuzluğu kaldırmanın ne yazık ki yeterli olmadığını belirten Dr. Ural, asıl mücadelenin market raflarında başladığını belirterek, "Sağlıklı sandığımız paketli gıdalardan her gün yediğimiz ekmeğe kadar her yerde gizli sodyum var. Çözüm ise basit ama etkili: Bilinçli bir tüketici olup etiket okumayı alışkanlık haline getirmek. Böbreklerinizi korumak için bugün atacağınız küçük bir adım, yarın sizi diyaliz makinelerinden uzak tutabilir. Damak tadını yeniden eğitmek için kritik süre 21 gün. Tuzu kademeli azaltıp yerine taze baharatlar, limon ve doğal aromalar eklediğinizde, 3 haftanın sonunda reseptörleriniz yenilenecek ve yiyeceklerin gerçek tadını almaya başlayacaksınız. Geleceğinizi ’salamura’ etmeyin. Bugün o tabağa eklemediğiniz bir tutam tuz, yarın size sağlıklı bir ömür olarak geri dönecek." dedi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:04 Saya Holding’ten girişimcilere stratejik destek Saya Holding, holding çatısı altında sağlık sektöründe faaliyet gösteren Humanis bünyesinde kurulan Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) aracılığıyla Revo Capital Fund III’e yatırım yaparak, girişim ekosistemindeki stratejik varlığını güçlendirdi. Saya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Mengi, yatırım ile yapay zekâ, sağlık teknolojileri ve fintech gibi yüksek katma değerli alanlarda Türkiye’den çıkacak başarı hikâyelerine uzun vadeli destek vermeyi hedeflediklerini açıkladı. Mengi, "Yatırım ekosisteminin en önemli oyuncularından Revo Capital’in tecrübesiyle Saya Holding’in sektörel derinliğini buluşturan bu iş birliği, Ar-Ge odaklı ve yüksek katma değerli teknoloji şirketlerinin büyümesini hızlandırmayı hedefliyor" dedi. Sağlık, gayrimenkul ve teknoloji odaklı sanayi sektörlerinde oluşturduğu değerle Türkiye’nin öncü markalarından Saya Holding, sağlık sektöründe faaliyet gösteren Humanis ile önemli bir adım attı. Saya Holding, Humanis bünyesinde kurulan Humanis Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) üzerinden, bölgenin önde gelen girişim sermayesi şirketlerinden Revo Capital’in üçüncü fonuna (Fund III) yatırım yaptığını açıkladı. Saya Holding’in "insan odaklı inovasyon" ve "sürdürülebilir büyüme" vizyonunu girişim ekosistemine taşıma kararlılığının bir göstergesi olduğunu vurgulayan Saya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Mengi, kurumsal şirketlerin dinamik girişim ekosistemleri ile kurduğu bağın, modern ekonomi dünyasında bir tercih değil, zorunluluk olduğunu söyledi. Ülkemizin geleceği için anlamlı iş birliği Mengi, "Saya Holding olarak, yarım asırlık sanayicilik tecrübemizi ve Humanis ile sağlık sektöründe ulaştığımız küresel yetkinliği, teknoloji odaklı yeni nesil yatırımlarla taçlandırıyoruz. Revo Capital Fund III’e gerçekleştirdiğimiz bu yatırım, sadece bir finansal ortaklık değil, yapay zeka, sağlık teknolojileri ve fintech (finans - teknoloji) gibi dünyayı dönüştüren alanlarda ülkemizden çıkacak başarı hikayelerine verdiğimiz stratejik bir destektir. Revo Capital’in tecrübesi ile Saya Holding’in sektörel derinliğini bir araya getiren bu iş birliği, Ar-Ge odaklı, katma değeri yüksek ve ihracat potansiyeli taşıyan teknoloji şirketlerinin büyüme yolculuğunda kaldıraç etkisi oluşturmayı hedefliyor" diye konuştu. Hedef teknoloji ihracı Saya Holding’in, bu yatırımla birlikte girişimcilere sadece sermaye değil, aynı zamanda holding bünyesindeki şirketlerin operasyonel gücü, geniş pazarlama ağı ve global vizyonuyla "smart capital" (akıllı sermaye) sunmayı amaçladığını anlatan Mengi, bu yaklaşımın, Türkiye’nin teknoloji ihraç eden bir merkez olma hedefine doğrudan hizmet ettiğini ve girişimlerin kurumsal yapılarla daha hızlı entegre olmasını sağladığını kaydetti. Girişim ekosistemini analiz etmek, doğru iş birliklerini kurmak ve bu değer oluşturma sürecini profesyonellikle yönetmenin büyük bir gayret gerektirdiğine dikkat çeken Cem Mengi, bu süreci büyük bir titizlikle yürüten Saya Holding Strateji, İş Geliştirme ve Yatırımlar Direktörü Caner Özsaran ve ekibine teşekkür etti. Revo Capital Fund III nedir 2013 yılında kurulan Revo Capital, Türkiye’nin öncü ve en büyük erken aşama teknoloji yatırım fonudur. Toplamda 250 milyon dolar büyüklüğündeki üç fonu aracılığıyla 51 teknoloji girişimine yatırım yapmış, Midas, ikas, Param, Massive Bio, Getir, Paraşüt, Foriba ve Logiwa gibi kategori lideri şirketlerin erken dönem yatırımcıları arasında yer almıştır. Şirket bugüne kadar 18 başarılı çıkış gerçekleştirmiştir. 2025 yılında Dünya Bankası Grubu’nun yatırım kolu International Finance Corporation (IFC), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (European Bank for Reconstruction and Development - EBRD), Almanya’nın kalkınma finansmanı kurumu DEG - Deutsche Investitions- und Entwicklungsgesellschaft (KfW DEG) ve Türkiye Kalkınma Fonu (TKF) başta olmak üzere Türkiye’nin önde gelen kurum ve bankaları, aile ofisleri ve iş adamlarının katılımıyla 100 milyon dolar büyüklüğündeki üçüncü fonunu hayata geçiren Revo Capital, Türk kökenli kuruculara veya Türkiye’de Ar-Ge ekipleri bulunan girişimlere odaklanmaktadır. Revo, bu şirketleri tohum aşamasından Seri A ve B yatırım turlarına kadar destekleyerek küresel ölçekte büyümelerine katkı sağlamaktadır. Fonun yatırım odağında yapay zekâ odaklı fintech, B2B SaaS, siber güvenlik, sağlık teknolojileri, enerji ve oyun alanları yer almaktadır. Revo Capital, 2030 yılına kadar 30’dan fazla erken aşama teknoloji girişimine yatırım yapmayı hedeflemektedir.