Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Ersoy’dan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı mesajı
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:04:36
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Bakan Ersoy yayımladığı mesajda, "Cumhuriyetimizin kuruluş meşalesinin yakıldığı 19 Mayıs 1919 tarihi milletimizin bağımsızlık iradesinin yeniden ayağa kalktığı, umutların yeniden filizlendiği bir dönüm noktasıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak ilk adımı attığı bugün tarihimize altın harflerle yazılmıştır. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu anlamlı günü gençlerimize armağan etmesi, geleceğe duyduğu güvenin ve milletimizin yarınlarına olan sarsılmaz inancının en güçlü göstergesidir. Çünkü gençlik bir ülkenin enerjisi, umudu, değişim gücü ve en kıymetli hazinesidir" dedi. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlayan Ersoy, "19 Mayıs 1919 tarihinin 107’inci yıl dönümünde Cumhuriyetimiz, köklerini milletimizin azim ve fedakarlığından alan, gölgesi geleceğe uzanan güçlü bir çınara dönüşme yolunda kararlılıkla ilerlemektedir. Bu anlamlı günde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyor, milletimizin ve geleceğimizin teminatı sevgili gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum" ifadelerini kullandı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:06
Bakan Memişoğlu: "Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda yapılan alçak müdahaleyi şiddetle kınıyorum"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Gazze’deki kardeşlerimize sadece şifa ve nefes olmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda yapılan alçak müdahaleyi şiddetle kınıyorum" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırıya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Bakan Memişoğlu, saldırıyı kınadığını belirterek "Gazze’deki kardeşlerimize sadece şifa ve nefes olmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda yapılan alçak müdahaleyi şiddetle kınıyorum. Aralarında vatandaşlarımızın da olduğu bu insanların tek derdi mazlumun yarasını sarmaktı. Sağlık ve yaşam hakkına kurşun sıkan bu zulüm, insanlığın vicdanında zaten mahkum olmuştur. Hiçbir abluka merhameti durduramayacak, insanlık onuru elbet kazanacaktır. Yaşatmak için mücadele edenlerin safında durmaya, mazlumun sesi olmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:04
Kabine Toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında başladı.
Kabine Toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında başladı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:15
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hale getirdik"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Korumacı eğilimlerin küresel ölçekte yükselişe geçtiği, ticari rekabetin giderek sertleştiği savaş ve çatışmaları; su, iklim, gıda ve enerji krizlerinin takip ettiği bir dönemde Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hale getirdik" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 2026 Yılı Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Erdoğan, 23’ü genel kurul delegesi, 22’si oda ve borsa genel sekreteri olmak üzere toplam 55 kişiye plaket verileceğini kaydederek, 10, 20 ve 30 yıllık hizmet süreleri boyunca TOBB çatısı altında özveriyle çalışanları tek tek kutladığını aktardı. TOBB’un her sene mayıs ayında düzenlediği bu törenin esasında TOBB camiasının kendi mensuplarına ödediği bir gönül borcu, vefa göstergesi ve iltifat nişanesi olduğunu dile getiren Erdoğan, şeref belgesi ve plaket sahiplerinin bu süre zarfında TOBB bünyesinde ifa ettikleri mühim vazifelerin yanı sıra yaptıkları fedakarlık ve elde ettikleri başarılarla aynı zamanda Türkiye’nin de önünü açtıklarını dile getirdi. "Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, dünyanın en kaliteli ve en fazla hizmet üreten 3’üncü oda sistemidir" TOBB’un 367 ticaret sanayi odası, ticaret borsası ve deniz ticaret odasıyla özel sektörün çatı kuruluşu olarak çok önemli bir misyonu yerine getirdiğine dikkati çeken Erdoğan, "81 ilimiz ve 160 ilçemizdeki oda ve borsalarımız, şehirlerimizin kalkınmaları için her fırsatı değerlendirerek, tüm imkanlarını seferber ederek çok samimi bir gayreti ortaya koyuyor. Gayret samimi, niyet de halis olunca karşımıza çıkan başarı tablosu hamdolsun her geçen gün biraz daha büyüyor, daha belirgin hale geliyor. Bugün itibarıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, dünyanın en kaliteli ve en fazla hizmet üreten 3’üncü oda sistemidir. Birlik, 2 milyon 634 bin üyesiyle Türkiye’nin ve ekonomimizin lokomotifidir, omurgasıdır, güvencesidir. Halihazırda ihracatımızın yüzde 99’u yani 273 milyar dolarlık kısmı oda ve borsa üyesi firmalarımız tarafından gerçekleştiriliyor. Aynı şekilde 17 milyonluk bir mevcutla kayıtlı istihdamın yüzde 74’ü bu firmalarımız tarafından sağlanıyor" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle son dönemde oda ve borsaların hizmet kapasitesinin önemli ölçüde arttığını dile getirerek, "Tarımdan eğitime, ticaretten teknolojiye farklı kulvarlarda aldığımız mesafelerin her aşamasında sizlerin emeği ve imzası var. Gümrük kapılarımızı devlete hiçbir yük getirmeden modernize ederek ihracatta yeni rekorlar kırmamıza sizler vesile oldunuz. Toprak Mahsulleri Ofisimizde ilk yatırımı yaparak devamında özel sektörümüzü de sürece dahil ederek tarımda lisanslı depolama sistemine geçmemize ve gıda arz güvenliğinin teminine sizler öncülük ettiniz. Kurucu ortaklarından biri olduğunuz Kredi Garanti Fonu ile üyelerinizin banka kredilerine kefil olarak finansmana erişimi kolaylaştırınız. Ülkemizi Küresel teknoloji rekabetinde stratejik bir konuma ulaştıracak ilk kuantum bilgisayarını ASELSAN’ımızla birlikte sizden ürettiniz. 