Yerel Haberler
Rize
Osman Aşkın Bak: "Ülkemizde hiçbir şey kapalı kalmasın, açıklansın, araştırılsın" 28 Mayıs 2026 Perşembe - 16:11:40 Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Fenerbahçe takım otobüsünün 11 yıl önce Trabzon’da uğradığı silahlı saldırının yeniden gündeme gelmesiyle ilgili, "Ülkemizde hiçbir şey kapalı kalmasın, açıklansın, araştırılsın" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Rize’de Kurban Bayramı dolayısıyla düzenlenen bayramlaşma programına katıldı. 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen bayramlaşma töreninde Bak’a, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin ve Rize milletvekilleri ve protokol üyeleri eşlik etti. Gerçekleşen bayramlaşma programının ardından konuşan Bakan Osman Aşkın Bak, A Milli Futbol Takımı’nın, 2026 FIFA Dünya Kupası yolculuğunu hatırlatarak, "Özellikle spor organizasyonları açısından verimli bir yıl oldu. Milli takımımız biliyorsunuz Dünya Kupası’na gidecek. Ben buradan mesaj vermek istiyorum. Şu anda milli takımımız, Riva’da kampta. Onlara başarılar diliyoruz. Bizim Çocuklar’a 24 yıl sonra katıldığımız Dünya Kupası’nda başarılar diliyoruz. Kamptalar, çalışıyorlar. 1 Haziran’da Fenerbahçe Stadı’nda Kuzey Makedonya ile hazırlık maçı var. Ardından Amerika’ya gidiyorlar ve orada da Venezuela ile hazırlık maçı oynayacaklar. Ardından ilk maçımız Kanada ile Vancouver’da. Onlara başarılar diliyoruz" ifadelerini kullandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yeniden gündeme getirdiği Trabzon’un Sürmene ilçesinde 4 Nisan 2015 tarihinde Fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırıyla sorulan soruyu yanıtlayan Bak, "Biliyorsunuz süreç takip ediliyor, bakanımız takip ediyor. İnşallah ülkemizde hiçbir şey kapalı kalmasın, açıklansın, araştırılsın. İnşallah onlar da gerek üzerine düşen görevi yapacaklar" dedi.
12 Eylül 1980 darbesinde çay makası bile yasaklanmış
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:04 12 Eylül 1980 darbesinde çay makası bile yasaklanmış 12 Eylül 1980 askeri darbesinde Rize’de henüz ilkokul öğrencisiyken çay müstahsillerine uygulanan ‘Çay makası ile çay toplamak yasak’ yaptırımı nedeniyle çocuk yaşta çay bahçesine girmek zorunda kaldığını dile getiren Mustafa Mavi "Karadeniz’de çay bahçesine silahsız giden yoktu, yasak değildi ama çay makası yasaktı, cezalandırılıyordu" dedi. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen 12 Eylül 1980 darbesinden Doğru Karadeniz Bölgesi’ndeki çay müstahsilleri de nasibini aldı. O dönemlerde makaslarla toplanan çay, ÇAYKUR’un kapasitesi yetmediği için fabrikalarda işlenemeyince dereye döküldüğü ve üretici parasını alsa da deniz kenarlarının derelerin getirdiği işlenmemiş çay yaprakları ile dolduğu öğrenildi. O dönemde bazı şahısların ise bunu fırsata çevirmek isteyerek deniz kenarından topladıkları yaş çayı yeniden ÇAYKUR’a satmaya kalktığı belirlendi. Durumu anlayan ÇAYKUR yönetimi bu kez dereye döktükleri çayın üzerine dereye döküldüğünün belli olmasını sağlayacak maddeler dökmeye başlamış. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in öncülüğünde gerçekleşen darbe ile bir karar alındı ve çay elle toplanmaya başlandı. Evren’in başkanlığındaki güvenlik konseyinin kararı ile kaldırılan çay makasının ardından üreticiler bir hayli zorluk yaşadığı, üreticilerin ot kestikleri oraklarla çay toplamak istese de bunu da fark eden Rize Sıkı Yönetim Komutanlığı’nının bu kez orakla toplamayı da yasakladığı kaydedildi. Üreticiler daha sonra ağaç dallarından tahta küçük bıçaklar yaparak bu bıçaklarla askeri yönetimden gizli çay toplamış. Elleri kanayan üreticilerin bulduğu bu yöntem ile çay toplanmaya başlandı ancak bu kez de elle toplanmadığı belli olan çay, üreticiler için sorun haline gelmeye başlamış. Bu kez yaptıkları dallardan bıçakların kesici kısımlarını hafif tırtıklı yapan üreticiler böylelikle çayın kesilmesini değil kopmasını sağladı. Darbe hükümetinin ardından gelen siyasi hükümetin çay makası yasağını kaldırması ile üreticiler nefes aldırdı. "Silahla topla, makasla toplama" O dönemlerde henüz 10 yaşında olan ve babasının "Eli kaşık tutan çay bahçesine girecek" sözü ile elle çay toplamak üzere çay bahçesine girdiklerini dile getiren Çay Üreticileri Dayanışma Derneği (ÇAYÜDAD) Başkanı Mustafa Mavi "ÇAYKUR’un çay işleme kapasite çok düşüktü. Çayı alıyordu, işleyemiyordu, dereye dökülüyordu, baya bir kaos vardı. Daha sonra 12 Eylül 1980 tarihinde Kenan Evren ve avaneleri bir darbe yaptılar. Ben o zamanlar 10 yaşındaydım. 1981 yılı ürününü toplamaya gideceğimiz zaman başında Kenan Evren’in olduğu güvenlik konseyi ‘Makasla çay toplamak yasak. Elle toplanacak’ dedi ve bir kanun çıkardı. Silahla topla, makasla toplama zihniyetine gittik. Yani o zamanlar Karadeniz’de çay bahçesine silahsız giden yoktu, yasak değildi ama çay makası yasaktı, cezalandırılıyordu. O kadar zor bir süreçteydik" dedi. "Travmatik bir çocukluk hayatım geçti" O dönemlerde çayda budama olmadığı için çay bitkisinin uzun olduğunu ve taburelere çıkarak toplamak zorunda kaldıklarını anlatan Mavi "Ben o zaman 10 yaşındaydım ve bizimde çok çayımız vardı. Babam ‘Kendi kendini yedirebilen çaylığa’ dedi ve biz ilkokul 4. Sınıftayken çay bahçelerine geldik. Çayları teker teker elimize topladık. Gördüğünüz bütün çay bahçeleri, 800 bin hektarlık alan elle toplanmaya başlandı. Büyük bir eziyet oldu. Travmatik bir çocukluk hayatım geçti. Yağmur başımızdan aşağıya yapıyordu, o zamanlar çay bitkisi daha büyüktü ve taburenin üzerine çıkarak çay topladık. Çok sıkıntılar çektik. Hala benim yaştaşlarım ve benden büyükler o günleri daha iyi bilirler. Onun için bugünlerin kıymetini daha iyi anlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Çok partili sisteme geçilince yasak kalktı" 1983 yılında çay makası ile toplama yasağının kaldırıldığını ve üreticilerin kaldırdıkları makasları yeniden ortaya çıkardığını kaydeden Mavi "Çok partili sisteme geçilince yasak kalktı. Zaten seçim vaadinde de ‘Biz iktidara gelirsek makas yasağı kalkacak, serbest olacak’ maddesi vardı. Yani bu sürece gelene kadar biz üreticiler komar ağacı dallarından bıçak yaparak gizli gizli çay toplama yolunu seçtik. Gizli gizli çimen orağı ile çay topladık. Artık ellerimiz yara olmuştu. Bu şekilde çay toplanıyordu. 