Yerel Haberler
İzmir
20 Nisan 2026 Pazartesi - 15:59 Hayata tutunanlar ve şifa verenler aynı sahneyi paylaştı Kansere karşı verdikleri mücadeleyi kazanmış onkoloji hastaları, organ nakli ile ikinci hayatlarına kavuşmuş organ nakli hastaları, onları sağlıklarına kavuşturan hekimler ve sağlık çalışanları İEÜ Medical Point Hastanesi’nin geleneksel "Bir Şarkı Bir Hayat" adlı konserinde aynı sahneyi paylaştı. İEÜ Medical Point Hastanesi’nin kanser ve organ nakli konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği sosyal sorumluluk projesi "Bir Şarkı Bir Hayat" konserinin 3.sü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezinde düzenlendi. Pınar Seli Soydaş’ın yönetiminde hastalar, hekimler ve sağlık çalışanları aynı sahnede buluştu. Hastaların, hikayelerinin de anlatıldığı gecede, duygu dolu anlar da yaşandı. Konserin açılışında konuşan İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, ilki üç yıl önce yapılan konserin gelenekselleşmesinden dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi. Kubba, "Büyük emeklerle hazırlanan konserimizin üçüncüsü hastanemizin 30. kuruluş yıl dönümüne bizim için ayrı bir önem taşıyor. Medical Point Hastanesi olarak en büyük amacımız sağlığına kavuşmak için bize gelen hastalarımıza en iyi hizmeti sunmak. En iyi hizmeti verebilmek ancak güncel gelişmeleri, yeni teknolojileri çok yakından takip etmekle, sürekli olarak araştırma yapmakla mümkün olur. Bu bilinçle çalışmaya devam ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Birazdan hep birlikte izleyeceğimiz konseri bir koronun belirli bir süre hazırlanıp sahnelediği bir etkinlikten çok, zorlu mücadeleleri atlatmış bu sürede koskoca bir aile halini almış bir grubun eseri olarak görmenizi dilerim" diye konuştu.
İzmir’deki kumpir zehirlenmesi davasında sanığın eşine de hapis istemi
27 Şubat 2026 Cuma - 13:49 İzmir’deki kumpir zehirlenmesi davasında sanığın eşine de hapis istemi İzmir’in Buca ilçesinde yediği kumpir sonrası hayatını kaybeden Servet Polat’ın ölümüne ilişkin tutuklu yargılanan işletme sahibinin kocası hakkında da 20 yıla kadar hapis talebiyle dava açıldı. Mahkemenin suç duyurusu üzerine hazırlanan yeni iddianame ana davayla birleştirilmek üzere ilgili mahkemeye gönderildi. Bahar Zeyrek, annesi Servet Polat (60) ve oğlu Gökhan Zeyrek (11), 28 Aralık 2024 tarihinde bir işletmede kumpir yedi. Aynı gün kusma ve ishal şikayetiyle hastaneye giden aile tedavilerinin ardından evlerine döndü. Ertesi gün şikayetleri devam eden aile üyeleri tekrar acil servise başvurdu ve tedavileri sonrası taburcu edildi. Olaydan iki gün sonra evinde ölü bulunan Servet Polat’ın ailesi kumpirciden şikayetçi oldu. İşletme sahibi N.D. gözaltına alınarak tutuklandı. Adli Tıp Kurumu ölümü gıda zehirlenmesi olarak raporladı. Tarım ve Orman Bakanlığı İzmir Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü de kumpir numunesinde salmonella bakterisi tespit etti. Hakkında 20 yıla kadar hapis istenen sanık N.D.’nin yargılanmasına İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Kocası da kumpir yapmış Sanık N.D.’nin kocası C.D., 31 Temmuz 2025 tarihindeki duruşmada tanık olarak dinlendi. C.D.’nin iş yerinde eşiyle çalıştığını ve kumpir yaptığını ifade etmesi üzerine mahkeme heyeti suç duyurusunda bulundu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında yeni bir iddianame hazırlandı. İddianamede, C.D.’nin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı belirtildi. C.D.’nin işletmesindeki kumpirin tüketime uygun olmaması sebebiyle Polat’ın ölümüne, diğerlerinin de zehirlenerek yaralanmasına yol açtığı kaydedildi. Ana davayla birleştirilecek İddianamede sanık C.D. hakkında ’taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 15 yıla kadar, ’bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticareti’ suçundan da 5 yıla kadar hapis cezası istendi. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame, birleştirilme talebiyle İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Davanın yargılamasına 13 Mart’ta devam edilecek.
