Yerel Haberler
Zonguldak
09 Mart 2026 Pazartesi - 16:47 Barajdaki kemiklerle 18 yıllık cinayetin sırrı çözüldü Zonguldak’ta 18 yıl önce beş çocuk babası Ahmet Yılmaz’ın boğularak öldürüldükten sonra cesedinin önce maden ocağına ardından baraja atıldığı ortaya çıktı. 2’si tutuklu 4 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede şüpheliler hakkında müebbet hapis cezası talep edildi. Zonguldak’ın Terakki Mahallesi’nde 2008 yılında yaşanan olayda, 39 yaşındaki Ahmet Yılmaz, "arkadaşlarıma gidiyorum" diyerek evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Beş çocuk babası Yılmaz’ın kayıp ihbarının ardından 2010 yılında Ulutan Barajı mevkisinde bir balıkçı tarafından insan kemikleri bulundu. Ankara Adli Tıp Kurumu’na gönderilen parçalar üzerinde yapılan DNA eşleşmesi sonucunda, 2012 yılında bu kemiklerin kayıp olarak aranan Ahmet Yılmaz’a ait olduğu kesinleşti. Ancak olayın failleri uzun süre belirlenemeyince dosya "faili meçhul" olarak rafa kaldırıldı. Yakın çevresine cinayeti anlatmış Dosyanın 16 yıl sonra yeniden açılmasındaki dönüm noktası, başka bir davanın sanığı olan H.P.’nin "B.İ.; İ.E. ile baraja getirdiğimiz Ahmet’e ateş ederek öldürdü" şeklindeki beyanları ile şüpheli İ.E.’nin yakın çevresinde işlenen cinayeti anlatması oldu. Ancak H.P.’nin diğer şüphelilerin ifadeleri ve süreçle uyumsuz olduğu tespit edildi. Zonguldak Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, 2025 yılında başka suçtan tutuklanan İ.E.’nin ifadeleri doğrultusunda soruşturmayı derinleştirdi. Polis ekiplerinin titiz teknik takibi ve HTS (telefon trafiği) kayıtlarını incelemesi sonucu düğmeye basıldı. Düzenlenen operasyonla E.İ., K.A. ve T.Y. yakalandı. Üç şüpheliden K.A. ve T.Y. tutuklandı. E.İ. hakkında ev hapsi kararı verilirken, halihazırda başka bir suçtan cezaevinde bulunan İ.E. hakkında ise bu cinayet dosyası kapsamında adli kontrol hükümleri uygulandı. Polise ihbar etmesinden endişe duymuşlar Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan ve 20 kişinin ifadesine başvurulan iddianamede, cinayetin ardındaki nedenler de gün yüzüne çıktı. Soruşturma dosyasına giren tutanaklara ve alınan ifadelere göre, şüphelilerin Ahmet Yılmaz’ın ortak karıştıkları bir hırsızlık olayını polise ihbar etmesinden endişe duydukları belirlendi. Ayrıca, daha önce hayatını kaybeden şüphelilerden B.İ. ile Ahmet Yılmaz’ın eşi arasında yaşandığı iddia edilen yasak ilişki de cinayet iddiaları arasında yer aldı. Şüphelilerden T.Y., iddianamede yer alan ek savunmasında vicdanının rahatsız olması sebebiyle bildiği her şeyi anlatacağını belirterek, "İlk ifademde bazı gerçekleri söylememiştim. Ancak yeni yapılan tespitler ve vicdanımın rahatsız olması sebebiyle bildiğim her şeyi anlatacağım. Ahmet Yılmaz, E.İ.’yi şikayet edeceğini çok kez konuşmalarda dile getiriyordu. Hatta Ahmet bir keresinde elinde bulunan dilekçeyi hepimizin bulunduğu bir ortamda gösterip bizi şikayet edeceğini söyledi" ifadelerini kullandı. Araçla gezdikten sonra boğarak öldürülmüş İddianameye yansıyan detaylara göre, olay günü Ahmet Yılmaz, K.A., T.Y. ve B.İ. ile araçla bir müddet gezdikten sonra yaşanan tartışma sırasında boğularak öldürüldü. Cinayetin ardından cesedin bir çuvala konularak önce kullanılmayan atıl bir maden ocağına gizlendiği, bir süre sonra da oradan alınarak Ulutan Barajı’na atıldığı tespit edildi. "Ahmet İstanbul’da yaşıyor" şeklinde sahte beyanlar vermişler Cinayetin faillerinin, olayı yıllarca gizlemek için planlı bir şekilde hareket ettikleri de ortaya çıkarıldı. Şüphelilerin, cinayetin ardından hedef şaşırtmak amacıyla "Ahmet İstanbul’da yaşıyor" şeklinde sahte beyanlar verdikleri ve başka suçlardan tutuklu bulundukları dönemde cezaevinden birbirlerine şifreli notlar göndererek süreci örtbas etmeye çalıştıkları saptandı. Müebbet hapis cezası talep ediliyor Tutuklanan şüpheliler K.A. ve T.Y., ev hapsinde bulunan E.İ. ve başka bir suçtan tutuklu bulunan İ.E. hakkında "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası talep edilen iddianamenin Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmesi bekleniyor.
