Yerel Haberler
Diyarbakır
60 yıl önce 10 binde bir görülüyordu, günümüzde 33 çocuktan birinde var 02 Nisan 2026 Perşembe - 09:30:52 Uzmanlar, 1970’li yıllarda 10 binde de bir görülen otizmin, günümüzde 33 çocuktan birinde görüldüğünü ve oranın erkek çocuklarda kızlara oranla 3 ila 5 kat daha fazla olduğunu kaydetti. 2 Nisan ‘Dünya Otizm Farkındalık Günü’ nedeniyle açıklamalarda bulunan Diyarbakır Memorial Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı İbrahim Zeyrek, otizmin son zamanlarda ciddi şekilde artan nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu söyledi. Zeyrek, "Nörogelişimsel bozukluklar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, zihinsel yetersizlik, öğrenme güçlüğü, motor bozukluklar ve tik bozukluklarını kapsamaktadır. Otizm de bunlardan biridir. Son zamanlarda otizm oranı çok ciddi bir şekilde artmıştır. 1970’li yıllarda 10 binde bir görülürken, günümüzde 33 çocuktan birinde görülmektedir. 2000’li yıllara göre ise yaklaşık yüzde 400 oranında bir artış söz konusudur. Bu çocuklar genellikle belirli şikayetlerle başvurmaktadır. En başta konuşma gecikmesi gelmektedir. Ancak konuşma gecikmesi tek başına yeterli değildir. Konuşma gecikmesinin birçok nedeni vardır. Otizm açısından değerlendirecek olursak, bunun yanında başka belirtilerin de olması gerekir. Bunlar, sosyal temas yoksunluğu, ismine dönmeme, göz teması kuramama, işaret edilen yere bakamama ve o bağlamda iletişim kuramama gibi durumlardır. Bunlar otizmin çekirdek belirtileri, yani A belirtileridir. Tanı, DSM-5’e göre konulmaktadır. A belirtisi sosyal iletişim ve karşılıklı etkileşimde yetersizliktir. B belirtisinde ise sınırlı ilgi alanları, tekrarlayıcı hareketler ve duyusal farklılıklar yer alır. B belirtilerinden en az iki tanesinin bulunması gerekir. Ancak küçük çocuklarda her zaman gözlemlenmeyebilir. Stereotipik hareketler arasında kanat çırpma, alkış yapma, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme ve kelime tekrarları (ekolali) yer almaktadır. Günümüzde çocuklarda sık görülen şikayetler arasındadır" dedi. ’’Otizm belirtileri genelde 2-3 yaş arasında fark ediliyor’’ Otizm belirtilerinin genellikle 2-3 yaş arasında fark edildiğini aktaran Zeyrek, şu ifadeleri kullandı: ’’Eskiden ‘3 yaşından önce tanı konulamaz’ gibi bir yanlış kanı vardı. Ancak bu doğru değil. 3 yaşından önce de tanı konulabilmektedir. Erken tanı büyük önem taşımaktadır. Çünkü 0-6 yaş beyin gelişimi açısından kritik bir dönemdir. Özellikle 2 ve 5 yaş civarında beyin gelişiminde budanma süreçleri yaşanır. Kullanılmayan nöron bağlantıları zamanla yok olur. Bu nedenle erken tanı ve erken eğitim çok önemlidir. Otizm, erkek çocuklarda kızlara oranla 3 ila 5 kat daha fazla görülmektedir. Vaka sayısındaki artışta farkındalığın artması da etkili olmuştur. 2 Nisan Dünya Otizm Günü gibi farkındalık çalışmaları sayesinde aileler daha bilinçli hale gelmiştir. Risk faktörleri arasında ileri baba yaşı da yer almaktadır. Günümüzde evlilik ve çocuk sahibi olma yaşının artmasıyla birlikte bu durumun etkisi daha fazla görülmektedir. Ayrıca genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi, yani epigenetik süreçlerin de etkili olduğu düşünülmektedir.’’ ’’Ekran kullanımının otizme neden olduğu kesin olarak söylenemez’’ Ekranın, otizme neden olduğunu kesin olarak kabul edilemez olduğunu dile getiren Zeyrek, şunları söyledi: "Ekran kullanımının otizme neden olduğu kesin olarak söylenmemektedir. Ancak yoğun ekran maruziyeti, var olan otizm belirtilerinin şiddetini artırabilmektedir. Aileler bazen tanı almaktan korktukları için süreci geciktirebilmektedir. Çocukta belirtiler 2 yaşında fark edilse bile başvuru 3-4 hatta 5 yaşına kadar ertelenebilmektedir. Bu da eğitime geç başlanmasına neden olur ve alınacak faydayı azaltır. Otizmi tamamen ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi yoktur. Ancak eşlik eden dikkat eksikliği, hiperaktivite, uyku bozukluğu, agresyon, kaygı ve depresyon gibi durumlar için ilaç tedavisi uygulanabilmektedir. Otizmde en önemli tedavi yöntemi özel eğitimdir. Tanı konulduğu anda vakit kaybetmeden özel eğitime başlanmalıdır. Ailelerin de bu süreçte aktif rol alması, evde destekleyici çalışmalar yapması gerekmektedir. Tanı sürecinde yaşanan inkar durumunun hızlı bir şekilde aşılması ve eğitime odaklanılması, çocuğun gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ve doğru eğitimle çocukların gelişiminde önemli ilerlemeler sağlanabilmektedir."