Karşıyaka’da 400 bin TL alacağa 750 TL gıda kartı
27 Şubat 2026 Cuma - 13:41 Karşıyaka’da 400 bin TL alacağa 750 TL gıda kartı Karşıyaka Belediyesi iştiraki Kent A.Ş.’de aylardır maaş alamayan ve birikmiş alacakları yüz binlerce lirayı bulan işçilere, belediye yönetimi tarafından 750 TL’lik gıda alışverişi kartı dağıtılması bardağı taşırdı. DİSK/Genel-İş 10 No’lu Şube Yönetimi, belediyenin bu hamlesini ’işçinin onuruyla dalga geçmek’ olarak niteleyen bir açıklama yayımladı. Karşıyaka Belediyesi yönetiminin, yedi aydır maaşlarını ödemediği Kent A.Ş. çalışanlarına çözüm olarak sunduğu 750 TL’lik gıda alışverişi kartı, sendikanın sert tepkisine neden oldu. Yapılan açıklamada, işçilerin alın terinin karşılığının geçici ve sembolik yardımlarla geçiştirilemeyeceği vurgulandı. "400 bin TL alacağa 750 TL gıda kartı" Sendika yönetimi, işçi başına düşen alacak miktarının devasa boyutlara ulaştığına dikkat çekerek şu sert ifadeleri kullandı: "Kent A.Ş. emekçilerinin kişi başı 350-400 bin TL’ye ulaşan ücret alacakları bulunurken, böylesi sembolik bir tutarın ’çözüm’ olarak sunulması işçinin emeğiyle ve onuruyla uzlaşmamaktadır.. Hayat pahalılığının bu denli arttığı bir dönemde 750 TL’lik bir kart, aylarca ödenmeyen maaşların yanında ciddiyetten uzaktır, kabul edilemez!" İşçiler arasında ayrımcılık iddiası Uygulamanın sadece tesis çalışanlarıyla sınırlandırılmasını da ’çalışma barışına darbe’ olarak nitelendiren DİSK yönetimi, belediyenin işçiler arasında ayrımcılık yaparak kaosa zemin hazırladığını savundu. Açıklamada, "Söz konusu uygulama işçiler arasında ayrım yapıldığı yönünde ciddi bir algı oluşturmakta; bu durum çalışma barışını zedelemektedir" denildi. "Sorumluluktan kaçmayın, maaşları ödeyin" Karşıyaka Belediyesi’ne seslenen sendika, ’vicdan rahatlatma’ operasyonlarına son verilmesi gerektiğini belirterek, "İşçinin onurunu zedeleyen, sembolik ve geçici yardımlarla sorumluluktan kaçınmaya yönelik uygulamalardan derhal vazgeçin. Yedi aydır maaş alamayan Kent A.Ş. işçisinin dayanacak gücü kalmamıştır. Emekçinin ihtiyacı geçici kartlar değil, alın terinin karşılığı olan ücretidir. İşçinin birikmiş maaş alacaklarını eksiksiz ve zamanında ödeyin" ifadelerine yer verdi.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nde bomba ve tahliye tatbikatı
27 Şubat 2026 Cuma - 12:33 İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nde bomba ve tahliye tatbikatı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi hizmet binasında, çeşitli kurumların katılımıyla kontrollü bomba imha tatbikatı düzenlendi. Ekiplerin ortaklaşa yürüttüğü tatbikatta, senaryo gereği binaya bırakılan şüpheli paketler imha edilerek personel ve vatandaşların güvenli tahliyesi sağlandı. Tatbikat senaryosuna göre, terör örgütü üyeleri yaklaşık bir ay boyunca adliye binasında keşif yaptı. Bina kat planlarını ele geçiren şüpheliler, eylem hazırlığını tamamlayarak vatandaş kılığında binaya girdi. A Blok 8. kat başkanlık önüne ve güney ana giriş kapısına birer adet siyah çanta bırakıldı. Binanın santral kısmına gelen isimsiz ihbar üzerine güvenlik kameraları incelemeye alındı ve şüpheli paketler tespit edildi. Anons sistemiyle tüm binaya ihbarlı tatbikat yapılacağı duyuruldu. Bölge Adliye Mahkemesi’nde görevli emniyet mensupları, dış çemberde güvenlik tedbirleri alarak kuşatmayı tamamladı. Acil durum yöneticisi, ekip liderlerine ve blok sorumlularına bilgi vererek harekete geçmelerini sağladı. Eş zamanlı olarak 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunuldu. Binanın güvenli ve hızlı tahliyesi için boşaltma kodu verilerek sirenler çalındı. Tahliye rehberleri eşliğinde kamu personeli