Yerel Haberler
İstanbul
İnme geçiren 91 yaşındaki hastaya başarılı müdahale, uzmanlardan uyarı: "Dakikanın önemi var" 12 Mart 2026 Perşembe - 12:26:13 İstanbul’da yaşayan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da bir anda konuşma bozukluğu, ağızda kayma gibi durumlar gelişince hemen hastaneye kaldırıldı. İnme geçirdiği anlaşılan ve başarılı bir tedavi süreci geçiren Kalay, "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, bana çok iyi baktılar" derken uyguladıkları tedavi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Hastamızı yürüyerek taburcu ettik. İnmenin tedavisi acildir, 1 dakika bile önemli. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. Hipertansiyon, diyabet, sedanter yaşam, sigara kullanımı gibi risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz" dedi. Yüzde kayma, çekilme, konuşmada bozulma, kol ya da bacakta güçsüzlük, kol ve bacak bölgesinde uyuşma gibi belirtileri olan inme (felç) her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparırken uzmanlar, uyarıyor. İstanbul’un Avcılar ilçesinde de 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da edinilen bilgiye göre 30 Ocak Cuma günü 16.00 sıralarında konuşma bozukluğu, bir anda yüzünde kayma gibi belirtiler ortaya çıktı. Endişelenen ailesi önce tansiyon ile ilgili bir problemden şüphelendi sonra inme olduğunu anlayınca sağlık ekiplerine haber verildi. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi İnme Merkezi’ne getirilen Kalay için hemen işlemlere başlandı. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Songül Şenadım ve inme merkezi ekibinin başarılı tedavisiyle sonrası Kalay taburcu edildi. Doç. Dr. Şenadım, uygulanan tedavi ve inmeye ilişkin bilgi verdi. İnmede 1 dakikanın bile büyük önem taşıdığını aktaran Doç. Dr. Şenadım, inmenin önlenebilir olduğuna dikkat çekti. Kalay ve torunu ise yaşadıkları süreci anlattı. "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi, hepsi düzeldi" Rahatsızlandığı süreçle ilgili konuşan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay, "Evvela bir şey hissetmedim, odaya girdim, çıkıyordum, sağ tarafa düştüm. Kafamı kapıya vurdum. Ondan sonra bir daha konuşamadım, Allah doktor kızlarımdan sağ olsun. Bana çok iyi baktılar, çok teşekkür ediyorum. Ertesi gün iyileştirdiler beni, Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, düzelttiler" ifadelerini kullandı. "En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu" Hastasının durumuna ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Ali Bey 91 yaşında, ani gelişen sağ kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu şikayetleriyle acil servisimize başvurdu. Bu belirtiler bize ilk olarak inmeyi düşündürdü. Hastamızı acil olarak görüntüleme amacıyla radyoloji ünitesine aldık. Beynin sol orta serebral arter dediğimiz büyük damarlarından birinde bir tıkanıklık olduğunu fark ettik. Buradaki damarı açmak üzere acil olarak hastamızı anjiyo ünitesine aldık. Mekanik trombektomi dediğimiz bir işlemi yaptık ve oldukça iyi geçti. İşlemden sonra kol ve bacağındaki güçsüzlükte belirgin bir düzelme gördük, yürüyerek taburcu ettik. İnme bir beyin damar hastalığıdır, beyin damarlarının tıkanması ya da kanamasına bağlı olarak ortaya çıkar. En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, dengesizlik, görme bozukluğu şeklinde. Bu belirtiler hastada gelişir gelişmez hemen 112’yi aramaları, çok hızlı bir şekilde hastanın inme merkezine getirilmesi gerekiyor" dedi. "İnme gençlerde de artık sık görülüyor, 1 dakika bile önemli" İnme sonrası hızlı müdahalenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Şenadım, "İnmenin tedavisi acildir, birkaç tedavi seçeneği var. İlk 24 saate kadar mekanik trombektomi dediğimiz işlemi uygun hastalarda yapabiliyoruz. Tabi ki bu süre ne kadar erken olursa o kadar iyi. Bizim için 1 dakika bile önemli, dakikada 1.7 milyon nöron kaybımız oluyor. Bu hastamızda kalpte ritim bozukluğu tespit ettik, pıhtının sebebini ona bağladık. Bu da yine ileri yaşta sık görülen inme sebebidir. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. İnme sıklığı artıyor çünkü beklenen yaşam süresi artık arttı. İnme sıklığının artmasının diğer bir sebebi de risk faktörlerimizin olması. Hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, sedanter yaşam, sigara kullanımı, uyku apne sendromu. Bu tür risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz. Hastalar risk faktörlerini kontrol altına alırsa inme önlenebilir. Ali Bey ilk 6 saat içinde geldi" şeklinde konuştu. "Gayet sağlıklı, şu an her şeyini yapabiliyor" Kalay’ın torunu Halil Kaan Sarıkaya ise "30 Ocak Cuma günü 16.00-16.30 gibi anneannem aradı. Dedemin kötü olduğuna dair, direkt annem ve babam onlara geçti. İlk başta bizimkiler tansiyon ile alakalı bir şey olduğunu düşünmüşler. Daha sonra toparlamak yerine daha kötü olunca yüzde kayma meydana gelince, isim hatırlamama olunca inme olduğunu anlıyorlar. Ambulansa haber veriliyor, ambulans bu hastaneye getirdi. Operasyon yapıldı, gerçekten çok hızlıydı. Burada çok iyi bakıldı, çok hızlı bir şekilde her şey halloldu. Çok mutluyuz, şu an gayet iyi, öncesinde yaptığı işleri kendi başına yapmaya devam ediyor. Gayet sağlıklı bir şekilde şu an her şeyini yapabiliyor" dedi.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:21 İnme geçiren 91 yaşındaki hastaya başarılı müdahale, uzmanlardan uyarı: "Dakikanın önemi var" İstanbul’da yaşayan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da bir anda konuşma bozukluğu, ağızda kayma gibi durumlar gelişince hemen hastaneye kaldırıldı. İnme geçirdiği anlaşılan ve başarılı bir tedavi süreci geçiren Kalay, "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, bana çok iyi baktılar" derken uyguladıkları tedavi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Hastamızı yürüyerek taburcu ettik. İnmenin tedavisi acildir, 1 dakika bile önemli. