Yerel Haberler
Kocaeli
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:34 İzmit Körfezi’nden 1,8 milyon metreküp çamur çıkarıldı, deniz canlıları geri döndü Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ortaklığında yürütülen "İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizleme Projesi" kapsamında deniz tabanından 1,8 milyon metreküp çamur çıkarıldı. Temizliğin ardından oksijen seviyesinin arttığı körfezde yunuslar, kırlangıç balıkları ve kalamar gibi deniz canlıları yeniden görülmeye başlandı. Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununa karşı kalıcı çözüm üretmek amacıyla 2023 yılında başlatılan çalışmalarda önemli bir aşama kaydedildi. TÜBİTAK-MAM ve İstanbul Üniversitesi’nin bilimsel gözetiminde yürütülen operasyon kapsamında, toplam 468 hektarlık alanın 195 hektarı dip çamurundan arındırıldı. Ekiplerin aralıksız sürdürdüğü çalışmalarla deniz ekosisteminden yaklaşık 120 bin kamyon dolusu (1,8 milyon metreküp) çamur uzaklaştırılarak bertaraf edildi. Dip çamurunun oluşturduğu tabakanın kalkmasıyla birlikte İzmit Körfezi’nde su sirkülasyonu yeniden sağlandı. Deniz habitatında yaşanan iyileşme, bölgedeki canlı çeşitliliğine doğrudan yansıdı. Uzun süredir bölgede gözlemlenemeyen yunus sürüleri yeniden İzmit Körfezi’nde kayıt altına alınırken, kırlangıç balıkları ve kalamarların da temizlenen alanlara geri döndüğü tespit edildi. Proje kapsamında gerçekleştirilen su altı dalışlarında deniz suyunun filtrasyonunu sağlayan pinalar, deniz çayırları ve organik atıkları temizleyen deniz patlıcanlarının popülasyonunda artış gözlemlendi. Örnek gösteriliyor Avrupa’nın en büyük çevre yatırımlarından biri olarak nitelendirilen "Dip Çamuru Projesi", uluslararası platformlarda da dikkat çekiyor. Daha önce New York, Azerbaycan ve İspanya’da düzenlenen çevre ve iklim zirvelerinde sunumu yapılan proje, deniz ekosistemi restorasyonu konusunda diğer kıyı şehirleri için bir model olarak değerlendiriliyor.
İsli peynirin dumanı Rusya’ya ulaştı: Putin’e özel davet
07 Haziran 2025 Cumartesi - 12:33 İsli peynirin dumanı Rusya’ya ulaştı: Putin’e özel davet Kocaeli’de Çerkes kültürünün eşsiz lezzeti isli peynir, sabahlara kadar süren zahmetli üretim süreciyle dikkat çekiyor. Meyve odunu ateşinde sabırla pişirilen isli peynirlerin ünü Kocaeli’yi aşarken, üretici Musa Aldemir, Vladimir Putin’i köyüne davet ederek, "Putin’in de isli peyniri sevdiğini duydum. Putin Türkiye’ye gelirse Çerkes peynirinden ikram ederim, isterse de gönderirim. Buyursun gelsin, misafirimiz olur" dedi. Çerkes kültürünün önemli lezzetlerinden biri olan isli peynir, Kocaeli’nin Kartepe ilçesine bağlı Uzuntarla Mahallesi’nde geleneksel yöntemlerle üretilmeye devam ediyor. Taze süt, doğal maya ve meyve odunlarının dumanıyla şekillenen bu özel peynir, zahmetli ve sabır isteyen bir sürecin ürünü olarak ön plana çıkıyor. Buharda kaynatılan süt, tuzlama ve dinlendirme aşamalarından geçirilerek sepetlerde şekil alıyor. Ardından meyve ağaçlarının odunlarıyla yakılan ocaklarda saatlerce islenerek kendine has aromasını kazanıyor. 10 yıldır bu binbir emek isteyen geleneği yaşatan Musa Aldemir (75), annesinden devraldığı yöntemle ürettiği isli peynirleri sadece Kocaeli’de değil, İstanbul, Sakarya, Bursa ve Adana gibi illere de gönderiyor. "4 çeşit yapıyorum" İsli peynir yapımını ailesinden öğrendiğini belirten Musa Aldemir, "Eskiden annemler yapıyordu. Onlar rahmetli olduktan sonra ben yapmaya başladım. Cevizli, pul biberli-kekikli, çörek otlu ve sade isli peynirleri yapıyorum. Taze olarak da yapıyorum" dedi. En az 24 saat pişiyor Aldemir, isli peynirin yapım süreci hakkında da detaylı bilgiler verdi. Üretimin 140 kilogram sütle başladığını vurgulayan Aldemir, şöyle konuştu: "Sütü buharlı kazanlarda kaynatıyorum. 