ve vatandaşlar kuzey cephedeki toplanma alanlarına yönlendirildi. Uzman ekipler müdahale etti Olay yerine sevk edilen bomba imha uzmanları, güney giriş kapısında güvenlik koridoru oluşturdu. Ekiplerin olay yerine ulaşmasının ardından iki farklı noktada bulunan şüpheli paketlere müdahale edildi. Şüpheli paket içerisinde kimyasal madde olma ihtimaline karşı AFAD KBRN ekipleri alana sevk edildi. Ekiplerin yaptığı ölçümlerin negatif çıkmasının ardından içeride kalan personelin tahliyesine başlandı. Senaryo gereği şüpheliler tespit edildi UMKE ekipleri bölgeye sahra hastanesi kurarken, AFAD ekipleri terasta bekleyenler için havai hat oluşturdu. İtfaiye ekipleri de kurtarma ve tahliye çalışmalarına destek verdi. Acil durum ekipleri binayı baştan sona kontrol etti. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, güvenlik kameralarını inceleyerek şüpheli paketleri bırakan kişiyi yakalamak için çalışma başlattı. Adliye birimleri, AFAD, emniyet, itfaiye ve UMKE ekiplerinin katılımıyla başarıyla gerçekleştiriken tatbikat, toplanma alanı sorumlularının sayım tutanaklarını hazırlamasıyla sona erdi.
Tarama ve aşı hayat kurtarıyor
27 Şubat 2026 Cuma - 11:44 Tarama ve aşı hayat kurtarıyor Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen etkinlikte Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Sabırlı ile Medikal Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Murat Keser, rahim ağzı kanseri, HPV aşısı ve pap smear testinin önemi hakkında bilgi verdi. Hafızalara kazınan etkinliğin moderatörlüğünü ise sevilen oyuncu Doğa Rutkay üstlendi. Her yıl binlerce kadının hayatını etkileyen rahim ağzı kanseri, doğru tarama ve aşı programlarıyla büyük oranda önlenebiliyor. Bu önemli başlık, Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Çeşme’de düzenlenen özel bir söyleşide uzman hekimler tarafından tüm yönleriyle değerlendirildi. Medicana Çeşme Tıp Merkezi tarafından, rahim ağzı kanserine karşı alınabilecek önlemler alanında uzman hekimlerce masaya yatırıldı. Moderatörlüğünü sevilen oyuncu Doğa Rutkay’ın yaptığı söyleşide Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Sabırlı ve Medikal Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Murat Keser, rahim ağzı kanserine ilişkin hem bilgi verdi hem de akıllardaki soru işaretlerini giderdi. Erken tanıda tedavi başarısı artıyor Söyleşide rahim ağzı kanserinin büyük oranda önlenebilir bir hastalık olduğu vurgulandı. Düzenli smear testleri ve HPV taramalarının erken tanıdaki hayati rolüne dikkat çekildi. Uzmanlar, erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu belirtti. Kadınların düzenli jinekolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerektiği ifade edildi. HPV’nin yalnızca kadınları değil, erkekleri de etkileyebilen yaygın bir virüs olduğu aktarıldı. Bulaş yolları, risk faktörleri ve korunma yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. HPV aşısının koruyuculuğu da ele alınan önemli başlıklar arasında yer aldı. Aşının 9-14 yaş aralığında iki doz olarak uygulanması öneriliyor. Daha ileri yaş gruplarında ise üç dozluk program tercih ediliyor. Uzmanlar, aşının hem kadınlar hem de erkekler için koruyucu olduğunu vurguladı. Toplum bağışıklığı için aşılama bilincinin yaygınlaşmasının önemine dikkat çekildi. HPV teşhisi sonrası izlem süreci ve tedavi seçenekleri de değerlendirildi. Erken müdahale ile vakaların büyük bölümünün kontrol altına alınabildiği belirtildi. Modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların günlük yaşamlarını büyük ölçüde sürdürebildiği ifade edildi. Tedavi sürecinde psikolojik destek ve düzenli takibin önemi özellikle vurgulandı.
Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu
27 Şubat 2026 Cuma - 11:06 Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu İzmir’de böbrek yetmezliği tedavisi gören 12 yaşındaki Yaren Kara, Acıbadem Kent Hastanesi’nde dayısından nakledilen böbrekle sağlığına kavuştu. Küçük kızın annesinin de yıllar önce aynı hastanede diğer ağabeyinden aldığı böbrekle hayata tutunduğu ortaya çıktı. Yaren Kara (12), dört yıl önce böbrek yetmezliğine yol açan nefronoftizis tanısı alarak zorlu bir tedavi sürecine girdi. Yaşadığı ciddi protein kaybı ve yükselen kreatinin değerleri sonucunda hastalığı son dönem böbrek yetmezliğine evrilen küçük kız için diyaliz veya böbrek nakli seçenekleri değerlendirildi. Hastalığı ilerleyen küçük kıza, dedesinin kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle donör olamaması üzerine dayısı Burhan Ayhan (45) gönüllü oldu. Gerekli tetkiklerin ardından Yaren Kara, Acıbadem Kent Hastanesinde Uzm. Dr. Işık Özgü ve Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu’nun yer aldığı bir ekibin gerçekleştirdiği ameliyatla dayısından alınan böbrekle yeni bir hayata adım attı. Yaren’in 2013 yılında dünyaya gelmesinden yıllar önce anne Songül Kara (40) da aynı hastanede diğer ağabeyi Ağıt Ayhan’dan (51) nakledilen böbrekle sağlığına kavuştu. Başarılı nakil süreci Hastanın böbrek işlevlerinin iyiye gittiğini belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu, "Yaren, geçirdiği tubülüs hastalığına bağlı olarak son dönem böbrek yetmezliği aşamasına ulaşmıştı. Bu süreçte öncelikle ciddi boyutta protein kaybı yaşanmış, ardından kreatinin düzeylerinin yükselmesiyle hastalık, son dönem böbrek yetmezliğine evrilmişti. Tedavi aşamasında böbrek nakli veya diyaliz olmak üzere iki seçenek değerlendirildi. Canlı donör bulunması üzerine, hastamıza dayısından böbrek nakli gerçekleştirildi. Operasyon oldukça başarılı geçmiş olup halihazırda hastamızın böbrek işlevleri son derece iyi seyretmekte." ifadelerini kullandı. Genetik faktörler Benzer nakil ihtiyaçlarının aile fertlerinde görülebileceğine dikkat çeken Acıbadem Kent Hastanesi Böbrek Nakli Programı Sorumlusu Uzm. Dr. Işık Özgü, "Pediatrik hastamızın annesi de yıllar önce kurumumuzda böbrek nakli ameliyatı geçirdi. Bazı hastalıkların genetik geçişli olması nedeniyle, zaman içerisinde diğer aile fertlerinde de benzer nakil ihtiyaçları doğabilmektedir. Bugüne dek her iki hastamızın da tedavi süreçleri son derece olumlu ilerlemiştir ve bu durumun aynı şekilde devam etmesini temenni etmekteyiz. Hastamızın dayısından gerçekleştirilen böbrek nakli sonrasında, hem alıcının hem de vericinin genel sağlık durumları gayet iyidir ve herhangi bir komplikasyon bulunmamaktadır" şeklinde konuştu. Anne ve kızı aynı kaderi yaşadı Kızıyla aynı süreçlerden geçtiğini anlatan anne Songül Kara, "Kızımın tedavi süreci dört yıl önce başlamış olup, bir anne olarak psikolojik etkilerini göz önünde bulundurarak durumu kendisiyle yeni paylaştım. Farklı sağlık kuruluşlarındaki tedavi süreçlerimizin ardından bu hastaneye başvurduk ve nakil işlemimiz burada gerçekleştirildi. Yıllar önce büyük ağabeyimden bana yapılan böbrek nakli de bu kurumda yapılmıştı. Bugün ise küçük ağabeyim, kızıma donör oldu. Organ naklinde kan grubu uyumu büyük önem taşıdığından ve ağabeyimin kan grubu uyumlu olup gönüllü olması sebebiyle nakil ondan gerçekleştirildi. Babam da donör olmak istemesine rağmen kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle bu mümkün olmadı. Büyük ağabeyimin bana, küçük ağabeyimin ise kızıma böbrek vermesinin değeri paha biçilemezdir. Donörler operasyon sonrasında hızla normal hayatlarına dönmektedir. Verici olmanın sağlık açısından kalıcı bir olumsuzluğu bulunmamaktadır, yalnızca cerrahi bir müdahale geçirilmektedir. Aile bağları kuvvetli olsa dahi organ bağışı konusunda çekimser kalan bireyler olabilmektedir. Ancak gönüllülük esasına dayanan bu fedakarlığın, herkes tarafından benimsenmesi gerektiğine inanıyorum. Yaren’i uzun bir iyileşme süreci beklemektedir fakat zamanla sağlığına tam anlamıyla kavuşacaktır." dedi. Yeniden hayata tutundu Ameliyat sonrası hızla toparlandığını dile getiren Yaren Kara, "Mevcut sağlık durumum oldukça iyi. Nakil ameliyatımın gerçekleştiği ilk gece ve takip eden gün bir miktar ağrım oldu. Damar yolu gibi tıbbi müdahalelere bağlı ağrılardan