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:00 Bergama’da Türkçe isimli iş yerlerine teşekkür plaketi Bergama Şehit Ömer Yiğit Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğretmen ve Öğrencileri, "Türkçe Bir Markadır" adıyla hayata geçirdikleri proje kapsamında ilçede Türkçe isimli iş yerlerini ziyaret ederek, plaketle teşekkür ettiler. Şehit Ömer Yiğit Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ebubekir Erkaya yaptığı açıklamada, ‘’Okulumuz Türkçe isim kullanan işletmeleri ödüllendirecek özel bir projeye imza attı. ’Türkçe Bir Markadır’ adıyla hayata geçirilen projede Türkçe isim kullanan işletmelerin okulumuz tarafından hazırlanan plaketler takdim edilecek. İlçemizdeki işletmelerin Türkçe isim kulanmaları hem dilimize sahip çıktığımızı hem de yerel ekonomimizi desteklediğimizin göstergesidir. Bu proje ile hem farkındalık oluşturmak hem de esnafımızı onurlandırmayı amaçlıyoruz. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Bu projeye imza atan okulumuz öğretmenleri Müge Olut ve Atabey Pusat ile okulumuz öğrencilerine teşekkür ediyorum.’’ dedi. Şehit Ömer Yiğit Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğretmeni ve Proje Sorumlularından Atabey Pusat ise, ‘’Projemizin sloganı şuydu: ’Türkçe Bir Markadır’. Başka bir markaya ihtiyacımız yok. Bu konuda ülkemizin kanayan bir yarası var. İşletmelerimizin çoğu Türkçe birisim kullanmak yerine İngilizce, Fransızca, Arapça isimler kullanıyor. Bu durumu tersine döndürmek, Türkçe ismin de bir kalite olduğunu anlatmak için yaptığımız bir çalışma bu. Bu kapsamda ziyaretlerimizde ilk olarak Muhsin arkadaşımızın işletmesine plaketimizi takdim ettik. Bunun devamı gelecek. Dileriz önce İzmir sonra ülke geneline yayılarak Türkçe isimli işletmelerin sayısı hızla artar ‘’ diye konuştu. Plaketini alan işletme sahibi Muhsin Gözkaya ise, ‘’UNESCO Dünya Mirası kentimizi dünyaya işletmemizin adını Türkçe koyarak meşhur Bergama Köftemizi ve Bergama Çığırtma yemeğimizi tanıtmaya çalışıyoruz. Projeden dolayı Şehit Ömer Yiğit Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okulumuza çok teşekkür ediyorum ‘’ dedi. Şehit Ömer Yiğit Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi proje ekibinin bir sonraki durağı Taner Çetin’in işlettiği bir bayii oldu. İşletme sahibi Taner Çetin’e plaketini Şehit Ömer Yiğit Ulus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Erşan gelici takdim etti.
Kasapoğlu, ABD temaslarını değerlendirdi
29 Eylül 2025 Pazartesi - 12:23 Kasapoğlu, ABD temaslarını değerlendirdi Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili, Türkiye-ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu New York ve Washington’da gerçekleşen görüşmelerle ilgili bir makale kaleme aldı. Dr. Kasapoğlu, Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan makalesinde; "21- 25 Eylül arasında New York ve Washington hattında geçen programlarda, sadece diplomasi protokolleri değil, somut sonuç hedefleyen çok katmanlı bir devlet aklını da sahada gördük. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli haftasında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, önce vicdanın kürsüsünde konuştu. Ardından ekonominin masasında verileri ve hedefleri ortaya koydu. Washington’da ise müttefiklik hukukunun gerektirdiği teknik başlıkları kararlılıkla ele aldı. Bu seyirde atılan her adım, Türkiye’nin hem insani duruşunu hem de stratejik kapasitesini aynı resimde buluşturdu. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu hitabı, Gazze’deki çözümsüzlüğün giderilmesi yolunda meseleyi daha güçlü bir boyuta taşıdı. Cumhurbaşkanımız, iki yıla yaklaşan insani felaketi rakamların soğukluğuna hapsetmeden, hukuk ve vicdan terazisinde anlattı. Ateşkesin tesisi, insani yardımlara kesintisiz erişimin sağlanması ve insan hakları ihlallerine karşı caydırıcı mekanizmaların işletilmesi çağrısını bir kez daha açık ve net bir dille yaptı. Barışın hayata geçmesinin formülünü bir kez daha vurguladı. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan kalıcı barış doğmaz, uluslararası hukuk da işlevini bulmaz. Bu söz bir tespit değildir. Takvime bağlanması ve denetlenmesi gereken hayati bir adımdır. Gazze’de yaşananlara karşı ilkesel netlik hiç vakit kaybetmeden ortaya konmalıdır. İnsanlığın gereği budur. Bu çizgi, Filistin Meselesine Çözüm ve İki Devletli Çözüm Konferansı’nda da korundu. Filistin’i tanıyan ülkeler takdir edildi. Tereddüt edenlere bu anlamdaki çağrı yinelendi. Filistin davasının artık dünyaya mal olduğunun, tüm insanlığın bu konuda sorumlu olduğunun altı çizildi. Netanyahu hükümetinin ilhak ve sürgün siyaseti, iki devletli çözümü boğmaya dönük bir strateji olarak bir kez daha ifşa edildi. Buradaki mesaj açıktı: Uluslararası toplum ya hukuku işletir ve adımı takvime bağlar ya da yeni utanç sayfalarının açılmasına seyirci kalır. Çünkü modern çağın utançları hafızalarımızda ilk günkü gibi duruyor. Daha büyük utançlar ise gözümüzün önünde yeniden yazılıyor. Türkiye, bu gidişatı değiştirmek için hem vicdani hem de hukuki bir hat kurdu ve Cumhurbaşkanımızın ağzından bu hattın gereğini