09 Mart 2026 Pazartesi - 13:33 Rektör Özölçer’den Devrek Belediye Başkanı Ulupınar’a ziyaret Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar’ı makamında ziyaret etti. Başkanlık makamında gerçekleşen ziyarette; BEUN’un yükseköğretim kurumları arasındaki başarıları, Üniversitenin sanayi ve kamu kurumları arasında gerçekleştirdiği iş birlikleri ve yükseköğretimde kalite odaklı çalışmalar üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Nazik misafirperverliğinden duyduğu memnuniyeti ifade eden Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin akademik başarıları, uluslararasılaşma ve araştırma faaliyetleri alanlarındaki çalışmaları belirterek üniversitenin yürüttüğü projeler hakkında bilgi verdi. BEUN’un yalnızca bilimsel alanda değil; kamu kurumları, özel sektör ve yerel paydaşlarla yürütülen ortak çalışmalar sayesinde sosyal, kültürel, bilimsel ve sportif alanlarda da önemli projelere imza attığını ifade eden Özölçer, öğrencilerin çok yönlü gelişimini destekleyen uygulamaların üniversitenin temel öncelikleri arasında yer aldığını vurguladı. Üniversitenin bölgesel kalkınmaya katkı sağlayan projeleri ile uluslararası akademik iş birliklerine yönelik stratejik adımlarına da değinen Özölçer, yükseköğretim kurumları arasındaki güçlü iletişim ve iş birliğinin bilimsel gelişim açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar ise nazik ziyaretlerinden dolayı Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’e teşekkür ederek Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin gerçekleştirdiği akademik çalışmalar ve elde ettiği başarıları memnuniyetle takip ettiklerini ifade etti. Üniversitenin bilimsel üretim, araştırma faaliyetleri ve toplumsal katkı odaklı projeleriyle başta Zonguldak olmak üzere Batı Karadeniz Bölgesi için önemli bir değer oluşturduğunu belirten Ulupınar, Devrek Belediyesi ile yürütülen iş birliklerinin bölgesel kalkınmaya önemli katkılar sunduğunu dile getirdi. Üniversite ile yerel yönetimler arasındaki güçlü iş birliğinin şehirlerin gelişiminde önemli bir rol oynadığını vurgulayan Ulupınar, Devrek Belediyesi olarak Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ile gerçekleştirilen ortak çalışmaların artarak devam etmesini temenni ettiklerini ifade etti. Ziyaret kapsamında Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin 2022-2025 yılları arasında gerçekleştirdiği akademik çalışmalar, ulusal ve uluslararası düzeyde hayata geçirdiği iş birlikleri, bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda elde ettiği başarılar, toplumsal farkındalığa katkı sunan vizyoner projeler ile kurumsal akreditasyon süreçlerinde kaydettiği önemli gelişmeleri ele alan "Bir Asırlık Birikim, Yeni Bir Vizyon: Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi" adlı eseri Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar’a takdim etti. Karşılıklı iyi dileklerin iletildiği ziyaret, hatıra fotoğrafı çekilmesiyle son buldu.