81 ilimizde 81 okul inşa ettiniz. Asrın felaketinde tüm imkanlarınızı, tüm kaynaklarınızı depremzedelerimiz için sahaya indirdiniz. Afetzedelerimize söz verdiğimiz ve hamdolsun geçtiğimiz yılın Aralık ayı itibarıyla anahtarlarını teslim ettiğimiz 455 bini aşkın deprem konutunun yapımına en büyük desteği verdiniz. Son olarak, Türkiye’nin ilk elektrikli aracı Togg’un hayata geçirilmesini sağladınız. Yurt içinde yüzde 35’lik pazar payı ile liderlik koltuğuna yerleşen Togg birçok Avrupa ülkesinde yolları süslemeye devam ediyor. "Biz Türkiye’ye 10 yıllardır dayatılan öğrenilmiş çaresizlik duvarlarını yıkmaya çalışırken birileri de bu süreçte sürekli önümüze takoz koyuyor" diyen Erdoğan, bazı kesimlerin eline geçirdikleri her fırsatta kullandığı şeamet tellallığını bugüne kadar kale almadıklarını ve yeni başarılara imza atmayı sürdüreceklerinin altını çizdi. "Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hale getirdik" Türk milletine ve Türkiye’ye hizmet yolunda neredeyse çeyrek asrı geride bıraktıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu devre aldığımız ilk günden itibaren milletimizin her bir ferdinin mesuliyetini omuzlarımızda taşıdığımızın bilinciyle hareket ettik ve ediyoruz. Son 23 buçuk yılda sizlerin ve aziz milletimizin desteğiyle eğitimden sağlığa, ulaşımdan ticarete, tarımdan güvenliğe, Türkiye’yi her alanda bir üst lige bizler taşıdık. Dört sütun üzerinde yükselttiğimiz ekonomimizi sağlam bir yapıya kavuşturduk. Korumacı eğilimlerin küresel ölçekte yükselişe geçtiği, ticari rekabetin giderek sertleştiği savaş ve çatışmaları; su, iklim, gıda ve enerji krizlerinin takip ettiği bir dönemde Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hale getirdik" ifadelerine yer verdi. "2026 yılının Ocak-Nisan döneminde 88,6 milyar dolar değerinde ihracat yaptık" Bölgedeki çatışmalara rağmen geçen yıl ekonomiyi 3,6 oranında büyüterek milli geliri 1,6 trilyon dolara, kişi başı milli geliri 18 bin 40 dolara ulaştırdıklarını söyleyen Erdoğan, "Dış ticaret hacmimizi 820 milyar dolara, mal ve hizmet ihracatımızı ise 396 milyar dolara çıkardık. Çok yakın bir gelecekte 400 milyar doları da Allah’ın izniyle aşacağız. Özellikle ihracatta başarı hikâyesi yazmaya devam ediyoruz. Geçen ay ihracatımız önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaşarak nisan ayı rekorunu kırdı. Bu rakam aynı zamanda Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ikinci rekoru olarak kayıtlara geçti. Nisan ayında kaydedilen 4,6 milyar dolarlık artış, son 53 ayın en yüksek ihracat artışı oldu. Savaş ve krizlerin yol açtığı zorluklara karşın Türkiye’nin ihracatı güçlü ivmesini korudu ve 166 ülkede ihracatımız artış gösterdi. 2026 yılının Ocak-Nisan döneminde 88,6 milyar dolar değerinde ihracat yaptık. Yıllıklandırılmış mal ihracatımız 2026’da yüzde 4,2 artışla 275,8 milyar dolara yükseldi. 2002’de 14 milyar dolar olan hizmetler ihracatımız 2025’te 8,7 kat artarak 122,6 milyar dolara çıktı. Hizmetler ticareti fazlamız 2025 yılında 63,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti ve bu tutar cari dengemize güçlü bir katkı sağladı. Türkiye, hizmetler ticaretinde dünyanın en yüksek düzeyde fazla veren 6’ncı ülkesi konumuna yükseldi" dedi. "SAHA 2026 fuarında 8 milyar dolar iş hacmine sahip 182 anlaşma imzalandı" Savunma ve havacılık ihracatının geçen yıl 10 milyar doları aştığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "SAHA 2026 fuarında 6 milyar doları ihracata dönük olmak üzere toplam 8 milyar dolar iş hacmine sahip 182 anlaşma imzalandı. İhracatta yakaladığımız ivmeyi turizm ve istihdam rakamlarıyla daha da perçinliyoruz. 2025’te 64 milyon ziyaretçi ağırladık, 65,2 milyar dolar turizm geliri elde ettik. Turizm gelirimizi 2026’nın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,2 artırarak 9 milyar 896 milyon dolar seviyesine taşıdık. İşsizlik oranımızı yüzde 8,1’e indirdik. İstihdam sayımızı 32,5 milyon kişiye, istihdam oranımızı ise yüzde 48,5’a yükselttik. İş gücüne katılma oranımız yüzde 52,8’e çıkarken, işsizlik oranımız tam 35 aydır tek haneli seyrini sürdürüyor. Türk ekonomisinin potansiyelinin farkında olan yurt dışı yatırımcılar da son 23 yılda ülkemizde 89 bin şirket kurarak 290 milyar dolar tutarında yatırım yaptılar. Bu yatırımcılar aynı zamanda 1 milyon 200 bin kişiye istihdam sağlayıp yılda 70 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ülkemize döviz kazandırdılar" diye konuştu. "Ekonomi yönetimimiz piyasanın yaşadığı stresi asgari düzeye indirmek için her türlü tedbiri alıyor, almaya da devam edecektir" Bölgesel ve küresel gelişmelerden kaynaklı geçici fiyat artışlarının her vatandaşlar hem de reel sektör üzerinde oluşturduğu baskıyı bildiklerini kaydeden Başkan Erdoğan, "İktidarlarımız döneminde ekonomiyi hiçbir zaman sadece verilerden, grafik ve rakamlardan ibaret görmedik. Ekonomi politikalarımızı oluştururken ve uygularken sizlerin kanaatlerine, önerilerine ve hatta eleştirilerine her daim kulak verdik. Göstergelerin bize anlattığı ekonomi fotoğrafının sağlamasını çarşıyla, pazarla, esnafın, çiftçinin, sanayicinin, üreticinin anlattıklarıyla yaptık. Bugün de ekonominin tüm aktörleriyle, işverenle, girişimciyle, emekçiyle, çiftçiyle, esnaf ve sanatkârla samimi bir iletişim halindeyiz. Bugün de sokağın, çarşının, pazarın nabzını tutmaya gayret ediyoruz. Bilmenizi isterim ki ekonomi yönetimimiz piyasanın yaşadığı stresi asgari düzeye indirmek için her türlü tedbiri alıyor, almaya da devam edecektir. Biz de bunun takipçisi olmayı, sizlerden gelen teklif, tespit ve tenkitler doğrultusunda gerekli yönlendirmelerde bulunmayı sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. "Birileri fahiş fiyatlarla vatandaşlarımızın cebine, kesesine, kazancına el uzatmaktadır" Üretim ve ulaştırma maliyetlerindeki artışla izah edilemeyecek ölçüde fırsatçı bir fiyatlama alışkanlığı ile karşı karşıya olduklarını söyleyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye bugün enerji başta olmak üzere birçok alanda Avrupa’nın en düşük girdi maliyetlerine sahipken bazı ürünlerin fiyatlarında orantısız artışlar yaşanıyorsa bunun piyasa şartlarıyla açıklanamayacağı ortadadır. Yani birileri girdi maliyetlerindeki dalgalanmayı gerekçe göstererek fahiş fiyatlarla vatandaşlarımızın cebine, kesesine, kazancına el uzatmaktadır. Oysa bizim iş ve ticaret ahlakımız bin yıllık ahilik geleneğiyle şekillenmiştir. Bu gelenekte fırsatı ganimet bilmenin, haksız kazanç elde etmenin, taklit, tağşiş ve çıkar odaklı hareket etmenin yeri yoktur. Tam aksine ahilik; dayanışma demektir, yardımlaşma demektir. Hakkın rızasını halkın iyiliğiyle, faydasıyla, esenliğiyle bir görmek demektir. Bu yüzden piyasadaki fırsatçılara dönük denetimlerimizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda gerçekleştirdiği konuşmanın ardından Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile plaketleri takdim etti.
