Yerel Haberler
Mersin
Sarı altın erken geldi: Yenidünya mart ayını beklemedi 26 Şubat 2026 Perşembe - 22:57:14 Mersin’in Erdemli ilçesinde sezonun ilk yenidünyaları tezgahtaki yerini aldı. Henüz yeni kızarmaya başlayan Malta eriği olarak da bilinen yenidünyaların ilk ürün paketleri Dubai, İstanbul ve Ankara yolcusu. Türkiye’nin yaş sebze ve meyve üretiminde ilk sıralarında yer alan Mersin’de sezonun ilk çıkan meyvesi serada üretilen ’sarı altın’ olarak da dillendirilen yenidünya oldu. İlk ürünler kalitesine göre bin 500 liraya kadar alıcı bulurken, üreticiler hem fiyattan hem de şubat ayında sofralara yaklaşık 1 ay erken ürün ulaştırmaktan memnun. "Şubat ayında yenidünya çıkardık" Üretici Hüseyin Çiftçioğlu, yenidünyanın çıktığını ve ilk siftahlarını yaptıklarını belirterek, "Bu ikinci toplamamız. Şükür fiyatlar iyi gidiyor ama tonajımız yeni başlıyor, yani sararmalar yeni oluşuyor. Şubat ayında yenidünya çıkardık. Normalde yenidünya mart ayının 15-20’sinde başlar serada. Bu yıl geçen yıldan 20-25 gün önce çıkardık yenidünyayı" dedi. Çiftçioğlu, "Siparişimiz var, ilk toplamalarımız Dubai’ye gidiyor. Bir iki kasada İstanbul’a gidiyor, komisyoncular istiyor. Talep var, herkesin de dikmesini isterim, çoğalmasını isteriz. Çoğalırsa ihracatta olur. İsteyen çok ama yenidünya yok. Daha yeni kızarıyor" diye konuştu. "Erdemli’nin en büyük zenginliği bereketli topraklara ve essiz bir iklime sahip olması" diyen Tabiye Mahallesi Muhtarı ve aynı zamanda üretici Doğan Çiftçioğlu da, "Türkiye’nin her bölgesinde daha çiçek açmamışken burada meyve hasat ediliyor. Doğru şekilde desteklenirse Erdemli, Türkiye’nin merkezi bir erken hasat yeri olabilir. Yenidünya üretmek, istihdam sağlamak anlamında büyük bir gelir kaynağı" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:16 MTSO Başkanı Çakır: "Bu gömlek bize dar geliyor" Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, 1996 yılında imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasının Türkiye sanayisinin kalite ve rekabet gücünü artırdığını ancak mevcut küresel ticaret koşullarında yetersiz kaldığını belirterek, "2026 dünyasında bu gömlek bize dar gelmeye başladı. Gümrük Birliği mutlaka güncellenmeli" dedi. MTSO Şubat Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Hamit İzol başkanlığında gerçekleştirildi. Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Demir’in konuk olduğu toplantıda, küresel ticaretteki dönüşüm, Avrupa Birliği’nin yeni düzenlemeleri ve Türkiye’nin rekabet gücü ele alındı. Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Avrupa Birliği’nin kamu alımlarında Avrupalı şirketlere öncelik tanımayı öngören ’Made in Europe’ yaklaşımını değerlendirdi. Türkiye ihracatının büyük bölümünün Avrupa’ya yapıldığını hatırlatan Çakır, söz konusu düzenlemelerin Türk dış ticaretinde daralma riski oluşturduğunu vurguladı. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’yi gümrük oranları ve maliyetler açısından dezavantajlı konuma düşürdüğünü kaydeden Çakır, "1996’da imzalanan Gümrük Birliği sanayimizde ciddi bir dönüşüm sağladı, kalite ve rekabet gücümüzü yukarı taşıdı. Ancak bugün gelinen noktada mevcut yapı; sanayi, tarım, lojistik, hizmetler ve e-ticaret alanlarında Türkiye’yi sınırlıyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Avrupa pazarındaki konumunu korumasının hayati önem taşıdığını belirten Çakır, "Güvenilir ülke statüsü ticaretimizin sürdürülebilirliği açısından kritik. 2026’da dişimizi tırnağımıza katıp Avrupa’da elde ettiğimiz pazarlarımızı korumalıyız. Bu pazarlarda olmamız şart" dedi. "Yeşil Mutabakat’a uyum zorunluluk" Çakır, Yeşil Mutabakat ve karbon ayak izi düzenlemelerine uyumun artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini ifade ederek, çevresel kriterlere uyum sağlanmaması halinde yalnızca ihracatın değil, yabancı yatırımların da olumsuz etkilenebileceği uyarısında bulundu. Çakır, firmaların hem Yeşil Mutabakat’a hem de yeni ticari düzenlemelere hızla adapte olması gerektiğini dile getirdi. "Risk alırken iki kez düşünmeliyiz" Ekonomide zorlu bir süreçten geçildiğini belirten Çakır, iş dünyasına temkinli hareket etme çağrısında bulundu. Risk yönetiminin her zamankinden daha önemli olduğunu vurgulayan Çakır, finansmana erişim konusunda yürütülen çalışmalara da değindi. Nefes kredisi çalışmalarının sürdüğünü, yeni kredi paketinin gündemde olduğunu kaydeden Çakır, istihdam ve ihracat odaklı finansman desteklerinin devam ettiğini ve bunların önümüzdeki günlerde duyurulacağını söyledi. Toplantı, meclis üyelerinin sektörel değerlendirmelerinin ardından sona erdi.