BEUN’da "60+ Tazelenme Üniversitesi" ilk dersle hayata geçti
25 Haziran 2025 Çarşamba - 15:48 BEUN’da "60+ Tazelenme Üniversitesi" ilk dersle hayata geçti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı öncülüğünde, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ile Zonguldak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğinde hayata geçirilen "60+ Tazelenme Üniversitesi" projesi, Farabi Kampüsünde düzenlenen ilk dersle resmen başladı. İletişim Fakültesinde Doç. Dr. Zöhre Akyol’un verdiği "Doğru İletişim Teknikleri" dersiyle açılışı yapılan programa; Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Zonguldak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Evren Erkadam, akademik ve idari personel ile huzurevi sakinleri katıldı. Toplumun tarihi ve kültürel hafızası olan yaşlı bireylerin yaşam boyu öğrenme hakkına dikkat çeken ve sosyal hayatta daha etkin rol almalarını amaçlayan proje, katılımcıların büyük beğenisini kazandı. Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, "60+ Tazelenme Üniversitesi" hakkında yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını "Aile Yılı" ilan etmesinin, kuşaklar arası dayanışmaya verilen değerin en güçlü göstergesi olduğunu vurgulayarak şu sözleri dile getirdi: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan etmesi, toplumun temel direği olan aile yapısının korunmasına ve kuşaklar arası bağların güçlendirilmesine verilen önemin en somut göstergesidir. Bizler de Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak her zaman toplumsal ve sosyal çalışmaları öncelikli kılıyor, yalnızca bilimsel araştırmalarla değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı artıracak, insan onuruna yakışır yaşam koşullarını teşvik edecek, kuşaklar arası iletişimi güçlendirecek projelerle de öncü çalışmalara imza atmaya kararlılıkla devam ediyoruz." BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, konuşmasında büyüklerin toplum için taşıdığı değeri de vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: "Şehrimizin farklı ilçelerinde ikamet eden huzurevindeki büyüklerimiz, toplumumuzun geçmiş hafızasını taşıyan en kıymetli hazinelerimizdir. Onların yaşam tecrübelerinden öğreneceğimiz çok şey olduğunu biliyor, bu nedenle kendileriyle kurulan gönül köprülerini son derece kıymetli olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu kapsamda yaşam boyu eğitim vizyonuyla ve 7’den 70’e sunduğu öğrenim hizmetiyle önemli projeleri hayata geçirmeye ilke edinen Üniversitemiz, ’60+ Tazelenme Üniversitesi’ projesiyle büyüklerimize yönelik eğitimi teşvik edecek ve onların sosyal hayata katılımlarını sağlamaya büyük katkı sağlayacağını ümit ediyorum. Bu proje, yaş almanın bir kenara çekilmek değil; yeniden öğrenmenin, çeşitli deneyimlerle üretmenin ve birlikte paylaşmanın da en güzel göstergesi olacağına canı gönülden inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle böylesine anlamlı bir projenin ortaya çıkmasında büyük katkılar sunan başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş olmak üzere tüm Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ailesine şükranlarımı sunuyorum. Bununla birlikte değerli iş birlikleriyle programın gerçekleşmesinde emeği geçen başta Zonguldak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürümüz Mehmet Türkmen Köse olmak üzere bütün İl Müdürlüğü ailesine teşekkür ediyorum. Bu kıymetli programın değerli büyüklerimize hayırlı olmasını temenni ediyor; kendilerine mutlu, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim hayatı diliyorum." "60+ Tazelenme Üniversitesi" programı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin toplumsal katkı vizyonunun önemli bir parçası olarak görülüyor. Eğitimler boyunca katılımcılara yönelik çeşitli akademik, sosyal, sportif ve sanatsal içerikli dersler sunularak, yaşlı bireylerin bilgiyle yeniden buluşmaları ve aktif bir yaşam sürmeleri hedefleniyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde hayata geçirilen "60+ Tazelenme Üniversitesi" programı, 25.06.2025 - 07.07.2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. 11.07.2025 Cuma günü yapılacak mezuniyet töreni ile program sona erecek.
Çaycuma’daki doğalgaz patlaması sonrası tahliye edilen apartman mühürlendi