1983’ten sonra serbest olunca herkes makasını çıkardı, bahçeye girdi. Şimdi makineli tarım başladı, toplama kolaylaştı. Şimdi çay toplamak oldu oynamak" şeklinde konuştu. "O zamanın büyük, global şirketleri gelip çay aldılar, 2-4 yıl para vermediler" Darbenin ardından gelen siyasi iktidarın özel sektöre çay fabrikası açma izni vermesi ve ÇAYKUR’un kapasite artırması ile çay makası ile çay toplamanın daha rahat bir hal aldığını ancak bunun da beraberinde yeni sorunlar getirdiğini dile getiren Mavi "Daha önce ÇAYKUR çayı alıp dereye, denize döküyordu. Kapasite olmadığı için işleyemiyordu. Ama üreticinin parasını veriyordu. Kapasite artırımına gidemiyordu, fabrika yapamıyordu. Çünkü sağ-sol olaylarından olayı fabrikalarda büyük bir kaos vardı, çay işlenemiyordu, fabrikalarda eylem yapılıyordu, fabrikalar durduruluyordu. 1980’den sonra 3 yıl boyunca az çay alınca yine sıkıntıyı üretici olarak bizler çektik. Daha sonra devlet özel sektöre sistemi açtı, özel sektör de Doğu Karadeniz’de fabrika yapmaya başladı. O da yine travmatik geçti. O zamanın büyük, global şirketleri gelip çay aldılar, 2-4 yıl para vermediler. Düşük fiyatlardan çay aldılar ve bizi de baya bir zorladılar. Doğu Karadeniz’de özel sektörün temelleri atıldı. Yani üreticiden alınan yaş yaprak karşılığında fabrikalar yapıldı. 2002 yılından sonra, Recep Tayyip Erdoğan hükümeti geldikten sonra çay desteklendi. ÇAYKUR’un sermayesi arttırıldı, kapasite bugün 10 bin tona yaklaştı, özel sektöre destekler verildi. Özel sektöründe 15 bin tona yakın günlük çay işleme kapasitesi var. Yani bugün Doğu Karadeniz bölgesindeki çay fabrikalarının 25 bin ton işleme kapasitesi var. Geldiğimiz süreç yine memnuniyet verici ama biraz daha özel sektörü dizayn edecek kanun ve yaptırımlar olması lazım. Olursa üretici emeğini hakkını almış olur" şeklinde konuştu.
Kadın şoför, saldırıya uğradığını açıklayarak sosyal medyadan destek istedi
08 Eylül 2025 Pazartesi - 10:22 Kadın şoför, saldırıya uğradığını açıklayarak sosyal medyadan destek istedi Rizeli kadın uzak yol şoförü Buket Yaman, sosyal medyadan yaptığı paylaşımla kendisi gibi bir şoför tarafından fiziki saldırıya uğradığını duyurarak destek istedi. Ünye-İstanbul arası şehirlerarası otobüslerde kaptanlık Rizeli kadın uzak yol şoförü Buket Yaman, sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak 3 yıldır kendisini rahatsız eden bir şahıs olduğunu ve kendisini tehdit ettiğini dile getirdi. Şahısın kendisine yönelik fiziki saldırısı olduğunu dile getiren Yaman, videosunda şu ifadelere yer verdi: "Yıllardır bu platformdayım, kadınların ve sizlerin sesi olmaya çalıştım. Siz de benim sesim olun. Her yere yayın bu videomu. Beni ölümle tehdit eden üç yıldır bir sapığım var ve hala dışarıda geziyor. Dün hiçbir şeyden habersiz yolcu indirdikten sonra oldu bu olay. Bana saldırdı, beni dövdü ve en zor yolculuğumu yaptım bugün. Evde oturup iki gün sonra haberleri izleyip de bir kadın daha katledildi diye haber olmak istemiyorum. Benim mücadelemi biliyorsunuz ve lütfen elinizden geldiğince bu videoyu paylaşın. Hala dışarıda, işlem yapılıp mahkeme ilerleyene kadar da dışarıda kalacak ve hala ben onu vuracağım diye tehditler alıyorum. Ankara’da kaptan oluyor. Ve rica ediyorum tüm camiaya. Ben sizin sesiniz oldum sizde benim sesim olun. Hiçbir yerde iş vermeyin, mahkeme kararı çıkana kadar rica ediyorum. Herkese yayalım ve ifşa edelim bu adamı. 60 yaşında Ankara’da yaşayan bir sapık".