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:25 Dicle Elektrik’ten eğitime teknoloji desteği Dicle Elektrik, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında Batman ve Diyarbakır’daki dört okula bilgisayar bağışladı. Teknolojik ekipmanlar, öğrencilerin dijital araçlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla okullara teslim edildi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, enerji hizmetlerinin yanı sıra sosyal sorumluluk projeleriyle de bölgesel kalkınmaya katkı sağlamaya devam ediyor. Bu kapsamda şirket, bünyesinde bulunan kullanılabilir bilgisayar ve monitörleri eğitim kurumlarıyla buluşturarak öğrencilerin dijital eğitim imkanlarına erişimini güçlendirdi. "Okulların teknolojik altyapısına katkı" Gerçekleştirilen bağış kapsamında Batman Kız Anadolu Lisesi, Batman Yunus Emre Anadolu Lisesi, Diyarbakır Bağlar Namık Kemal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Batman’ın Beşiri ilçesinde bulunan Dağyolu İlkokulu’na bilgisayar desteğinde bulundu. Teslim edilen teknolojik ekipmanların, öğrencilerin bilgisayar destekli eğitimden daha verimli şekilde yararlanmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Eğitim kalitesine katkı sağlayacak Teslim töreninde değerlendirmelerde bulunan Dicle Elektrik yöneticileri, yapılan bilgisayar desteğinin eğitim kalitesine önemli katkı sağlamasını ümit ettiklerini belirterek, öğrencilere başarılar dilediler. Destek kapsamında ilk etapta dört okula 50 bilgisayar ve 11 monitör bağışından bulunuldu. İnsan ve toplum odaklı projeleriyle dikkat çeken Dicle Elektrik, enerji dağıtım hizmetlerinin yanı sıra eğitim, çevre ve toplumsal kalkınma alanlarında yürüttüğü çalışmalarla bölgede fark oluşturmayı hedefliyor. Şirket yetkilileri, benzer sosyal sorumluluk projelerinin önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini vurguladı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 21:23 Amed Sportif Faaliyetler’den şampiyonluk yemeği Trendyol 1. Ligde şampiyonluk mücadelesi veren Amed Sportif Faaliyetler, ligin bitimine 6 hafta kala moral ve adaptasyonu çıkarmak yükseltmek için yemek programı düzenledi. Trendyol 1. Ligde 67 puan ile 2. sırada bulunan Amed Sportif Faaliyetler, Diyarbakır’ın önde gelen isimleri, teknik ekip ve yöneticilerin katıldığı yemek programı düzenledi. Programa Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Serra Bucak, Amed Sportif Faaliyetler Başkanı Nahit Eren, Amed Sportif Faaliyetler Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Metin Kılavuz, Amed Sportif Faaliyetler Teknik Direktörü Mesut Bakkal, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan, Amed Sportif Faaliyetler yöneticileri, teknik ekip ve basın mensupları katıldı. Programda konuşan Diyarbakır Büyükşehir Başkanı Serra Bucak, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi adına ve Diyarbakır’daki tüm yerel yönetimler, ilçe belediyeleri adına Amed Sportif Faaliyetler’e başarı dileklerini iletti. Bucak, "Amedspor’un önünde 6 maç var, üçü kendi sahasında, üçü deplasmanda. Gerçekten tarihi ve çok önemli bir yolculuktan geçen Amedspor’un bugünlere gelmesinde emeği olan tüm kulüp başkanlarına, yönetim kurulu üyelerine ve kulüpte katkı sunmuş herkese teşekkür ediyoruz. Ancak en büyük teşekkürü taraftara, Diyarbakır halkına etmek istiyoruz. Bu süreçte güçlü bir dayanışma ortaya çıktı ve önemli bir başarı yakalandı. Şimdi önümüzde yeni bir hedef var, şampiyonluk ve bir üst lig. Bu noktada yapılması gereken, kenetlenmek, birlik olmak ve kalan 6 haftayı yüksek motivasyonla geçirmek. Kenti bir şampiyonluk havasına sokmak ve sonuç ne olursa olsun bu atmosferi sonuna kadar korumak büyük önem taşıyor. Bu anlamda tüm kente, tüm Diyarbakır’a çağrımızdır, taraftarlarımız takımımıza sahip çıksın. Şampiyonluk yolundaki bu kritik maçlarda birlikte olalım, stadyumları dolduralım. Tribünlerde barışın, dostluğun ve futbolun güzelliklerinin öne çıktığı bir ortam oluşturalım" ifadelerini kullandı. Daha sonra konuşan Amed Sportif Faaliyetler Başkanı Nahit Eren, bu dayanışmayı daha önce de yaşadıklarını söyledi. Eren, "Bugün kentimizin bütün bileşenleri, özellikle de istişare kurulumuz ki bildiğiniz