25 Haziran 2025 Çarşamba - 15:26 Çaycuma’daki doğalgaz patlaması sonrası tahliye edilen apartman mühürlendi Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Velioğlu Mahallesi Afet Evleri’nde yaşanan doğalgaz patlaması sonrası ağır yaralanan iki kişi Ankara’daki yanık merkezine sevk edildi. Binadaki on daire tahliye edilirken girişi ekipler tarafından mühürlendi. Edinilen bilgiye göre, patlamanın yaşandığı dairedeki Celal Pehlivan’ın (40) yanı sıra Ayşe Polat (49), vücutlarında oluşan yanıklar nedeniyle Çaycuma Devlet Hastanesi’nde yapılan ilk müdahalenin ardından Atatürk Devlet Hastanesi Yanık Ünitesi’ne sevk edildi. Buradan da Ankara’ya sevk edildi. Sabahat Dikbaş (52) ise travma bulguları nedeniyle Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’ne gönderildi. Yaralılardan Yaşar Dikbaş ve Veli Musluer’in tedavileri sürerken Songül Kandemir (28), ve Nebahat Topçu (55) ise tedavilerinin ardından taburcu edildi. "İki patlama birden oldu, binayı mühürlediler" Patlamanın ardından İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ekiplerince olay yerinde yapılan ilk incelemelerin ardından tutulan rapor doğrultusunda 10 daireden oluşan apartman tahliye edildi. Ekipler, binayı mühürleyerek giriş-çıkışları yasakladı, çevrede güvenlik şeridi çekildi. Patlama anına tanıklık eden ve olaydan sonra hastaneye kaldırılıp taburcu edilen Nebahat Topçu, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Bir patlama oldu. Ben deprem oluyor zannettim. İkinci de yine oldu. On saniye falan sürmedi. Ondan sonra kapıyı açtık. Karşımıza gelen bayan, erkek kapının önünde yatıyordu. Su taşıdık onlara. Vücutları yanıyordu. Biraz söndürmeye de uğraştık. Ondan sonra kendimizi attık dışarı. Apartman birden silkelendi, bomba atmış gibiydi. İkinci katta duvarlar yıkıldı. Patlama, camlar hepsi o yana bu yana savruldu." "Komşum ‘gaz kokuyor’ diye kapıma geldi" Topçu, geceyi komşularında geçirmek zorunda kaldığını belirterek, "Binayı mühürlediler. İçeri giremeyiz eve. Kimliklerimiz, eşyalarımız her şeyimiz içerde kaldı. Mağduruz. Bu akşam nerede olabiliriz bilmiyoruz. Apartmanda on daire var. Herkes tahliye edildi. Ben ambulansla hastaneye gittim, eşim burada kaldı. Tansiyonum çok yükseldi. Yaraları görünce, kalabalığı görünce daha da kötü oldum" dedi. Patlama öncesinde gaz kokusu hissedildiğini söyleyen Topçu, "Bir saat önce komşum kapıyı vurdu, gaz kokuyor diye. Ben de içki kokusu sandım. Meğerse gazmış. Eşim çarşıdan geldiği sırada patlama oldu" diyerek olayın aniden geliştiğini anlattı. Soruşturma sürüyor AFAD ve polis ekipleri bölgede güvenlik önlemi alırken, patlamanın kesin nedenine ilişkin teknik incelemeler ve soruşturma sürüyor. Patlamanın etkisiyle yıkılan duvarlar ve savrulan eşyalar olay yerini adeta savaş alanına çevirdi.
Çaycuma’daki doğalgaz patlaması sonrası tahliye edilen apartman mühürlendi
25 Haziran 2025 Çarşamba - 15:21 Çaycuma’daki doğalgaz patlaması sonrası tahliye edilen apartman mühürlendi Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Velioğlu Mahallesi Afet Evleri’nde yaşanan doğalgaz patlaması sonrası ağır yaralanan iki kişi Ankara’daki yanık merkezine sevk edildi. Binadaki on daire tahliye edilirken girişi ekipler tarafından mühürlendi. Edinilen bilgiye göre, patlamanın yaşandığı dairedeki Celal Pehlivan’ın (40) yanı sıra Ayşe Polat (49), vücutlarında oluşan yanıklar nedeniyle Çaycuma Devlet Hastanesi’nde yapılan ilk müdahalenin ardından Atatürk Devlet Hastanesi Yanık Ünitesi’ne sevk edildi. Buradan da Ankara’ya sevk edildi. Sabahat Dikbaş (52) ise travma bulguları nedeniyle Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’ne gönderildi. Yaralılardan Yaşar Dikbaş ve Veli Musluer’in tedavileri sürerken Songül Kandemir (28), ve Nebahat Topçu (55) ise tedavilerinin ardından taburcu edildi. "İki patlama birden oldu, binayı mühürlediler" Patlamanın ardından İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ekiplerince olay yerinde yapılan ilk incelemelerin ardından tutulan rapor doğrultusunda 10 daireden oluşan apartman tahliye edildi. Ekipler, binayı mühürleyerek giriş-çıkışları yasakladı, çevrede güvenlik şeridi çekildi. Patlama anına tanıklık eden ve olaydan sonra hastaneye kaldırılıp taburcu edilen Nebahat Topçu, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Bir patlama oldu. Ben deprem oluyor zannettim. İkinci de yine oldu. On saniye falan sürmedi. Ondan sonra kapıyı açtık. Karşımıza gelen bayan, erkek kapının önünde yatıyordu. Su taşıdık onlara. Vücutları yanıyordu. Biraz söndürmeye de uğraştık. Ondan sonra kendimizi attık dışarı. Apartman birden silkelendi, bomba atmış gibiydi. İkinci katta duvarlar yıkıldı. Patlama, camlar hepsi o yana bu yana savruldu." "Komşum ‘gaz kokuyor’ diye kapıma geldi" Topçu, geceyi komşularında geçirmek zorunda kaldığını belirterek, "Binayı mühürlediler. İçeri giremeyiz eve. Kimliklerimiz, eşyalarımız her şeyimiz içerde kaldı. Mağduruz. Bu akşam nerede olabiliriz bilmiyoruz. Apartmanda on daire var. Herkes tahliye edildi. Ben ambulansla hastaneye gittim, eşim burada kaldı. Tansiyonum çok yükseldi. Yaraları görünce, kalabalığı görünce daha da kötü oldum" dedi. Patlama öncesinde gaz kokusu hissedildiğini söyleyen Topçu, "Bir saat önce komşum kapıyı vurdu, gaz kokuyor diye. Ben de içki kokusu sandım. Meğerse gazmış. Eşim çarşıdan geldiği sırada patlama oldu" diyerek olayın aniden geliştiğini anlattı. Soruşturma sürüyor AFAD ve polis ekipleri bölgede güvenlik önlemi alırken, patlamanın kesin nedenine ilişkin teknik incelemeler ve soruşturma sürüyor. Patlamanın etkisiyle yıkılan duvarlar ve savrulan eşyalar olay yerini adeta savaş alanına çevirdi.