Rizeli bal üreticileri uyarıyor: "Bal güvene dayalı alınır ve tüketilir"
07 Eylül 2025 Pazar - 09:33 Rizeli bal üreticileri uyarıyor: "Bal güvene dayalı alınır ve tüketilir" Rizeli bal üreticileri kahvaltıya nazaran daha çok sağlık için tüketilen balların alımında ‘güvendiğiniz üretici ve satıcıları tercih edin’ uyarısında bulunuyor. Türkiye’de bal kullanımı oldukça yoğun. Özellikle Rize’de kahvaltı deyince akla bölgeye has çeşit çeşit ballar akla gelir. Kahvaltıdan ziyade sağlık için kullanılan ballarla da ön plana çıkan Rize’de özellikle yüksek rakımlı yaylalarda üretimi gerçekleştirilen ballar herkesin ilgi odağıdır. Karakovan balından tutun, türkülere konu olan Andon Balı, Anzer Balı, Ayder Ayder Balı’na kadar türlü türlü çiçek balının yanında şifa deposu Delibal olarak bilinen Komar Çiçeği Balı da şehirde ve çeşitli bölgelerde oldukça rağbet görüyor. İnternet üzerinden de oldukça fazla satılan ve haklarında çeşitli reklamlar yapılan bu balların tümü de gerçek bal olmayabiliyor. Dolandırıcıların vatandaşın sağlık için tükettiği bala bile sahte karıştırdığı bu ortamda üreticiler tüketicileri ‘istismar edilmeye’ karşı uyarıyor. Rize’nin Andon diye bilinen Küçükçayır Köyü’nde dededen kalma miras gibi arıcılığını sürdüren Nazım Mengene, sadece tüketicinin değil bir üreticinin de kendi balı dışındaki bir balın gerçek olup olmadığını yiyerek anlamasının çok kolay olmadığını hatta bazen mümkün olmadığını ifade ediyor. O nedenle tüketicileri güvendikleri üreticiler veya Arıcılar Birliği vasıtası ile dolumu gerçekleşmiş, mühürlenmiş balları almaları konusunda uyaran Mengene, sağlık için tüketilen balın insanların sağlığını bozmaması için kontrollü tüketilmesini öneriyor. "Ben bir balın sahte olup olmadığına kesin kanaat getiremiyorum" Balın sahte olup olmadığını anlamanın en güzel yolunun üniversiteler aracılığı ile yapılan analizler olduğuna vurgu yapan Mengene, geleneksel metotların doğru olmadığını kaydederek "Bir tüketicinin balın sahtesini anlaması mümkün değil. Mesela komar balı. Ya kendin yapacaksın, ya da kendin gibi güvendiğin birisini bulup ondan alacaksın yahut bunun analizlisini, yani Rize Arıcılar Birliği tarafından üniversiteye analize gönderildikten sonra dolumu yapılmış, tahlili bal alacaksın. Diğer türlü bir balın sahte olup olmadığını, şekerli olup olmadığını ben anlamıyorum da artık anlayan var mı? Nasıl anlıyor bilmiyorum. Birisi kaşığı havaya kaldırıyor ‘Akarsa baldır’ diyor diğeri ‘Akmazsa baldır’ diyor. O tür şeylere ben inanmıyorum. Çocukluğumuzdan beri arıcılık yapıyorum. Bizde deden toruna miras gibi. Ben yine de bir balın sahte olup olmadığına kesin kanaat getiremiyorum. Bazen anlıyorsun ama yine de yanılıyorsun. Bunun en güzel yöntemi ya kendin yapacaksın, ya kendin gibi güvendiğin birisini bulup ondan alacaksın, ya da tahlili mühürlüsünü alacaksın" dedi. "Bal kristalize olarak kendini doğal korumaya alıyor" Balın kristalize olması yani vatandaşların deyimi ile şekerlenmesi