üzere kentteki sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ve yerel yönetim temsilcilerinden oluşuyor çok kıymetli bir dayanışma örneği sergiledi. Antrenman sahamızda futbolcularımızla ve teknik heyetimizle bir araya gelerek, tıpkı geçmişte olduğu gibi, kentin tamamını bu şampiyonluk havası etrafında kenetlenmeye davet ettiler. Bu inancı ve motivasyonu hem futbolcularımıza hem de teknik ekibimize güçlü şekilde hissettirdiler. Ben de bu anlamda, kulüp başkanı olarak ve kulüp yönetimi adına, başta Amedspor olmak üzere emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Diyarbakır’da 1 milyon 152 bin bitki dikildi
28 Aralık 2024 Cumartesi - 10:41 Diyarbakır’da 1 milyon 152 bin bitki dikildi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, kentin yeşil ve estetik bir görünüme kavuşmasını sağlamak için farklı noktalarda 1 milyon 152 bin 367 bitkiyi toprakla buluşturdu. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, önemli ölçüde ekonomik tasarruf sağlayarak, kendi seralarında ürettiği ve kentin 4 merkez ilçesinin farklı noktalarında değerlendirdiği bitkilerin dikimlerine devam ediyor. Fidanlık ve Ağaçlandırma Şube Müdürlüğü, 2024 nisan ve aralık aylarındaki çalışmaları kapsamında Yenişehir ilçesinde bulunan TOKİ’lerde yer alan fidanlık sahasında, ürettiği çiçek, ağaç ve çalı grubuna ait 1 milyon 152 bin 367 adet bitkiyle kentin refüj, kavşak ve parklarını süsledi. Mevsimlik çiçeklerin özelliklerini göz önünde bulundurarak üretimi yaz ile kış aylarına ayırarak gerçekleştiren Fidanlık ve Ağaçlandırma Şube Müdürlüğü, yaz aylarında kadife, zinnia ve Çin kadifesi türünde 600 bin çiçeği toprakla buluşturdu. 499 bin mevsimlik çiçek toprakla buluşacak Yaz aylarında kışın planlamasını da yapan Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, bitkilerin değerlendirileceği alanlarda çiçek söküm, toprak takviyesi, altyapı çalışmalarına paralel olarak farklı renklerde süs lahanası ve menekşe olmak üzere 1 milyon 30 bin kışlık mevsimlik çiçeğin üretimine başladı. Fidanlık ve Ağaçlandırma Şube Müdürlüğü, üretimini sürdürdüğü 1 milyon 30 bin kışlık çiçeğin 530 bin 913 adedini 4 merkez ilçenin, kavşak, refüj ve parklarında değerlendirdi. Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, kış aylarında toplamda 499 bin 87 adet süs lahanası ve menekşe çiçeğini kentin farklı noktalarında toprakla buluşturacak. Su tüketimini azaltan peyzaj uygulamalarına ağırlık verildi Küresel ısınma ile birlikte su kaynaklarının her geçen gün azaldığını göz önünde bulunduran Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, özellikle orta refüj ve kavşaklarda kuru peyzaj çalışmalarına ağırlık verdi. Kuru peyzaj uygulamasıyla önemli ölçüde su tasarrufu sağlayan ekipler, yaptıkları çalışmalarda mevsimlik çiçek ve çalı grubuna ait bitkilerin daha estetik görünmesini sağlamak için kuru peyzaj malzemesi olan cüruf, ağaç yongası ve ponza kullandı. Diyarbakır gül şehri olma yolunda Bitki ve çiçekleri seçerken kentin iklimine ve tabiatına uygun olmasını göz önünde bulunduran ekipler, ürettikleri Yediveren, Muhammediye ve Meyland türündeki 4 bin adet gülü bahar aylarında kavşak, refüj ve parklarda toprakla buluşturdu. Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, Diyarbakır’ın ’gül şehri’ olarak benimsemesini sağlamak için 2025’de yaklaşık 10 bin adet farklı türlerdeki gülleri kentin değişik noktalarında değerlendirecek. 10 bin 719 adet çalı toprakla buluştu Fidanlık ve Ağaçlandırma Şube Müdürlüğü, 2024 Nisan ve Aralık ayları arasındaki zaman diliminde peyzaj düzenleme çalışmaları kapsamında farklı renk ve türlerde 10 bin 719 adet çalıyı toprakla buluşturarak yeşil alanların daha estetik görünmesini sağladı. 