Doktor çift, hayat kurtaran teknoloji geliştirdi: Yapay zekalı takip sistemiyle anında müdahale imkanı
12 Ocak 2026 Pazartesi - 09:54 Doktor çift, hayat kurtaran teknoloji geliştirdi: Yapay zekalı takip sistemiyle anında müdahale imkanı Mersin’de tıp fakültesinden itibaren birlikte olan 3 çocuklu doktor çiftin geliştirdiği giyilebilir ve akıllı cihazlarda kullanılabilen yapay zekalı sağlık takip sistemi sayesinde erken müdahale hayat kurtaracak. Sinir Cerrahisi Uzmanı Operatör Dr. Ömer Neşet Kişi ile Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Seda Kişi çiftinin Adana’da tıp fakültesinde başlayan birliktelikleri 25 yıldır hem evde hem de iş hayatında sürdü. Şu anda Mersin’de hizmete giren Clinicia Entegre Sağlık Yaklaşımları Merkezi’nde görev yapan 3 çocukları olan doktor çift, bu süreçte hem sevinçleri hem de üzüntülerini birlikte yaşadı. Öğrencilik döneminde babasını kalp krizi nedeniyle kaybeden Op. Dr. Ömer Neşet Kişi ile eşi Uzm. Dr. Seda Kişi birlikte uzun yıllar çalışarak geliştirdiği teknolojiyi yapay zeka ile destekleyerek yazılımsal programla hayat kurtaran sağlık takip sistemine çevirdi. Kalp hastası annesini ilk denek olarak kullanan Op. Dr. Ömer Neşet Kişi ve eşinin geliştirdiği sistem sayesinde özellikle risk altındaki hastalara anında müdahale imkanı sağlarken, kazanılan zamanla birlikte ciddi sağlık harcamalarının düşürülmesine de önemli bir katkı sağlaması hedefleniyor. Eşiyle çocuk yaşlardan beri beraber olduklarını belirten Uzman Dr. Seda Kişi, "17 yaşından beri hem öğrenim hem mesleki hayatımız boyunca birlikte hareket ettik. Şimdi de yeni iş alanında ve yeni yapacağımız konular üzerinde de birlikte çalışıyoruz" dedi. Eşiyle birlikte geliştirdikleri projeyi çocuklarının takibinde de kullanan Uzm. Dr. Seda Kişi, "Aslında buradaki amaç genel olarak tüm insanlara destek olabilecek bir oluşum sağlamaktı. Bir anne olarak ben de çocuklarımı takip etme konusunda biraz endişeliyim. O yüzden büyüklerimizi takip ederken onlardan emin olurken, aynı zamanda evlatlarımızın da sağlığından da emin olmak istiyoruz. Bu sistem burada da en çok belki de anneleri rahatlatacak. O açıdan da bunu oluşturulup ilk olarak kendi çocuklarım da deniyorum olmaktan çok mutlu oldum" diyerek sözlerini tamamladı. "Bu benim çocukluk hayalimdi" Çocukluğunda yaşadığı acı ve bugüne kadar yaptığı çalışmalardan bahseden Op.Dr. Ömer Neşet Kişi ise, "Ben babamı çok erken yaşlarda bir kalp hastalığı yüzünden kaybettim. Zaten o zaman yeni tıp fakültesine başlamıştım. Bu tarz sıkıntılı bir hadiseyi yaşamış doktor olarak yıllar içerisinde özellikle insanları uzaktan takip edecek onlara erken müdahale imkanı sunabilecek bir sistem üzerine çok kafa yorduk. Bu benim aslına bakarsanız çocukluk hayalimdi diyebiliriz. Eşim Seda ile birlikte bu hayali çok farklı noktalara getirdik. 