yerine getirdi. Birleşmiş Milletler kürsüsünde yalnızca Gazze konuşulmadı. Sistemin bizzat kendisi de masaya yatırıldı. "Dünya beşten büyüktür" vurgusu sistemin açmazlarını ifade eden en net eleştirilerden biridir ve bir kere daha bu eleştirinin somutlaşmış halidir. Veto düzeni kararları kilitleyip çifte standardı meşrulaştırmaya devam ederse, sonuç yeni Gazze’ler, yeni utanç vesikaları, yeni soykırımlar olacaktır. Bu nedenle Türkiye, "Güçlünün hukukuna" değil "Hukukun gücüne" dayanan bir düzen talep ediyor. Bu talep, kurumları kurucu ilkelerine döndürmek; işlevsizliği onarıp adaleti işler kılmaktır. Aksi halde, Birleşmiş Milletler personelinin dahi can verdiği bir sahada, "Uluslararası toplum" kavramı içi boş bir klişeye dönüşür" ifadelerine yer verdi. "Amerikan iş adamları adeta Türkevi’ne akın etti" Rockefeller Center’daki TASC buluşmasında Türk-Amerikan toplumunun dinamizminin salona sığmadığını belirten Kasapoğlu, "Cumhurbaşkanımızın İslam karşıtlığı ve kültürel ırkçılık konusundaki uyarıları, inanç hürriyeti standartlarına ilişkin beklentiyi net biçimde ortaya koydu. Türkevi’nde iş dünyasıyla gerçekleşen yuvarlak masa toplantısındaysa, ekonomi diplomasisinin dili berraklaştırıldı. Amerikan iş adamları adeta Türkevi’ne akın etti. Sayın Cumhurbaşkanımız çok uluslu şirketlerin CEO’larıyla ve üst düzey yöneticileriyle pek çok önemli görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmeler, Türkiye’nin bölgesindeki yatırım üssü olma halini pekiştirirken, yatırım ekosistemine olan teveccühü de ortaya koydu. 2019’da belirlediğimiz 100 milyar dolarlık ticaret hedefi ortak kararlılıkları içeren somut bir menzil halini aldı. Orta Vadeli Program hedefleri, yeşil ve dijital dönüşüm adımları, lojistik kapasitemiz ve tedarik zinciri avantajlarımız, yatırımcıya güven veren bütüncül bir çerçevede sunuldu. Savunma, enerji, siber ve uzay ekosistemlerinde karşılıklı yatırımların ve ortak üretimin öne çıkması, 21. yüzyılın rekabet başlıklarına Türkiye’nin hazırlıklı girdiğini gösterdi. Bu çerçevenin tamamlayıcı ayağı ise Washington oldu. Cumhurbaşkanımızla ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen Beyaz Saray’daki görüşmede ele alınan savunma tedariki ve modernizasyonu, teknik dosyaların çözüm takvimi, sivil havacılıkta iş birlikleri, enerji güvenliği ve yeni yatırımlar ikili ticaretimizi büyüten kalemlerin ötesinde bir boyuta taşındı. Bunlar aynı zamanda NATO içinde yük paylaşımını rasyonelleştiren, bölgesel caydırıcılığı artıran ve tedarik zincirlerini güvenceye alan stratejik sütunlar olarak öne çıktı. Müttefiklik, kriz anlarında "Sorun yönetimi" kadar "fırsat yönetimini" de gerektirir düşüncesiyle; bu görüşme, pek çok farklı başlığın aynı masada, aynı anda, aynı ciddiyetle yürütülebileceğini gösterdi. Bu önemli haftayı geride bırakırken, dikkat edilmesi gereken en önemli hususun Türkiye’nin dış politikada ortaya koyduğu bütüncül tavır olduğunu ifade etmem gerekir. Gazze meselesinden ABD ile ekonomik ilişkilere, Birleşmiş Milletler sistemine yöneltilen eleştirilerden ikili işbirliği başlıklarına kadar uzanan geniş yelpaze, aslında aynı resmin parçalarıdır. Türkiye, yalnızca mazlumların sesi olmayı değil, aynı zamanda küresel düzenin meşruiyetini savunmayı ve istikrarın tesis edilmesini de üstlenmiştir. Bu da hem vicdanın hem de aklın aynı anda konuştuğu bir diplomasi tarzını göstermiştir. Cumhurbaşkanımızın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında öne çıkan ilk özellik, vicdani söylem ile hukuki söylemin birleşmesiydi. Gazze için dile getirilen ifadeler duygusal tepkiden öte uluslararası hukukun temel maddelerine atıf yapan rasyonel bir çağrı oldu. Bu iki dilin birleşmesi, Türkiye’yi sadece "tepki veren" değil, "çözüm öneren" bir oyun kurucu haline getirdi. İkinci olarak, bu haftanın çizdiği tablo, sürdürülebilirlik ile yeniliğin yan yana gidebildiğini gösterdi. Ekonomide, ticarette, enerjide, savunmada ve yatırımlarda süreklilik ve açılan yeni alanlar diplomasi haftasının öne çıkan kazanımları oldu. Üçüncü olarak, bu hafta boyunca yapılan temaslar ve verilen mesajlar gerek müttefiklikte, gerekse de bölgenin istikrarının güçlendirilmesinde önemli adımlar olarak kayda geçti. Pek çok ikili protokolle hedefler somutlaştırıldı. Türkiye, imza attığı protokollerin her birini somut mekanizmalar, tarihler ve izlenebilir adımlar üzerinden takip edilmesi gereken meseleler olarak ortaya koydu. Sonuç olarak bu haftadan çıkarılacak ders şudur: Türkiye’nin sesi bir çağrı olduğu kadar, bir yol haritası, bir plan ve bir vizyon ifade etmektedir. Gazze’de adalet, BM’de adil temsil ve Türkiye–ABD hattında karşılıklı faydaya dayalı ortaklık, aynı çerçevenin birbiriyle konuşan parçaları haline geldi. Türkiye olarak biz, adalet talebini bir güç gösterisi olarak görmüyoruz. Aynı zamanda bir düzen inşasını gereği olarak ele alıyoruz. Bu anlayışla, hukuku işleten, insani erişimi açan, istikrarı önceleyen, yatırımı hızlandıran, müttefikliği güçlendiren adımları atıyoruz. Küresel belirsizlikler çağında herkesin gözü karar veren ve yol açan Türkiye’ye çevrildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın yoğun diplomasi trafiği ise bir kez daha gösterdi ki Türkiye yön veren stratejik bir aktör olarak tarihteki yerini alıyor" ifadelerini kullandı.