6 bin 375 ağaç dikildi Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, yaptığı planlama doğrultusunda ağaç dikme mevsiminde farklı yaş ve türlerde 6 bin 375 adet fidanı kentin kavşak, park ve refüjlerinde değerlendirdi. Ağaç üretim kapasitesini 2025’de artırmak için kapsamlı çalışmalar yürüten Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, 15 bin adet fidan üretimi içinde çalışmalarına devam ediyor. Ücretsiz bitki dağıtımı Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, üretimini gerçekleştirdiği bitkileri vatandaşlar, ilçe belediyeleri ve kamu kurumlarıyla da paylaştı. Gelen talepler doğrultusunda Fidanlık ve Ağaçlandırma Şube Müdürlüğü, vatandaşlara, ilçe belediyelerine ve kamu kurumlarına belirli sayılardaki bitkiyi ücretsiz dağıttı. Bitkilerin gelişimlerini sağlıklı şekilde sürdürmeleri için ekipler, ilaçlama çalışmaları kapsamında görev ve sorumluluk alanında bulunan noktalarda bitki gelişim düzenleyici fungusit ve henbisit uygulamalarını aksatmadan gerçekleştirdi. Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, bitkilerde verim ve gelişme arasında fizyolojik bir denge kurulması, bunun mümkün olduğu kadar uzun süre korunmasına yönelik olarak 2024 Nisan ve Aralık ayları arasındaki zaman diliminde 47 bin 824 adet ağaç ve çalının budamasını yaptı. Oluşturulan 23 kişilik ekip, önceden belirlenen çalışma takvimi doğrultusunda yeşil alanlarda mevsimden kaynaklı ağaç budama işlemlerine devam ediyor. Bakım Şube Müdürlüğü, bahar ve yaz aylarında özellikle orta refüj ile kavşaklarda yer verilen toplamda 1 milyon 513 bin metrekarelik alanda çimin biçimi yaptı. Ekipler, ayrıca 370 bin metrekarelik alanda yabani ot temizliğini gerçekleştirdi. Kurduğu atölyelerde kent mobilyalarının bir kısmını üreten Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, ihtiyaç duyulan alanlara kent mobilyalarının montajını yaptı. Büyükşehir Belediyesinin, sorumluluk alanında olan 32 parkta kırılan ve yıpranan kent mobilyalarının onarımını da yapan Bakım Şube Müdürlüğü, ayrıca kamu kurumlarının kent mobilyaları ihtiyaçlarını gelen talepler doğrultusunda karşıladı. Bakım Şube Müdürlüğü, yaz aylarında hava sıcaklığının mevsim normalleri üzerinde seyretmesi üzerine bitkilerin, bu olumsuz durumdan etkilenmemesi için oluşturduğu ekiplerle ihtiyaca göre kimi zaman 3 çoğu zaman da günlük 2 defa olmak üzere sulama çalışmasını rutin şekilde gerçekleştirdi. Bakım Şube Müdürlüğüne, bağlı elektrik ekibi refüj, park ve mesire alanlarında başta meydana gelen arızalara müdahalede bulundu, elektrik panolarının rutin bakımlarını yaparak oluşabilecek arızaların önüne geçti. Yine Bakım Şube Müdürlüğü, bünyesinde faaliyet yürüten tesisat ekibi, yeşil alanlarda bitkilerin sağlıklı şekilde gelişimini sağlamak amacıyla oluşan su tesisatı arızalarına müdahale etti. Ayrıca yeni oluşturulan yeşil alanlara sulama tesisatlarını döşedi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin yeşil alanlar ve peyzaj düzenlemeleri, kentin estetik ve çevresel sürdürülebilirliğini artırmaya devam ediyor.
Diyarbakır ulaşımında güvenli ve akıllı yolculuk dönemi başladı
27 Aralık 2024 Cuma - 16:50 Diyarbakır ulaşımında güvenli ve akıllı yolculuk dönemi başladı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği projelerle kentteki ulaşımda yeni döneme geçildi. Ulaşım Dairesi Başkanı Temel Cengiz, akıllı, güvenli ve konforlu bir ulaşım için çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, 14 kavşağın kurulacağını, 130 adet kırsal durağın ihalesinin tamamlandığını ve önümüzdeki yıl 51 otobüsün daha alınacağını söyledi. Ulaşım Daire Başkanlığı, 8 aydır yürüttüğü çalışmalarla vatandaşların şehir merkezinden kırsala kadar geniş bir alanda güvenli ve konforlu ulaşımını sağlamayı hedefleyen birçok projeyi hayata geçirdi. İlk çalışma, Trafik Kontrol Merkezinin kurularak aktif hale getirilmesi ve Akıllı Durak projesi oldu. Otobüs içi monitör alımları tamamlanıp montaj işlemleri başlatıldı. Kırsal durak ihalesi tamamlanırken, halk otobüsleriyle ilgili düzenleme çalışmaları sonucunda kooperatif yetkilileriyle anlaşma sağlanarak protokol imzalandı. Otobüs alımı için ilgili bakanlıkla yazışmaların ardından 14 yeni otobüs alındı. Ödeme işlemleri tamamlanan otobüslerin belediyeye teslim edilmesi bekleniyor. Sadece otobüs alımı değil otobüslerin bakım ve tamiratı da gerçekleştirildi. Toplamda 4 bin 641 kez otobüs bakımı-tamiri ve onarımı yapıldı. Yol çizgileri, yaya geçitleri ve bisiklet yolları yapıldı Yol çizgileri ve bordür boyama faaliyetleri kapsamında, Kayapınar ilçesinde 440 kilometre, Yenişehir ilçesinde 115 kilometre, Bağlar ilçesinde 364 kilometre yol çizgisi çalışması