2022 yılında bir dijital sağlık platformu kurmak üzere yola çıktık ve kendi teknoloji şirketimizi kurduk. Bu şirket üzerinden de özel özellikle riskli hastaların sürekli olarak uzaktan izlenebildiği yapay zeka destekli bir hasta takip platformunun üzerinde çalışıyoruz. Bu platform çok özel noktalara geldi" diye konuştu. "Sağlık teknolojileri üzerine entegre olabilen bir sistem kurduk" Şu anda ilk testlerde denek olarak annesini kullandığına dikkat çeken Op.Dr. Kişi, rahatsızlığı bulunan kendi annesinin özellikle kalp atışlarını sürekli olarak takip eden kendilerinin geliştirdiği sağlık sistemiyle izlediğini vurguladı. Op.Dr. Kişi, "Özellikle kalp hastalıkları, eklem hastalıkları, epilepsi ve şuur kaybı gibi düşme ihtimali olan hastalıkların artması ile sürekli olarak büyüklerimizi ve risk altındaki yakınlarımızı düşünüyoruz. Hatta bazen bu düşünceyle günlük hayatımızda yapmamız gereken şeyleri yapamaz oluyoruz. Onların yalnız kaldıkları anda sürekli yanlarında olamadığımız zaman güvenli olduklarını bilmek istiyoruz. Tüm sistem de bunun üzerine kurulu. Bu sistemin tamamı bizim kendi Mersin’deki merkezimizde dijital sağlık sistemi tarafından takip ediliyor. Normal şartlar altında standart bir kalp hastası akşamleyin yolda yürürken birdenbire ritim bozukluğu değiştirirse ve düşecek olsa belki saatler sonra bulunabilir. Ya da bir hasta aniden şuurunu kaybettiği zaman cep telefonuna ulaşım sağlayıp yakınlarını arayamıyor olabilir. Evde yalnız başına kalça protezi olan ve yakın zamanda ameliyat olmuş bir hasta sadece su almak için kalktığında düştüğünde çevresindeki hiçbir iletişim aracına saatlerce ulaşamayabilir. İşte böyle durumlarda onlardan alınacak verileri acil durum sinyali olarak yapay zeka destekli bilgisayar sistemimize ulaştıran tamamen giyilebilir mevcut elimizdeki sağlık teknolojileri üzerine entegre olabilen bir sistem kurduk. Biz hastayla ilgili alarm durumlarında hastanın kötüleşeceğine bazen önceden yapay zeka destekli sistemlerle anlayarak ya da o anda kötüleştiği anda yakınlarının hiç bunlardan haberi yokken onun bulunduğu konuma müdahale ekipleri yollayarak onların güvenli olmasını sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "İlk deneğimiz annem, test aşamasında bin civarında kullanıcı var" İlk deneklerinin annesi olduğunu hatırlatan Op. Dr. Kişi, "Annemin bir kalp rahatsızlığı var, ben şu anda sürekli olarak kendi sisteminin benden bağımsız onu takip ettiğini bilerek kendimi çok daha güvende hissediyorum. Şu anda test aşaması olan sistemiz bin civarında kullanıcı var. Bunlardan da yaklaşık 100 civarında kullanıcı aktif bir şekilde test ediliyor. Mevcut muayenehane yönetim sistemlerine entegre olabilen bu sistemde yaklaşık 11 bin hastalık bir veri toplama olanağı bulduk. Sadece kötüleşen hastaları değil hastaların yaşam standartlarındaki bozulmalarla geleceğe yönelik kötüleşme ihtimallerini dahi onlara söyleyip çeşitli önerilerde bulunabilecek bir sağlık platformu üzerinde çalışıyoruz" diye konuştu. Geliştirilen sistem akıllı cihazlara entegre edilebiliyor Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Projesi olarak kendi akıllı sistemleri ve giyilebilir cihazlarını geliştirmekte olduklarının altını çizen Kişi, halihazırda hem Android hem İOS’un kullanıldığı cep telefonlarından akıllı saatlere kadar sağlık takip sistemlerinin entegre olabildiğini söyledi. Kişi, "Bu sistemlerden aldığımız veriler bizler açısından çok kıymetli. Hastanın yaşamı ve acil durumlarıyla ilgili ipuçları veriyor. Bunları tekrar yapay zeka süzgecinden geçirerek müdahale edebiliyoruz" şeklinde konuştu. Proje sağlık harcamalarını da düşürecek Geliştirdikleri projeyle özellikle sosyal güvenlik sistemi üzerindeki maliyetler ve sağlık harcamalarını çok ciddi derecede azaltacağını düşündüklerinin de altını çizen