Ege’de Ufuk Ocak rüzgarı esti
29 Eylül 2025 Pazartesi - 11:21 Ege’de Ufuk Ocak rüzgarı esti Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Başkan Adayı Ufuk Ocak, seçim çalışmaları kapsamında ziyaret ettiği İzmir’de sektör temsilcilerinden destek aldı. Ocak, ev tekstilinde "Senden İhracatçı Olur" mottosuyla ihracat seferberliği başlatacaklarını belirterek, "Henüz ihracat yapmamış firmalarımızın bu yolculuğa güvenle çıkabilmeleri için ilk adımlarında onlara rehberlik edeceğiz. Mikro ihracat alanında da sektöre yeni fırsatlar sunacak önemli anlaşmalar hazırlıyoruz." dedi. İzmir Ticaret Odası Teras Restoran’daki Ev Tekstili Birlik Platformu İzmir Buluşması’na Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ve KFA Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Üyesi Fatih Güven, TETSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, çalışma grupları temsilcileri ve İzmir’deki TETSİAD Üyeleri katıldı. "Tüm Türkiye’yi dolaşıyoruz" TETSİAD Başkan Adayı Ufuk Ocak, İzmir’de yaptığı konuşmada sektöre ve derneğe katkı sunmak için yola çıktığını belirterek önemli mesajlar verdi. Seçim çalışmaları kapsamında tüm Türkiye’yi dolaştıklarını belirten Ocak, "Yönetim kurulu kararıyla aday gösterildikten sonra çalışmalarımıza başladık. Tüm Türkiye’de ticaret ve sanayi odaları, ihracatçı birlikleri, sivil toplum kuruluşları ve üyelerimiz ile bir araya geliyor, desteklerini alıyoruz. İstanbul, Ankara, Bursa, Denizli, Uşak ve son olarak İzmir’e geldik. Önümüzdeki günlerde Gaziantep ve Kayseri ziyaretlerimiz olacak. 8 Ekim’de İstanbul’da büyük buluşmamız var, hepinizi davet ediyorum." dedi. "Sektöre 6,3 milyon doları geri kazandırdık" Ocak, yönetim olarak bugüne kadar yaptıkları çalışmaları da anlattı. TETSİAD’ın fuar organizatör şirketi konusunda büyük sorunlar yaşadığını belirten Ocak, "Derneğimiz geçmişte çok sorunlu bir şirketle karşı karşıyaydı. Fuarımızı bu şirketten kurtardık ve KFA Fuarcılık ile yönetimi tamamen bize ait olan HOMETEX’i sektörümüze kazandırdık. Fuar iptali nedeniyle oluşan 6 milyon 300 bin dolarlık ücreti 4 yıl içinde firmalarımıza iade ettik. HOMETEX’in tanıtım çalışmalarını farklı bir boyuta taşıdık. Almanya’da, İtalya’da birçok yerde reklam çalışmaları yapıyoruz." dedi. "Teşvikler 4 katına çıktı" Ocak, HOMETEX fuarı ve devlet desteklerine ilişkin bilgiler de verdi: Ocak, "HOMETEX için alınan devlet teşviği 300 bin TL’ydi. Girişimlerimiz sonucunda 2026’da bu rakam 1 milyon 300 bin TL’ye yükseliyor. Bu artış fuara katılacak üyelerimize büyük moral olacak." dedi. Üyelere finansal açıdan destek sağlamak üzere kargo anlaşmaları yaptıklarını ve 250 milyon TL’ye varan destek sağladıklarını belirten Ocak, sanal POS için bankalarla görüştüklerini ayrıca petrol şirketleri ve otel zincirleriyle üyelere özel indirim anlaşmaları yaptıklarını ifade etti. "Türkiye’de kontrat fuarı düzenleyeceğiz" Ev tekstili sektöründe 40 yıllık birikimi olduğunu vurgulayan Ocak, "Yeni dönemde ülkemizde kontrat fuarı düzenleyeceğiz. İnşaat, mobilya, tekstil gibi alanlarda önemli tecrübemiz var. Türkiye’deki turizm tesisleri, iş merkezleri, bankalar ve hastaneleri bizler yapacağız. Burada artık teknik bazı şartnameler var. Yanmaz kumaş gibi teknik standartları karşılayacak ürünlerin sağlanması gerekiyor. Bunun için de Bursa’da faaliyet gösteren ve uluslararası akreditasyona sahip BUTEKOM ile iş birliği yapacağız. Buradaki tanıtımları güçlendirecek, üyelere indirim sağlayacağız." dedi. "Herkes ihracat yapacak" "Senden ihracatçı olur" sloganıyla mikro ihracata odaklanacaklarını söyleyen Ocak, "İstanbul, Denizli, Bursa ve diğer şehirlerden dünyanın her yerine ihracat yapacağız. Herkes ihracatçı olabilecek. Gençlere ve kadınlara destek vereceğiz. E-ticaret faaliyetlerini ileriye taşıyacağız. İzmir’de kurulması hedeflenen sınır ötesi e-ticaret serbest bölgesinden de yararlanacağız. Ticaret odasındaki dostlarımızla iş birliği yapacağız" diye konuştu. Gençlere ve kadınlara verdikleri önemi de vurgulayan Ocak, komisyon yapılarıyla daha çok genç ve kadını yönetim süreçlerine dahil edeceklerini açıkladı. "Sektörün ufkunu açacak" Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ufuk Ocak için destek mesajı verdi. Eskinazi, "Ufuk Ocak’ın sektöre çok büyük emekleri oldu. 40 yıllık bir deneyime sahip. Kendisini önceki seçimlerden tanıyorum, söylediğini yapan bir arkadaşımız. Sektöre hayırlı olsun. Adı gibi sektörün ufkunu açacaktır. UR-GE projelerinde ve ihracatı artıracak çalışmalarda da iş birliklerimiz olacak. Kendisine başarılar diliyorum" dedi. İzmir, Ufuk Ocak’ı muhteşem karşıladı EBSO Meclis Üyesi ve TETSİAD Denetim Kurulu Üyesi Fatih Güven de buluşmada yaptığı konuşmada Ocak’ın sektöre önemli katkılar sunacağına inandıklarını belirtti. Güven, "Üyelerimizle çok güzel bir organizasyon gerçekleştirdik. Ufuk Ocak, dernekte uzun yıllar görev yapmış, sivil toplum ve iş dünyasında büyük tecrübeye sahip bir isim. Seçilmesini ve başarılı olmasını istiyoruz, bilgilerinden faydalanmayı hedefliyoruz. Derneğimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Çok güzel projelerimiz var. İzmir bugün başkanları, sivil toplum kuruluşları ve firmalarıyla birlikte Ufuk Bey’i kucakladı. Güzel paylaşımlar oldu, bu akşam da bu buluşmayla bunu pekiştiriyoruz" diye konuştu. "Sektöre yeni bir soluk gelecek" TETSİAD Üyesi Gül Güler, sektörün yeni projelere ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, "31 yıldır sektörde faaliyet gösteriyorum. Çok güzel projeler hazırlandı. Umarım sektöre yeni bir soluk ve yeni bir ses gelir. Projeleri inceledim ve hayata geçmesi için Ufuk Bey’i destekliyoruz" dedi. "Yurt dışı fuarlar ve tanıtım yönünde önemli projeler var" Katılımcılardan Cesim Önerge de destek mesajını şu sözlerle dile getirdi: "Ufuk Bey’i destekliyoruz. Kendisi iyi bir insan ve bu görevde başarılı olacağına inanıyoruz. Dünya ile ilgili çalışmalar yapmadan, sadece yurt içi pazarla yetinmemiz mümkün değil. Yurt dışı fuarları ve tanıtımla ilgili çok başarılı projeleri var. Bunları Ufuk Bey’in en büyük başarısı olarak görüyorum" ifadelerini kullandı. Ege’de Ufuk Ocak rüzgarı esti İzmir programı öncesinde Denizli ve Uşak’ta TETSİAD üyelerini ziyaret eden Ocak, İzmir’de ise ilk olarak İzmir Ticaret Odası’nda Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgner ve Yönetim Kurulu ile bir araya geldi. Ocak ardından Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ve Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş ile görüştü. İzmir’de üye ziyaretleri de gerçekleştiren Ocak, Ege’den tam destek aldı.