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. Hipertansiyon, diyabet, sedanter yaşam, sigara kullanımı gibi risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz" dedi. Yüzde kayma, çekilme, konuşmada bozulma, kol ya da bacakta güçsüzlük, kol ve bacak bölgesinde uyuşma gibi belirtileri olan inme (felç) her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparırken uzmanlar, uyarıyor. İstanbul’un Avcılar ilçesinde de 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da edinilen bilgiye göre 30 Ocak Cuma günü 16.00 sıralarında konuşma bozukluğu, bir anda yüzünde kayma gibi belirtiler ortaya çıktı. Endişelenen ailesi önce tansiyon ile ilgili bir problemden şüphelendi sonra inme olduğunu anlayınca sağlık ekiplerine haber verildi. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi İnme Merkezi’ne getirilen Kalay için hemen işlemlere başlandı. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Songül Şenadım ve inme merkezi ekibinin başarılı tedavisiyle sonrası Kalay taburcu edildi. Doç. Dr. Şenadım, uygulanan tedavi ve inmeye ilişkin bilgi verdi. İnmede 1 dakikanın bile büyük önem taşıdığını aktaran Doç. Dr. Şenadım, inmenin önlenebilir olduğuna dikkat çekti. Kalay ve torunu ise yaşadıkları süreci anlattı. "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi, hepsi düzeldi" Rahatsızlandığı süreçle ilgili konuşan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay, "Evvela bir şey hissetmedim, odaya girdim, çıkıyordum, sağ tarafa düştüm. Kafamı kapıya vurdum. Ondan sonra bir daha konuşamadım, Allah doktor kızlarımdan sağ olsun. Bana çok iyi baktılar, çok teşekkür ediyorum. Ertesi gün iyileştirdiler beni, Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, düzelttiler" ifadelerini kullandı. "En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu" Hastasının durumuna ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Ali Bey 91 yaşında, ani gelişen sağ kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu şikayetleriyle acil servisimize başvurdu. Bu belirtiler bize ilk olarak inmeyi düşündürdü. Hastamızı acil olarak görüntüleme amacıyla radyoloji ünitesine aldık. Beynin sol orta serebral arter dediğimiz büyük damarlarından birinde bir tıkanıklık olduğunu fark ettik. Buradaki damarı açmak üzere acil olarak hastamızı anjiyo ünitesine aldık. Mekanik trombektomi dediğimiz bir işlemi yaptık ve oldukça iyi geçti. İşlemden sonra kol ve bacağındaki güçsüzlükte belirgin bir düzelme gördük, yürüyerek taburcu ettik. İnme bir beyin damar hastalığıdır, beyin damarlarının tıkanması ya da kanamasına bağlı olarak ortaya çıkar. En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, dengesizlik, görme bozukluğu şeklinde. Bu belirtiler hastada gelişir gelişmez hemen 112’yi aramaları, çok hızlı bir şekilde hastanın inme merkezine getirilmesi gerekiyor" dedi. "İnme gençlerde de artık sık görülüyor, 1 dakika bile önemli" İnme sonrası hızlı müdahalenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Şenadım, "İnmenin tedavisi acildir, birkaç tedavi seçeneği var. İlk 24 saate kadar mekanik trombektomi dediğimiz işlemi uygun hastalarda yapabiliyoruz. Tabi ki bu süre ne kadar erken olursa o kadar iyi. Bizim için 1 dakika bile önemli, dakikada 1.7 milyon nöron kaybımız oluyor. Bu hastamızda kalpte ritim bozukluğu tespit ettik, pıhtının sebebini ona bağladık. Bu da yine ileri yaşta sık görülen inme sebebidir. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. İnme sıklığı artıyor çünkü beklenen yaşam süresi artık arttı. İnme sıklığının artmasının diğer bir sebebi de risk faktörlerimizin olması. Hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, sedanter yaşam, sigara kullanımı, uyku apne sendromu. Bu tür risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz. Hastalar risk faktörlerini kontrol altına alırsa inme önlenebilir. Ali Bey ilk 6 saat içinde geldi" şeklinde konuştu. "Gayet sağlıklı, şu an her şeyini yapabiliyor" Kalay’ın torunu Halil Kaan Sarıkaya ise "30 Ocak Cuma günü 16.00-16.30 gibi anneannem aradı. Dedemin kötü olduğuna dair, direkt annem ve babam onlara geçti. İlk başta bizimkiler tansiyon ile alakalı bir şey olduğunu düşünmüşler. Daha sonra toparlamak yerine daha kötü olunca yüzde kayma meydana gelince, isim hatırlamama olunca inme olduğunu anlıyorlar. Ambulansa haber veriliyor, ambulans bu hastaneye getirdi. Operasyon yapıldı, gerçekten çok hızlıydı. Burada çok iyi bakıldı, çok hızlı bir şekilde her şey halloldu. Çok mutluyuz, şu an gayet iyi, öncesinde yaptığı işleri kendi başına yapmaya devam ediyor. Gayet sağlıklı bir şekilde şu an her şeyini yapabiliyor" dedi.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:10 Milli şair Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci yılında kabri başında anıldı Milli şair Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci yıl dönümünde Edirnekapı Şehitliği’ndeki kabri başında düzenlenen törenle anıldı. İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci yıl dönümünde milli şair Mehmet Akif Ersoy, Edirnekapı Şehitliği’ndeki kabri başında düzenlenen törenle anıldı. İstanbul Valiliği tarafından düzenlenen törene İstanbul Valisi Davut Gül, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, İl Jandarma Komutanı Korgeneral Yusuf Kenan Topcu, Sahil Güvenlik ve Marmara Boğazlar Bölge Komutanı Tümgeneral Serkan Tezel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan, Eyüpsultan Kaymakamı Dr. Arslan Yurt, Eyüpsultan Belediye Başkanı Dr. Mithat Bülent Özmen, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. M. Mücahit Yentür, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin ile çok sayıda öğrenci katıldı. Program İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. İstanbul Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel tarafından başta Mehmet Akif Ersoy olmak üzere İstiklal mücadelesinin tüm kahramanları ve şehitler için dua edildi. Tören, İstanbul Valisi Davut Gül ve protokol üyelerinin Mehmet Akif Ersoy’un kabrine karanfil bırakmasının ardından sona erdi. Ortaokul öğrencisi Reyyan Suksurrova, "Ben Özbekistanlıyım ama ardından buraya gelip gördüm, çok gururlandım. 