BEUN’da AB Projesiyle öğretmen adaylarının STEM yetkinliği artırılıyor
25 Haziran 2025 Çarşamba - 12:55 BEUN’da AB Projesiyle öğretmen adaylarının STEM yetkinliği artırılıyor Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Teknoloji Transfer Ofisi koordinasyonunda yürütülen "Know What You Breathe: Mobilizing Communities for Air Quality in the Black Sea Basin" adlı Avrupa Birliği projesi kapsamında düzenlenen STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) eğitimleri, Ereğli Eğitim Fakültesi öğrencileriyle başarıyla tamamlandı. Eğitim programı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Lisans Programı ile Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümünde öğrenim gören 26 öğretmen adayının katılımıyla gerçekleştirildi. Eğitimlerde, STEM senaryosu yazımı, problem çözme yöntemleri ve mühendislik temelli uygulamalara yönelik teorik ve pratik bilgiler katılımcılara aktarıldı. Özellikle hava kirliliği teması etrafında şekillenen uygulamalarda, öğretmen adayları hem çevre bilinci geliştirdi hem de disiplinlerarası düşünme becerilerini uygulama fırsatı buldu. Program kapsamındaki eğitimler; Ereğli Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü akademisyenlerinden Doç. Dr. Canay Pekbay ve STEM Eğitimcisi Serkan Topbaş tarafından verildi. Etkinlik sonunda düzenlenen törenle, Ereğli Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Azar tarafından katılımcılara başarı belgeleri takdim edildi. STEM eğitimlerine katılan öğretmen adayları ise aldıkları eğitimin hem mesleki hem de kişisel gelişimlerine önemli katkılar sunduğunu belirterek, üniversiteye ve eğitmenlere teşekkürlerini iletti. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Ereğli Eğitim Fakültesinde öğretmen adaylarına uygulanan STEM Eğitimi hakkında yaptığı açıklamada şu sözleri dile getirdi: "Üniversitemizin Teknoloji Transfer Ofisi öncülüğünde yürütülen teknoloji, çevre ve eğitim kapsamında gerçekleştirdiği ve aynı zamanda uluslararası akademik camiada ses getiren AB projeleri, hem uluslararası iş birliklerimizi güçlendiriyor hem Üniversitemizin ve şehrimizin görünürlüğüne değer katıyor hem de proje kapsamında gerçekleştirilen eğitimle öğretmen adaylarımıza çağın gereklerine uygun donanımlar kazandırıyor. Özellikle bu kapsamdaki STEM eğitimleri, öğretmen adaylarımızın analitik düşünme, ekip çalışması, problem çözme ve çevresel farkındalık gibi yetkinliklerini geliştirmede çok önemli bir rol oynamaktadır. Öğrencilerimizin bu eğitimlerde gösterdiği ilgi ve kazandıkları yenilikçi bakış açıları ile meslek hayatlarında, yarınları yetiştirecek olan nesillerimize önemli kazanımlar sağlayacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle öncelikle AB projesinin yürütücülüğünü üstlenen ve projenin meydana gelmesinde her daim büyük emek veren tüm akademik ve idari personelimiz ile değerli araştırmacılarımıza teşekkür ediyorum. Eğitim programı kapsamında öğretmen adayı sevgili öğrencilerimize vizyoner ve disiplinler arası bakış açısı kazanmalarına değer katan akademisyenlerimize ve eğitimcilere teşekkürlerimi sunuyorum. Eğitime katılım gösteren tüm öğrencilerimizi de tebrik ederek başarılarının devamını diliyorum. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda her daim öncü rol model olan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak hem çevreye duyarlı hem de özgün bilimsel yaklaşımlar geliştirmeye emin adımlarla devam edeceğiz." Bu proje ile öğretmen adaylarının STEM alanındaki yetkinliklerinin artırılması ve toplumsal çevre sorunlarına yönelik duyarlılıklarının geliştirilmesi hedefleniyor.