Menemen, Büyükşehir’in çöp tesisine karşı tek yürek
29 Eylül 2025 Pazartesi - 11:10 Menemen, Büyükşehir’in çöp tesisine karşı tek yürek İzmir’in ve Ege’nin en önemli tarım merkezlerinden olan Menemen’de İzmir Büyükşehir Belediyesinin çöp tesisi yapma girişimine karşı, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan öncülüğünde tüm ilçe tek yürek oldu. Başkan Pehlivan, "Bereket fışkıran toprakları ve zengin yer altı su kaynaklarıyla Menemen, çöplük yapılacak değil, el üstünde tutulacak bir öneme sahiptir. İlçemizde çöp tesisine asla geçit vermeyeceğiz." dedi. Menemen’e çöp tesisi yapılması girişimine karşı başlayan tepki, dev bir dayanışmaya dönüştü. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın kentin yeni çöp olanı olarak Menemen Çaltı’yı düşündüklerini söylemesiyle birlikte başlayan süreçte, Çaltı’dan Bağcılar’a kadar bölge muhtarlarından yükselen tepkiler, tüm ilçeye yayıldı. Menemen’in tüm bileşenlerinden büyük dayanışma Menemen’in dört bir yanındaki reklam panolarına, "Menemen kimsenin çöplüğü değil! Yuvamız, haklıyız, sonuna kadar direneceğiz!" sloganıyla başlayan ve "Ege’nin en bereketli tarım arazilerine sahip olan Menemen, tarihinin en tehlikeli girişimiyle karşı karşıya! İlçemize her gün dökülecek binlerce ton çöp; tarımımızın, yer altı sularımızın, temizliğimizin, sağlığımızın ve geleceğimizin karanlığa hapsolması anlamına gelir. Bizler Menemenliler olarak atalarımızın emaneti ve evlatlarımıza miras olacak olan bu güzel kentin karanlığa teslim edilmesine izin vermeyeceğiz. Kadınlarımızla, çocuklarımızla, STK’larımızla, sanatçılarımız, basınımız, hukukçularımız, siyasilerimiz ve tüm hemşehrilerimizle birlikte Menemen dayanışması olarak bu haksız dayatmaya geçit vermeyeceğiz" yazılı afişler asıldı. Tepkilere, Menemen Belediyesi ile birlikte muhtarlar, çevre sağlık ve toplum için çalışan dernekler, meslek odaları, ilçe halkı, gönüllü komiteleri, okullar, üniversiteler, öğrenci grupları, esnaf ve iş dünyası, doktor, hemşire ve sağlık kuruluşları, yerel basın ve medya temsilcileri, sanatçılar ve kültür grupları, avukatlar ve hukuk gruplarıyla siyasi parti temsilcileri destek verdi. "Güçlü Menemen ailemle birlikte çöpe karşı duracağız" Menemen dayanışmasının önemine değinen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Menemen, Ege Bölgesi’nin en verimli tarım topraklarına sahip ve doğal kaynaklarıyla zengin bir ilçedir. Bu topraklar, sadece Menemenlilerin değil, tüm Türkiye’nin ortak değeridir. Tarım alanlarımız, doğamız, su kaynaklarımız ve yeraltı zenginliklerimiz, geleceğimizin teminatıdır. Çaltı bölgesinde kurulması planlanan bu çöp bertaraf tesisi, tüm bu değerleri yok saymakta ve Menemen’in zengin doğal ekosistemine geri dönülmesi imkânsız zararlar verecektir. Bu tesisin yaratacağı koku, çevreyi, doğayı ve halkımızı dayanılmaz biçimde etkileyecek, evimiz dediğimiz Menemenimizi yaşanamaz hale getirecektir. Bu nedenle, Menemen Belediyesi olarak bu projeye karşı durma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Çaltı’daki bu tesisin oluşturacağı çevresel felakete ve halk sağlığına vereceği zarara karşı, her türlü mücadeleyi vereceğiz. Menemen halkı, güçlü bir duruş sergileyerek, bu tehlikenin önüne geçmek için birlikte hareket edecektir. Bizler, Menemen’in değerlerini savunarak, halkımızın sağlığını ve doğasını korumak için bu girişimi durduracağız. Menemen halkının yanında, güçlü Menemen ailemizle birlikte bu yanlış projeye karşı duracağız ve ilçemizi koruma kararlılığımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Acıbadem Kent Hastanesi, büyüdü ve yenilendi
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:48 Acıbadem Kent Hastanesi, büyüdü ve yenilendi Acıbadem Sağlık Grubu, 35 yıllık sağlık deneyimini İzmir’e taşıyor. 2023 yılında Acıbadem Sağlık Grubu’na katılan Kent Hastanesi’nin büyüme ve yenilenme süreci tamamlandı. Ege bölgesinin sağlıkta referans noktası olarak konumlanan Acıbadem Kent Hastanesi, 40 bin metrekareden 89 bin metrekareye çıkarılan kapalı alanı, yenilenen ileri teknolojisi, genişleyen hizmet yelpazesi ve deneyimli hekim kadrosuyla uluslararası standartlarda hizmet veriyor; İzmir ve çevresinin sağlığına değer katıyor. Acıbadem Sağlık Grubu, yurt içi ve yurt dışındaki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. 