5 yıldır Türkiye’deyim, 7’nci sınıfa gidiyorum" dedi. "Bir ülkenin en önemli değeri marşıdır, milleti, meclisi, bayrağıdır" Bir başka ortaokul öğrencisi Tarkan Topel ise, "İstiklal Marşı’nın ülkemiz için ne kadar değerli olduğunu hepimiz biliyoruzdur. Bir ülkenin en önemli değeri marşıdır, milleti, meclisi, bayrağıdır. Bugün için hepimiz üzgünüz ama gururluyuz" şeklinde konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:07 İhlas Koleji öğrencileri TÜBİTAK bölge finallerinde: 19 bin proje arasından çifte başarı Eğitimde proje tabanlı öğrenmeyi merkeze alan İhlas Koleji, bilimsel araştırmalardaki başarısını TÜBİTAK arenasında bir kez daha kanıtladı. TÜBİTAK tarafından bu yıl 20.’si düzenlenen 2204-B Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda, İhlas Koleji öğrencileri geliştirdikleri Matematik ve Fizik projeleriyle bölge finallerine katılmaya hak kazandı. Bilimsel düşünme becerilerini erken yaşta öğrencilerle buluşturan İhlas Koleji, 20. TÜBİTAK 2204-B Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda çifte gurur yaşıyor. Türkiye genelinde ortaokul seviyesindeki genç araştırmacıları teşvik etmek amacıyla düzenlenen prestijli yarışmanın ön değerlendirme sonuçları açıklandı. Yirmi bine yakın proje arasından sıyrıldılar Bu yıl Türkiye genelinde rekor bir katılımla 19 bin 437 proje başvurusunun yapıldığı yarışmada, titiz jüri değerlendirmeleri sonucunda 10 farklı alanda yalnızca bin 200 proje bölge sergilerine katılma vizesi aldı. İhlas Koleji öğrencileri, hazırladıkları iki yenilikçi çalışmayla bu seçkin liste içinde yer alarak akademik derinliklerini ortaya koydu. Orman Yangınlarına Matematiksel Çözüm ve Alternatif Enerjili Acil Durum Sinyali Bölge finallerinde İhlas Kolejini temsil edecek olan yenilikçi projeler, güncel problemlere sunduğu çözümlerle ön plana çıkıyor. Matematik alanında çevreci yaklaşım Özel Bahçelievler Kampüsü öğrencilerinden Zeynep Karkın, Danışman Öğretmeni Ebru Aykan rehberliğinde hazırladığı "Yanıcılık Katsayısı; Ormanları Yangına Karşı Koruyan Matematik" projesiyle dikkatleri üzerine çekti. Proje, orman yangınlarının önlenmesi veya kontrol altına alınması için matematiğin analitik gücünden faydalanarak doğaya bilimsel bir koruma kalkanı sunmayı hedefliyor. Fizik Alanında Hayat Kurtaran Konsept Özel Marmara Evleri Kampüsü öğrencilerinden Emir Gilal Geylani, Danışman Öğretmeni Fatih Şen rehberliğinde geliştirdiği "Adım Enerjisi ve Isı Farkıyla Çalışan Yüksek Sesli Acil Durum Sinyali Konsepti" ile fizik alanında finallere adını yazdırdı. Bu çalışma, doğa olaylarında veya acil durumlarda alternatif enerji kaynaklarını kullanarak güvenlik ve arama-kurtarma faaliyetlerine yenilikçi bir destek sağlamayı amaçlıyor. Genel Müdür Hakkı Okur: "Genç Araştırmacılarımız Gerçek Hayattaki İhtiyaçlara Çözüm Üretiyor" İhlas Koleji öğrencilerinin elde ettiği başarıyı değerlendiren İhlas Koleji Genel Müdürü Hakkı Okur, bilimsel yöntemlerin toplum yararına kullanılmasının önemine dikkat çekti. Okur değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "19 bini aşkın başvuru arasından bölge finallerine kalmak, okulumuzdaki güçlü eğitim anlayışının doğal bir sonucudur. Öğrencilerimizin orman yangınları veya acil durum sinyalleri gibi hayatın içinden gelen ihtiyaçlara bilim ve analizle yaklaşmaları, geleceğimiz adına büyük bir umut kaynağıdır. Araştıran, sorgulayan ve bilgisini insanlığın yararına geliştiren gençlerimizle gurur duyuyoruz. Bu projelerin ortaya çıkmasında emek veren öğrencilerimizi ve onlara rehberlik eden değerli öğretmenlerimizi gönülden tebrik ediyorum." Gözler bölge sergisinde Bölge yarışmaları kapsamındaki proje sergisi ve ödül töreni, 30 Mart - 2 Nisan 2026 tarihleri arasında Türkiye genelindeki 12 bölgede yüz yüze gerçekleştirilecek. İhlas Koleji öğrencileri, bu prestijli sergide projelerini bilim dünyasına ve jüri üyelerine bizzat sunma heyecanını yaşayacak.
Bakan Kurum: "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon’’
12 Şubat 2026 Perşembe - 20:02 Bakan Kurum: "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon’’ Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz’’ dedi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) İstanbul Beşiktaş’ta düzenlendi. Beşiktaş’taki bir otelde gerçekleşen konferansa, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanı sıra COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell, yurt dışından temsilciler ve davetliler katıldı. Tanıtım filminin yayınlanmasının ardından temsilciler ortak basın toplantısı düzenledi. Konferansta söz alan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP toplantılarının dünyanın en yüksek iklim toplantısı olduğuna ve dünya liderlerini de tek masa etrafında toplama gücüne sahip bir organizasyon olduğuna dikkat çekti. Bakan Kurum, "COP toplantıları çok kritik ve kıymetlidir, çünkü dünyamız, iklim krizinin yıkıcı etkilerini her gün daha sert şekilde yaşamaktadır. Dahası, iklim değişikliği, sadece bir çevre krizi değil; ticaretten ulaşıma, sanayiden gıdaya, enerjiden eğitime kadar insan yaşamına dair her alanı etkileyen bir varlık-yokluk meselesi haline gelmiştir. İşte dünyanın içinde bulunduğu bu kriz döneminde Türkiye, engin tarihi birikimi, iklim krizine dair attığı somut adımlar ve küresel adalete duyduğu inançla, COP31’e Antalya’mızda ev sahipliği yapacaktır. Hakikaten son 3 aydır; 9-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz COP31’in başarılı bir şekilde sonuçlanması için yoğun bir mücadele içerisindeyiz. Bu çerçevede dün ve bugün İstanbul’da; İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya’dan üst düzey katılımcılarla Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı başarılı bir şekilde tamamladık’’ dedi. "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir" 9-20 Kasım 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 toplantısına tüm detaylarıyla çalıştıklarının bilgisini veren Bakan Kurum, "COP31 Başkanlığı olarak, bu mirası sahipleniyor, COP31 sürecini sonuç odaklı bir anlayışla yürütmeyi hedefliyoruz. COP31’i başarılı kılmak amacıyla, Türkiye ve Avustralya olarak, istişare ve işbirliğine dayalı bir anlayışıyla çalışacağız. Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunun farkındayız. Bizim sorumluluğumuz, bu beklentileri doğru okumak, taraflar arasında güven inşa etmek ve sonuç üretmektir. Hep söylediğimiz bir şey var. Biz, COP31’i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz, kimse de öyle görmemelidir. Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, tarafsız, adil bir başkanlık anlayışıyla herkesin sesini duyacak, duyuracak ve cesaretlendireceğiz. Küresel iklim eyleminde geriye gidiş kabul edilemez. Tüm ülkelere eşit biçimde tanınan uygulama esnekliğinin ve geçiş sürecine yönelik toleransın artık sıfır noktasında olduğunu herkese en açık ifadelerle anlatacağız. Bu yaklaşım, yalnızca teknik bir müzakere çerçevesini değil; insanlığın doğayla kurduğu kadim ilişkiyi yeniden hatırlatan, medeniyetlerin ortak hafızasından beslenen bir sorumluluk anlayışını temsil etmektedir" diye konuştu. "Göbeklitepe’yi geleceğin COP’u olarak tanımlıyoruz" Göbeklitepe’nin insanlık tarihinin başlangıç noktası olduğunu ve insanlığın bir araya gelerek ilk kez bir anlam oluşturduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, "Bu yönüyle COP31’i insanlığın yeniden bir araya geldiği, ‘Geleceğin COP’u’ olarak tanımlıyoruz. Evet, Diyalog, COP31 sürecinin başlangıç noktasıdır. Bu çerçevede COP31; hükümetlerin, özel sektörün, şehirlerin, gençlerin ve sivil toplumun anlamlı biçimde dinlendiği, farklı sorumlulukların kabul edildiği kapsayıcı bir istişare zemini oluşturacaktır. Uzlaşı, bu diyalog zemininde inşa edilecek ikinci aşamadır. COP31; iddia ile uygulanabilirlik, hakkaniyet ile sorumluluk arasında denge kuran, ülkelerin kalkınma önceliklerini gözeten gerçekçi taahhütlere odaklanacaktır. Ve Aksiyon. Aksiyon, bu sürecin nihai hedefidir. COP31, taahhütleri sahaya indiren; yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları öncelikli kılacaktır. Bu üç ilke ile, COP31’i söylem ağırlıklı bir müzakere sürecinin ötesine taşıyacak; güven üreten, sonuç odaklı ve reel sektörlerde uygulama çalışmalarını önceleyen bir başkanlık anlayışını sürecin tüm aşamalarında sergileyeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bu sürecin en önemli toplantısı, hiç şüphesiz Liderler Zirvesi olacak" Bu yılın Kasım ayında Antalya’da yapılacak olan COP31 konferansının en önemli kısmının 2 gün sürecek olan liderler zirvesi olacağına dikkat çeken Kurum, "Zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yüksek düzeyli genel oturumlar ve stratejik liderlik mesajları verilecek. İkinci gününde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantılarıyla birlikte ortaklıklar geliştirilecek. Tabi burada şunun altını kalın şekilde çizmekte fayda var. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, Türkiye’nin dış politikasında kökleşmiş olan; konuşabilen, dinleyebilen, denge kurabilen ve sonuç üretmeye odaklanan diplomasi anlayışını temsil etmektedir. Bu yaklaşım, iklim diplomasisinde de tarafları aynı masa etrafında buluşturabilen, güven inşa eden ve uzlaşıyı mümkün kılan güçlü bir siyasi rol üstlenecektir. Diğer taraftan, COP31’in özellikle aksiyon boyutu ‘Değer Temelli’bir anlayışla güç kazanmaktadır. Sayın Emine Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi, iklim eyleminin yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını sonuç odaklı bir dönüşüm çerçevesine taşınabileceğini tüm dünyaya göstermiştir" şeklinde konuştu. "Çok taraflılık, insanlığın ortak geleceğini koruyacak yegane meşru ve etkili zemindir" Dünyada yaşanan iklim krizinde tek çözümün çok taraflı düşünmek ve ortaklaşa hareket etmek olduğuna kaydede Bakan Kurum, "COP31 Başkanlığı olarak, sonuç üretmeye odaklanan güçlü bir vizyonla, çok taraflılığa olan güveni yeniden inşa etmeye kararlıyız. Çünkü biz biliyoruz ki, COP31’in yapılacağı ülke olan Türkiye; yüzyıllar boyunca kötülüğün karşısında iyiliğin, adaletsizliğin karşısında hukukun, çirkinin karşısında güzelin yanında saf tutmuştur. İklim değişikliğinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde de insanlığın yanında durmaktadır. Şunu unutmayalım, kadim dünyadan bugüne ulaşan tek bir reçete vardır. Doğayla uyumlu yaşamak! Çünkü Dünya ortak evimiz ve bizim gideceğimiz başka bir yer, başka bir ev, başka bir sığınak yok. İşte bu şuurla diyoruz ki, Türkiye küresel iklim krizine karşı verilecek mücadelenin doğal merkezidir" diye belirtti.
Önce "kaynak" yaptılar, kendilerini çeken sürücünün telefonunu alıp darbettiler
12 Şubat 2026 Perşembe - 19:43 Önce "kaynak" yaptılar, kendilerini çeken sürücünün telefonunu alıp darbettiler İstanbul Küçükçekmece’de, kavşaktaki taralı alandan "kaynak" yapmaya çalışan servis minibüsü, kamyona çarptı. Servis minibüsü sürücüsü ve yanındakiler, kendilerine yol vermediği gerekçesiyle kamyon sürücüsüne saldırıp telefonunu aldı. O anlar kameraya yansıdı. Olay, saat 18.00 sıralarında Küçükçekmece Beşyol Mahallesi Florya kavşağında yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Florya’dan Yenibosna istikametine giden ve taralı alandan giderek "kaynak" yöntemiyle öne geçmeye çalışan servis minibüsü sürücüsü, aynı istikamete giden kamyona yandan çarptı. Bunun üzerine servis minibüsü sürücüsü ve yanındaki iki kişi, kamyon sürücüsü A.Ö’yü araçtan indirerek zararı karşılamasını istedi. Ancak kamyon sürücüsü, servis minibüsünün hatalı giriş yaptığını ileri sürerek zararı vermeyi reddetti ve o kendisiyle tartışan üç kişiyi telefon kamerasıyla kayıt altına aldı. Bunun üzerine sinirlenen servis minibüsü sürücüsü ve yanındaki iki kişi kamyon sürücüsü A.Ö’nün telefonunu elinden aldı, ardından onu kamyondan indirip darbetti. Bir süre yaşanan tartışma ve arbede sonrası servis minibüsü sürücüsü ve yanındakiler olay yerinden ayrıldı. Kamyon sürücüsü ise karakola giderek, görüntülerle beraber şahıslardan şikayetçi oldu. Kamyon sürücüsünün telefonunu elinden aldığı ve araçtan indirildiği anlar cep telefonu kameralarına yansıdı. Polisin olayla ilgili çalışması sürüyor.