Kişi, "Basitçe özetlemek gerekirse, bir sebepten dolayı kalbi durmuş hastaya 4 dakika sonra müdahale etmekle 34 dakika sonra müdahale etmek arasında muazzam bir fark vardır. Bu arada iç organları ya da beyni hasar görmüş yoğun bakıma hassas haline gelmiş ve aylarca hatta bazen yıllarca bakım hastası durumdaki bir hasta hem kendisine hem devlette hem de yakınlarına çok ciddi anlamda maddi bir yük getirecektir. Bu yük belki sevdikleri tarafından büyük bir sevgiyle karşılanacaktır ama normal şartlar altında çok daha erken müdahale edilen bir hastada hem nöroloji hasar olmadan hem vücutta organlarda hasar olmadan normal hayatında göndermek yoğun bakım sürecini azaltmak hem sosyal güvenlik kurumları açısından hem hasta ve hasta yakınları açısından çok kazançlı bir durum da ortaya çıkaracaktır bizlerin üzerindeki vergi yükünü de azaltacaktır" diyerek açıklamasını bitirdi.
TÜGAP’tan sigorta acentelerine saha odaklı dönüşüm programı
11 Ocak 2026 Pazar - 12:56 TÜGAP’tan sigorta acentelerine saha odaklı dönüşüm programı Sigorta sektöründe acenteliğin geleceğine yönelik yeni bir dönüşüm süreci başlatıldı. TÜGAP Girişimci Acenteler Platformu tarafından, Hedef Asistans Yol Yardım katkılarıyla hayata geçirilen TÜGAP Akademi Acente Gelişim Programı, sigorta acenteleri için saha odaklı ve üretimi merkeze alan bir model sunuyor. Klasik eğitim ve seminer anlayışından farklı olarak kurgulanan program; sigorta acentelerinin yalnızca teorik bilgi edinmesini değil, sahada aktif üretim yapmasını, gelir elde etmesini ve mesleki anlamda güçlenmesini hedefliyor. Eğitim, satış pratiği, asistans hizmetleri ve sektörel iş birliklerinin bir arada ele alındığı yapı, sigorta acenteliğinde yeni bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor. Program kapsamında yıl boyunca iki yurt dışı organizasyon, bir yurt içi gezi, otelde geniş katılımlı eğitim ve zirve buluşması ile Türkiye genelinde bölgesel eğitim toplantılarının düzenlenmesi planlanıyor. Ayrıca sigorta şirketleriyle yapılacak özel protokollerle, acentelere doğrudan katkı sağlayacak iş birliklerinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. "Bu bir eğitim programı değil, sahadan başlayan bir değişimdir" TÜGAP Kurucusu Abdulcelil Alkış, programın çıkış noktasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, sigorta acenteliğinin sahada verilen emekle büyüdüğüne vurgu yaptı. Alkış, "Sigorta acenteliği masa başında bekleyerek değil, sahada sorumluluk alarak gelişir. Biz TÜGAP’ı kurarken de bu programı tasarlarken de temel motivasyonumuz buydu. Amacımız acentelerimize yalnızca bilgi vermek değil, onları üretimin, görünürlüğün ve birlikte büyümenin merkezine almak" dedi. Programın sahada çalışan ve emek veren acenteler için bir dayanışma ve gelişim modeli olduğunu ifade eden Alkış, iş birliğinin önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Alkış, "Üretimi teşvik eden, çalışanın karşılığını aldığı adil bir sistem kurmak istiyoruz. Bu dönüşümün yukarıdan değil, sahadan başlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Başvurular başladı TÜGAP Akademi Acente Gelişim Programına katılmak isteyen sigorta acenteleri, ’www.tugap.com.tr’ adresi üzerinden başvuru yapabiliyor. Kontenjanla sınırlı olarak planlanan programın değerlendirme süreci TÜGAP Akademi tarafından yürütülecek.