5 ülkede; 29 hastane ve 14 tıp merkeziyle hizmet sunan Acıbadem, 14 Şubat 2023’te bünyesine kattığı İzmir Kent Hastanesi’ni büyüttü ve yeniledi. Bölge sağlığına yeni bir soluk getiren Grup, "Kent" ismini kullanmaya devam ederek hastaneyi, Acıbadem Kent Hastanesi ismiyle hizmete sundu. Mimarisinden tıbbi teknolojisine kadar pek çok noktada, uluslararası standartlarda hizmet sunacak şekilde yenilenen ve büyüyen Acıbadem Kent Hastanesi, İzmir ve çevresini Acıbadem kalitesiyle tanıştırıyor. Büyüdü ve yenilendi Daha çok hastaya hizmet verebilecek şekilde inşa edilen poliklinik binasının eklenmesiyle hastanenin kapalı alanı 40 bin metrekareden 89 bin metrekareye çıkarıldı. Bu haliyle Acıbadem Kent Hastanesi, Grubun 3. büyük hastanesi oldu. Tüm tıbbi branşlarda hizmet verecek şekilde genel amaçlı bir hastane olarak konumlanan Acıbadem Kent, 272 hasta yatağına sahip. Da Vinci’den Gamma Knife’a 3 Tesla MR’dan 3D Tomosentezli Dijital Mamografi cihazına kadar farklı tıbbi alanlarda kullanılan tanı ve tedavi cihazları yenilendi ve hekim kadrosu genişletilerek hizmet ağı güçlendirildi. Yenilenen bölümlerden biri yoğun bakım ünitesi oldu. Her biri kişiye özel, tek kişilik odalara dönüştürülen yoğun bakım ünitesi, ileri teknoloji cihazlarla donatıldı. Hem çocuk hem yetişkin hastalara hizmet verebilecek şekilde dizayn edilen Organ Nakli ve Onkoloji Merkezi, yenilikçi tanı ve tedavi olanaklarının yanı sıra deneyimli hekim kadrosuyla dikkat çekiyor. Acıbadem Kent, 24 saat hizmet veren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünün yanı sıra anne olmanın ayrıcalığını yaşatacak olanaklar da sunuyor. Modern mimarisi ile büyüyüp daha konforlu hale getirilen Acıbadem Kent Hastanesi, Acıbadem’in "Hasta güvenliği ve memnuniyeti" odaklı anlayışıyla Ege’ye sağlık alanında yeni bir değer katıyor. Organ ve doku nakilleriyle dikkat çekiyor Çocuk ve yetişkin hastaların tanı alıp tedavi görebildiği, özellikli hizmetler sunan Acıbadem Kent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nde karaciğer ve böbrek nakilleri gerçekleştiriliyor. Ayrıca yetişkin kemik iliği naklinin de yapıldığı hastanede, tüm nakillere uygun fiziki alanı, uzman kadrosu ve merkez yapılanması ile multidisipliner bir anlayışla hizmet veriliyor. Merkez, bu özellikleriyle yalnızca Ege’nin değil, Türkiye’nin ve sınır ötesinin de tercihi haline gelen hastane olarak dikkat çekiyor. Onkoloji merkezinde çocuk ve yetişkin hastalara özel tanı ve tedavi Kanser alanında tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, nükleer tıp ve tüm cerrahi branşların onkoloji cerrahisi hizmetlerini tek çatı altında toplayan Onkoloji Merkezi’nde hem çocuk hem de yetişkin hastalara tanı ve tedavi hizmeti sunuluyor. Tedavinin yanında süreçleri daha rahat geçirmelerini sağlamak için hastalara, diyetisyen ve psikolog desteği de veriliyor. Multidisipliner yaklaşımla, kişiselleştirilmiş ve yenilikçi tedavi yöntemlerinin kullanıldığı merkez, hasta odaklı yaklaşım anlayışına sahip. Çocuk hastalara 24 saat hizmet Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları birimi, 24 saat hizmet verecek şekilde yapılandırıldı. Ayrıca çocuk hastalıkları üst ihtisas alanlarında nörolojiden endokrine, cerrahiden kardiyolojiye pek çok alanda hizmetler çeşitlendirildi. Yenidoğan yoğun bakım ünitesi de bulunan hastanede, bu özel zamanlarında bebeklere gerekli tüm tıbbi imkanlar sunuluyor. 17 yatağı bulunan birimin her noktası, çocukların mutlu olacağı ve konforunun sağlanacağı şekilde dekore edildi. Hastane bahçesinde bulunan atlıkarınca ise polikliniğe gelen çocuklara bekleme sürecini keyifli hale getiriyor. Annelik yolculuğunda güven ve konfor Hastane, tüp bebek merkeziyle anne-baba olmak isteyen çiftlere umut oluyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde suyun gevşetici, rahatlatıcı ve dengeleyici özelliklerinden yararlanılmasıyla doğum sürecini konforlu hale getiren suda doğum ayrıcalığı sunuluyor. Ayrıca doğum katında, hızlıca doğum odasına dönüşen hasta odaları bulunuyor. Doğum sonrası bebek ve annenin bir arada bulunduğu ve ilk saatlerini birlikte geçirmenin keyfini yaşayabilecekleri ‘anne-bebek uyum’ odaları da mevcut. İleri teknolojiye sahip yeni doğan yoğun bakım bölümünün de bulunduğu Acıbadem Kent Hastanesi, bebek ve annenin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hizmet veriyor. 12 ameliyathanede üst düzey cerrahi yapılıyor Bölgenin ihtiyaçları düşünülerek daha önce 7 olan ameliyathane sayısı, 12 ameliyathaneye yükseltildi ve ileri tıbbi teknolojinin kullanıldığı modern bir yapıya dönüştürüldü. Bu haliyle İzmir’in en yüksek sayıda ameliyathanesi bulunan özel hastanesi oldu. Çocuk ve yetişkin olmak üzere her yaştan hastanın cerrahisinin yapılabildiği ameliyathanelerde, aynı anda çok sayıda ameliyat gerçekleştirilebiliyor. Teknoloji parkuru yenilendi Da Vinci Xi ile robotik cerrahide yeni nesil teknolojiyle yenilenen Acıbadem Kent Hastanesi, cerrahlara daha karmaşık ameliyatlarda yüksek hassasiyet sağlayarak ameliyatların başarı oranını artırıyor. Beyin cerrahisinde ameliyat sırasında sinirleri korumak amacıyla kullanılan navigasyon teknolojisi ve ışınlarla ameliyat yapmaya imkan sağlayan Gamma Knife cihazı bulunuyor. Girişimsel radyolojiden ürolojiye farklı tıbbi alanlarda, yeni nesil tanı ve tedavi cihazları kullanılıyor. Acıbadem’in sağlık sektöründeki 35 yıllık bilgi ve birikiminin her noktada yansıdığı Acıbadem Kent Hastanesi, fiziki büyüklüğü ve getirdiği yeniliklerle İzmir için bir çekim noktası oluyor.