Savcı Yavuz Engin’i tehdit davasında mütalaa açıklandı: Sanık Mustafa Kemal Zengin hakkında 8 yıla kadar hapis talebi
12 Şubat 2026 Perşembe - 18:57 Savcı Yavuz Engin’i tehdit davasında mütalaa açıklandı: Sanık Mustafa Kemal Zengin hakkında 8 yıla kadar hapis talebi Yenidoğan çetesi soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin’in de aralarında bulunduğu 13 sanıklı davada Cumhuriyet Savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcılık, sanık Zengin’i 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi. Sanık Aylin Arslantatar hakkında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası, diğer 11 sanığın ise ayrı ayrı beraatları talep edildi. Yenidoğan Çetesi soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin’in de aralarında bulunduğu 13 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, müşteki Beydanur Danaş ile davanın tek tutuklu sanığı Mustafa Kemal Zengin ile 5 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Şikayetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum" Duruşmada beyanda bulunan müşteki Beydanur Danaş, "Aylin Arslantatar’ı annemin arkadaşı olması nedeniyle 20 yıldır tanıyorum. Müşteki Halil Emre Yılmaz’la ilgili bir davam vardı. Ailesinden aldığım tehdite ilişkin davaydı. Bizde avukatım olsun Aylin ablayı aradık. Ben bu süreçte Aylin ablanın bürosuna gittim. Oraya gittiğimde Mustafa Kemal Zengin’i orada iki üç kere gördüm. Mustafa Kemal Zengin’le Aylin ablanın arkadaşı olarak tanıştım. Mustafa Kemal Zengin benim konularıma hakim olmaya başladı. Numaramı değiştirdiğim halde tehditler devam etti. Mustafa Kemal Zengin bana ’konuşuruz, hallederiz bu konuyu çözeriz. Sen korkma. Ben gerekirse karşı tarafla da görüşürüm.’ dedi. Bu yüzden benim ve Halil Emre Yılmaz’ın numaralarını annem Aylin Arslantatar’a gönderdi. O da görüşme yapması için Mustafa Kemal Zengin’e gönderdi. Numaram sadece iletişim kurulsun diye verildi. Benim cep telefon numaram zaten Arslantatar’da vardı. Bir şey olursa aranmam içim Mustafa Kemal Zengin’e gönderildi. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığında ifade sırasında bana baskı yapıldı. Numaralarım paylaşıldığı, görüşmelerimin ele geçirildiği için korktum. Bu yüzden de şikayetçi olduğumu söyledim. Şikayetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum" dedi. "Engin bana, ’Bu hiç normal bir arama değil tutanak tutalım’ dedi" Duruşmada ‘tanık’ sıfatıyla beyanda bulunan müşteki Yavuz Engin’in zabıt katibi O.Ö., "Yavuz savcının yanında 2 buçuk yıla yakın süre çalıştım. Kendisinin tehdit edildiğini görmedim ancak yenidoğan dosyasına çalıştığımız dönem savcı Engin’in telefonu çaldı. Engin telefonu hoparlöre alarak konuşmaya başladı. Telefondaki ses ’Yavuz konuşmamız lazım birisini tutuklanmışsın sana çok kızgınlar. Bu kişiler çok tehlikeli senin hakkında her şeyi biliyor’ dedi. Bunun üzerine savcı Engin telefonu hoparlörden çıkararak camın önüne geçti ve konuşmaya başladı, uzun bir süre konuştular. Telefon kapandıktan sonra konunun ne olduğunu sordum. Savcı bana, arayanın Aylin adında bir avukat olduğunu söyledi ve yenidoğan tahliyesi için uğraştıklarını ifade etti. Engin bana, ’Bu hiç normal bir arama değil tutanak tutalım bunun hakkında’ dedi. Tüm bildiklerim bu kadar" şeklinde konuştu. Savunma yapan tutuksuz sanık Aylin Aslantatar ise, "Bebekleri koruma içgüdüsüyle hareket ettiğim için suçlu ilan ediliyorum. Dostane olarak yaklaştığım açık ve nettir. Bugün olsa yine Yavuz’u korurum. Ben vatandaşlık görevimi yaptım. Adli kontrol tedbirimin kaldırılmasını talep ediyorum" dedi. Zengin hakkında 8 yıla kadar hapis talebi Duruşmada, esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, sanık Mustafa Kemal Zengin hakkında ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme’ ve ‘görevi yaptırmamak için direnme’ suçundan toplamda 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Savcılık, sanık Aylin Arslantatar içi ise, ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istedi. Ayrıca Cumhuriyet Savcısı, diğer 11 sanık hakkında suç isnadı oluşmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlarını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tarafların açıklanan mütalaaya karşı savunma yapmaları ve beyanda bulunmaları için süre verilmesine hükmederek, duruşmayı erteledi.