ziyade, dikişlerimde ve karın bölgemde dönemsel ağrılar hissettim. Ancak şu anki süreçte ayağa kalkıp yürümeye başladım. Kendi başıma hareket edebilsem de herhangi bir risk almamak adına genellikle annemin refakatinde bulunuyorum. Bana bu imkanı sağlayan dayıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum, minnetimi kelimelerle ifade etmem oldukça güç. Organ bağışı konusunda ise şunları belirtmek isterim. Aile içinde kan grubu uyan fakat donör olmak istemeyen bireyler olabiliyor. Oysaki bağış yapan kişiler ameliyat sonrasında normal yaşamlarına sorunsuz bir şekilde devam edebilmektedir. Organ bağışı tamamen gönüllülük esasına dayansa da bir hayata dokunabilmek adına herkesin bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum" açıklamasında bulundu. Böbreği Yıllar önce kardeşi Songül Kara’ya böbreğini veren Ağıt Ayhan (51), "Aile olarak bu hastalıkla ilk kez yıllar önce karşılaştık ve bir ağabeyimi bu rahatsızlık nedeniyle kaybettik. O dönemde organ nakli günümüzdeki kadar gelişmemişti ve toplumda böbrek bağışına dair ciddi ön yargılar bulunmaktaydı. Yaptığım araştırmalar sonucunda organ bağışının, tam olarak kan vermek kadar basit olmasa da korkulacak bir süreç olmadığını gördüm. Gönüllü olarak yapıldığında donör için hiçbir sorun teşkil etmediği gibi, alıcının da tedaviye çok daha hızlı ve olumlu yanıt vermesini sağlamaktadır. Kendi ameliyat sürecimde doktorum hastanede üç gün kalmam gerektiğini belirttiğinde, ailemin geçimini sağlayan kişi olduğumu ve dördüncü gün işime dönmek zorunda olduğumu ifade ettim. Ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmam şartıyla bu duruma onay verildi. Gerekli tüm organizasyonlar titizlikle yapılarak kız kardeşimin taburcu işlemleri bir hafta içinde tamamlandı. Hastanenin o dönemdeki hassas protokolleri gereği içeriye refakatçi dahi kabul edilmemişti, süreç son derece profesyonelce yönetildi. Şimdi ise diğer kardeşim Burhan’ın yeğenime böbrek vermesiyle, ailemizde nakil olan kişi sayısı üçe yükseldi. Organ bağışından çekinmeyiniz. Bir insanın hayatını kurtarmanın verdiği mutluluk ve huzur, her türlü tereddüdün ötesindedir" diye ekledi.
Menemen tarihi iki cilt kitap oldu
27 Şubat 2026 Cuma - 11:00 Menemen tarihi iki cilt kitap oldu Son yapılan arkeolojik çalışmalarla geçmişi 8 bin yıla dayanan Menemen’in Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi tarihi kitap oldu. 38 akademisyenin katkısıyla ortaya çıkan iki ciltlik çalışmanın önemine dikkat çeken Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Belediyecilik kentinize, bölgenize topyekûn sahip çıkmak demektir. Bilim insanlarının kıymetli araştırmalarıyla ortaya çıkan bu eser, gelecekte yapılacak araştırmalara ışık tutacak nitelikte kıymetli bir çalışmadır." dedi. Binlerce yıllık kadim bir tarihle içinde arkeolojik alanlardan Türk-İslam mimarisine kadar çok kıymetli eserler barındıran Menemen’in tarihi, Menemen Belediyesi’nin öncülüğünde Tarihi Sosyal ve Kültürel Yönleriyle Menemen adı altında iki ciltlik kitaba dönüştü. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemini kapsayacak şekilde 38 akademisyenin katkılarıyla hazırlanan çalışmanın editörlüğünü Bakırçay Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Nurgül Bozkurt yaparken, Menemen Belediyesi adına proje koordinatörlüğünü ise araştırmacı yazar Oktay Özengin üstlendi. "Bu eser kentimizin tarihine ışık tutmaktadır" Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, ortaya çıkan eserin gelecekte yapılacak birçok araştırmaya da ışık olacağını söyledi. Başkan Pehlivan, "Menemen, 8 bin yıllık tarihsel birikile yalnızca bir yerleşim alanı değil, medeniyetlerin iz bıraktığı, kültürlerin yoğrulduğu yaşayan ve yaşatan bir kenttir. Binlerce yıllık süreçte bu topraklarda farklı uygarlıklar doğmuş, büyümüş ve iz bırakmıştır. Ortaya çıkan bu kıymetli eser, Menemen’in tarihsel, sosyal ve kültürel serüvenini bilimsel bir titizlikle ela alan, arşiv belgelerine ve birilcil kaynaklara dayanan nitelikli akademik çalışmaların bir araya gelmesiyle ortaya çıkmıştır. Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan geniş zaman diliminde Menemen’in geçirdiği dönüşümü; idari yapıdan nüfus hareketlerine, ekonomik ilişkilerden toplumsal hafızaya kadar çok yönlü bir perspektifle ele alan bu çalışma, ilçemizin geçmişine dair önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bu eserin bundan sonra yapılacak araştırmalara kaynaklık edeceğine ve Menemen’in tarihine dair bilginin daha da derinleşmesine katkı sunacağına yürekten inanıyorum. Kentimizin tarihine ışık tutan bu çalışmalara destek vermeyi de görev olarak kabul ediyorum. Çünkü Tarihini bilmeyen, geçmişiyle bağ kuramayan bir kent, geleceğe de güvenle yürüyemez. Belediyecilik sadece kaldırım yapmaktan değil, kente topyekûn sahip çıkmaktan geçer. Bizler de bu kenti okuyarak, anlayarak, sahiplenerek yarınlara hazırlıyoruz. Çalışmamızda emeği geçen tüm yazarlarımıza şükranlarımı sunuyorum." dedi.