tamamlandı. Bismil, Çermik, Dicle, Kocaköy, Çınar, Sur, Hazro, Hani ve Silvan ilçelerinde de çeşitli mesafelerde yol çizgileri yapıldı. Toplamda 2 bin 64 kilometre soğuk yol çizgisi tamamlanarak halkın güvenli ulaşımı için önemli bir adım atıldı. Ayrıca, çeşitli ilçelerde yaya geçitleri, tümsekler ve bisiklet sembollerinin yanı sıra otopark çizgileri ve yön belirleme işaretleri de yapıldı. Güvenli trafik akışı için çalışmalar Kentin birçok alanına trafik levhaları yerleştirilirken hız kesici kasis çalışmaları yapıldı. Bu kapsamda Yenişehir, Sur, Silvan, Lice, Kulp, Kocaköy, Kayapınar, Hani, Ergani, Eğil, Dicle, Çüngüş, Çınar, Çermik ve Bismil ilçelerinde binlerce trafik levhası yerleştirildi. Hız kesici kasisler de Kayapınar, Bağlar, Yenişehir, Sur, Ergani, Hani, Bismil, Kocaköy, Lice, Silvan ve Dicle ilçelerinde faaliyete geçti. Ayrıca, farklı ilçelerde trafik güvenliği unsuru çalışmaları gerçekleştirilerek güvenli trafik akışı sağlandı. Yeni sinyalizasyon sistemleri Sinyalizasyon sistemleri de önemli bir gelişim gösterdi. Mahabad Bulvarı Dünya Kavşağı ve Cemiloğlu ile Sezai Karakoç Bulvarı kesişimlerinde yeni sinyalizasyon sistemleri kuruldu. Ayrıca, araştırma yolunda Butonlu Kavşak kuruldu ve akıllı kavşak çalışmalarına devam edildi. Kent genelinde sinyalizasyon sistemlerinin rutin kontrolleri yapılarak, gerekli bakım ve onarımlar tamamlandı. Çalışmalara ilişkin bilgi veren Ulaşım Dairesi Başkanı Temel Cengiz, göreve başladıklarından bu yana kent merkezi ve kırsal mahallelerde 31 bin trafik levhası montajı ve 2 bin 64 kilometre yol çizgi çalışması yaptıklarını belirtti. 64 kavşak izleniyor Trafik Kontrol Merkezinin kurulduğunu ve şu anda 64 kavşağın izlendiğini, 14 kavşağın ise kurulacağını aktaran Cengiz, “10 durağımız akıllı hale getirildi, 130 adet kırsal durağımızın ihalesi tamamlandı, önümüzdeki günlerde montajına başlayacağız” dedi. 51 otobüs daha alınacak 14 yeni otobüsün alındığını, önümüzdeki yıl 51 otobüs daha almayı planladıklarını aktaran Cengiz, “Bu süreçte Özel Halk Otobüsleri ile ilgili bir protokol imzalandı, 65 yaş üstü vatandaşların, engelli vatandaşlarımızın ücretsiz binişi ile ilgili çalışmalar yapıldı. Protokolde ücretin belediyemiz tarafından karşılanacağı belirtildi. Halk otobüslerinin de toplu ulaşım da düzene girmesi ile ilgili çalışmalara devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Sanık Nevzat Bahtiyar’ın avukatı "Er Ryan’ı Kurtarmak" filmi üzerinden savunma yaptı
27 Aralık 2024 Cuma - 16:39 Sanık Nevzat Bahtiyar’ın avukatı "Er Ryan’ı Kurtarmak" filmi üzerinden savunma yaptı Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran cinayeti davasında sanık Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Ali Eryılmaz, Er Ryan’ı Kurtarmak filminin senaryosunu örnek göstererek, "Bir araya gelmişler, ’Biz nasıl Enes’i bu işten çıkartıp, kurtarırız’ demişler. Ellerinden geleni yapmışlar. O kadar kişi 19 gün boyunca Narin’i aradı. Türkiye’nin en büyük kurtarma operasyonu yapıldı" dedi. Merkez Bağlar ilçesine bağlı kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos günü kaybolmasının ardından 19 gün sonra 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cesedi bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında açılan davanın ikinci duruşması sürüyor. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Narin’in annesi Yüksel Güran, amcası Salim Güran ve ağabeyi Enes Güran ile Narin’in cansız bedenini bulunduğu dereye taşıyan komşuları Nevzat Bahtiyar, ‘iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanıyor. Er Ryan’ı Kurtarmak filminin senaryosunu örnek verdi Duruşma, sanık ve avukatların savunmaları ile devam ediyor. Sanık Nevzat Bahtiyar’ın yaptığı savunmanın ardından konuşan avukatı Ali Eryılmaz, Er Ryan’ı Kurtarmak filminden örnek verdi. Eryılmaz, "Bir araya gelmişler, ’Biz nasıl Enes’i bu işten çıkartıp, kurtarırız’ demişler. Ellerinden geleni yapmışlar. O kadar kişi 19 gün boyunca Narin’i aradı. Türkiye’nin en büyük kurtarma operasyonu yapıldı. Ona rağmen o kız bulunamadı. Neden bulunamadı? Narin aranırken, 95 sahte ihbar, 2 tane yangın, Narin’in terliğinin aynı rengi ve modelinde terlik bulma, gelen-giden