Aziz İhsan Aktaş’ın kardeşi: "Bizler örgüt değil, aile şirketiyiz, Aktaş ailemizin en büyüğüdür"
12 Şubat 2026 Perşembe - 18:39 Aziz İhsan Aktaş’ın kardeşi: "Bizler örgüt değil, aile şirketiyiz, Aktaş ailemizin en büyüğüdür" Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davada savunma yapan Aktaş’ın kardeşi tutuksuz sanık Doğan Aktaş, "Akrabalarımla yürüttüğüm ticari işlemler, usulüne uygun, hukuka aykırı değildir. Bizler örgüt değil, aile şirketiyiz. Aile bağlarımız sıkıdır. Aziz İhsan Aktaş ailemizin en büyüğüdür. Hakkımda örgüt iddiaları yersizdir. İhaleye fesat karıştırma ve özel belgede sahtecilik suçlamaları kabul etmiyorum" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Dün görülen duruşmada, tutuksuz sanıkların savunmalarına geçilmişti. Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri kampüsünde görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Şahsım üzerine bir malvarlığı bulunmamaktadır" Duruşmaya verilen yaklaşık bir saatlik aranın ardından, örgüt lideri iddiasıyla yargılanan Aziz İhsan Aktaş’ın erkek kardeşi tutuksuz sanık Doğan Aktaş savunması devam edildi. Hazırlanan iddianamede, Aktaş hakkında, hisse edinim şeklinin şüpheli olduğunun tespit edildiği, üzerine kayıtlı otomotiv sanayi şirketinin mali profili, şüphelinin hesaplarında dönen para miktarı dikkate alındığında örgüt içerisindeki konumunun diğer üyelere ve kardeşlere göre farklı olduğu, örgütün akaryakıt alanındaki faaliyetlerini bilen ve yöneten kişi olduğu, örgüt liderinin emir ve talimatları ile hareket ettiği, bu nedenle hiyerarşik yapıya dahil olduğu aktarılmıştı. Savunma yapan Doğan Aktaş, "Yapmış olduğum mühendislik işlerinden çok iyi bir gelir elde ettim. Akrabalarımla yürüttüğüm ticari işlemler, usulüne uygun, hukuka aykırı değildir. Bizler örgüt değil, aile şirketiyiz. Aile bağlarımız sıkıdır. Aziz İhsan Aktaş ailemizin en büyüğüdür. Şirketlerle ilgili sıkıntı yaşadığımızda kendisine başvururuz ama şirketle bir ilişkisi yoktur. Hakkımda örgüt iddiaları yersizdir. İhaleye fesat karıştırma ve özel belgede sahtecilik suçlamaları kabul etmiyorum. Aziz İhsan Aktaş ile aramızdaki ticari ilişkiden dolayı takip başlattım. Beşiktaş belediyesi sanıklarını tanımıyorum. Şirketim bana aittir, abime değil. Bu şirketi ben yönetiyorum. Asfalt yapma işini ben biliyorum, abim değil. Benim İstanbul’da ilk işimi İSFALT’tan aldım. Tanıkların aslı astarı olmayan beyanlarıyla şirketimi suç geliri olarak göstermektedirler. Tüm mal varlığım İç Kale A.Ş. isimli şirketim üzerinedir. Şahsım üzerine bir malvarlığı bulunmamaktadır. Mal varlığıma el konulması bu hususta yersizdir" ifadelerini kullandı. "İhale verecek olsam, bunu amcam Aziz İhsan Aktaş’ın firmasına değil, babam Ramazan Murat Aktaş’ın firmasına verirdim" İddianamede, Beşiktaş Belediyesi’nin yaptığı ihalelere yaklaşık maliyet fiyat teklifi sunduğu, firmaları örgüt liderinin talimatı ve örgütün imkanlarıyla kurduğu, örgüt liderinin talimatıyla hareket ederek, örgütün amaç ve faaliyetlerini gerçekleştirmek için ihalelere yaklaşık maliyet teklifi sunduğu, örgüt liderini koşulsuz itaat ederek, örgüt hiyerarşisinde yer aldığı ve örgüt üyesi olduğu aktarılan Aziz İhsan Aktaş’ın yeğeni tutuksuz sanık Ferhat Aktaş savunma yaptı. Aktaş, "Aziz İhsan Aktaş’ın bana emir verme yetkisi yoktur. O benim işverenim değildir. Ben örgüt üyesi değilim, suçsuzum. Ben bir ihale verecek olsam, bunu amcam Aziz İhsan Aktaş’ın firmasına değil, babam Ramazan Murat Aktaş’ın firmasına verirdim. Soyadımızı taşıyan herkese dava açıldı, burada yargılanıyor. Utku Caner Çaykara’yı yalnızca ismen tanıyorum. İhale öncesi veya sonrasında bir irtibatım olmamıştır. İhaleye fesat karıştırdığım suçlamalarını reddediyorum" şeklinde konuştu. "Benim üzerime atılı suçlamaların nedeni, rakip firma sahipleri ile aramızda oluşan rekabet ortamıdır" İddianamede, ihaleleri suç örgütüne ait firmaya pazarlık usulüyle teklif vererek, ihaleyi Aziz İhsan Aktaş’ın kontrolünde gerçekleştirdiği ve yapılan ihaleyi suç örgütüne ait firma üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülen Aziz İhsan Aktaş’ın kuzeni tutuksuz sanık Hamit Ünal ise savunmasında, "Aziz İhsan Aktaş’ın şirketlerime bir karı yada katkısı yoktur. Yargılandığım davada üzerime atılı suçlamalar sadece rakip firma yetkilileri ve gizli tanık beyanları ile iddianameye eklenmiştir. Belirli bir bölgede firmalara davet gönderilmesi hayatın olağan akışına uygundur. Diğer firmalara yapılması planlanan ihaleleri çeşitli yöntemlerle engelleyerek kendi firmamı ön plana aldığım iddiaları kabul edilemez. Baki Nugay ile bir dönem ortaktık. Benim üzerime atılı suçlamaların nedeni, rakip firma sahipleri ile aramızda oluşan rekabet ortamıdır" dedi. Duruşma 17 Şubat’a ertelendi Savunmaların ardından mahkeme, duruşmayı, tutuksuz sanıkların savunmalarına devam edilebilmesi için 17 Şubat Salı gününe erteledi. Heyet, bu durumun kampüs içerisindeki bakım ve mahkemenin diğer dosyalar üzerindeki çalışmalarını yapacağından dolayı olduğunu belirtti.