EÜ’de iftar sofrası tasavvuf musikisi ile taçlandı
27 Şubat 2026 Cuma - 10:40 EÜ’de iftar sofrası tasavvuf musikisi ile taçlandı Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi ve Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı (DTMK) iş birliğinde düzenlenen Ramazan etkinliğinde öğrenciler, akademisyenler ve çalışanlar iftar sofrasında bir araya gelirken; Tasavvuf Musikisi Konseriyle manevi duygular zirveye taşındı. Ege Üniversitesinde, Ramazan ayının manevi atmosferini kampüse taşıyan anlamlı bir etkinliğe imza atıldı. EÜ 1 No’lu Yemekhane’de iftar sofrasında bir araya gelen Ege Üniversitesi ailesi, daha sonra Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezinde düzenlenen "Tasavvuf Musikisi Konseri" ile huzur dolu anlar yaşadı. Oruçlar, dualarla açıldı Etkinlik, Ege Üniversitesi Kampüsü 1 No’lu Yemekhane’de Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi tarafından düzenlenen geniş katılımlı iftar programı ile başladı. Akşam ezanının okunmasıyla birlikte katılımcılar, dualar eşliğinde oruçlarını açarak Ramazan bereketini aynı sofrada paylaştı. İftar programına EÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Tahir Yağdı ve Prof. Dr. Aydoğan Savran’ın yanı sıra pek çok akademisyen, idari çalışan ve öğrenci katıldı. Huzurlu bir atmosferde geçen yemeğin ardından, hep birlikte edilen yemek duasıyla programın ilk bölümü tamamlandı. MÖTBE’de Musiki Rüzgarı İftar programının ardından etkinlik, Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde gerçekleşen "Tasavvuf Musikisi Konseri" ile devam etti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda Birgivi İlahiyat Fakültesi öğretim elemanı Hafız Osman Bostancı, eşsiz yorumu ile Kur’an-ı Kerim tilavet etti. Gecede sahne alan Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi ve Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı öğrencilerinden oluşan koro, sergiledikleri performansla dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Tasavvuf musikisinin en seçkin eserlerinin seslendirildiği konserde, icra edilen eserler katılımcıları manevi bir yolculuğa çıkardı. Öğrencilerin profesyonel sanatçıları aratmayan performansı, salondakiler tarafından büyük beğeni topladı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı da konsere katılarak öğrencilerin başarılı performanslarını dinledi. Programda konuşan DTMK Müdürü Prof. Dr. Ali Maruf Alaskan, "Bu akşam, Birgivi İlahiyat Fakültemiz ile gerçekleştirdiğimiz güzel iş birliğinin ilk meyvelerinden biri olan etkinliğimizi gerçekleştirdik. İçinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayının ruhuna yakışır bir program olduğuna inanıyoruz. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. "Ramazan ayı birliğimiz ve kardeşliğimiz açısından önemlidir" Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık ise "Bu programın arka planında, mutfağında emeği geçen ve yorgunluğunu çeken çok sayıda arkadaşımız var. Sizlerin buradaki varlığı bizlere güç vermektedir; bu bizim için her şeyden daha önemlidir. Ramazan ayı, toplumsal meselelerle iç içe olduğumuzda daha iyi anlaşıldığı üzere; birliğimiz, beraberliğimiz ve kardeşliğimiz açısından son derece kıymetlidir. Bu vesileyle, bizlere bu imkanları sağlayan Rektörlüğümüze ve emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum" diye konuştu. Programın sonunda, sergilenen performanslara ve emeği geçenlere teşekkür etmek amacıyla bir ödül töreni düzenlendi. Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, DTMK Müdürü Prof. Dr. Ali Maruf Alaskan ve Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık; saz ekibine, koroda yer alan öğrencilere ve performans sergileyen isimlere teşekkür belgelerini takdim ettiler.