120 derece kaynadıktan sonra kendi suyuyla kestiriyorum. Dışarıdan peynir mayası asla kullanmıyorum. Kestirme işlemi de 15-20 dakika sürüyor. Ardından kazanlarda 2 saat dinlendiriyorum. Dinlendikten sonra sepetlere koyuyorum ve 3 kademede tuzluyorum. Sonrasında yeniden sepetlere koyuyorum ve 1,5-2 saat suyun süzülmesini bekliyorum. Ardından peynirleri ters çeviriyorum ve desenleri çıkmış oluyor. 12-14 saat dinlendirdikten sonra ocağa getiriyorum ve diziyorum. 24-48 saat arasında pişiriyorum. Kışın ısınma zor olduğu için bu süre 48 saate çıkıyor ama yazın hava sıcak olduğu için pişmesi de daha kısa oluyor." "Takibi zor" Peynirin yapımından ziyade isleme işlemi ve takibinin zor olduğuna dikkat çeken Musa Aldemir, "Yüksek ateşte olduğu için peynirler haşlanabilir. Sürekli kontrol etmek zorundasınız. Yarım saatte bir, bir saatte bir kontrol ediyorum. Pişirirken meyve odunu kullanıyorum. Kiraz, armut gibi meyve ağaçlarının odunlarını kullanıyorum. Gece saat 00.00 ile 01.00 aralarında peynirleri bırakıyorum, sabah yeniden takibine başlıyorum. Takibi zor" diye konuştu. "Meyve odunları aroma katıyor" Aldemir, meyve ağaçlarının peynire aroma verdiğini de ifade ederek, "Ben kiraz, armut, ayva ve meşe odunu dışında odun kullanmam. Mesela çınarın odununu kullanmıyorum çünkü hemen yanar ve yandığı zaman da peynirler haşlanır. Sadece meşe ve meyve ağacı odunları kullanıyorum" ifadelerini kullandı. Adana’ya kadar gidiyor İsli peynirlerini başta Kocaeli olmak üzere İstanbul, Sakarya, Bursa ve Adana gibi illere gönderdiğini aktaran Aldemir, "İzmit’te de bazı dükkanlara satıyorum. Benden alınan isli peynirler pazar yerlerinde ve şarküteri dükkanlarında satılıyor. Ayrıca kendi müşterilerim de var" şeklinde konuştu. Putin’e davet Son olarak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Uzuntarla’ya davet eden Musa Aldemir, "Putin’in de isli peyniri sevdiğini duydum. Zaten Kafkasya’da yapılıyor. Putin Türkiye’ye gelirse Çerkes peynirinden ikram ederim, isterse de gönderirim. Buyursun gelsin, misafirimiz olur. Kendisini Uzuntarla’ya bekliyorum. Peynir üreticisi Şavko Levent isimli arkadaşımızın da Putin’e isli peynir gönderdiğini duymuştum. Bir de onun isli peynirlerinde Kafkas arması olur. Bu işte en eski olanlardan biridir. O da çok güzel isli peynir yapar" dedi.
Asansörün güvenlik kamerasına köpük sıktılar
07 Haziran 2025 Cumartesi - 10:59 Asansörün güvenlik kamerasına köpük sıktılar Kocaeli’nin Körfez ilçesinde bir şahıs, bindiği asansörün güvenlik kamerasına köpük sıkarak zarar verdi. Olay anı saniye saniye güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Olay, Körfez Yarımca’da yayaların yoğun kullandığı bir üst geçitteki asansörde meydana geldi. Güvenlik kamerası görüntülerinde, iki gencin asansör kabininde bulunan kameraya yönelik köpük sıktığı görülüyor. Görüntünün netliği ve kamusal güvenliğin sağlanması açısından büyük önemi olan kamera, bu eylem sonucunda geçici olarak devre dışı kalıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı saha ekipleri, güvenlik merkezine ulaşan görüntüler doğrultusunda harekete geçti. Olay yerine ulaşan temizlik ve teknik ekipler, kamerayı işlevine döndürerek asansördeki diğer yüzeylerde de temizlik çalışması gerçekleştirdi. Asansör kısa sürede yeniden vatandaşların kullanımına açıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, "Asansörler, yaşlılarımızın, engelli bireylerimizin ve çocuklu ailelerin şehir içinde rahatça ulaşım sağlayabilmesi için inşa edilen önemli yapılar. Kameralar ise hem güvenlik hem de kamu düzeni için olmazsa olmazımız. Bu alanlara zarar vermek yalnızca bir aygıta değil, toplumun tamamına zarar vermektir. Kamu malı hepimizin ortak değeri. Gençlerimizin daha duyarlı ve bilinçli davranmasını istiyoruz. Bu şehirde her bir yapı, hepimizin ortak emeğidir" ifadelerine yer verildi.