Folkart, ‘villa imarlı arsa’ satışına başlıyor
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:23 Folkart, ‘villa imarlı arsa’ satışına başlıyor Gayrimenkul sektöründe uygulanmaya başlayan ‘arsa + konut’ modellerini daha güvenli ve şeffaf bir sistemle yeniden gündeme taşıyan Folkart, villa imarlı arsaların satışına İzmir Dikili Çandarlı’da başlıyor. Arsaların üzerinde yapılacak konutların çizim ve planları, mimari bütünlüğün korunması için Folkart tarafından hazırlanacak. Sürecin tamamı Folkart’ın denetimi altında yürütülecek. Ayrıca dileyen arsa sahipleri, ortak mimari dile bağlı kalmak şartıyla kendi hayallerindeki konutu da inşa edebilecek. Folkart, gayrimenkul sektöründe yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Şirket, "arsa + konut + mimari kontrol + süreç yönetimi" modelini hayata geçirmeye başlayarak ilk adımı İzmir’in Dikili ilçesinin Çandarlı bölgesinde atıyor. Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, "İnsanlar için hayallerindeki evi kurabilecekleri, geleceğe güvenle bakabilecekleri bir sistem inşa ediyoruz. Folkart Arsa, yalnızca bir yatırım değil; güven, vizyon ve gelecek demek. Çok yakında detayları paylaşacağız" dedi. İlk durak Dikili Çandarlı Yenilikçi mimarisi ve nitelikli projeleriyle tanınan, lüks konut, rezidans ve karma yaşam alanları geliştiren öncü gayrimenkul şirketlerinden Folkart, "Folkart Arsa" markasıyla başlattığı yeni modelde villa imarlı arsaları müstakil tapularıyla birlikte satışa sunuyor. Denize çok yakın konumdaki, mavi bayraklı plajlara komşu ve Kaz Dağları’ndan gelen temiz hava koridoru üzerinde yer alan parseller, hem yatırımcıya hem de yeni bir yaşam kurmak isteyenlere hitap ediyor. Tapu hemen, ruhsat hazır Satışa çıkarılan arsaların tapuları, işlem sırasında alıcıya hemen teslim edilecek. Parseller, inşaat ruhsatı almaya hazır şekilde planlandı. Böylece yatırımcılar, müstakil tapularını güvence altına alarak süreci beklemeden doğrudan mülkiyet sahibi olabilecek. Esnek konut seçimi Arsa sahipleri, altyapısı tamamlanmış parseller üzerinde, Folkart’ın çizimlerini ve planlarını hazırladığı konutları inşa ettirebilecek. İsteyenler çelik villa, isteyenler betonarme villa seçeneğine yönelebilecek. Süreç Folkart denetiminde ilerleyecek; tüketiciler güvenilir, tecrübeli ve anlaşmalı firmalara yönlendirilecek. Mimari bütünlüğün korunması için ortak bir tasarım dili uygulanacak. Ayrıca Folkart, karar sürecini kolaylaştırmak amacıyla 2+1, 3+1 ve 4+1 tiplerinde örnek villalar hazırlayacak. Tüketiciler bu villaları gezerek kendi tercihlerini daha net yapabilecek. Yatırım ve yaşam fırsatı "Folkart Arsa" girişimi, yalnızca arsayı güvenli bir yatırım aracı olarak görmek isteyenlere de imkân sunuyor. Yatırımcılar müstakil tapularıyla arsalarını geleceğe dönük bir birikim olarak değerlendirebilecek; dileyenler ise deniz manzaralı, doğayla iç içe yeni bir yaşam kurabilecek. Folkart’ın yeni girişimini uzun vadeli vizyonun bir parçası olarak değerlendiren Mesut Sancak, "Folkart olarak 20 yıldır binlerce aileyi, estetik, akıllı, yeşil çevrenin öne çıktığı, yaşam merkezlerinde konut sahibi yaptık. İnsanın hakettiği her alanda kalite çizgisine sahip, spa, spor alanları, yüzme havuzları ve benzeri imkanları yeni yaşam alanlarında bütünleştirerek, insanlara sadece konut değil, aileleriyle birlikte mutlu olacakları yaşam tarzları oluşturduk. Folkart olarak bulunduğumuz tüm lokasyonların çehresini değiştirdik. Bulunduğumuz alanlara değer kattık. Şimdi yeni ve bir görevimiz var. Artık tüm tüketicilerin önce arsa, sonra konut sahibi olabilecekleri, yeni bir proje geliştirdik. Güven veren, şeffaf anlayışımızla arsa sektörüne giriyoruz" diye konuştu.
Ege’de edebiyat ve moda aynı sahneyi paylaştı
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:14 Ege’de edebiyat ve moda aynı sahneyi paylaştı Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencileri, edebiyat ile modayı buluşturan özgün bir etkinliğe imza attı. TÜBİTAK 2209-A kapsamında düzenlenen "Edebiyatın Gardırobu: İkonik Karakterler ve Modanın Anlatısal Gücü" başlıklı defile ve sunum, Edebiyat Fakültesi Nuri Bilgin Konferans Salonunda renkli anlara sahne oldu. Etkinliğe akademisyenler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. EÜ Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Züleyha Çetiner Öktem’in danışmanlığını yaptığı projede, 3. sınıf öğrencisi Irmak Soran yürütücü; 3. sınıf öğrencisi Hazal Yüksel araştırmacı, 2. sınıf öğrencisi Dilruba Tama ise tasarımcı olarak görev aldı. Proje hakkında bilgi veren Irmak Soran, "Bu projede, edebi metinlerdeki kıyafet anlatılarının ve betimlemelerinin sadece yüzeysel detaylar olmadığını, aslında altında çok daha fazla anlam barındıran önemli ögeler olduğunu ortaya koymaya çalışıyoruz. Örneğin, Juliet’in beyaz giymesi onun küçük yaşta evlenme arzusunu ya da masumiyetini temsil ederken, Jay Gatsby’nin bulunduğu toplum daha koyu tonları tercih etmesine rağmen onun pembe tonda özel dikilmiş takım elbiseler giymesi, o topluma ait olmadığını ve kabul görme çabasını gösteriyor. Farklı kıyafetler üzerinden bu türden önemli detayları ele alarak modanın bir anlatı gücü olduğunu göstermeyi amaçlıyoruz. Proje kapsamında beş farklı tasarım ortaya koyduk. Bu karakterlerden ilham alan beş farklı kıyafet tasarımı gerçekleştirdik. Karakterlerimiz Jay Gatsby, Orlando, Juliet, Green Knight ve Anna Karenina olmak üzere toplam beş kişiden oluşuyor. Tasarımcımız, İstanbul Üniversitesi’nde ikinci sınıf öğrencisi