Balçova Teleferik Tesisleri bakıma alınıyor
27 Şubat 2026 Cuma - 09:20 Balçova Teleferik Tesisleri bakıma alınıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa Birliği standartlarında hizmet veren Balçova’daki Teleferik Tesisleri’nde yıllık periyodik bakım çalışmaları başlıyor. 2 Mart Pazartesi gününden itibaren tesisler hizmete kapalı olacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa Birliği (AB) standartlarında hizmet sunduğu Balçova’daki Teleferik Tesisleri, 2 Mart Pazartesi gününden itibaren yıllık periyodik bakıma giriyor. Tesisin hem daha uzun ömürlü olması hem de güvenli hizmet vermesi için yapılacak çalışmalar kapsamında teleferiğin tüm hareketli ve mekanik parçaları sökülerek kontrol edilecek, halatların ve tesisin kesintisiz çalışmasını sağlayan jeneratörlerin bakımı yapılacak. Tüm bu çalışmalar tamamlandığında tesis yeniden ziyarete açılacak. İzmir ayaklarınızın altında İzmir’de 1974’te kurulan, 2015 yılında AB standartlarına uygun olarak yenilenen tesiste, 810 metrelik hatta saatte bin 200 yolcu taşınabiliyor. 20 adet 8’er kişilik kabinler ile yapılan yolculuk süresi yaklaşık 3 dakika sürüyor. İzmir’in eşsiz Körfez manzarasının kuş bakışı görülebilmesi için kabinden indikten sonraki giriş bölümünde seyir terasları bulunuyor. Bu alanda dürbünlerle manzara seyrediliyor. İzmirlilerin yanı sıra yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çeken tesisleri her ay binlerce kişi ziyaret ediyor.
İftar bereketi Büyükşehir’in aşevinden sofralara uzanıyor
27 Şubat 2026 Cuma - 09:15 İftar bereketi Büyükşehir’in aşevinden sofralara uzanıyor Ramazan ayında birlik ve dayanışma ruhunu büyüten İzmir Büyükşehir Belediyesi, yerinde hizmet anlayışı doğrultusunda kentin farklı noktalarında kurduğu Danışma ve Dayanışma Noktaları aracılığıyla ihtiyaç sahibi hanelere her gün 15 bin kişilik ücretsiz iftar yemeği ulaştırıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, ramazan ayında 30 ilçede iftar sofraları kurmaya devam ederken, Kent Lokantaları ve Danışma ile Dayanışma Noktaları aracılığıyla da vatandaşlara sıcak yemek ulaştırıyor. Kent genelinde dört farklı noktada hizmet veren Kent Lokantalarında ücretsiz iftar menüsü uygulanıyor. Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi Aşevi’nde hazırlanan 15 bin kişilik iftar yemeği, Danışma ve Dayanışma Noktaları aracılığıyla yurttaşlara ücretsiz olarak dağıtılıyor. "Ramazanda bu görevi yerine getirmekten büyük mutluluk duyuyoruz" İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren aşevinde 12 yıldır gıda mühendisi olarak görev yapan Gökhan Koldaş, üretimlerin hijyen kurallarına uygun şekilde gerçekleştirildiğini belirtti. Koldaş, "İzmir Büyükşehir Belediyesi ailesi olarak Dayanışma ve Danışma Noktaları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine her gün 15 bin kişilik iftar yemeği sunuyoruz. Alanında uzman ustalarımızla hazırlanan lezzetli yemekler, iftar saatinde sıcak şekilde ailelere ulaştırılıyor. Başkanımız sosyal yardımlara büyük önem veriyor. Ramazan ayında bu görevi yerine getirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. "Bize çok çalışmak yakışır" Ballıkuyu Dayanışma Noktası’nda görev yapan Filiz Işık, Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü sosyal çalışmaların bir parçası olmaktan mutluluk ve gurur duyduğunu belirtti. "Bu çatı altında görev yapmaktan gurur duyuyorum. Aşevimizin hizmeti gerçekten çok değerli, çünkü vatandaşlarımızın