MESKİ, 2025’te altyapıyı güçlendirdi, 2026’da yatırımları büyütüyor
11 Ocak 2026 Pazar - 11:00 MESKİ, 2025’te altyapıyı güçlendirdi, 2026’da yatırımları büyütüyor Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi (MESKİ) Genel Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca kent genelinde gerçekleştirdiği içme suyu, atıksu ve yağmur suyu altyapı yatırımlarıyla kentin altyapısını güçlendirdi. MESKİ, 2026 yılında da önemli altyapı projelerini hayata geçirmeyi hedefliyor. MESKİ Genel Müdürlüğü, 2025 yılında da içme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu sistemlerini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Kuraklığa karşı alternatif sondaj çalışmaları gerçekleştiren MESKİ, suyu akılcı ve verimli yöntemlerle yönetmeye devam etti. Altyapı çalışmalarının ardından kent genelindeki ulaşım ağlarını da yenileyen MESKİ, 2025 yılı içerisinde 140 bin ton bitümlü sıcak asfalt ve 120 bin metrekare sathi kaplama çalışması gerçekleştirerek cadde ve bulvarları daha konforlu hale getirdi. Yoğun yağışlarda yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla yağmur suyu hatları, ızgaralar ve menfezlerde rutin temizlik ile bakım-onarım çalışmalarını sürdüren MESKİ, altyapı dayanıklılığını artırdı. MESKİ’ye ait 29 atıksu arıtma tesisinde ise 1 yıl içerisinde yaklaşık 118 milyon metreküp atıksu arıtılarak doğaya geri kazandırıldı. Su tasarrufu bilinci için 50 bin kişiye ulaşıldı MESKİ, su tasarrufu bilincini yaymak amacıyla okullarda eğitimler düzenleyerek, müze gezileri ve çeşitli etkinliklerle çocuklara, gençlere ve ailelere suyun önemi hakkında bilgilendirme yaptı. Festival ve etkinliklerde kurulan stantlar aracılığıyla 2025 yılı sonunda yaklaşık 50 bin kişiye ulaşan MESKİ, ayrıca tasarruf.meski.gov.tr internet sitesiyle vatandaşların su tasarrufu alışkanlıklarını geliştirmelerine katkı sundu. Kalite ve çevre yönetiminde tam not Sıfır atık belgeli tesisleriyle çevreye duyarlı bir yönetim anlayışı benimseyen MESKİ, TS EN ISO 9001 Kalite, TS EN ISO 14001 Çevre, TS ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği, TS ISO/IEC 27001 Bilgi Güvenliği ve TS ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemleri denetimlerinden başarıyla geçti. MESKİ ayrıca TS EN ISO 50001:2018 Enerji Yönetim Sistemi Sertifikasını 3’üncü kez yeniledi. Yenilenebilir enerji kaynaklarını da etkin şekilde kullanan MESKİ, Güneş Enerji Sistemleri (GES) ve biyogazdan ürettiği enerjiyle çevreye katkı sunmayı sürdürürken, Teksin Çağrı Merkezi aracılığıyla vatandaşlardan gelen taleplere hızlı geri dönüş sağladı. 2026’da büyük altyapı yatırımları hayata geçecek Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in öncülüğünde yürütülen Mersin Atıksu Yönetimi ve Ekolojik Denge Projesi kapsamında, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Uluslararası Finans Kurumu (IFC) iş birliğiyle sağlanan yaklaşık 84 milyon avro dış kredi ve hibe finansmanıyla 6 atıksu arıtma tesisi ve 4 derin deniz deşarj sistemi inşa edilecek. MESKİ Genel Müdürlüğü, 2026 yılında hayata geçirilecek projelerle Mersin’in altyapısını geleceğin ihtiyaçlarına uygun şekilde daha güçlü ve dirençli hale getirmeyi hedefliyor.