durumunun balın sahte olduğu anlamına gelmediğini aksine gerçek olduğu için kendisini korumaya aldığının bir göstergesi olduğuna vurgu yapan Mengene "Kristalize olan bal kendini doğal korumaya alıyor. Bu sahte olsa, glikozdan veya başka bir maddeden yapılmış olsa bu şekli almaz. Sen istesen de sahte bala bu şekli aldıramazsın. Bazıları bu şekerlenmiş diyor ama bu şekerlenme değil. Bu kendini doğal korumaya alıyor. Eğer bir bal kendini doğal korumaya alıyorsa bu hakiki baldır. 40 derecelik ılık bir suda beklediği zaman kristalize olmuş bal normal halini alabiliyor. Ama yüksek derece suda ısıtmaya kalkıldığında veya kaynatıldığında bütün özelliklerini kaybeder" şeklinde konuştu. "Artık parasını bile sormuyoruz. Yeter ki iyi bal olsun" ‘Yeter ki gerçek bal olsun’ diyerek fiyatına bakmadan güvendiği kişiler bal alıp tükettiğini ifade eden Naim Balcıoğlu isimli vatandaş "Bal her sabah yerim. Çokta tüketirim. Bu ortamda bal almak çok zor. Üreticiye güveneceğim ki alıp bal yiyeceğim. Bazı arıcılar kendisinden şüphe ediyor acaba hakiki bal hangisi diye. Ben balı severim. Bende kestane balı olur, çam balı olur, bütün ballar olur ve ben yerim. Sabah kahvaltılarında tereyağı ve bal mutlaka yerim. Sahte baldan kaçabildiğimiz kadar kaçıyoruz. Sevdiğimiz, güvendiğimiz arkadaşlardan kaliteli bal alıyoruz. Ben Güneysu Kanbozluyum. Dağ balı alıyorum. Artık parasını bile sormuyoruz. Yeter ki iyi bal olsun" dedi. "Benim anlamam mümkün değil ama anlayan varsa onu da bilmem" Balı yine güvendiği kişiden aldığını ifade eden bir başka tüketici Emine Terzi ise "Balı yiyerek gerçek olup olmadığını anlamıyoruz. Güvendiğim yerlerden bal alıyorum, yoksa ben onu sahte mi değil mi diye anlayamam. Benim anlamam mümkün değil ama anlayan varsa onu da bilmem" ifadelerini kullandı.
Ticaret Bakanı Bolat: "Enflasyon düştükçe finansman şartları daha da iyileşecek"
05 Eylül 2025 Cuma - 19:46 Ticaret Bakanı Bolat: "Enflasyon düştükçe finansman şartları daha da iyileşecek" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Enflasyon düştükçe finansman şartları daha da iyileşecek, bundan kaygınız olmasın" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bir dizi ziyaret için Rize’ye geldi. İlk olarak Rize Valiliği’ni ziyaret eden Bolat sonrasında, AK Parti Rize İl Başkanlığı’nda partililer ile bir araya geldi. Daha sonra esnaf ziyareti yapan Bolat, Rize Cumhuriyet Caddesi üzerinde vatandaşlarla sohbet etti. Esnaf ziyaretlerini de tamamlayan Bakan Bolat, MHP Rize İl Başkanlığı’nı ve Rize’de yaşayan şehit ailesini ziyaret etti. Programların ardından Bakan Bolat, Rize Ticaret ve Sanayi Odası’nda STK ve iş insanları ile istişare toplantısı gerçekleştirdi. Bolat, TÜİK tarafından açıklanan 4 istatistik verisini hatırlatarak, "2002 Türkiye’sinde sizler kendiniz nerede olduğunuzu çok iyi biliyorsunuz, söylememe gerek yok. İş dünyasında 41 sene yöneticilik yapan bir insandım bakan olmadan önce. Bugün çok farklı bir yerde Türkiye’miz. Son bir