Emekli doktor, ikramiyesiyle kurduğu çiftlikte 14 yıldır organik üretim yapıyor
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:47 Emekli doktor, ikramiyesiyle kurduğu çiftlikte 14 yıldır organik üretim yapıyor Zonguldak’ta 35 yıllık çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak görev yaptıktan sonra emekli olan Tomris Özeler, 14 yıl önce tüm emekli ikramiyesini Polonya’dan getirdiği maviyemiş (blueberry) fidanlarına yatırarak organik sertifikalı bir çiftlik kurdu. Özeler, kurduğu sistemle çevresine de ilham verdi. Zonguldak’ta emekli çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Tomris Özeler, 35 yıllık hekimlik kariyerinin ardından doğayla iç içe bir yaşamı tercih etti. 2007 yılında emekliye ayrılan Özeler, 2011 yılında Cemaller köyünde 21 dönümlük bölgedeki bozuk orman arazisini tarıma uygun hale getirmek için kiraladı. Özeler, arazi ıslahının ardından tüm emekli ikramiyesiyle Polonya’dan ithal ettiği sertifikalı mavi yemiş fidanlarını dikerek üretime başladı. Özeler, ilk yıllarda verimlilik açısından sınırlı sonuçlar almasına rağmen sürdürülebilir üretim teknikleri uygulayarak zaman içinde ürün kalitesini ve miktarını artırdı. Yılın büyük bölümünü arazi üzerinde geçirerek organik ürünlerinin tanıtımı için sektörel fuar ve pazar organizasyonlarına katılan Özeler, halk pazarlarında stant açarak doğrudan tüketiciyle buluştu ve pazarlama ağını genişletti. İdrar yolu enfeksiyonlarına karşı antibiyotik etkisi bulunan, kansere karşı koruyucu enzimleri aktive eden, antioksidan ve kanser önleyici özellikleriyle öne çıkan meyve, taze tüketildiğinde ise kanı temizlemeye ve kalp krizi riskini azaltmaya yardımcı oluyor. Bu faydaları duyan emekli çocuk sağlığı uzmanı Tomris Özeler, organik olarak mavi yemiş yetiştiriciliğinde 14 yılı geride bıraktı. 5 bin 500 fidanla sertifikalı organik ürün yetiştiriyor Özeler; kurduğu çiftlikte 5 bin 500 adet maviyemiş (blueberry) fidanıyla birlikte geçen yıl 500 kilogram ürün elde etti. Özeler, maviyemiş sezonunun Haziran başında başladığını, Ağustos sonunda sona erdiğini ancak geçen yıl hasadın 1.5 ay sürdüğünü söyledi. Özeler aynı zamanda yaşamaya başladığı çiftlikteki sürecini şöyle anlattı: "Uzun yıllar Zonguldak’ta çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak çalıştım. 35 yıl kadar. Şimdi sonradan da işte hep aklımda olan bir bahçecilik vardı. Bir tesadüf eseri Maviyemiş ile tanıştım ve bu bahçeyi kurmaya karar verdim. Ormandan yer kiraladım. Ondan sonra işte burada kestane, karayemiş ve maviyemiş yetiştiriyorum. Organik sertifikalı yetiştiriyorum." "Maviyemişle tanışmam bir tesadüfle başladı" Maviyemiş üretme fikrinin nasıl doğduğunu anlatan Özeler, "O bir seyahatte bir mola yerinde tesadüf oldu. Yaban Mersini ile tanıştım. Bu çok güzelmiş. Acaba Zonguldak’ta yetişir mi diye araştırırken mavi yemiş çıktı karşıma. Türkiye’ye gelişi henüz 10 yıllıktı o zaman. 2000 yılında Prof. Dr. Hüseyin Çelik, Samsun Ziraat Fakültesi’nde tanıtımını yapmış. Araziyi gördü, tür seçiminde yardımcı oldu. 3-4 sene danışmanlığımı yaptı. Sonra da kendi başımıza alıştık artık, ayaklarımızın üstünde duralım dedik yavaş yavaş" diye konuştu. "Konvansiyonel üretim içime sinmedi; organik yapacağım dedim" Organik tarıma nasıl karar verdiğini anlatan Özeler, ilk başta kendisine konvansiyonel üretim önerildiğini ancak bu yöntemin içine sinmediğini ifade etti. Özeler, "İlk bir sene kurduğumda konvansiyonel tarım dediler, gübre planlaması yaptık ama içime sinmedi. Dedim ki ben organik yapacağım. Aynı fiyata satarsın dediler bana ama halk biraz daha bilinçleniyor. Organik olduğu için tercih edenler çok fazla. Fakat toptan sattığınız zaman zorlanıyorsunuz. Çünkü öteki daha ucuz. Güvenenler, bilenler alıyor zaten" diye konuştu. "Birçok kişi gelip danıştı, ilk fikri benden aldı" Yaptığı çalışmaların başkalarına ilham verdiğini belirten Özeler, "Çok fazla oldu seneler içinde. Geldiler, danıştılar. O kendi yollarını ayrı çizdiler ama ilk fikirleri benden alan çok oldu. Ben de dilim döndüğünce benim yaptığım hataları yapmasınlar diye anlattım. Yaptıkça seviniyorum. Belki ileride insanlar kooperatifleşmeye gider de el birliğiyle ezilmeyiz" dedi. "Pazarlamayı sevmiyorum ama