Mersin’de görme engelliler için empati parkuru kuruldu
11 Ocak 2026 Pazar - 10:48 Mersin’de görme engelliler için empati parkuru kuruldu Mersin Büyükşehir Belediyesi, ‘7-14 Ocak Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası’ kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla empati parkuru kurdu. Sayapark AVM’de düzenlenen etkinlikte vatandaşlar, göz bandı ve beyaz baston kullanarak görme engelli bireylerin kent yaşamında karşılaştığı zorlukları deneyimledi. Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile bir sivil toplum örgütü iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, hissedilebilir yüzeyden oluşan parkurda yürüyen vatandaşlar, görme engelli bireylerin günlük hayatta yaşadığı güçlükleri birebir yaşama fırsatı buldu. Gözler kapandı, empati arttı Kurulan farkındalık parkurunda katılımcılar göz bandı takarak beyaz baston eşliğinde hissedilebilir zemin üzerinde yürüdü. Uygulamalı etkinlik sayesinde hissedilebilir yüzeylerin şehir yaşamındaki önemi anlatılırken, katılımcılar görme engelli bireylerin karşılaştığı engelleri daha yakından anlama imkanı buldu. "Vatandaşlar, görme engellilerin yaşadığı zorlukları deneyimledi" Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığında görevli sosyolog Onur Örbük, Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası dolayısıyla farkındalık etkinliği düzenlediklerini belirterek, "Görme engelli bireylerimizin şehir hayatında yaşadığı sıkıntılara dikkat çekmek amacıyla bir farkındalık parkuru kurduk. Parkuru deneyimleyen vatandaşlar, daha önce böyle bir deneyim yaşamadıklarını ve görme engellilerin yaşadığı zorlukları daha iyi anladıklarını ifade etti" dedi. Vatandaşlar parkurda zorlandı Etkinliğe katılan vatandaşlardan Ebru Bölük, parkurda yürürken zorlandığını belirterek, "Bu etkinlik gerçekten çok anlamlı. Gözlerim kapalıyken yürümek benim için çok zordu. Empati duygusunun artması için bu tür çalışmalar çok önemli" ifadelerini kullandı. Levent Özkurt ise hissedilebilir yüzeylerin önemini etkinlikte daha iyi anladığını söyleyerek, "Şehirde gördüğümüz sarı bantların ne kadar önemli olduğunu bugün yaşayarak öğrendim. Görme engelli bireyler için büyük bir kolaylık sağlıyor. Bu tür çalışmaların yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Mersin’de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlandı
10 Ocak 2026 Cumartesi - 15:33 Mersin’de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlandı Mersin’de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, kentte düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. Mersin Gazeteciler Cemiyeti tarafından Cumhuriyet Meydanında düzenlenen program, Atatürk Anıtına çelenk sunulmasıyla başladı. Törene cemiyet üyeleri ile çok sayıda basın mensubu katıldı. Çelenk sunumunun ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları anısına saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı okundu. Törende konuşan Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Rüstem Kaya Tepe, ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayarak, basın emekçilerinin kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgilendirilmesindeki önemine dikkat çekti. Gazeteciliğin toplumun haber alma hakkı açısından vazgeçilmez bir görev üstlendiğini ifade eden Tepe, milli birlik ve beraberliğin önemini vurguladı. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) yönetimi de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensuplarıyla kahvaltılı toplantıda bir araya geldi. Toplantıya MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Başkan Yardımcısı Mustafa Özdamar, 29 No’lu Kırtasiye, Matbaa, Reklam Ajansları ve Basın Yayın Hizmetleri Meslek Komitesi üyeleri, Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Rüstem Kaya Tepe ile basın mensupları katıldı. Toplantının konuğu Mersinli gazeteci Can Coşkun oldu. Programda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, yapay zeka ile birlikte değişen dünyanın gazetecilik sektörüne etkilerine değindi. Yapay zekanın doğru kullanılmasının önemine dikkat çeken Çakır, "Yapay zeka işinizi elinizden almayacak. Yapay zekayı sizden daha iyi kullananlar işinizi elinizden alacak" dedi. Basın mensuplarını birlik ve beraberlik içinde görmekten memnuniyet duyduğunu belirten Çakır, gazetecilerin bir arada güçlü durmasının kentin ve demokrasinin güçlenmesi anlamına geldiğini söyledi. Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Tepe ise 10 Ocak’ın sadece bir tarihten ibaret olmadığını, sektör açısından büyük anlam taşıdığını belirterek, tarafsız ve doğru haberciliğin önemine vurgu yaptı. MTSO’ya basın sektörüne verdiği destekler için teşekkür eden Tepe, iş birliğinin süreceğini ifade etti. Toplantı, Can Coşkun’un ulusal basına ilişkin tecrübe paylaşımları ve soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Öte yandan AK Parti Mersin İl Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Cihan Ciğer de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Basın mensuplarının, halkın doğru ve tarafsız bilgiye ulaşmasında son derece önemli bir görevi yerine getirdiğini vurgulayan Ciğer, "Halkımızı bilgilendirme amacıyla gece gündüz demeden, tarafsız ve özgür bir şekilde görevlerini büyük bir özveriyle yerine getiren kıymetli basın mensuplarımız, demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, toplumsal bilinç ve şeffaflığın sağlanması noktasında basın emekçilerimizin üstlendiği sorumluluk son derece kıymetlidir" dedi.