evine sıcak yemek ulaşıyor. Buna katkı sunabildiğim için çok mutluyum. Başkanımızın ‘Bize çok çalışmak yakışır’ sözü tam da bunu anlatıyor" dedi. Ramazan ayı öncesinde yemek dağıtımının saat 13.30’da başladığını hatırlatan Işık, "İftar nedeniyle dağıtıma şimdi 17.30’da başlıyoruz. Vatandaşlarımızın her zaman yanındayız" ifadelerini kullandı. Vatandaş memnun Hizmetten faydalanan vatandaş Berivan Su, "Allah razı olsun, teşekkür ediyorum. Erzak da veriyorlar. Cemil Başkanımıza teşekkürler. Kırtasiye yardımı için de Şehir Kartı’na yükleme yapılıyor. Bebek bezi de alıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi her konuda yanımızda. Yemeklerden de memnunuz" diye konuştu. Emine Mandaralı, "Hizmetler çok güzel. Yemek de öyle. Başkanımız da herkesi davet ediyor. Çok memnunuz. Yemekler tuzlu değil, çok yağlı da değil. Kolesterol ve tansiyon için çok iyi. Çok teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Necla Ünsal, "İki seneden beri yemek alıyorum. Yemekler çok güzel, arkadaşlar yardımcı oluyor. Belediyemizden her türlü yardımı alıyoruz. Hiçbir şikayetimiz yok. Teşekkürler" diye konuştu.
Kampüste güvenli yaşam eğitimi: Öğrenciler "kendini koruma" becerileri kazandı
27 Şubat 2026 Cuma - 09:13 Kampüste güvenli yaşam eğitimi: Öğrenciler "kendini koruma" becerileri kazandı Yaşar Üniversitesi’nde, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Topluluğu, öğrencilerin kamusal alanlarda farkındalıklarını artırmak ve güvenli yaşam becerileri kazanmalarını sağlamak amacıyla kapsamlı bir atölye çalışmasına imza attı. Selçuk Yaşar Kampüsü’nde düzenlenen "Güvenli Yaşam ve Kendini Koruma Atölyesi", öğrencilerin yoğun katılımıyla tamamlandı. Eğitimde öğrenciler, günlük hayatta karşılaşabilecekleri riskli durumlara yönelik farkındalık kazanırken, olası tehditlere karşı kendilerini fiziksel ve psikolojik olarak korumanın temel yöntemlerini öğrendi. Eğitimin sonunda, atölyeyi tamamlayan öğrencilere katılım sertifikaları verildi. Savunma sanatları eğitmeni Barış Kural tarafından verilen eğitimde, şiddeti teşvik eden yaklaşımlar yerine tamamen hak temelli ve öz-farkındalık odaklı bir strateji izlendi. Katılımcılara zorlayıcı durumları erkenden fark edebilme, kişisel sınırları doğru tanımlama ve riskli ortamlardan güvenli şekilde uzaklaşma teknikleri uygulamalı olarak aktarıldı. "Öz savunma isviçre çakısı gibi" Eğitmen Barış Kural, "Burada uyguladığımız öz savunmanın başlangıç noktası. Öncelikle adımlar, duruş ve beden dili nasıl olması gerektiğini anlattık. Saldırı anında kaçınmak için neler yapabileceğimizi uygulamalı gördük, temasın sağlandığı noktaları da simüle eden teknikleri de gösterdik. Bize yönelen birine karşı merkezde kalmak için hareket modellerini çalıştık. Öz savunma becerisi bireyler için İsviçre çakısı görevi görüyor. Bu aynı zamanda zihinsel bir yöntem. Bu beceriyi kazanırken aslında kendinizi, bedeninizi daha iyi tanırsınız" dedi. Atölyenin önemine değinen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Topluluğu Başkanı Selin Başbayram, "Etkinlikte, kişisel alanımızın farkında olarak mesafemizi korumayı ve temel kendini savunma becerilerini kazandık. Ancak, bu tür etkinliklerin kadınların kendi kendilerini korumaları gerektiği algısını yaratmaması gerektiğini vurgulamak isterim. Kadına yönelik şiddetin sorumluluğunu bireylere yüklenmemeli ve sorun küçültülmemeli. Asıl çözüm, yasal yaptırımların uygulanmasında yatıyor" diye konuştu.