olup tüm tasarımları kendisi yaptı. Biz de onunla bu alanda birlikte çalıştık. Projenin akademik çıktılarıyla çeşitli makaleler, akademik çıktılar ve sunumlar gerçekleştirdik" diye konuştu. "Zihinlerdeki karakterleri somut forma dönüştürdük" Edebiyatı sahne sanatları ve moda ile buluşturarak, okuyucuların zihnindeki karakterleri somut ve görsel bir forma dönüştürmeyi amaçladıklarını söyleyen Hazal Yüksel "Bu projede araştırma kısmında yer aldım. Amacımız, edebiyat karakterlerini yalnızca kitap sayfalarında bırakmayıp, moda aracılığıyla sahnede ve görsel dünyada yeniden karşımıza çıkarmaktı. Çalışmamızda farklı dönemlerden karakterler seçtik: Anna Karenina, Jay Gatsby, Juliet, Orlando ve Yeşil Şövalye. Her biri edebiyat tarihinde iz bırakmış, dönemlerinin ruhunu ve evrensel bir anlatıyı temsil eden figürlerdi. Biz de bu yönleriyle onların hikâyelerini moda üzerinden izleyiciye aktarmayı hedefledik" dedi. Projede yapılan tasarımlarla, edebiyat karakterlerinin ruhunu ve hikâyesini sadece kıyafet olarak değil, birer görsel anlatı olarak sahneye taşıdıklarını belirten Dilruba Tama ise "Ben projede tasarım sürecinden sorumluydum. Karakterleri kumaş, renk ve silüetlerle yeniden yorumladım. Juliet’te romantizm ve gençliği, Gatsby’de 1920’lerin ışıltısını, Anna Karenina’da trajik bir zarafeti, Yeşil Şövalye’de ise güçlü ve mistik bir etkiyi yansıtmaya çalıştım. Tasarımlarımız, yalnızca kostüm değil; karakterlerin ruhunu sahneye taşıyan birer anlatı unsuru oldu" dedi. Etkinlik, katılımcılardan gelen soruların cevaplanmasıyla son buldu.
Başkan Saygılı, üniversite öğrencilerini evinde misafir etti
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:08 Başkan Saygılı, üniversite öğrencilerini evinde misafir etti AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, devlet yurdunda kalan üniversite öğrencilerini evinde misafir etti. Saygılı, İzmir’deki KYK yurtlarında başvuru yapan her öğrencinin yerleştirildiğini, bin 350 kişilik boş kapasitenin ise hala öğrencileri beklediğini söyledi. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, aralarında devlet yurdunda kalan üniversite öğrencilerini evinde misafir etti. Başkan Saygılı, İzmir’e üniversite okumak için gelen ve Kredi Yurtlar Kurumu’na başvuran her bir öğrencinin yurda yerleştirildiğini belirterek, "Başvuru yapamayan 1000 öğrencimiz bile yurtta misafir öğrenci olarak konaklamaktadır. Hala toplamda 1350 kişilik boş yatak mevcut. Yurtlarda, ders çalışma salonlarından spor alanlarına, toplantı ve sosyal yaşam alanlarından ücretsiz internet hizmetine kadar alan öğrencilerimiz kahvaltı ve akşam yemeğini ücretsiz yemektedir. Bu tablo; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın gençliğe verdiği değerin ve AK Parti hükümetlerimizin öğrencilere olan hassasiyetinin en somut göstergesidir" dedi. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, yeni öğretim yılı başında Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği4. Sınıf öğrencisi Dilruba Demirci, Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği 3. Sınıf öğrencisi Arda Vurucu, Katip Çelebi Üniversitesi Malzeme Mühendisliği 2. Sınıf öğrencisi Ahmet Kahraman ve 9 Eylül İlahiyat Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi Sude Özdemir’i eşi Şahika Saygılı ile birlikte evinde misafir etti. İl Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Emin İçelli’nin de eşlik ettiği buluşmada, öğrenciler ile sohbet eden Başkan Saygılı, üniversite yıllarındaki hatıralarını da anlattı. "Bu tablo öğrencilere olan hassasiyetin en somut göstergesidir" AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir’deki yurtlarla ilgili bilgi de verdi. Başkan Saygılı, "İzmir’imizde Gençlik ve Spor Bakanlığımıza bağlı 42 bin 472 kapasiteli Kredi Yurtlar Kurumu yurdu öğrencilerimizin hizmetindedir. Yeni dönem itibarıyla yurt başvurusu yapan her bir öğrencimiz yerleştirilmiş, başvuru yapamayan bin öğrencimiz de misafir öğrenci olarak yurtlarımızda konaklama imkânı bulmuştur. Bugün Bayraklı’daki kız yurdumuzda bin, Balçova İnciraltı erkek yurdumuzda 200, Karabağlar’da ise 150 olmak üzere toplam bin 350 kişilik boş yatak kapasitesi öğrencilerimizi beklemektedir. Yurtlarımız sadece barınma alanı değildir; ders çalışma salonlarından spor alanlarına, toplantı ve sosyal yaşam alanlarından ücretsiz internet hizmetine kadar her detay düşünülmüştür. Öğrencilerimiz, devletimizin sağladığı günlük 220 TL yemek desteği ile kahvaltısını ve akşam yemeğini ekstra ödeme yapmadan yurtlarımızda karşılamaktadır. Bu tablo; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın gençliğe verdiği değerin ve AK Parti hükümetlerimizin öğrencilere olan hassasiyetinin en somut göstergesidir. Gençlerimiz için atılan her adım, yarınlarımız için yapılan en büyük yatırımdır. Çünkü biz biliyoruz ki; Türkiye Yüzyılı’nın gerçek mimarları gençlerimizdir. Üniversite sıralarında yetişen her bir gencimiz, yarının bilim insanı, girişimcisi, sanatçısı, siyasetçisi ve lideri olacaktır. Bugün devletimizin şefkatli eliyle barınma, beslenme ve sosyal imkânlarla desteklenen gençlerimiz, yarın bu ülkeyi çok daha ileriye taşıyacaktır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın kararlı vizyonu ve AK Parti’nin hizmet siyasetiyle, gençlerimizin önündeki engeller bir bir kalkmakta; onların hayallerini gerçekleştirmesi için güçlü bir zemin hazırlanmaktadır. Biz inanıyoruz ki; bu gençlik, aziz milletimizin gururu ve Türkiye’nin aydınlık yarınlarının teminatı olacaktır" dedi.