Mersin’den Sudan’a 6. İyilik Gemisi uğurlandı
10 Ocak 2026 Cumartesi - 15:22 Mersin’den Sudan’a 6. İyilik Gemisi uğurlandı Türkiye Cumhuriyeti ile Katar Devleti iş birliğinde, AFAD Başkanlığı koordinasyonunda; Mersin Valiliğinin destekleri, Katar Kalkınma Fonu’nun katkıları ve 23 sivil toplum kuruluşunun iş birliğiyle hazırlanan yaklaşık 2 bin 600 ton insani yardım malzemesi, Mersin Uluslararası Limanı’ndan dost ve kardeş ülke Sudan’a uğurlandı. RO QUEEN adlı gemiyle sevk edilen yardımların, Sudan’da süren iç çatışmalar nedeniyle artan insani ihtiyaçların karşılanmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Yardım gemisinde, un, bakliyat, konserve gıda ürünleri, bebek maması, içme suyu, hijyen kitleri, tıbbi ve sağlık malzemeleri, çadır, battaniye, yatak, giysi ve diğer temel yaşam malzemeleri bulunuyor. Mersin Uluslararası Limanı’nda düzenlenen uğurlama programına, Mersin Valisi Atilla Toros, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Katar Kalkınma Fonu Temsilcisi Ahmet Yusuf, Katar heyeti, milletvekilleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları katıldı. "Yüce milletimiz nerede bir feryat yükselmişse oraya koşmuş" Uğurlama programında konuşan Vali Toros, Türk milletinin tarih boyunca mazlum ve mağdurların yanında yer aldığını vurgulayarak, "Yüce milletimiz nerede bir feryat yükselmişse oraya koşmuş, mazlumun ve mağdurun yanında durmayı tarihin en şerefli payesi saymıştır. Dinine, diline, rengine, ırkına bakmadan elini uzatmış, inancının, kültürünün, köklü medeniyet birikiminin ve medeniyet değerlerinin gereğini yerine getirmiştir" ifadelerini kullandı. "Sudan’a yardım elimizi uzatıyoruz" Vali Toros, Sudan’a gönderilen yardım gemisinin yalnızca insani ihtiyaçları karşılamaya yönelik olmadığını, aynı zamanda milletin dayanışma ve kardeşlik duygularını da taşıdığını ifade ederek, "Bugün de bu vesileyle bir kez daha Sudan’a yardım elimizi uzatıyoruz. AFAD Başkanlığımız koordinasyonunda, valiliğimiz desteği, Katar Kalkınma Fonu iş birliğiyle ve 23 sivil toplum kuruluşumuzun katkılarıyla hazırlanan, insani yardım malzemesi taşıyan yardım gemisini bugün Mersin’den uğurluyoruz. Bu gemi sadece temel insani yardım malzemelerini götüren bir gemi değil, aynı zamanda milletimizin yüreğinden yükselen selamı, duayı ve dayanışma iradesini de beraberinde götürüyor. Mersin olarak bu hayırlı girişimlere aracılık etmenin büyük onurunu yaşıyoruz. Rabbim bu gemiyi esenlikle Sudanlı kardeşlerimize ulaştırsın" dedi. "Kardeş ülke Sudan’a 6. İyilik Gemisini uğurlamak üzere bir araya geldik" Programda konuşan AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ise Türkiye’nin insani yardım faaliyetlerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve AFAD koordinasyonunda sürdürdüğünü belirterek, "Bugün Mersin limanımızda dost ve kardeş ülke Sudan’a 6. İyilik Gemisini uğurlamak üzere bir araya geldik. Malumlarınız olduğu üzere Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, riyasetlerinde dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan krizler karşısında mağdur olan insanlara devletimizin ve milletimizin yardım elini uzatmak için AFAD olarak İçişleri Bakanlığımız bünyesinde gerekli çalışmaları yürütme gayreti içerisindeyiz" diye konuştu. "30 bin çadırı oradaki kardeşlerimize ulaştırdık" Pehlivan, Sudan’da yıllardır süren iç çatışmaların yol açtığı insani tabloyu ve Türkiye’nin bu tablo karşısında yürüttüğü yardım faaliyetlerine dikkat çekerek, "2000’li yılların başında Sudan ülkesinde başlayan iç çatışmalar, krizler 2023 yılında ileri noktalara