haftada da 4 tane önemli makro gösterge TÜİK tarafından açıklandı. Birincisi, ekonomimiz yüzde 4,8 büyüdü ikinci çeyrekte ve 6 ayın ortalaması yüzde 3,6 ikincisi, enflasyon açıklandı. Yüzde 32,95 TÜFE, yüzde 25,5 ÜFE. Bunların içinde manşet enflasyon dediğimiz temel mallarda enflasyon yüzde 20 civarında, otomotivde yüzde 22 civarında ve özellikle gıda ürünlerinde yüzde 33 civarında. Kira ve eğitim masraflarında ise daha yüksek bir oranda, yüzde 40 civarında. Özellikle kira ve eğitim hizmetleri sektöründeki artış, TÜFE’deki manşet enflasyonu yüzde 32,95’e taşıyor. Ama 15 aydır kesintisiz geriliyor. Yüzde 76’dan buraya indik" dedi. Enflasyonun düşmesiyle finansman şartlarının daha da iyileşeceğine vurgu yapan Bolat, "İnşallah enflasyondaki bu geriye gidiş devam ettikçe finansman şartları da daha da iyileşecektir. Bunu yıla başlarken biliyorsunuz görmüştük. Sonra yurtdışında ticaret savaşları ve gümrük vergisi savaşları başlayınca yurtdışı piyasalarda büyük hareketlilik oldu. O dönemde birkaç ay ara verme oldu, yoksa bugün daha da iyi bir yerde olabilecektik. Ama süreç Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası para, kredi, bankacılık politikalarından sorumlu olarak yönetiliyor. Enflasyon düştükçe finansman şartları daha da iyileşecek, bundan kaygınız olmasın" ifadelerini kullandı. Esnaflar için 100 milyon TL’lik kaynağın Pazartesi günü kooperatiflere aktarılacağını ifade eden Bolat "Esnaflarımız için de TESKOMB ile görüştük. Pazartesi sabahı Esnaf Kefalet Kooperatifi üyeleri için 100.000.000 TL bir kaynak aktarılacak. Onun da müjdesini burada Rize Ticaret Odası’nda vermiş olduk" dedi.
Sporcular derede kıyasıya yarışıyor
04 Eylül 2025 Perşembe - 15:25 Sporcular derede kıyasıya yarışıyor Kano Federasyonu’nun ev sahipliğinde Rize’de başlayan Rafting Avrupa Kupası 2. gününde de devam etti. Rize’nin Ardeşen ilçesi Fırtına Deresi üzerinde bulunan Vali Recep Yazıcıoğlu Kano ve Rafting Parkuru’nda Türkiye Kano Federasyonu’nun ev sahipliğini yaptığı Rafting Avrupa Kupası, 2. gününde de devam etti. İran, Bosna Hersek, Kazakistan, İtalya ve Türkiye olmak üzere 5 ülkeden 29 takım ve 150 sporcu ile gerçekleşen organizasyonda yarışlarda derede yarışan sporcuların yanı sıra antrenörlerin karada verdiği mücadele de renkli görüntülere sahne oldu. Yarışmalarda botla yarışan sporcuları antrenörleri koşarak takip etti. Bağırarak destek veren antrenörler, adeta sporcularla birlikte yarıştı. "Sporcularımız ’Hocam sizi duymak bize daha fazla güven veriyor’ diyor" Parkur boyunca dere kenarından koşarak takımını motive eden Türkiye Rafting Milli Takımı Antrenörü Abdullah Eraslan, sporcuların kendilerini duyduğu zaman daha fazla motive olduğunu dile getirdi. Sporcuların suda, kendilerinin de parkur kenarında yarıştığını ifade eden Eraslan "Türkiye adına burada yarışan 6 tane milli takımımız var. 29 katılımcı takım var. 11 tanesi açık yaş erkek, 11 tanesi açık yaş kadın, 11 tanesi de açık yaş mix olmak üzere