arabalar, tanıkları, jandarmayı yanıltmak. Bu davranışlar olmasaydı Narin 2-3 gün içinde bulunurdu. Bunlar Narin’in bulunmasını da istemediler. Bir kabahat işlediler ve o kızın bulunmaması için ellerinden geleni yaptılar. Bulunursa bile, ‘O zamana kadar deliller kaybolur, bize ait bir şey çıkmaz. Biz de bu işten yırtarız’ diye düşündüler. Ama umdukları gibi gitmedi" diye konuştu. "Aile içerisinde bir kişinin namusuyla ilgili iddia kurup savunma mekanizması geliştirmedik" “Bu davaya vekil olarak katıldığımız 30 gün içinde karşımızdaki aile hakkında ithamda bulunmadık" diyen Eryılmaz, "Bunu hem mesleki anlamda etik görmedik. Karar veren makam, mevki de sizsiniz. Diğerlerinin bu ithamını da doğru bulmuyoruz. Diğer bir husus ise ben ve meslektaşım Adnan Bey, aile içerisinde bir kişinin namusuyla ilgili iddia kurup savunma mekanizması geliştirmedik. Ne konuştuysak dosya içinden konuştuk. Özelikle şahsıma, eşime attıkları laflara cevap bile vermiyorum. Sanıkların gazeteci arkadaşlara ve topluma söyledikleri laf yerinde değil. Kendi kabahatlerini başkalarına atmasınlar. Ellerinde bir delil de yok. Suçtan kurtulmaya çalışıyorlar. Dosya içinde o kadar delil var ki. Dosyada her delil belli. Eğer toplumun, gazetecilerin susmasını istiyorlarsa çıkıp itiraf edecekler. Çünkü olayın gideceği yer farklı. Bu olayı bir kişinin yaptığı belli. Çıkıp erkek gibi itiraf edecek. Allah’a havale ediyoruz. Bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterir. 300 kişi köyde dinlendi. İfadelerin hepsi yalanlarla doğru. Ama her şeyi saklamak mümkün değil. Anne jandarma ifadesinde ’Narin’i çıktığım zaman her zaman Maşallah’a bırakıyorum’ diyor. Bunu da farklı yorumlayabiliriz. Rojin’in babası kızı kaybolduğu günden bugüne kadar çalmadık kapı bırakmadı. Hala çalmadık yer bırakmıyor. Bu ailede ilk günden beri aynı şeyi yapmış olsaydı birilerini dövmek yerine, delil karartmak yerine sahip çıksaydı böyle olmazdı" dedi. "Aile yanlış yönlendirme yapmasaydı, devletin üstün çabasıyla ilk 3 gün içinde bulunurdu" Gerçek katilin ortaya çıkması ve müvekkilinin katil olmadığının ortaya çıkmasını isteyen Eryılmaz, "Biz bunu kamu görevi olarak üstlendik. Her şeyi kendimiz karşılıyoruz. Bütün masrafımızı kendimiz karşılıyoruz. Narin bizim kızımızdır demesinler, Narin 86 milyonun kızı. Katilin kim olduğunu içlerinde biliyorlar. Mağdur rolü oynuyorlar. Ama para bol belki drama dersi de almışlar. Satacakları 400 dönüm yer var. Yargıtay’dan dönünceye kadar satarlar. Burada kendi his ve duygularımla değil, bana destek olanların hisleriyle de buradayım. Aile yanlış yönlendirme yapmasaydı, devletin üstün çabasıyla ilk 3 gün içinde bulunurdu. Kurdukları hikayenin sonu umdukları gibi bitmedi. O yüzden burada oturuyorlar. Salim Güran, komutanla yaptığı konuşmada 15.30 ve sonrasında saati hep değiştirdiler. Ailenin bu kadar çabası Nevzat’ı kurtarmak için mi? Nevzat onların ifadesiyle kim ki? Cinayetin biranda olup biten bir cinayet olduğunu düşünüyorum ki, savcı hanımın da mütalaasını böyle verdiğini düşünüyorum. Köyde bir sürü insan varken neden Nevzat? Kendi ifadelerinden cevap vereceğim. Köyde kimse yok, düğüne gitmişler. Salim, Nevzat’ı arıyor. Nevzat’ı biliyor. Çağıracağı ilk kişinin Nevzat olduğunu biliyor. Enes 1 saat içinde 16 kişi ile muhatap olmuş, Nevzat ise sadece Salim, eşi Gazal ve Yüksel ile muhatap olmuş. Nevzat toplam üç ifade değiştirdi. Ama sabit olan cesedi taşıdığını ve kimin verdiğini söyledi. Baz raporlarında, bilirkişi raporlarında imzalar farklı. Belki imzalar da sahte. Rapor fotoğraflarına Kırşehir fotoğrafları koyulmuş. Ciddiyetsiz ve samimiyetsizce raporlar hazırlanmış. Eşimin telefonuna ve kendi telefonuma kullanılan programı indirdim, ölçüm yaptık, çok farklı. Ölçüm ve değerler hat veriyor. Bilirkişi raporunu hazırlayan arkadaşlar, Nevzat Bahtiyar’ın yargılanmasını sağlayan tek delil DNA ve tanık ifadesi yok. Böyle bir uyduruk rapora mı güveneyim yoksa müvekkilin söylediğine mi? HTS kayıtlarına diyeceğim bir şey yok. Nevzat’ın yakalanma anına ilişkin jandarma kapıyı çalıyor, açıyor ve teslim oluyor. Kapıdaki araba benim diyor. Öyle söylendiği gibi dolapta yakalanmıyor. Adımsayar uygulaması cebinize ayrı, elinizde ayrı ve çantada ayrı sayılır. Müvekkilim için soğukkanlı diyor Salim. Asıl soğukkanlı kendisi, ki Salim iki fatura ödemesi yapıyor. Ölümüne sebebiyet verilen şeyi 15.14’te gördü, 15.16’da Narin bu dünyaya gözlerini yumdu" şeklinde konuştu. Nevzat Bahtiyar’ın diğer avukatı Adnan Ataş ise, dava görüntülerinin 19 gün sonra incelenmediğini, 28-29 Ağustos’ta incelendiğinin tutanaklarda da olduğunu söyledi. Ataş, “Bir istismardan bahsedildi. Soruşturma boyunca 39 tanık dinlendi bu dosyada, 25’i Güran ailesi. Bizden önceki savunmada olay yeri evin içiymiş gibi söylendi. Olay yeriyle ilgili olarak müvekkilimizin tek beyanı yok, olay yerini tariflemedi. Narin kaybolduğu gün Arif Güran, ailesinden değil, başkalarından öğreniyor. Başka kişilerden öğrendiğini söyledi. Salim Güran tüm aile üyeleriyle görüşüyor, ama Narin’in babasını aramıyor. Müvekkille ilgili hep soğukkanlı olduğu söyleniyor. Ailesi burada değil güvenlik gerekçesiyle. Ailesi yanında olmak istedi, güvenlik için, duruşma düzeninde sorun olmaması için biz yanlarında olduğumuzu söyledik” diye konuştu. Müvekkilinin soğukkanlı olma gerekçesine değinen Ataş, “Kendini yalnızlık ve çaresizlik içinde hissetti. Ve duruşmada bu tavır içinde oldu. Kendisine sözler söylendi. İçinde bu ruh halinden dolayı insan psikolojisinin geliştirdiği bir savunma. Cinayet için de ciddi bir gerekçe ortaya konulmadı. Enes’in vücudundaki 8-9 izden bahsediyoruz. Bu bir kavganın neticesinde olabilecek bir şey. Mısır koçanlarından olduğunu düşünmüyoruz. Arif Güran’ın evinin çevresinde bir şeyler olduğu belli. Ne olduysa o yokuşun yukarısında oldu. Mitokondiriyal DNA’sına ilişkin olarak tüm kıl ve saç yapılarının kendisine ait olduğunu düşünmüyoruz. Saç ve kıl boyutları farklıdır. Belki Narin katilini bize saç ve kıl örnekleriyle avucunda göstermeye çalıştı. Bu dört sanığın birlikte hareket etmesi mümkün değil, iştirak halinde olamaz. Orada çobana karşı bir eylem gerçekleştiriyorlar. Ölüm gerçekleştikten sonra müvekkilimin gittiği görülüyor daraltılmış baz istasyonları raporuna göre. Her türlü senaryoda 4 sanık birlikte hareket etmiş olamaz. Müvekkilim Narin’i oradan çıkartmak için 4 gün bekliyor, işe gitmiyor. Ama köydeki jandarmadan dolayı gidemiyor. Cinayete müvekkilimin iştirakına ilişkin mütalaayı kabul etmiyoruz, beraatını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’daki Narin duruşması
27 Aralık 2024 Cuma - 14:34 Diyarbakır’daki Narin duruşması Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin dava, ikinci gününde devam ediyor. Mahkemede savunmasını yapan tutuklu sanık Nevzat Bahtiyar, Narin’i kendisinin öldürmediğini sadece taşıdığını savundu. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran ile cesedi taşıdığı tespit edilen komşu Nevzat Bahtiyar, davanın ikinci duruşmasının ikinci gününde adliyeye getirildi. Mahkemede savunması istenen tutuklu sanık Nevzat Bahtiyar, ‘’Narini kesinlikle ben öldürmedim sadece taşıdım. Taşıma cezam ne ise razıyım. Cesedi Salim elleriyle bana verdi, şu anda yüzüne de söylüyorum. Kendisi bana işaret etti. Bunu parça parça yok et dedi. Şimdi bütün suçu üstüme yüklüyorlar. Herkes kendini savunmak için mücadele ediyor. Salimin avukatı hoş kelimeler söylemedi. Papağan, vahşi dedi. Papağan değilim, dağda olurdum papağan olsaydım. Vahşi de değilim. Ölü bir insanı vahşice niye aşağı atayım. Arka tarafta yer vardı oradan bıraktım. Susmam, ailem güvence olmadığı için sustum. Ailem cezaevine görüşmeye geldi güvence oldu. Emniyet, jandarma güvence altına aldı. Ne gördüysen söyleyeceksin dediler tamam dedim. Savcılığa gittim hepsini izah ettim. Papağan değilim, sen papağan gibi 2 saat konuştun. Cezaevine televizyon yok. 3 ay sigara içmedim, saçımı bile kesmedim. Ailem geldi hesabıma para attılar. Tıraşa da gittim, ihtiyaçlarımı aldım. Patlıcanı espri olsun diye dün söyledim. Ben devletten büyük değilim. Devlet yakalamıyor dedi. Haşa devletten büyük değilim. Kardeşim ne konuştuğunu bilmiyorsun. Yukarıda Allah var aşağıda devlet var. Benim gibi zavallı bir insan nasıl devletten büyük olur. Gazeteciler hiç kimse müdahale etmedi. Onları tanımıyorum ki onlarda beni doğru düzgün görmemişler. Yakalandığım gün ifadeye götürdüler. Tanıdığım hiç kimse yoktu sadece komutanlar vardı. Gazetecileri tanımıyorum. Aile güvencem olmadığı için yalana söylemek zorunda kaldım. Salim Güran bir şey söyledi. Araba konusunda Atakan konuştu. Arabayı vadeli verdim. 