mecburum" Çiftliğin idamesi için pazarlama zorunluluğuna da değinen Özeler, bu süreci şu sözlerle anlattı: "Benim işim yetiştirmek mesela. Pazarlamayı sevmiyorum. Ama mecburum yapmaya onu da. Çünkü belli bir masraf ediyorsunuz. O masrafın da karşılığını almak istiyorsunuz. Bu fidanları 13-15 yıl önce Polonya’dan getirdim. Tüm emekli ikramiyemi yatırdım. Üstüne de 5 bin lira ekledim. Öyle getirdim bu fidanları. Şimdi Türkiye’de de bulunuyor, ithal ediliyor herhalde." "Zevkim için yapıyorum, cepten yiyoruz ama değiyor" Gelecek hedeflerinden de bahseden Özeler, tüm zorluklara rağmen üretmeye devam edeceğini vurguladı. "Israrla devam ediyorum. Umut kesilmez, illa elbet bir gün biz de kazanırız. Öyle milyonlar falan kazandığımız da yok. Kendi kendine çevirsin yeter dedik. Ben kendi zevkime harcıyorum parayı. Cepten çok yiyoruz ama zevkine harcıyorsun. Belli bir yaştan sonra dört duvar arasında çalıştık, bir de açık havada çalışalım dedim" ifadelerini kullandı. Özeler, kiraladığı arazide maviyemişin yanı sıra kestane ve karayemiş de yetiştirdiğini sözlerine ekledi.
Dedesinin nasihatiyle başladı, şimdi 1 ton bal hedefliyor
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:42 Dedesinin nasihatiyle başladı, şimdi 1 ton bal hedefliyor Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde dedesinin mesleğiyle arıcılığa başlayan Muhammet Bayraktar (50), 100 kovana ulaşarak üretimini sürdürüyor. Ailesiyle birlikte 1 ton bal hedefleyen Bayraktar, hem doğal üretime katkı sağlıyor hem de iki çocuğunun eğitimini bu işle karşılıyor. Alaplı ilçesine bağlı Sindelli köyünde yaşayan Muhammet Bayraktar (50), arıcılığa 15 yıl önce, dedesinden ilham alarak aldığı 2 kovanla başladı. Zamanla kendini geliştirerek 100 kovana ulaşan Bayraktar, hem üretimini artırdı hem de aile mesleğini yaşatmanın gururunu taşıyor. Arıcılıkla ilgili araştırmalar yapan Bayraktar, özellikle kestane balının astım, bronşit, nefes darlığı, öksürük gibi rahatsızlıklara karşı doğal bir antibiyotik etkisi gösterdiğini ve kansere karşı da koruyucu nitelik taşıdığını öğrendiğini söyledi. Edindiği bilgiler doğrultusunda sadece organik ve şekersiz fenni bal üretimine yöneldi. Dedesinin de arıcılıkla uğraştığını ifade eden Bayraktar, çocukluk yıllarından itibaren arılara ilgi duyduğunu ve zamanla arılarla arasında bir bağ oluştuğunu belirtti. Bir nasihatle başladı, geçim kaynağı oldu Bayraktar, dedesi tarafından daha 15 yaşındayken, arıcılık konusunda fikir alışverişinde bulunduğunu ve mesleğin has noktalarını ondan öğrendiğini söyledi. Dedesinin vefat etmesinin ardından arıcılığa hobi olarak devam ettiğini belirten Bayraktar "Belediyede inşaat mühendisi olarak çalışırken, işimden arta kalan vakitleri değerlendirmek, aynı zamanda ekonomik gelir elde etmek için arıcılığa başladım. Baktım bu iş çok hoşuma gitti. Bir de dedemden geçen bu arıcılığı sürdürmek benim için ayrı bir duygu oldu. Şimdi ise emekli oldum, şimdi ise arılara daha çok vakit ayırabiliyorum" dedi. İki kovan ile başladığı serüveninde 100 kovana ulaşan Bayraktar, şöyle devam etti: "Sadece organik ve şekersiz fenni kovan bal üretimine İki kovanla başladığım bu serüvende 100 kovana ulaştım. Arıcılık zor ve meşakkatli bir iş, beden gücü gerektiriyor. Arılığımda her şeyi tek başıma yapıyorum. Kovan taşıyorum, tamir ediyorum, bal sağımı yapıyorum, ama bunu zevkle yapıyorum. Arıları çok seviyorum, onlara tutkuyla bağlı olduğum için zorlukların üstesinden geliyorum." Bayraktar, arıcılıkla ilgili yaptığı çalışmaları sosyal medyadan paylaşmasıyla daha fazla ilgi gördüğünü dile getirerek, "Zonguldak’ta kestane bir marka, Alaplı aynı zamanda ve Gümeli ve çevre bölgeleri, kestane balında Zonguldak’ın merkezi, her kestanenin kalitelisi burada oluyor. Bu nedenle Alaplı balını insanlar özellikle arıyor. Alaplı balı yurt içi başta olmak üzere Avrupa’dan gelen gurbetçi vatandaşlarımız tarafından da çok rağbet görüyor" diye konuştu. Arıcılığın kendisi için aynı zamanda bir gelir kaynağı olduğunu dile getiren Bayraktar, bu yıl 100 kovan arılığından yaklaşık bir ton bal üretimi hedeflediğini söyledi. Bayraktar, rekolteye göre balının kilogram fiyatını 2 bin ile 2 bin 500 TL civarında fiyat beklendiğini söyledi.