takımlarımızla yarışıyoruz burada. Yarışlarımız güzel. İlk üç disiplinde de Türk Milli Takımları şampiyon oldu. Mix takımda, açık yaş erkekte, açık yaş kadında Türkiye 1. oldu. Şu an kendi ev sahipliğimizde güzel bir yarış ilerletiyoruz. Sporculara destek olabilmek için hem son teknik ve taktik işlerini ayarlayabilmek için hem de motive etmek için arkalarında hızlı bir şekilde onlarla beraber biz de yarışı gerçekleştiriyoruz. Biz karada onlar suda. Sporcularımız ’Hocam sizi duymak bize daha fazla güven veriyor’ diyor. Biz de o şekilde sporcularımızı motive ediyoruz. Kesinlikle biz koşarak daha fazla yoruluyoruz. Karada 5-6 tur atıyoruz" ifadelerini kullandı. "Türk Milli Takımı adına herkes birbirinin peşinden koşuyor" Milli takım adına herkesin birbirinin peşinden koşarak motive ettiğini ifade eden 24 yaşındaki rafting sporcusu Şara Akbayın da "Güzel gidiyor, kendi sporcularım da ben de dahil birkaç defa daha katılmıştım tabi ki Avrupa Şampiyonası’na ama buradaki parkur gerçekten çok güzel. Hem Rize’nin bize vermiş olduğu enerji Dünya Şampiyonası’nda gerçekleşecek neredeyse parkurlarda yarışıyoruz burada. O yüzden çok keyifli hem çok stresliyiz hem keyif alıyoruz. Yurtdışından gelen takımlarımız var mücadele etmeye çalışıyoruz. İnşallah Türkiye olarak ilk üçe dizileceğiz. Gerçekten yoruluyoruz akşam pertimiz çıkıyor ama yine de keyifli burada olmak. Takım hocası benim aslında ama biz şu an Türkiye adına katıldığımız için normalde Türkiye Şampiyonası’nda rakip olduğumuz takımlarla şu an bütünüz. O yüzden Türk Milli Takımı adına herkes birbirinin peşinden koşuyor. Hangi takımımız çıkarsa onunla beraber aşağı kadar mücadele vermeye çalışıyoruz" dedi. "Aksiyonu çok olan, eğlenceli bir spor" Antrenörlerinin kendilerini parkur kenarından koşarak motive etmesi sayesinde daha fazla hırslandıklarını ifade eden 17 yaşındaki rafting sporcusu Mehmet Efe Macar, "Aksiyonu çok olan, eğlenceli bir spor. Keyifle yapılacak bir spor. Çoğunlukla yarışın heyecanıyla duymuyoruz ama duyduğumuz zamanda seslerini bizim için iyi oluyor gaza geliyoruz daha çok hırslanıyoruz" dedi. "Ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz, gurur duyuyoruz" Kano Federasyonu Başkanı Alper Cavit Kabakçı ise Rize’nin güzel bir organizasyona ev sahipliği yaptığının altını çizerek, "Avrupa Kupası yarışını burada icra ediyoruz. Toplam 5 ülkemiz var. 35’e yakın kendi ülkemizin farklı coğrafyalarından gelen kulüplerimiz de var. Güzel bir yarışı icra ediyoruz. Rize’miz de Ardeşen de bu güzel organizasyona ev sahipliği yapmakta memnuniyet duyuyoruz, gurur duyuyoruz. Parkurda bakanımızın talimatları doğrultusunda yenileme çalışmaları devam ediyor. Hatta hemen yan tarafada bir kamp eğitim merkezi de yapılacak. Tabi ki daha büyük organizasyonları kaldıracak vaziyetteyiz. Ülkemizde inşallah önümüzdeki dönemde hem akarsu branşında da hem durgun su branşında da hem raftingde de farklı faaliyetler, organizasyonlar yapacağız" şeklinde konuştu.