maalesef taşınmış ve gene geçtiğimiz yıl bu mağduriyetler ve iç çatışmalardan kaynaklı göç dalgaları giderek artmıştı. Ve bu sıkıntılar maalesef bugün de devam ediyor. Ülkemiz bu durum karşısında sessiz kalmamış Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda AFAD’ımızın organizasyonunda 2024 yılında iki iyilik gemisini arka arkaya göndermek suretiyle oradaki mağduriyetlerin bir nebze olsun azalmasına, giderilmesine katkı sağlamıştır. Bu iki gemiyle toplam yaklaşık 5 bin 500 ton insani yardım malzemesi ulaştırılmıştır. Ve geçtiğimiz yıl sonunda, 2025 yılının sonunda aralık ayı içerisinde orada yerinden olan insanların barınma ihtiyaçlarının hat safhaya gelmesi gerçeğinden de hareketle yine İçişleri Bakanımızın talimatlarıyla, Dışişleri Bakanlığımızın koordinasyonunda, uluslararası koordinasyonda aralık ayında yine buradan, 7 Aralık’ta iyilik gemilerini göndermeye başlamıştık ve arka arkaya üç gemiyi gönderdik ve Sudan’a ulaştı. Bu üç gemide toplam 30 bin çadırı oradaki kardeşlerimize ulaştırdık, barınma ihtiyacına destek olmak üzere gönderdik" şeklinde konuştu. "Yaklaşık 2 bin 600 ton malzemeyi bugün itibariyle Sudan’a yola çıkmak üzere uğurluyoruz" Katar Kalkınma Fonunun destekleri ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla Sudan’a gönderilen insani yardımın içeriğine ilişkin bilgiler veren Pehlivan, "Bugün de dost ve kardeş ülke Katar’ın, Katar Kalkınma Fonunun destekleriyle ve ülkemiz için de AFAD’ımızın organizasyonunda 23 sivil toplum teşkilatının katkılarıyla toplamda yaklaşık 2 bin 600 ton malzemeyi bugün itibariyle Sudan’a yola çıkmak üzere uğurluyoruz. Bu 2.600 ton insani yardım malzemesi içerisinde, beslenme ve gıda malzemeleri, hijyen ve tıbbi malzemeleri, çadır gibi barınma malzemeleri ve orada çok ihtiyaç duyulan benzeri malzemeler bulunmaktadır" ifadelerine yer verdi. "Gazze’ye 105 bin ton insani yardım malzemesi ulaştırdık" Sudan’a yönelik yardımların yanı sıra Gazze’de yaşanan insani krize ilişkin yürütülen çalışmalar hakkında da bilgi veren Pehlivan, "Biliyorsunuz Gazze’de İsrail’in zulmü altında olan kardeşlerimize yönelik de çok yoğun çalışmalarımız devam ediyor. Bu konuda da en son 19. iyilik gemisini göndermiştik, önümüzdeki hafta da 20. iyilik gemisi inşallah Gazze’ye doğru, öncelikle El-Ariş Limanı’na (Mısır), oradan da Gazze’ye ulaşmak üzere yola çıkacak. Bugüne kadar toplamda 14 uçak ve 19 iyilik gemisi artı 20’ncisini de göndereceğiz ve oraya toplamda yaklaşık 105 bin ton insani yardım malzemesi ulaştırdık" dedi. "Sudan’daki kardeşlerimiz bir gün olması gereken yaşam standartlarına kavuşacaktır" Pehlivan, insani yardım faaliyetlerinin yalnızca maddi destekten ibaret olmadığını belirterek, bu çalışmaların milletin dayanışma ve medeniyet anlayışını olduğunu ifade ederek , "Tabii bu yardım malzemelerinin elbette ki bir maddi boyutu var ama bunun ötesinde bu, milletimizin ve güçlü devletimizin dayanışma anlayışını, yardımlaşma anlayışını, diğerkamlığını ve medeniyet değerleri içerisinde var olan ’darda olsan bile lütfetmesini, yardım etmesini bil’ anlayışını yansıtan manevi boyutu da üst seviyede olan bir yaklaşımdır. Biz bu iyilik gemileriyle sadece malzeme değil, aziz milletimizin dualarını, temennilerini ve iyi dileklerini de gönderiyoruz. İnşallah bu yardımlar sayesinde Sudan’daki kardeşlerimiz bir gün olması gereken yaşam standartlarına kavuşacaktır" diye konuştu. Konuşmaların ardından dua okundu. Protokol üyeleri, limandan ayrılan gemiyi el sallayarak uğurladı. RO QUEEN adlı 6. İyilik Gemisi, Sudan’a doğru seyrine başladı.