17 Şubat 2026 Salı - 16:15
MİT Başkanı Kalın: "ABD-Çin rekabeti ‘yeni soğuk savaş’ karakterini pekiştirdi"
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, "ABD-Çin rekabeti; ABD’nin uyguladığı agresif gümrük tarifeleri ve teknolojik hamlelerle ‘yeni soğuk savaş’ karakterini pekiştirmiştir. Ticaret savaşları küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirirken, rekabetin yansımaları Afrika kıtasında doğrudan hissedilmiştir" dedi. MİT’in 2025 yılına ait Faaliyet Raporu yayımlandı. Raporun sunuş kısmında MİT Başkanı Kalın, 2025’te dünyada ve Türkiye’de meydana gelen gelişmeler, Gazze’de kalıcı barışın tesisine yönelik çalışmalar, Rusya-Ukrayna savaşı, ABD-Çin ekseninde yaşanan ticaret savaşları, MİT’in Suriye’nin yeniden inşasındaki bakış açısı ve Terörsüz Türkiye sürecinde üstlenilen göreve ilişkin değerlendirmede bulundu. Kalın, 2025 yılının savaş ve çatışmaların gölgesinde geçtiğini ve küresel norm ve değerlerin zedelendiğini, mevcut uluslararası düzenin krizlerin çözmede yetersiz kaldığını kaydetti. Geleneksel güvenlik tehditlerinin hibrit bir nitelik kazandığını kaydeden Kalın, belirsizlik ve kaosun etkisinin tüm dünyada daha görünür hale geldiğine dikkati çekti. "İsrail, Orta Doğu denklemini kırılgan tutmaya devam etmiştir" Gazze’de arabulucu ülkelerin desteğiyle yılın ortasında 60 günlük geçici ateşkes sağlandığını hatırlatan Kalın, "Kalıcı barışın tesis edilememesi nedeniyle bölgedeki insani yıkım derinleşmiş, İsrail’in Lübnan, Suriye, Yemen, İran’ı da hedef alacak şekilde saldırılarını genişletmesi Orta Doğu denklemini kırılgan tutmaya devam etmiştir" ifadelerini kullandı. "Savaşın dinamikleri, nükleer restleşmeler ve otonom silah sistemlerinin hakimiyetine evrilmiştir" Rusya-Ukrayna savaşına da değinen Kalın, "Eş zamanlı olarak Rusya-Ukrayna savaşı, Batı’nın askeri desteği ile Rusya’nın endüstriyel yıpratma stratejisi arasında bir kilitlenme noktasına ulaşmış; taraflar masada toprak tavizi ve güvenlik garantileri arasında sıkışırken, savaşın dinamikleri, nükleer restleşmeler ve otonom silah sistemlerinin hakimiyetine evrilmiştir" dedi. "ABD-Çin rekabeti ‘yeni soğuk savaş’ karakterini pekiştirdi" Ekonomik ve jeopolitik düzlemde ABD-Çin rekabetinin 2025’te daha de sertleştiğine işaret eden Kalın, şöyle devam etti: "Ekonomik ve jeopolitik düzlemde ise ABD-Çin rekabeti; ABD’nin uyguladığı agresif gümrük tarifeleri ve teknolojik hamlelerle ‘yeni soğuk savaş’ karakterini pekiştirmiştir. Ticaret savaşları küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirirken, rekabetin yansımaları Afrika kıtasında doğrudan hissedilmiştir. Darbe girişimleri ve iç çatışmalar nedeniyle siyasi istikrarsızlıkla mücadele eden Afrika Kıtası, küresel güçlerin hem hammadde hem de nüfuz alanı için yarıştığı en önemli jeopolitik satranç tahtalarından biri olma özelliğini 2025’te de sürdürmüştür." "Türkiye 2025’te denge ve tahkimat dönemi yaşadı" Küresel güç dengelerinin yeniden tanımlandığı bir dönemden geçildiğini aktaran Kalın, "Türkiye; 2025 yılında hem dış politikada hem iç güvenliğinde stratejik bir ‘denge ve tahkimat’ dönemi yaşamıştır. Gazze ve Ukrayna gibi bölgesel krizlerde üstlendiği etkin arabuluculuk rolüyle diplomatik kapasitesini bir kez daha kanıtlayan ülkemiz, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunun en kritik iç güvenlik ve toplumsal barış hedefi olan Terörsüz Türkiye sürecini derinleştirmiştir. 2025’in ilk çeyreğinde atılan önemli adımlar ve somut silah bırakma çağrılarıyla ivme kazanan Terörsüz Türkiye; Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarının da katkısıyla toplumsal bir mutabakata doğru ilerlemektedir. Terör kamburundan kurtulma yolunda mesafe kat eden ülkemiz Terörsüz Türkiye hedefiyle; yalnızca bir güvenlik başarısı değil küresel belirsizlikler çağında bölgesel istikrar sağlanması konusunda önemli bir stratejik kazanım da elde etmiş olacaktır" ifadelerine yer verdi. Küresel türbülansın iç güvenlik dengeleriyle iç içe geçtiği bir ortamda Milli İstihbarat Teşkilâtı’nın proaktif politikalar üreterek stratejik kararların uygulanmasına destek verdiğini vurgulayan Kalın, teşkilâtın klasik istihbarat yöntemlerini teknolojik kabiliyetlerle birleştiren hibrit bir çalışma anlayışı benimsediğini aktardı. MİT’in 2025 boyunca istihbarat diplomasisini etkin biçimde kullandığını belirten Kalın, "Ülkemizin ve milletimizin güvenliği ve huzuru için ‘Vatan İçin Her An Her Yerde’ şiarıyla çalışan Teşkilâtımız; 2025 yılı boyunca yasal yetkileri ve sorumlulukları çerçevesinde, çatışma bölgeleri başta olmak üzere millî güvenliğimizi ilgilendiren her alanda ülkemizin stratejik çıkarlarını gözeterek kritik görevler yerine getirmiş, istihbarat diplomasisini aktif şekilde kullanarak dış istihbaratta etkinliğini artırmış, farklı terör örgütleri ile mücadelesini eş zamanlı sürdürmüş, ülkemizi hedef alan casusluk girişimlerini deşifre ederek akamete uğratmıştır" değerlendirmesinde bulundu. MİT’in dış istihbaratta dünyanın her bölgesine ulaşma amacı ile vizyonunu geliştirdiğine dikkati çeken Kalın, "Orta Asya, Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinin servisleri başta olmak üzere birçok dost servis ile terörle mücadele, eğitim, teknik destek ve istihbarat paylaşımı gibi konularda iş birliğini geliştirmeyi de sürdürmüştür. Suriye krizinin başlangıcından çözümüne kadarki süreçte aktif rol alan MİT, 8 Aralık Devrimi’nin üzerinden geçen bir yılı aşkın sürede Suriye’ye bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmıştır. Öte yandan yeni bir devlet inşası sürecinde, Suriye’de ülkemiz aleyhine oluşabilecek yeni tehdit unsurları karşısında ön alıcı adımlar atılarak sınır bölgemizde millî güvenliğimize karşı yeni tehditlerin oluşmasının önüne geçilmiştir. Ortadoğu’nun güvenlik mimarisini derinden etkileyen ve büyük bir insanlık dramına dönüşen Gazze’deki savaşın sonlandırılması adına kalıcı ateşkes, insani yardım, esir takası, Filistin İç Uzlaşısı ve İki Devletli Çözüm konularında ise Teşkilât olarak ilgili tüm aktörlerle yoğun bir istihbarat diplomasisi yürütülmüştür. Ateşkes müzakerelerinde yaşanan sorunların aşılmasında tüm taraflar arasında bir köprü görevi üstlenerek, müspet neticelere ulaşılmasına somut katkı sağlamıştır" dedi. FETÖ, DEAŞ ve casusluk faaliyetleriyle mücadele sürdü Kalın, FETÖ’nün yurt dışındaki faaliyetlerini engellemeye yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü, DEAŞ başta olmak üzere radikal örgütlerle mücadelede yurt içi ve yurt dışında çok sayıda örgüt mensubunun yakalanmasının sağlandığını belirtti. Hasım istihbarat servislerinin ve taşeron yapıların Türkiye aleyhine yürüttüğü faaliyetlerin 2025’te de akamete uğratıldığını ifade eden Kalın, teknik istihbarat kabiliyetlerinin büyük veri, yapay zekâ, uydu ve siber istihbarat alanlarında önemli bir seviyeye ulaştığını kaydetti. Kalın, MİT 2025 Yılı Faaliyet Raporu’nun şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri çerçevesinde hazırlandığını belirterek, kaynakların etkin ve verimli biçimde kullanıldığının açıkça ortaya konulduğunu ifade etti. Raporun "Faaliyetlere İlişkin Bilgi ve Değerlendirmelere ilişkin temel mali tablolara yönelik bilgilendirilen bölümde, MİT’in 2025 yılı bütçesinin başlangıç ödeneği 28 milyar 896 milyon 461 bin TL olduğu, yıl içerisinde gerçekleştirilen işlemler sonucunda ödenek toplamının 36 milyar 435 milyon 655 bin 383,93 TL, harcama toplamının ise 36 milyar 307 milyon 747 bin 195,81 TL olduğu kaydedildi.