Rize’de okullar yeni eğitim öğretim dönemine hazır
04 Eylül 2025 Perşembe - 13:25 Rize’de okullar yeni eğitim öğretim dönemine hazır Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde il genelinde yürüttükleri çalışmalara değinen Rize İl Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Akmeşe, okullarda yaptıkları onarım ve güçlendirme çalışmalarıyla öğrencilerin güvenli ve modern ortamlarda eğitim görmelerini hedeflediklerini söyledi. Göreve geçen eğitim-öğretim yılının sonunda başladığını hatırlatan Rize İl Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Akmeşe, tatil döneminde kapsamlı bir hazırlık süreci yürüttüklerini söyledi. Okullar tatile girer girmez çalışmalara başladıklarını ifade eden Akmeşe, "Milli Eğitim Bakanlığımızın atamasıyla güzel ilimiz Rize’de göreve başladım. Okullar tatil olur olmaz kolları sıvadık. İlimizde resmi ve özel olmak üzere toplam 274 okul binamız var. 240’ın üzerinde devlet okulumuz bulunuyor. Öncelikle öğrencilerimizin okullarda güvenliğini sağlamak için fizibilite çalışmaları yaptık. Yaklaşık 80 okulumuzda çeşitli büyüklükte onarım ihtiyacı tespit ettik. Yaz döneminde 55 okulumuzda büyük, diğerlerinde küçük ölçekli onarım çalışmaları başlattık. Bunun yanı sıra 2023 yılında 10 okulumuz güçlendirme kapsamına alındı. Bu okullarımızı eş zamanlı tahliye ettik ve güçlendirme süreci için ihale işlemlerini başlattık. Yaz döneminde mevcut binalarımızı daha iyi hale getirebilmek için elimizden gelen gayreti gösterdik. Çocuklarımızın daha güvenilir ve sağlam ortamlarda eğitim görmeleri için fiziki şartların geliştirilmesine büyük önem veriyoruz" dedi. İl genelinde yeni okul projelerinin hızla sürdüğünü belirten Akmeşe, "Çamlıhemşin’de bir hayırseverimizin yaptırdığı İmam Hatip Lisesi binamızın yüzde 60’ı tamamlandı. İl merkezinde yeniden yapılan Kurtuluş İlkokulu’nun çalışmaları bitme aşamasına geldi. Bu okul dönemine yetişmese de Kasım ayına, yani ikinci döneme yetiştirmeyi planlıyoruz. Derepazarı’nda 10 derslikli Merkez İlkokulu’nu açıyoruz. Ekrem Orhon Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemizde 24 odalı uygulama otelini eğitim camiamıza kazandırıyoruz. Gülbahar Mahallesi’nde 24 derslikli yeni okul tamamlandı, Fatih Ortaokulunu buraya taşıdık. Yine aynı bölgede 6 derslikli bir anaokulunu kazandırıyoruz. Ardeşen’de Ertuğrul Gazi Ortaokulu adıyla 16 derslikli yeni bir okulu da bu yıl hizmete açıyoruz" diye konuştu. 10 okul güçlendirme kapsamında Rize’de 10 okul binasında güçlendirme çalışmaları yapıldığını aktaran Akmeşe, "Çayeli Hasan Yılmaz İlkokulu, Fındıklı Muammer Çiçekoğlu Ortaokulu, Kalkandere İlk ve Ortaokulu, Merkez Atatürk Ortaokulu, Merkez İmam Hatip Ortaokulu, Merkez Kurtuluş İlkokulu, Pazar Ahmet Tahtakılıç Ortaokulu, Çay Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Tevfik İleri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi güçlendirme kapsamına alındı. Güvenlik problemi yaşanmaması için bu okullar tahliye edildi. Öğrencilerimizi farklı okullarla eşleştirdik. Çalışmalar hızlı şekilde sürüyor. Hedefimiz ilk dönemin sonuna kadar bu binaları hazır hale getirerek öğrencilerimizi okullarına kavuşturmak" şeklinde konuştu. Son olarak yeni dönemin heyecanını paylaşan Akmeşe, "8 Eylül’de yaklaşık 60 bin öğrencimiz, 5 bin 315 öğretmenimizle birlikte büyük bir heyecanla ders başı yapacak. Yeni eğitim-öğretim yılının öğrencilerimize, velilerimize, öğretmenlerimize ve tüm eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.