90 bin liraya vadeye verdim. Adam uğraştı satamadı. Salim’e söyledim al kendine para kazan. Bu para konusu da çıktı. Ev konusu çıktı. Bana evi kaça yapacaksın dedi. Bakmadan bir şey söyleyemem dedim. Sonra onu aradım. Hakkı 170 bin liradır, arkadaş ve akrabayız en son 150 bin yaparım dedim. Bana biri 140 bin lira teklif ettiğini söyledi. Bende beni kurtaramaz dedim. Yalan söylüyorlar. Ne demişsem odur. Sen beni çağırdın Narin’i teslim ettin, birde inkar ediyorsun. Ben inkar etmiyorum başkanım. Taşıma cezam ne ise razıyım. Suçumu kabul ediyorum. Onlarında mecburen kabul etmesi lazım. Suçu üstüme atıyorlar. Öldürmediğim suçu niye üstüme alayım’’ ifadelerini kullandı. (YRT
Narin davasında avukatından Salim Güran için ev hapsi talebi
27 Aralık 2024 Cuma - 14:15 Narin davasında avukatından Salim Güran için ev hapsi talebi Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin devam eden duruşmada sanık Salim Güran’ın avukatı Onur Akdağ, müvekkilinin tahliyesini ya da ev hapsini talep etti. Merkez Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 19 gün sonra 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cesedi bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında açılan davanın ikinci duruşması sürüyor. Narin’in annesi Yüksel Güran, amcası Salim Güran ve ağabeyi Enes Güran ile Narin’in cansız bedenini bulunduğu dereye taşıyan komşuları Nevzat Bahtiyar, ‘iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanıyor. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden duruşmada sanık avukatları, iddia makamının mütalaasına karşı savunma yapıyor. Duruşmada söz alan amca Salim Güran’ın avukatı Onur Akdağ, sanık Nevzat Bahtiyar’ı suçladı. “Narin, 15.13’te Nevzat’ın elinde can veriyor” Avukat Akdağ, Nevzat Bahtiyar’ın sürekli ifade değiştirdiğini belirterek, şöyle konuştu: "Bir kişi nerede kayboluyorsa, en yakın yerde aranmaya başlanır. Burada Nevzat’ın evi patikaya en yakın yerdir. Nevzat ilk anda tespit edilebilseydi, Salim’den önce bulunabilseydi hiçbir kurgusu olmayacaktı. Nevzat iki buçuk hafta sonra gözaltına alındı. O da kendisi itirafçı olmuş değil. Çiftlik kamerasını incelediklerinde kırmızı arabanın dereye indiğini gördüler, öyle Nevzat’ı fark ettiler. Bu cinayetin ne zaman işlenmiş olabileceğine dair yaklaşık bir zaman dilimi vardı elimizde. O yol üzerinde zaten öldürüldü. Kızın içinde bulunduğu araba ise 15.40’da deredeydi. Narin’in ölüm dakikasını söyleyeyim mi? 15.13’te Nevzat’ın elinde can veriyor. En fazla 19 dakikalık bir zaman diliminden bahsediyoruz. Çok sayıda faille bu cinayetin işlendiğini kim bana izah edebilir? O yüzden fail sayısının olabildiğince az olması gerekiyor. 19 gün boyunca çocuk bulunmadı, bakılması gereken yerlere bakılmadı, yapılması gerekenler yapılmadı, Nevzat tespit edilemedi. Fail bulamayınca fail üretmeye çalıştılar. Jandarma ilk Ahmet isimli birini tutuklasaydı, Nevzat onun ismini verecekti. Jandarma komutanının verdiği talihsiz müjdeyi, haberi de unutmayalım. Narin o sırada derenin altındaydı. Kolluk olayı çözemeyince agrasifleşti. Jandarma her ifadede başka hikâyenin peşine düştü. Kim ne dediyse, saatler, failler ona göre değişti. İş çözülemez hale geldi. Günün sonunda yakalanan Nevzat’ın hikayesi soruşturmanın başına alındı. Nevzat ne dediyse soruşturma ona göre yürütüldü. Oysa suçu kesinleşen tek kişi Nevzat’tı. Kim var kim yok kolundan tuttuğu gibi içeriye attılar.” Cinayete yönelik kriminal raporlarına değinen Akdağ, "Tam bir fiyasko. Ulusal kriminal, Narin’in patikaya çıktığını söylüyor. Narin’i tespit edebilen neden Nevzat’ı ya da Salim’i tespit edemiyor? Rapora göre Narin yaklaşık 50 saniye içinde patikaya çıkıyor. Bir yetişkin bile 2 dakikada çıkar o yokuşu. O yüzden bu yöndeki tespitleri de tamamen asılsız” ifadelerini kullandı. Akdağ, müvekkili sanık Salim Güran’ın tahliyesini ve beraatini, olmadığı taktirde ev hapsi verilmesini talep etti.