17 Şubat 2026 Salı - 16:09
Uzmanından uyarı: "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi sahurun ve iftarın yapılması, araya ara öğünün eklenmesi"
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, "İftarı tek bir öğünde tek bir seferde tüketip sonrasında ara öğün yapmak istemeyenler olabiliyor ama Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi sahurun ve iftarın yapılması, araya ara öğünün eklenmesi" dedi. Sabri Ülker Vakfı, Ramazan ayında değişen öğün ve uyku düzeninin metabolizma ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri ile sahur ve iftar alışkanlıklarında doğru beslenme tercihlerine ilişkin merak edilen konularını ele aldı. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, Ramazan döneminde dengeli ve yeterli beslenmenin önemine dikkat çekti. Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluk, öğün saatlerinin geceye kayması ve öğün sayısının azalmasının metabolizma üzerinde değişikliklere yol açabileceğini belirten Demirel, sahur ve iftar öğünlerinin dengeli planlanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Bağışıklık sisteminin beslenme düzenini doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Demirel vitamin, mineral ve protein açısından yeterli ve çeşitli beslenmenin enfeksiyonlara karşı direnci desteklediğini ifade etti. Demirel, sahur öğününün atlanmaması gerektiğini, sahurda tok tutan ve besin değeri yüksek gıdaların tercih edilmesinin gün içindeki enerji düzeyi açısından önemli olduğunu kaydetti. "Ramazan’da beslenme alışkanlıklarımız değişiyor" Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken en önemli şeyin, beslenme alışkanlığına diğer aylar kadar dikkat edilmesi gerektiğini belirten Demirel, "Ramazan’da beslenme alışkanlıklarımız değişiyor, beslenme düzenimiz değişiyor. Uzun süreli bir açlık var. Bu yıl 12 saati aşan bir açlıkla Ramazan’da oruç ibadeti yerine getirilecek. Önceki yıllara göre süre birazcık daha kısaldı ama sonuçta daha sınırlı bir zaman diliminde besleneceğiz. Açlığın ve susuzluğun yanında besin çeşitliliğimiz de azalıyor, yediğimiz besin miktarları azalıyor. Zengin bir mutfak kültürümüz var, ön plana çıkan besinlerde değişiklik olabiliyor. Dolayısıyla bu değişimler bazen eğer sağlıklı tercihlerden yana olmazsak yorgunluk, halsizlik yapabiliyor. Bu durum konsantrasyonumuzu etkileyebiliyor, bağışıklığı düşürebiliyor. Bu nedenle Ramazan ayında sağlıklı beslenmek, en az diğer aylar kadar önemli. Sağlıklı beslenmenin sürdürülmesi hepimiz için kritik öneme sahip. Dikkat etmemiz gereken önceliklerden birisi, Ramazan ayında bir öğün düzeninin oluşturulması" diye konuştu. "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi, araya ara öğünün eklenmesi" Ramazan’da süt, yumurta, et ve tavuk gibi zengin protein kaynaklarını tüketilmesinin uygun olacağını ifade eden Demirel, "İftarı tek bir öğünde, tek bir seferde tüketip sonrasında ara öğün yapmak istemeyenler olabiliyor ama Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi sahurun ve iftarın yapılması, araya ara öğünün eklenmesi. Bunlar gerçekten önemli. Bu şekilde bir öğün düzeni oluşturulduktan sonra, o öğünlerde neler yediğimiz de önemli. Her birimizin yaşına göre, cinsiyetine göre ihtiyacı olan enerji var, ihtiyaç duyduğumuz besin öğeleri var ve bunları almamız gerek. Her bir besin grubundan ne kadar tüketmemiz gerektiğini zaten biliyoruz. Ramazan’da süre kısalınca, o besinleri tüketmekte zorlandığımız zamanlar olabiliyor. Dolayısıyla vücudumuzun normal çalışması için gerekli olan besinleri, 12 saatten birazcık daha az kalan süre içerisinde almaya çalışmamız oldukça önemli. Sağlıklı beslenmenin temel ilkelerinden birisi süt ve süt ürünleri. Yumurtanın, etin, tavuğun, balığın, kuru baklagillerin olduğu, protein zengini besinler ise diğer bir grubumuzdur" şeklinde konuştu. Sabri Ülker Vakfı’ndan ’sahurda denge, iftarda ölçü’ uyarısı Sabri Ülker Vakfı, toplumun sağlıklı ve dengeli beslemesine Ramazan ayında da dikkat çekiyor. Ramazan ayında sahur ve iftar arasında ortalama 15-17 saat süren açlık dönemi, bireylerin günlük beslenme düzeninde değişikliklere yol açtığını belirten Sabri Ülker Vakfı, bu süreçte yapılan küçük hataların ise kan şekeri dalgalanmalarına, sindirim problemlerine, halsizliğe ve kontrolsüz kilo artışına yol açabileceğini belirtti. Toplumun, sağlıklı beslenme ve gıda hakkında doğru bilgiye ulaşması hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Sabri Ülker Vakfı, ’sahurda ölçü, iftarda denge’ anlayışıyla hareket edilmesinin Ramazan ayının sağlık üzerindeki olumlu etkisini artıracağını bildirdi.
17 Şubat 2026 Salı - 15:55
Bakan Göktaş: "Valilerimizle, 86 milyon vatandaşımızın her birine dokunan sosyal hizmet ağımızı güçlendirmek için çalışıyoruz"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Ailemizin yereldeki temsilcileri Valilerimizle, 86 milyon vatandaşımızın her birine dokunan sosyal hizmet ağımızı daha da güçlendirmek ve yaygınlaştırmak için omuz omuza çalışıyoruz" dedi. Bakan Göktaş, Ankara’da düzenlenen ‘Valiler Buluşması’ programına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’nin koordinasyonunda düzenlenen Valiler Buluşması’nda, 81 ilimizin kıymetli Valileriyle bir araya geldik. Büyük ailemizin yereldeki temsilcileri Valilerimizle, 86 milyon vatandaşımızın her birine dokunan sosyal hizmet ağımızı daha da güçlendirmek ve yaygınlaştırmak için omuz omuza çalışıyoruz. Aile ve Nüfus On Yılı vizyonumuz doğrultusunda ülkemizin her köşesinde aile yapımızı koruyan, toplumsal dayanışmamızı büyüten adımları birlikte atmaya devam edeceğiz."
17 Şubat 2026 Salı - 15:27
ASO Başkanı Ardıç: "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 120 milyon doların üzerine çıkmıştır"
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, ‘Finlandiya Ülke Günü’ etkinliğinde, "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 70 milyon dolar seviyesinden 120 milyon doların üzerine çıkmıştır. Ankara sanayisi bu ticari ilişkide net ihracatçı konumuna ulaşmıştır" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) ile Finlandiya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle ‘Finlandiya Ülke Günü’ etkinliği düzenlendi. ASO ev sahipliğinde düzenlenen programda Türkiye ile Finlandiya arasındaki sanayii ticaret ve yatırım iş birlikleri masaya yatırıldı. Programda bir konuşma gerçekleştiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, Finlandiya’nın sınırlı kaynaklara, çetin iklim şrtlarına ve tarih boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen, dünyaya örnek gösterilen bir kalkınma başarısı hikayesi yazdığını ifade etti. Ardıç, döngüsel ekonominin yalnızca çevresel bir tercih değil, rekabet gücü, maliyet yönetimi ve sürdürülebilir sanayi açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu belirterek, Finlandiya’nın bu konuda öncü ülkelerden biri olduğuna değindi. Ardıç, "Finlandiya bu alanda; geri dönüşüm teknolojileri, atıkların yeniden hammaddeye kazandırılması, enerji verimliliği ve yeşil üretim modelleri ile Avrupa’da öncü konumdadır. Ankara sanayisi ise; metal, makine, kimya ve yapı malzemeleri başta olmak üzere bu dönüşümü hayata geçirebilecek çok güçlü bir üretim altyapısına sahiptir. Bu noktada Finlandiyalı firmalarla kurulacak ortaklıklar; Ankara’daki üretimin daha yeşil, daha verimli ve Avrupa Birliği standartlarıyla tam uyumlu hale gelmesi açısından büyük önem taşımaktadır" açıklamasında bulundu. "Türk-Fin ortaklığı hem finansman hem teknoloji hem de uygulama gücü açısından son derece tamamlayıcı" Döngüsel ekonomi, inşaat ve madencilik sektörleri, iki ülke arasındaki iş birliği açısından son derece stratejik alanlar olduğuna dikkati çeken Ardıç, "Finlandiya; sürdürülebilir inşaat teknolojileri, akıllı altyapı çözümleri, madencilikte dijitalleşme ve çevresel etkileri minimize eden üretim modelleriyle dünya çapında önemli bir know-how’a sahiptir. Türkiye ve özellikle Ankara ise; müteahhitlik kapasitesi, malzeme üretimi, makine ve ekipman imalatı ve nitelikli insan kaynağıyla bu bilgi birikimini sahaya uygulayabilecek güçlü bir partnerdir. Dünyanın en büyük 250 müteahhitlik firması arasında yer alan 45 Türk firmasından 22’sinin Ankara Sanayi Odası Üyesi olması, bu alandaki iş birliği potansiyelini açıkça ortaya koymaktadır. Üçüncü ülkelerde gerçekleştirilecek altyapı, enerji ve madencilik projelerinde Türk-Fin ortaklığı hem finansman hem teknoloji hem de uygulama gücü açısından son derece tamamlayıcıdır" ifadelerine yer verdi. "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 120 milyon doların üzerine çıkmıştır" Ardıç ,Türkiye ile Finlandiya arasındaki ekonomik ilişkilerin, son yıllarda istikrarlı ve gelişmeye açık bir seyir izlediğini kaydederek, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 1,8 milyar dolar seviyesinde olduğunu dile getirdi. Mevcut tablonun iki ülkenin ticaret hacminde daha dengeli ve katma değeri yüksek bir yapıya geçiş için güçlü bir büyüme potansiyeli olduğunu söyleyen Ardıç, "Ankara özelinde baktığımızda ise çok daha umut verici bir tabloyla karşılaşıyoruz. Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 70 milyon dolar seviyesinden 120 milyon doların üzerine çıkmıştır. Ankara sanayisi bu ticari ilişkide net ihracatçı konumuna ulaşmıştır. Ankara ile Finlandiya arasındaki dış ticarette en yüksek hacme sahip ilk dört sektörden üçünü oluşturan motorlu kara taşıtları, ana kimyasal maddeler ve metal yapı malzemelerinde Ankara’nın açık biçimde ihracatçı konumda olması tesadüf değildir. Bu tablo; Ankara’nın üretim gücünün, teknolojiye dayalı sanayi altyapısının ve uluslararası iş birliklerine açık vizyonunun somut bir göstergesidir" değerlendirmesinde bulundu. ASO olarak Ankara’yı ‘sanayi ve teknolojinin Başkenti’ yapma hedefi doğrultusunda çalışmalarını yürüttüklerini kaydeden Ardıç, "Temelli Sanayi Havzası’nda 1 milyon metrekarelik bir alanda konuşlanacak. ASO Teknoloji Üssü; yüksek teknolojiye dayalı üretim, Ar-Ge, kuluçka merkezleri, laboratuvarlar, üniversite bağlantılı araştırma enstitüleri ve yeşil kampüs uygulamaları gibi kapsamlı bir yapıyla hayata geçirilecek. Bu yıl içinde inşaatına başlamayı hedeflediğimiz projemizde Finlandiyalı firmaların da yer alması, yalnızca ortaklığımızı güçlendirmekle kalmayacak; aynı zamanda üçüncü ülke pazarlarında da yeni fırsatlar oluşturacaktır" diye konuştu. Ardıç, ASO üyelerinin yanında olmaya, uluslararası iş birliklerini kolaylaştırmaya ve Ankara sanayisini küresel değer zincirlerinde daha güçlü bir noktaya taşımaya kararlı olduklarını ve bu yöndeki çalışmalarına devam edeceklerini sözlerine ekledi. "Türk şirketleri, kıtalar genelinde kritik altyapılar inşa ederek etkileyici bir uluslararası ayak izine sahiptir" Finlandiya Ankara Büyükelçisi Pirkko Hamalainen ise, Finlandiya’nın, Türkiye ile olan ilişkisine büyük değer verdiğini belirterek, her iki ülkenin de güçlü sanayi temelleri açısından benzerlik gösterdiğini ifade etti. Türkiye’nin dinamik ve hırslı bir ortak olduğunun altını çizen Hamalainen, "Küresel mineral talebinin önemli ölçüde artması öngörülürken, Türkiye’nin madencilik alanındaki yatırım planları, özellikle altın madenciliği yatırımları ile ileriye dönük bir hırsı göstermektedir. Sektörün ihracat hedefleri, küresel rolüne olan güçlü güveni yansıtmaktadır. İnşaat sektöründe Türkiye, uluslararası müteahhitlikte küresel olarak ikinci sırada yer almaktadır. Türk şirketleri, kıtalar genelinde kritik altyapılar inşa ederek etkileyici bir uluslararası ayak izine sahiptir. Aynı zamanda, finansmana erişim giderek sürdürülebilirlik performansıyla bağlantılı hale gelmektedir. Uluslararası finans kuruluşları ve kalkınma bankaları, yeşil finansmandan geçiş finansmanına doğru genişleyerek, şirketleri ve sektörleri düşük karbonlu operasyonlara doğru ilerlerken desteklemektedir. Bu, Finlandiya ve Türkiye arasında açık bir iş birliği fırsatı yaratmaktadır" şeklinde konuştu. Program Hamalainen’nin konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.
17 Şubat 2026 Salı - 15:26
Hava Tahmin Uzmanı Çelik: "Ülke genelinde kuvvetli yağışlar bekliyoruz"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Cengiz Çelik, ülke genelinde beklenen hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çarşamba gününden itibaren ülke genelinde kuvvetli yağışların görüleceğini ifade eden Çelik, "Güney ege kıyıları, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusuyla Doğu Anadolu’nun batısında Çarşamba günü için kuvvetli yağışlar bekliyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Cengiz Çelik, ülke genelinde beklenen hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çarşamba günü için ülkenin tamamında yağış beklediklerini ifade eden Çelik, "Bu yağışlar özellikle Güney bölgelerimizde kuvvetli olacak. Bölgesel olarak bakarsak Güney ege kıyıları, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusuyla Doğu Anadolu’nun batısında Çarşamba günü için kuvvetli yağışlar bekliyoruz. Bu yağışlar özellikle Antalya’nın doğusuyla, Akdeniz bölgesinde, Doğu Akdeniz’in de doğusunda zaman zaman çok kuvvetli ve şiddetli şekilde görülecek diyebiliriz" ifadelerini kullandı. Ramazan ayının ilk günü olan Perşembe günü için Batı bölgelerde yağış beklemediklerini belirten Çelik, ülkenin Doğu bölgelerinde yağış görüleceğini ifade etti. Çelik sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu sistem Perşembe günü Doğu bölgelerimizde yani Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde yağış bıraktıktan sonra Etkisini kaybediyor. Cuma gününe baktığımızda Cuma günü Ülke genelinde aslında yağış beklemiyoruz ancak akşam saatlerinden sonra tekrar yine Balkanlar üzerinden gelen serin ve yağışlı sistemle birlikte Batı bölgelerimizden başlayarak yağışlar başlayacak. Cuma günü için sadece akşam saatlerinde Marmara’nın batısında yağış bekliyoruz. Cumartesi günü için Batı bölgelerimizin tamamında yağış var. Marmara, Ege, Batı Akdeniz, İç Anadolu’nun batısı ve Batı Karadeniz’de Cumartesi günü yağış bekliyoruz. Pazar günüde bu sistem biraz daha iç bölgelere hareket edecek. İç ve Doğu bölgelerde Pazar günü yağışlar göreceğiz. Bu hafta sonuna Cuma günü için Cuma akşam saatlerinde gelecek olan sistem biraz daha soğuk karakterli. Bu yüzden mevsim normallerinin çok üzerinde seyreden sıcaklıklar mevsim normallerine yaklaşacak diyebiliriz. Ancak yine mevsim normallerinin birkaç derece üzerinde seyretmeye devam edecek sıcaklıklar. Hem Çarşamba, Perşembe günündeki yağışlar hem de hafta sonu görülecek yağışlar çoğunlukla yağmur ve sağanak, rakımı yüksek olan iç kesimlerde yer yer karla karışık yağmur ve kar yağış şeklinde olacak. Çarşamba günü Güney ve Doğu bölgelerimizde güneyli yönden kuvvetli yer yer fırtına şeklinde rüzgar bekliyoruz. Çarşamba günü akşam saatlerinden itibaren ise Marmara bölgesinde Kuzey ve Kuzey Batılı yani kuzeyli yönlerden rüzgarlar etkili olacak diyebiliriz. Perşembe gününde yine Güney yani Akdeniz kıyı kesiminde ve Karadeniz kıyı kesiminde Yine kuvvetli rüzgarlar göreceğiz." "Üç Büyükşehir’de hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyredecek" Üç Büyükşehir için beklenen hava durumu tahminlerine ilişkin konuşan Çelik, "Üç Büyükşehir’imiz de Çarşamba günü için yağış bekliyoruz. Çoğunlukla yağmur ve sağanak yağış şeklinde olacak bu yağışlar. Sadece Ankara’nın Kuzey ilçelerinin yüksek kesimlerinde rakımı 1200-1300 metrenin üzerinde olan yerlerde karla karışık yağmur görebiliriz. Ankara’daki en yüksek sıcaklık Çarşamba günü için 10 derece Perşembe günü 7 dereceye kadar düşecek havanın açmasıyla birlikte ancak Cuma günü için tekrar sıcaklıklar artacak. Cuma günü Ankara’da 13 derecelik sıcaklık bekliyoruz. İstanbul’a baktığımızda yine Çarşamba günü yağmurlu ancak İstanbul’da Çarşamba kuzeyli rüzgarlarla birlikte hava serinliyor artık. En yüksek sıcaklık 9 derece olacak. Perşembe günü için İstanbul’da 11 derece Cuma günü ise 16 dereceye kadar çıkmasını bekliyoruz en yüksek sıcaklığın. İzmir’de de yine benzer şekilde sıcaklıklar Çarşamba günü yağışla birlikte biraz düşüyor 13 dereceye kadar en yüksek sıcaklıklar düşecek. Perşembe günü 16 Cuma günü ise 17 derecelik en yüksek sıcaklık tahminimiz var" diye konuştu.