Ertuğrul Doğan: "Federasyonumuz uygun görürse seneye B Takım uygulamasına gideceğiz"
12 Şubat 2026 Perşembe - 17:35 Ertuğrul Doğan: "Federasyonumuz uygun görürse seneye B Takım uygulamasına gideceğiz" Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Ertuğrul Doğan, Türkiye Futbol Federasyonu’nun onay vermesi durumunda önümüzdeki sezon B Takım uygulamasına geçileceğini açıkladı. Kulüpler Birliği Vakfı toplantısı, İstanbul’da bir otelde gerçekleştirildi. Toplantıda, yabancı oyuncu uygunluğu, yayın havuzu dağılımı, müsabaka saatlerinin düzenlenmesi, zemin kalitesi, B Takımı projesi gibi gündem maddeleri değerlendirildi. Ardından Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Ertuğrul Doğan basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 2 ay sonra Kulüpler Birliği toplantısı yaptıklarını belirten Doğan, "Bu süre zarfında kulüp profesyonellerimiz, kendi aralarında yaklaşık 4-5 toplantı yaptı. Yabancı oyuncu uygunluğu ve yayın havuzu dağılımı ile ilgili konular gündeme geldi. Önümüzdeki sezonun müsabaka saatlerinin düzenlenmesi ve oyun kalitesini artırmak için istişarede bulunduk. Zeminle alakalı da konuştuk. Bir ’B Takımı’ projesi var. Kulüpler bunu talep ediyor. Kulüplerin gündeminde olan ’hak mahrumiyeti’ konusu da var. Bu konular gündeme geldi. Bu konuların hepsiyle ilgili başkanlarla kararlar aldık. Bunları Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile paylaşacağız. Burada asıl karar verici TFF. Bazı maddeleri oy birliği ile aldık. Bazı maddeleri de oy çokluğuyla aldık. Bunlarla alakalı açıklamaları hazırlayıp, bunları TFF Başkanı ile paylaşacağız. Kendisinden bu konularda kulüplere yardımcı olmasını isteyeceğiz" şeklinde konuştu. Yabancı oyuncu uygunluğuyla alakalı henüz kesin bir karara varmadıklarını belirten Başkan Doğan, "İçerisindeki gençlerin sayısıyla alakalı kulüplerimizin talepleri var. TFF ile daha bu konuları görüşmedik. Önce bu aldığımız kararları TFF ile paylaşalım. Sonra kamuoyunu bu konuda bilgilendiririz" ifadelerini kullandı. Ertuğrul Doğan, yayın hakları konusunda ise, "Şampiyonluk ile alakalı dağıtılan rakamlar var. Bu dağılımın yeniden düzenlenmesi için bir konu gündeme geldi. Bazı kulüplerin olumlu, bazıların ise olumsuz görüşleri oldu" dedi. "7-8 konuda beklenen kararların tamamı alındı" Toplantı sonrasında kulüp başkanlarının salondan gülerek ayrıldıklarının gözlemlendiğinin söylenmesi üzerine de konuşan Doğan, "Daha önce Ali Başkan da çok ciddi emek vermişti. Ben de elimden geleni yapıyorum. Çok iyi bir toplantı oldu, birçok konuyu görüştük. Alınması gereken kararların tamamı alındı. 7-8 konuda beklenen kararların tamamı alındı. Üzerine basarak söylüyorum; karar verici kurum Türkiye Futbol Federasyonu. Biz kulüpler kendi düşüncelerimizin ne olduğunu bu hafta içinde federasyonumuzla paylaşacağız. Ondan sonra da süreci hep beraber takip edeceğiz" şeklinde konuştu. "Ligler başlamadan önce zeminlerle ilgili tedbirlerin alınacağını düşünüyoruz" Türkiye’deki statların zeminleriyle ilgili yeni sezon öncesi çalışmalar olabileceğini aktaran Başkan Ertuğrul Doğan, "Profesyoneller bu konuyla ilgili çok ciddi çalışma yürüttü. Çok önemli bir çalışma yapıldı. Statların durumu farklı. Kimisi kulüplerin kendine bağlı, kimisi Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan kiralanmış, kimisi hala Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ait. Dolayısıyla bir danışma kurulu üzerinden bir süreç olacak. Anlaştık firmayla da. Avrupa’da gördüğümüz gibi sahalara Türk futbolunun bir an önce kavuşması lazım. Çok önemli statlar yapıldı. Sayın Cumhurbaşkanımız sağ olsun, şu an dünyayı gezerseniz en modern statlar Türkiye’dedir. Ama aynı şeyleri saha zemini için söyleyemiyoruz. Özellikle Anadolu’daki bazı şehirlerimizde bu konuda sıkıntı var. Bunları kendi kulüp başkanları da kabul ediyor. Onlar da bir an önce bu sorunun giderilmesinden yana. Tüm kulüpler aynı şeyi düşünüyor. Bu bir an önce çözülmesi gereken bir konu. İnşallah bu sezon itibarıyla, yaz sezonunda ligler başlamadan önce bu tedbirlerin alınacağını düşünüyoruz" açıklamasında bulundu. "Federasyonumuz uygun görürse seneye B Takımı uygulamasına gideceğiz" Bazı kulüplerin B Takım talep ettiğini ve bu konunun da TFF onayına sunulacağını söyleyen Doğan, "Katılmak isteyen kulüpler bize taleplerini iletti. Biz federasyona ’Şu kulüpler B Takım konusundan yararlanmak istiyor’ diye yazımızı vereceğiz. Bundan sonrası farklı bir süreç. Özellikle alt liglerdeki en büyük maliyetler seyahat ve konaklama maliyetleri. A Takım ile beraber seyahat yapıldığında bu maliyetlerin birçoğunun önüne geçilecek. Dolayısıyla katılmak isteyen kulüplerimiz de var, katılmak istemeyen kulüplerimiz de var. Biz de bu konuda zorunluluk yüklemedik. Katılmak isteyen kulüplerimiz planlamalarını bu yönde hazırladı. Federasyon da uygun görürse önümüzdeki sene bu uygulamaya gideceğiz" ifadelerini kullandı. "Fenerbahçe maçında tek düşüncemiz kazanmak" Trendyol Süper Lig’de bu hafta oynanacak Trabzonspor - Fenerbahçe maçı hakkında da konuşan Ertuğrul Doğan, "Hakemin etkin olmadığı, hak edenin kazandığı, centilmence bir maç olmasını diliyorum. Fenerbahçe’yi, Trabzon’da en güzel şekilde misafir edeceğiz. Trabzonspor olarak tek düşüncemiz var; kazanmak. Ama önce centilmenlik, sakatlıksız, maçın sahada oynandığı, hakemin işin içine müdahil olmadığı, yanlış kararların olmadığı bir maç diliyorum iki takım için de" diye konuştu. "Yeni saat uygulaması yeni sezonda uygulanabilir gibi duruyor" Son olarak Trendyol Süper Lig maçlarının başlama saatinde nasıl bir değişim olacağına da değinen Doğan, "Bazı kulüplerimizin saatlerle ilgili talepleri oldu. Ama burada tabii hem TFF hem de yayıncı kuruluşun da bunu ayarlayabilmesi lazım. Kulüplerimizden gelen talepleri federasyonumuzla paylaşacağız. Dediğimiz gibi burada yayıncı kuruluşun da tutumu önemli. Sadece kulüplerin demesi ve federasyonun okeylemesi de yetmiyor buna. Yayıncı kuruluş da o aradaki saat farkını iyi ayarlamak istiyor. Çünkü maç sonrası görüntüler, maç sonrası yayınlar var. Ramazan ile ilgili zaten saatler açıklandı. Ramazan’dan sonra da lig sonuna kısa bir dönem kalıyor. Şu an anladığımız kadarıyla yeni saat uygulaması ancak yeni sezonda uygulanabilir gibi duruyor. Ama biz kulüplerimizin düşüncelerini ve görüşlerini yarın itibarıyla kulüplerimizle paylaşacağız" diyerek sözlerini tamamladı.