Milyonluk atları büyüttü, yarışlarını nefesini tutup izliyor
06 Haziran 2025 Cuma - 13:45 Milyonluk atları büyüttü, yarışlarını nefesini tutup izliyor Kocaeli’de 10 yıldır seyislik yapan Hakime Kahraman, hem ev hanımlığını sürdürüyor hem de çiftlikteki atların tüm sorumluluğunu üstleniyor. Her bir atla ayrı ayrı ilgilenen Kahraman, onları adeta anne şefkatiyle büyütüyor. Milyonluk atları yetiştiren Kahraman, yarışlara katılan atlarını ise ekran başında büyük bir heyecanla izliyor. Akmeşe Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan ve milyonluk yarış atları yetiştiren Selanik At Çiftliği’nde görev yapan 3 çocuk annesi Hakime Kahraman (41), erkek egemen bir meslek olan seyisliği 2015 yılından bu yana büyük bir tutkuyla sürdürüyor. Hem evinin sorumluluğunu taşıyan bir anne, hem de atların bakımından sorumlu bir seyis olarak Kahraman, kadınların her alanda başarı gösterebileceğini gösteriyor. Mesaisi erken başlıyor Her sabah güne gün doğmadan başlayan Kahraman, önce çiftlikteki evinin işlerini tamamlıyor, ardından atların yanına geçiyor. Onları büyük bir sevgiyle besliyor, ahırları temizliyor, hasta ya da tedaviye ihtiyaç duyanların bakımını büyük bir titizlikle üstleniyor. Mesaisi gün boyunca devam ederken, akşam saatlerinde atları tekrar toparlayarak bakım süreçlerini tamamlıyor. Kahraman, atlara sadece bakmıyor, onlarla duygusal bağ da kuruyor. Her bir ata evladı gibi yaklaşan Hakime Kahraman, onları okşuyor, konuşuyor, ihtiyaçlarını gözlerinden anlayabiliyor. "Çocuklarım atların içinde büyüdü" Hakime Kahraman, 2010’dan bu yana Selanik At Çiftliği’nde yaşadığını, 2015’den bu yana ise seyislik yaptığını söyledi. Seyisliğe başlamadan önce de atlara ilgi duyduğunu ifade eden Kahraman, "Eşim at çiftliğinde çalışıyordu. Eşimden dolayı atlarla iç içeydik. Çocuklarım atların içinde büyüdü. Bende 2015’den beri hem ev hanımlığı hem de seyislik yapıyorum. 3 kızım var. Ev ve işim aynı yerde olduğu için hem evimle hem de işimle ilgileniyorum" dedi. Atları çok sevdiğini belirten Kahraman, "Atlarla konuştuğum kadar çocuklarımla konuşmuyorum. Onlarla daha çok ilgiyim, çok seviyorum" diye konuştu. Atlara gözü gibi bakıyor Bir gününün nasıl geçtiğini de anlatan Kahraman, "Sabah atlarımızı salıyoruz. İlaç alacak olanlara ilaçlarını veriyorum, tedavisi yapılacak olan varsa tedavilerini yapıyoruz. Ahırlara giriyoruz. Arada muayene saatlerimiz oluyor, onunla ilgileniyoruz. Sabah ve akşam olmak üzere yemlerini hazırlıyorum. Ardından atlarımızı toplamaya başlıyoruz. Genellikle bir günümüz böyle geçiyor" şeklinde konuştu. "Onlarla konuşurum" Kahraman, atların sadece bakımını yapmadığını, aynı zamanda onlarla derin bir bağ kurduğunu vurgulayarak, "Onlarla aşırı derecede çok konuşurum, okşarım, severim. Taylara da hep, ’kızım’, ’oğlum’ diye sesleniriz. Onlar da böyle seslenince hemen yanımıza gelir. Hepsini çok seviyoruz" ifadelerini kullandı. "Onlar koşarken çok heyecanlanıyorum" Atlara bakmanın kendisine gurur verdiğine dikkat çeken 3 çocuk annesi Hakime Kahraman, sözlerini şöyle noktaladı: "Bazen yarışlarını izleyemesem bile mutlaka takip ediyorum. Ne zaman koşmuş, nerede koşmuş mutlaka bakarım. Çok gurur verici, onları izlerken çok heyecanlanıyoruz. Hele yarışları izlerken daha çok heyecanlanıyorum. Yarış programlarına bakıyorum. Hangisi nerede, ne zaman koşacak bakarım. Bazen buradan giderken atlara isim konulmuyor ama annelerine bakıyorum. Annelerinden takip ederek buluyorum onları, koşacakları saate bakıyorum ve izliyorum. Onlar koşarken çok heyecanlanıyorum."