17 Şubat 2026 Salı - 15:17
DEM Parti Grup toplantısı
DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi. Bakırhan partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, Orta Doğu 27 yıl önce bir kez daha kaosun merkezi haline getirilmek istendiğini söyleyerek, "Afganistan’dan Irak’a, oradan Libya’ya ve tüm Orta Doğu’ya uzanan kaos planının ilk adımlarından biri, Öcalan’a yapılan 15 Şubat uluslararası komplosuydu. 15 Şubat, bugün bile devlet aklı ve Türkiye siyaseti tarafından çözümlenmeyi bekleyen büyük bir komplodur. Bugüne kadar kaybedilen tam 27 yıl var. Sadece Kürtler değil, Türkler de kaybetti. Sonuç olarak Türkiye kaybetti. Oysa 27 yıldır İmralı Adası’nda bir çözüm iradesi var. Bu irade, 15 Şubat komplosunu 27 Şubat çağrısıyla boşa çıkarmıştır. Bu komplocu akıl, Rojava’ya saldırılarla devam ettirilmek istendi. Öcalan, bu sürece müdahale ederek Arap-Kürt savaşının önüne geçti ve 2. uluslararası komployu da boşa çıkardı. Şimdi biz de soruyoruz: 22 Ekim’de kendisine barış çağrısı yapıldı mı? Yapıldı. 27 Şubat çağrısıyla 52 yıllık çatışmalı ortamı tek seferde bitirdi mi? Bitirdi. Milyonlarca insan "siyasi irademdir" diyor mu? Diyor. Fikirleri sadece Kürtler tarafından değil; fikirleri tüm dünya tarafından yakından takip ediliyor mu? Ediliyor. Bu bir yılda Öcalan, süreci şiddet ve ayrışma zemininden demokratik siyaset ve toplumsal zemine geçirmiştir. Bu müzakere yeteneği ve gücü inkâr edilemez. Daha açık soralım: Öcalan daima çözüm merciiyken neden bilinçli bir biçimde sanki sorunun kaynağıymış gibi gösterilmeye çalışılıyor? Tarihin tanıklığı, onun çözüm adresi olduğunu gösteriyor. O zaman herkes tutarlı davranmalı, gereken ciddiyeti göstermeli ve rolünü oynaması önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bu netlik hem sürecin başarısı hem de toplumsal huzur için vazgeçilmezdir. Kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için Öcalan’ın statüsü ve çalışma şartları fiilî değil, resmî ve yasal bir düzenlemeyle belirlenmeli, güvence altına alınmalıdır. Çünkü fiilî düzenlemeler geçicidir, değişkendir ve her an geri alınabilir. Adı konulmamış, resmî zemini olmayan hiçbir düzenleme kalıcı barış için yeterli temel oluşturamaz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Liderler Zirvesi yapması teklifinde bulunan Bakırhan, "Dün heyetimiz İmralı’da Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi. Öcalan, "Süreçte demokratik entegrasyon aşamasına geçiyoruz" diyerek çok tarihi bir tespitte bulunmuş. Diyor ki Öcalan: "Günü değil tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz, bu da Kürtsüz olmaz". Biz de tam olarak bundan bahsediyoruz. Mesele bugün değil; tarihi kurtarmak, geleceği doğru temeller üzerine kurmaktır. Şimdi çok önemli bir çağrı yapmak istiyorum. 100 yıllık bir meseleyi tartışırken, bütün siyasi parti liderlerini bir zirvede beraber olmaya çağırıyoruz. Artık ayrımızı, gayrımızı bir tarafa bırakalım. Türkiye’nin iyiliği ve barışı için siyasi liderler olarak bir araya gelelim, çözümü konuşalım. Bu sebeple buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin temel ve köklü sorunlarını çözmek için Cumhurbaşkanı’nın ev sahipliğinde "Liderler Zirvesi" toplanmalıdır. Artık Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi ertelenemez; önüne başka gündemler konamaz, gündelik siyasetin malzemesi yapılamaz"şeklinde konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecine değinen Bakırhan, "TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu gerek yaptığı dinlemeler gerekse de İmralı Adası’nda Öcalan’la görüşme gerçekleştirmesiyle önemli çalışmalar yapmıştır. Komisyonun önünde şimdi çok önemli bir görev var. Somut bir yol haritası ve belirgin bir siyasi takvimi olan raporunu hazırlayıp Meclis’e sunmasının zamanı geldi. Süreç, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulacak komisyonun çalışmaları ve Türkiye’nin temel toplumsal gerçekleri çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu rapor, yeni tariflerle uğraşmamalı; sürecin gerekliliklerine odaklanmalıdır. Rapor tarihi korkulara, tabulara sıkıştırılmamalı; yeni bir perspektif içermelidir. Tarihi işler, yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille yeni Türkiye raporu çıkarılamaz. Eski zihniyetle Demokratik Türkiye inşa edilemez. Çok açık söyleyelim: Kırk yıldır bize vura vura söyletemediklerini, bugün bize gül atarak söyletemezler. Bu rapor Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır. Meclis raporu ve buna dayalı olası düzenlemeler, meseleyi asimilasyon mantığıyla ele alır ve terör parantezine sıkıştırırsa demokratik çözüm yara alır. Sürecin istikameti, komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı veya geçici çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir. Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi.
17 Şubat 2026 Salı - 15:03
Nallıhan’da nesli tükenmekte olan vaşak görüldü
Ankara’nın Nallıhan ilçesine bağlı Sarıkaya köyü mevkiinde, nesli tükenme tehlikesi altında bulunan bir vaşak, vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı. Doğal yaşamın önemli türlerinden biri olan ve Türkiye’de nadir görülen yaban hayvanları arasında yer alan vaşak, Nallıhan ilçesine bağlı Sarıkaya köyünde kırsal alanda kısa süreliğine ortaya çıktı. O anları fark eden bir vatandaş, hayvanı uzaktan cep telefonu ile görüntülemeyi başardı. Görüntülerde vaşağın temkinli hareketlerle araziyi geçerek gözden kaybolduğu görülüyor.