Türk Hava Yolları 100 bin çalışanının fotoğrafıyla giydirdiği 500. uçağını tanıttı
12 Şubat 2026 Perşembe - 17:32 Türk Hava Yolları 100 bin çalışanının fotoğrafıyla giydirdiği 500. uçağını tanıttı Türk Hava Yolları, 1933 yılında 5 uçaklık mütevazı bir filo ile başlayan yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına daha ulaştı. Milli bayrak taşıyıcı, 2025 yılı sonunda filoya katılan "TK Aile" isimli 500. uçağını düzenlenen özel bir lansmanla tanıttı. Gerçekleştirilen özel uçuşta "TK Aile" isimli uçak gökyüzüne 500 rakamını çizerek ikinci 500 döneminin başlangıcını simgeleyen bir iz bıraktı. 100 bin çalışan ve emeklinin fotoğraflarıyla tasarlanarak hazırlanan 500. uçağın lansmanı; birlik ve beraberlik anlayışını yansıtan geniş bir katılımla gerçekleştirildi. İstanbul Havalimanı’nda düzenlenen etkinliğe; Türk Hava Yolları ve iştiraklerinin yöneticileri, eski üst düzey yöneticileri, çalışanları ve emeklilerinin yanı sıra havacılık sektöründen önde gelen isimler katıldı. 81 ilden gelen şehit çocukları lansmanda yer aldı Lansmanda ayrıca, şehitlerin emaneti olan 81 ilden gelen şehit çocukları, Türk Hava Yolları’nın hafızalara kazınan Iğdır reklam filmi oyuncuları yer aldı. Bu özel buluşma, Türk Hava Yolları’nın büyüme hikayesinin yalnızca rakamlardan değil, aynı zamanda ortak emek, vefa ve dayanışmadan oluştuğunu bir kez daha ortaya koydu. Bu konukların yanı sıra Türk Hava Yolları’nın reklam yüzü olan oyuncu Kerem Bürsin, Serkan Çayoğlu ve Özge Gürel de katılım gösterdi. "İkinci 500 döneminin başlangıcı olarak görüyoruz" Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, tanıtımda bir konuşma yaptı. Bolat, "500. uçağımız, Türk Hava Yolları için yalnızca filomuza katılan yeni bir uçak değil; 93 yıllık bir emeğin, kararlılığın ve ortak aklın simgesidir. 2003 yılında 65 uçakla başladığımız zirve yolculuğumuzda bugün 500’ü aşkın uçakla 6 kıtada 356 destinasyona ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Bundan 12 yıl önce çektiğimiz ‘Hayal Edince’ reklam filminde 247 uçak ve 247 destinasyonla çıktığımız yolculukta 500’üncü uçak bir hayaldi. Bugün o hayalin gerçeğe dönüştüğünü görmek, Türk Hava Yolları ailesi için ayrı bir anlam taşıyor. 500. uçağımızı bir durak değil, ‘İkinci 500’ döneminin başlangıcı olarak görüyoruz. 2036 yılında bin uçaklık filoya ulaşma hedefimiz doğrultusunda, ülkemizi küresel havacılığın merkezlerinden biri haline getirme kararlılığımızı sürdüreceğiz" dedi. 10 yıl içerisinde bin uçağa ulaşacak Lansmanın ardından katılımcılarla birlikte gökyüzüne havalanan 500. uçakta basın mensuplarının sorularını cevaplayan Bolat, "Hakikaten çok güzel bir gün. 500 uçağı hayal etmek herhalde bundan 12 yıl önce zordu ama bu gerçekleşti. 12 yıl önce Iğdır’da reklam filmini çektiğimiz dönem Türk Hava Yolları’nın Iğdır’a gitmesi bir hayaldi. 10 yıl içerisinde Türk Hava Yolları bunun 2 katına çıkacak, bin uçağa ulaşacak" şeklinde konuştu. 65 milyar dolarlık katkı sağladık Türk Hava Yolları’nın Türk ekonomisine sağladığı katkılar hakkında konuşan Bolat, "Bu kadar uçak ülke ekonomisine ne kazandıracak bu önemli. THY bu sene 1,5 trilyon dolarlık Türk ekonomisine 65 milyar dolarlık katkı sağlayarak en önemli ekonomik güçlerden birisi oldu. İnşallah 2033 yılında bu rakamlar 150 milyar dolara çıkacak. Türk Hava Yolları’nın büyümesi sadece uçak sayısıyla değil Türk ekonomisine olan katkısıyla da değerlendirmek lazım. 2006 yılında 100. uçağımız geldiğinde THY’nin toplam ihracatı 1,7 milyar dolardı. 2025 yılında bu rakam 18,8 milyar dolara çıktı" diye konuştu. Çin’den 2 milyon turist getirme projemiz var Turizm Bakanlığı ortaklığında Çin ile birtakım projeler başlatıldığının altını çizen Bolat, "Çin’le frekanslarda sıkıntılar vardı ancak bunlar aşıldı. Çin’den 5 taşıyıcı Türkiye’ye uçuyor. Bunları teşvik ediyoruz. Turizm Bakanlığı ile beraber Çin’den 2 milyon turist getirme projemiz var. Çinli turistler daha çok ülkemizin kültürel değerlerini görmek için geliyorlar. 22 tane UNESCO Dünya Mirası Listesi ile 100’e yakın da Geçici Liste’de yer alan tarihi yerlerimizi ve kültürel varlıklarımızı uçaklarımızdaki ekranlardan tüm dünyaya tanıtıyoruz" ifadelerinde bulundu. Gökyüzüne "500" çizildi Tanıtım kapsamında gerçekleştirilen özel uçuşta "TK Aile" isimli uçak gökyüzüne 500 rakamını çizerek ikinci 500 döneminin başlangıcını simgeleyen bir iz bıraktı. TK 500 sefer sayılı uçuşta şehit çocukları ve aileleri, Türk Hava Yolları yöneticileri, eski üst düzey yöneticileri ve çalışanlar yer aldı. Türk Hava Yolları’nın filo büyüme yolculuğunda kilometre taşları olan diğer uçaklar da etkinlik alanında katılımcılara sergilendi, Türk Hava Yolları’nın ilk uçağının birebir boyuttaki maketi de büyük ilgi topladı. 100. uçak Ağustos 2006 yılında filoya dahil olurken 200. uçak Kasım 2012, 300. uçak Şubat 2016, 400. uçak Mart 2023, 500. uçak ise "TK Aile" ismiyle Aralık 2025’te THY bünyesine katıldı. Birlikte büyüyor, birlikte yükseliyor Türk Hava Yolları, modern uçak yatırımlarıyla operasyonel verimliliğini ve yolcu konforunu artırırken, sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda filosunu güçlendirmeye devam ediyor. 500. uçak, Türk Hava Yolları’nın yalnızca bugünkü gücünü değil, aynı zamanda 2036 yılında ulaşılması hedeflenen bin uçaklık filo vizyonunu da simgeliyor. Türk Hava Yolları, 500. uçağıyla birlikte geçmişten aldığı güçle geleceğe emin adımlarla ilerlerken, "birlikte büyüyor, birlikte yükseliyor" anlayışıyla havacılık sektöründe yeni başarı hikayeleri yazmayı sürdürüyor.