Dedesinin nasihatiyle başladı, şimdi 1 ton bal hedefliyor
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:30 Dedesinin nasihatiyle başladı, şimdi 1 ton bal hedefliyor Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde dedesinin mesleğiyle arıcılığa başlayan Muhammet Bayraktar (50), 100 kovana ulaşarak üretimini sürdürüyor. Ailesiyle birlikte 1 ton bal hedefleyen Bayraktar, hem doğal üretime katkı sağlıyor hem de iki çocuğunun eğitimini bu işle karşılıyor. Alaplı ilçesine bağlı Sindelli köyünde yaşayan Muhammet Bayraktar (50), arıcılığa 15 yıl önce, dedesinden ilham alarak aldığı 2 kovanla başladı. Zamanla kendini geliştirerek 100 kovana ulaşan Bayraktar, hem üretimini artırdı hem de aile mesleğini yaşatmanın gururunu taşıyor. Arıcılıkla ilgili araştırmalar yapan Bayraktar, özellikle kestane balının astım, bronşit, nefes darlığı, öksürük gibi rahatsızlıklara karşı doğal bir antibiyotik etkisi gösterdiğini ve kansere karşı da koruyucu nitelik taşıdığını öğrendiğini söyledi. Edindiği bilgiler doğrultusunda sadece organik ve şekersiz fenni bal üretimine yöneldi. Dedesinin de arıcılıkla uğraştığını ifade eden Bayraktar, çocukluk yıllarından itibaren arılara ilgi duyduğunu ve zamanla arılarla arasında bir bağ oluştuğunu belirtti. Bir nasihatle başladı, geçim kaynağı oldu Bayraktar, dedesi tarafından daha 15 yaşındayken, arıcılık konusunda fikir alışverişinde bulunduğunu ve mesleğin has noktalarını ondan öğrendiğini söyledi. Dedesinin vefat etmesinin ardından arıcılığa hobi olarak devam ettiğini belirten Bayraktar "Belediyede inşaat mühendisi olarak çalışırken, işimden arta kalan vakitleri değerlendirmek, aynı zamanda ekonomik gelir elde etmek için arıcılığa başladım. Baktım bu iş çok hoşuma gitti. Bir de dedemden geçen bu arıcılığı sürdürmek benim için ayrı bir duygu oldu. Şimdi ise emekli oldum, şimdi ise arılara daha çok vakit ayırabiliyorum" dedi. İki kovan ile başladığı serüveninde 100 kovana ulaşan Bayraktar, şöyle devam etti: "Sadece organik ve şekersiz fenni kovan bal üretimine İki kovanla başladığım bu serüvende 100 kovana ulaştım. Arıcılık zor ve meşakkatli bir iş, beden gücü gerektiriyor. Arılığımda her şeyi tek başıma yapıyorum. Kovan taşıyorum, tamir ediyorum, bal sağımı yapıyorum, ama bunu zevkle yapıyorum. Arıları çok seviyorum, onlara tutkuyla bağlı olduğum için zorlukların üstesinden geliyorum." Bayraktar, arıcılıkla ilgili yaptığı çalışmaları sosyal medyadan paylaşmasıyla daha fazla ilgi gördüğünü dile getirerek, "Zonguldak’ta kestane bir marka, Alaplı aynı zamanda ve Gümeli ve çevre bölgeleri, kestane balında Zonguldak’ın merkezi, her kestanenin kalitelisi burada oluyor. Bu nedenle Alaplı balını insanlar özellikle arıyor. Alaplı balı yurt içi başta olmak üzere Avrupa’dan gelen gurbetçi vatandaşlarımız tarafından da çok rağbet görüyor" diye konuştu. Arıcılığın kendisi için aynı zamanda bir gelir kaynağı olduğunu dile getiren Bayraktar, bu yıl 100 kovan arılığından yaklaşık bir ton bal üretimi hedeflediğini söyledi. Bayraktar, rekolteye göre balının kilogram fiyatını 2 bin ile 2 bin 500 TL civarında fiyat beklendiğini söyledi.