17 Şubat 2026 Salı - 14:05
AŞTİ’de 1 kilo altın rüşveti iddiası: 12’şer yıla kadar hapis istendi
Başkentte AŞTİ içerisinde Fransa uyruklu Emir S.’nin valizinde ele geçirilen 15 kilo kaçak altından 1 kiloluk külçeyi rüşvet olarak aldıkları ve şüphelinin kaçmasına göz yumdukları öne sürülen polis memuru, Emir S. ile özel güvenlik görevlisi hakkında 12’şer yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Edinilen bilgiye göre olay, 19 Ekim 2025’te AŞTİ’de bulunan polis noktasında meydana geldi. Fransa uyruklu Emir S.’nin valizinde 1’er kiloluk külçeler halinde toplam 15 kilo altın ele geçirildi. İddiaya göre şüpheli, polis noktasına alındıktan sonra 14 külçe altını sırt çantasına koyarak kaçtı. Yapılan bildirim üzerine yakalanan şüphelinin üzerinde 14 külçe altın bulundu. Kayıp olan 1 kiloluk külçe ise polis memuru Recep Ş.’nin mont cebinden çıktı. Güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesinde, özel güvenlik görevlisi Çağlar E.’nin altınlardan birini alarak kameranın görüş alanının dışına çıktığı ve burada polis memuruna verdiğinin tespit edildiği belirtildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen polis memuru ile şüpheli tutuklanırken, özel güvenlik görevlisi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 1 kilo külçe altın karşılığında diğer 14 kilogram altının kaçırılmasına göz yumulduğu, şüphelilerin birlikte hareket ettiği ve eylemin müşterek faillik kapsamında değerlendirildiği kaydedildi. Polis memuru ve özel güvenlik görevlisi hakkında, "rüşvet almak", Emir S. hakkında ise "rüşvet vermek" suçundan 12’şer yıla kadar hapis cezası istendi. "Montumun içine altınları koyup kaçmayı kafasına koymuş olduğunu düşünüyorum" Sanık polis memuru Recep Ş. iddianamede yer alan savunmasında altının mont cebine başkası tarafından konulmuş olabileceğini iddia ederek, "Şahsın panik hareketleri vardı. Sürekli bilgisayarımın bulunduğu yere geliyordu. Montum askıda asılı duruyordu. Bu şahsın, montumun içine altınları koyup kaçmayı kafasına koymuş olduğunu düşünüyorum" iddialarında bulundu. Emir S. ise kimseye rüşvet vermediğini ve altınlarının çalınacağı şüphesiyle hareket ettiğini savundu. Özel güvenlik görevlisi Çağlar E. de altını incelemesi için polis memuruna verdiğini, rüşvet içerikli herhangi bir konuşmaya şahit olmadığını beyan ederek, "Recep isimli polis memuru altınlardan birini incelemek için istedi. Ben de verdim. Üzerindeki seri numarasına ve hangi ülkeden geldiğine baktı. Karşı tarafla konuşması sırasında rüşvet ya da tehdit içerikli herhangi bir konuşmaya şahit olmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" dedi. İddianame, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken ele geçirilen altınların ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na teslim edildiği öğrenildi.
17 Şubat 2026 Salı - 13:46
Gölbaşı Belediyesinden camilerde Ramazan öncesi detaylı temizlik
Gölbaşı Belediyesi, Ramazan ayı öncesinde ilçe genelindeki camilerde buhar makineleriyle kapsamlı temizlik çalışması gerçekleştirerek halıları gül suyuyla yıkadı. Gölbaşı Belediyesi, Ramazan ayına günler kala ilçe genelindeki camilerde kapsamlı ve titiz bir temizlik çalışması gerçekleştirdi. Vatandaşların ibadetlerini hijyenik, ferah ve manevi atmosfere uygun bir ortamda gerçekleştirebilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar, modern ekipmanlar ve özenli uygulamalarla tamamlandı. Gölbaşı Belediyesi ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda camilerin iç mekanları buhar makineleri kullanılarak detaylı şekilde temizlendi. Özellikle halılar, hem hijyen hem de hoş koku sağlanması amacıyla gül suyuyla yıkanarak ibadete hazır hale getirildi. Bunun yanı sıra mihrap, minber, kürsü, ayakkabılıklar, kapı ve pencereler dezenfekte edilirken; şadırvanlar, abdesthaneler ve cami avlularında da kapsamlı temizlik ve bakım çalışmaları yapıldı. "Ramazan’ın manevi iklimine yakışır bir ortam oluşturduk" İlçe genelindeki ibadethanelere yönelik temizlik ve bakım çalışmalarının yıl boyunca periyodik olarak devam ettiğini belirten Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, "Ramazan ayı, gönüllerin arındığı, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı müstesna bir zaman dilimi. Bizler de bu mübarek ay öncesinde vatandaşlarımızın ibadetlerini gönül rahatlığıyla yapabilmeleri için camilerimizde kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirdik. Buhar makineleriyle en ince ayrıntısına kadar yapılan temizliklerin ardından halılarımızı gül suyuyla yıkayarak hem hijyenik hem de Ramazan’ın manevi iklimine yakışır bir ortam oluşturduk. Camilerimiz bizim ortak değerimizdir. Bu anlayışla ilçemizin dört bir yanında ibadethanelerimizin bakım ve temizlik çalışmalarını düzenli aralıklarla sürdürüyoruz. Tüm vatandaşlarımıza sağlık, huzur ve bereket dolu bir Ramazan ayı diliyorum" ifadelerini kullandı.
17 Şubat 2026 Salı - 13:40
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı’na katıldı. Ankara’da özel bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Cevdet Yılmaz gelişen teknoloji ile değiştiğini, Türkiye’nin de bu teknolojiye ayak uydurarak politikalarını buna göre belirlediğini söyledi. "Dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz" Dünyanın bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Bir taraftan dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz. Uzakdoğu’nun yükselen üretim gücünü hepimiz biliyoruz. Dünya ekonomisinde, ticaretinde aldığı payı, giderek yükselen payını. Diğer taraftan biraz bununla da bağlantılı diyelim, dünyadaki yeni ekonomik şekillenme ile de bağlantılı jeopolitik bir takım gerilimlerin yaşandığını görüyoruz. Ticaret politikalarının, kurallarının değiştiğini görüyoruz. Daha korumacı bir dünyayla karşı karşıyayız. Bu da aslında küresel büyüme ve ticaret açısından bir meydan okuma İfade ediyor. Dünya büyümesinin ve ticaretinin tarihsel ortalamalarının altında seyrettiği bir dönemdeyiz. Bu yaşadığımız süreçlerle bağlantılı. Bir taraftan da ama dünyada küresel ortamda bunlar yaşanırken teknolojik bir dönüşümünde içindeyiz. Dünyada bir taraftan da yapay zeka başta olmak üzere dijitalleşme büyük bir teknolojik dönüşümü de eş zamanlı bir şekilde yaşıyoruz. Ve bu yeni teknolojilerde büyük oranda sınır tanımayan teknolojiler. Bunlar için de yapay zeka özellikle yatay bir teknoloji olarak ön plana çıkıyor" diye konuştu. "Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz" Yapay zekayı dijitalleşme sürecinde teknolojilerden bir teknoloji olarak görmediklerini ifade eden Yılmaz, "Bazıları işte bu elektriğin İcadına benzetiyorlar biliyorsunuz. Bütün alanları etkileyen her alana sirayet eden bir teknoloji olarak gelişiyor yapay zeka. Kamu yönetiminden enerjiye. Sağlıktan tarıma. Her konuyu dönüştürücü etkisi olan bir teknolojiden bahsediyoruz. Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz. 12. Kalkınma Planımıza bakarsanız orada görürsünüz ki Kalkınma Planımızın özünü dijital ve yeşil dönüşüm oluşturuyor. İçinden geçtiğimiz süreçlerin bütün alanlara etkisini dikkate aldığımızda bunu temel bir öncelik haline getirmiş durumdayız. Dijital dönüşüm vizyonumuz işlem gücü kapasitesini arttıran, veri altyapısını tahkim eden ve teknoloji yatırımlarını bütüncül bir plan çerçevesinde büyüten bir kalkınma perspektifine dayanmaktadır. Buna ‘ikiz dönüşüm’ de deniyor. Ben doğrusu ‘Üçüz dönüşümü’ daha anlamlı buluyorum. Dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm" ifadelerini kullandı. "Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli" Yeniliklerin her zaman iyi sonuçlara yol açmadığını, bazen bunun olumsuz sonuçlarının da oluştuğunu söyleyen Yılmaz, "Yeni teknolojiler bir taraftan büyük bir verimlilik artışı getirirken, rekabet gücü, yenilikçilik kapasitesi doğururken bir taraftan da iyi yönetilemezse kapsayıcı ve insan odaklı kalkınma bakımından ciddi riskler de barındırıyorlar. Biz bu teknolojileri toplumun tamamına yaygınlaştıramazsak toplumun büyük bir kısmı bu teknolojilere erişip yaptıkları işleri bu teknolojilerle ileriye taşıyamazlarsa, sosyal eşitsizlikleri arttırma riskiyle de karşı karşıyayız. Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli. Yapay zekayı eğitim sistemine entegre etmekten başlayarak tüm topluma hobiler dahil olmak üzere yaygınlaştırarak bu riski bertaraf edebiliriz. Sosyal adaleti de sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Dolayısıyla ben ‘Üçüz Dönüşüm’ olarak bu tartışmaları yapmanın ‘dijital yeşil ve sosyal dönüşüm’ olarak meseleye bakmanın daha anlamlı olacağını ifade etmek istiyorum" açıklamasında bulundu. "Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz" Türkiye’nin ekonomik olarak son 23 yılda çok iyi bir noktaya geldiğini ve bu yükselişin devam edeceğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Türkiye son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka burada katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönem ekonomide farklı bir perspektifin giderek güç kazanacağı bir dönem olacak. Bu çerçevede de yapay zekanın dijitalleşmenin çok daha merkezi bir konuma geldiği bir döneme doğru gidiyoruz" diye konuştu. "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır" Birçok programla teknolojik gelişmelerin desteklendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır. İnsanı merkeze alan bir anlayışla bakmak durumundayız. Yapay zeka çağında da olsak gerçek insanlarla bu çağı yaşayacağız. Gerçek zekalarla yaşayacağız, doğal zekalarla. Dolayısıyla bütün bunların insanlığa hizmet etmesi, insanlığın etik değerlerine, refahına, özgürlüğüne, demokratik standartların gelişimine hizmet etmesi gerekiyor. Sosyal boyut kadar demokrasi de bence çok önemli bir tartışma alanı yapay zekada. İnsanların özgür iradeleriyle yapacakları tercihleri çeşitli manipülatif yollarla şekillendirdiğiniz bir ortamda ister istemez demokrasi tartışması da gündeme gelecektir. Biz tabi bu anlamda da farkındalığın artmasını, daha özgürlükçü bir zeminde insanların yine tercihlerini daha geniş bir yelpazede yapabileceği bir ortamı elbette arzu ediyoruz. Bütün bu süreçlerde geniş bir perspektifle politikalarımızı şekillendiriyoruz" dedi. "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız" Yapay zeka yatırımlarının sonuçlarının alındığına değinen Yılmaz, "İlk yapay zeka strateji belgemizi 2021-2025 dönemi için hazırlamıştık. Şimdi önümüzdeki dönem yeni bir stratejiye, geldiğimiz noktada yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bunu dar bir alan olarak görmüyoruz. Genel kalkınma stratejilerimizin bütüncül bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da böyle bakmaya devam edeceğiz. İlk dönemde yaptığımız çalışmaların sonuçlarını da görüyoruz. 2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" açıklamasında bulundu.
17 Şubat 2026 Salı - 13:29
Merasim Sokak’ta terör saldırısında hayatını kaybedenler anıldı
Ankara Merasim Sokak’ta 17 Şubat 2016’da düzenlenen bombalı terör saldırısında hayatını kaybedenler için Merasim Sokak’ta anma töreni düzenlendi. Ankara’da 17 Şubat 2016’da askeri personeli taşıyan servis araçlarına, Merasim Sokak’taki trafik ışıklarına geldiği esnada bomba yüklü otomobille saldırı düzenlenmişti. Terör örgütü PKK tarafından düzenlenen saldırıda aralarında sivillerin de bulunduğu 29 kişi şehit olmuş, 75 kişi de yaralanmıştı. Patlamanın olduğu alanda bir araya gelen TEMAD ve Devlet Memurları Konfederasyonu üyeleri, terör örgütünün hain saldırısını lanetlerken, acıların hala taze olduğunu vurguladı. Düzenlenen törende açıklamalarda bulunan Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı Cahit Koca, bu hain saldırının asla unutulmayacağını ve saldırıda şehit düşen vatandaşların ailelerine destek olmaları gerektiğini belirtti. "Türkiye’yi yasa boğan saldırıda 10 yılı geride bıraktık" TEMAD Başkanı Cahit Koca, "Türkiye’yi yasa boğan saldırıda 10 yılı geride bıraktık. Alçak terör saldırısında şehit olan mesai arkadaşlarımızı anmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Örgütün üst düzey yönetiminin talimatıyla gerçekleştirilen saldırıları unutmadık. Asla unutmayacağız. Bu vesileyle tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Söz konusu saldırıda görme kabiliyetini kaybeden evladımız; okuma-yazmayı, piyano çalmayı ve resim yapmayı öğrendi. Anma etkinliklerini şehitlerimize yakışır bir şekilde göstererek hep beraber, bir arada dik durarak yapmayı tercih ettik" diye konuştu. "Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz" Saldırıda yaralanan gazilere ayrıca bir parantez açan Koca, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), büyük ve onurlu bir aile olduğunu vurgulayarak, "Vatan için canını feda eden kahramanlarımızı anmak, onları unutmamak ve geride kalan ailelerine destek olmak hepimizin borcudur. Onlar vatan, bayrak ve kurtuluş değerlerimiz için can verdiler. Biz de hatıralarına sahip çıkacağız. 10 yıl önce bugün; 11’i astsubay, 12’si devlet memuru, 2’si işçi, biri Mehmetçik ve 3’ü sivil vatandaşımız olmak üzere 29 vatan evladı şehadet mertebesine ulaştı. Ruhları şahit, mekanları cennet olsun. Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. TSK, erinden generaline kadar büyük ve onurlu bir ailedir" ifadelerine yer verdi. Düzenlenen anma törenine Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Sekreteri Tuncay Cengiz, TEMAD Başkanı Cahit Koca ile şehit ve gazi aileleri katılım sağladı. Tören, çelenk ve karanfil bırakılması ile son buldu.
17 Şubat 2026 Salı - 12:54
Sincan’da Ramazan ayı hazırlıkları başladı
Sincan Belediyesince ilçede kurulan iftar çadırlarında vatandaşlar oruçlarını açacak, yemek yapamayan engelli, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlara ise sıcak yemek ikramı Ramazan boyunca da devam edecek. Sincan Belediyesi 11 ayın sultanı Ramazan ayında gönül köprüleri kuruyor. Yenikent ve Lale Meydanı’nda kurulan iftar çadırlarında vatandaşlar oruçlarını açacak. Her gün binlerce kişi aynı sofrada buluşacak, birlik ve beraberliğin en güzel örneği sergilenecek. Sıcak yemek hizmeti devam edecek Evlere sıcak yemek hizmeti ramazan boyunca da devam edecek. Yemek yapamayan engelli, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan 583 hanedeki 817 kişiye iki öğün sıcak yemek verilecek. İhtiyaç sahiplerinin kapısına kadar ulaştırılacak yemekler tek kullanımlık kaplarda hijyenik ortamlarda hazırlanıyor. İhtiyaç sahiplerine destek Sıcak yemek hizmeti yanında ihtiyaç sahiplerine Ramazan öncesi sosyal destek kartı üzerinden nakdi yardım da yapıldı. 7 bin 215 ihtiyaç sahibi kişiye 3 bin lira ödeme gerçekleştirildi. 5 kıraathane 24 saat açık olacak Yalnızca çadırda değil millet kıraathanelerinde de ramazan heyecanı yaşanıyor. Gençlerin çok sevdiği ve zamanının büyük bir bölümünü geçirdiği 12 millet kıraathanesinde öğrencilere iftar verilecek. 24 saat açık olacak olan Abdurrahim Karakoç, Yavuz Sultan Selim, Evliya Çelebi, Fatih ve Merkez Millet Kıraathanelerinde öğrencilere sahur vakti de yemek ikram edilecek.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder